Ölüm kasabanıza geldi Şerif! Sam Loomis - Halloween (1978)

Infestation

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

25 Kasım 2009

6 Adet Yorum

6

Yönetmen : Kyle Rankin
Senaryo : Kyle Rankin
Yapım:2009, ABD, 93 Dakika
Oyuncular: Christopher Marquette, Brooke Nevin, Kinsey Packard, E. Quincy Sloan, Wesley Thompson, Ray Wise, Deborah Geffner

Gösterime girecek filmler listesinde parlaklığı ile üst sıralara yükselen Infestation, hele ki site üyeleri tarafından deneyimlendiği vakit büyük bir infial yaratacak gibi duran nefes nefese bir korku-komedi. “Shaun of the Dead”in izinden giden bu düşük bütçeli film, onun kadar olamasa da olağanüstü vaziyetlere soktuğu “normal” karakterler üzerinden yansıttığı kapkara bir mizahla üzerine düşen görevi ziyadesiyle gerçekleştiriyor.

Cooper, hayatla dalga geçen, sorumsuz bir gençtir. Asker eskisi, takıntılı babası Ethan’ın zoruyla girdiği büro işinde bile tutunamaz. Tam kovulurken neyse ki bir mucize gerçekleşir ve dünya dev böceklerin istilasına uğrar!

Filmin en sevdiğim tarafı, kendisinden önce kimbilir kaç defa tekrarlanan demode bir konuyu tamamen yeni bir tarzda aktardığının bilincinde olması. Onun için olayların nedenine ve sonucuna pek takılmıyor. Yani izlerken ne yapacağız? Konuya değil sadece anlatım tarzına bakacağız. Herkesin başından mutlaka bir kere devleşmiş böcek saldırısı hadisesi geçmiştir (ya da bununla ilgili bir film izlemiştir). Bu filmlerde, teknolojiyi kötüye kullanan insanlara doğanın gazabı gibi gelen bu dev yaratıklardan kurtulmak için, insanları yönlendirecek liderlik vasfına sahip bir babayiğit mutlaka çıkar. Filmimizde de, Lost‘taki Sawyer’ı andıran karizmatik ve testosteron yüklü “kahraman” o kadar güzel bir şekilde diskalifiye ediliyor ki gülmekten geberiyorsunuz (özellikle de benim gibi ß erkeğiyseniz). Çünkü bu film, zor zamanlarda ne yapacağını bilemeyen normal insanların filmi.

Filmi ister istemez “Shaun of the Dead” ile kıyaslayarak izledim. Çünkü stress yönetimi sıfır, pratik zekası olmayan insanların bir yandan da özel hayatlarındaki sorunlarla başetmeye çalışması iki filmde de benzer yöntemlerle kullanılmış. Cooper’ın oğlundan utanan babasıyla ilişkileri, unutulduğu için başlayamayan küçük bir aşk, zor şartlarda yatağa atılmaya meyilli hale gelen seksi sarışın, ırk ve sosyal sınıf farkına kısa ama derin yaklaşım… gibi unsurlar filmi birkaç basamak yukarıya taşıyor. “Açılın, ben doktorum!” muhabbetiyle bile sinsice dalga geçiliyor yahu…

Gelelim görsel efektlere… Eğer böcekten korkan bir şahıssanız filmdeki aşırı gerçekçi böcekler uykusuz gecelere sebebiyet verebilir. Düşük bütçesine rağmen filmin başrolündeki böceklere gerekli iltimas ve ihtimam gösterilmiş. Mekanik maketlerle bilgisayar efektlerinin kusursuz bir kombinasyonundan oluşan bu yaratıklar tek bir yerde fire veriyor; uzak planda başkarakter ve dev böcek arasında gelişen boğuşmada yaratığın tamamen bilgisayar ürünü olduğu, aktörün aslında havayla boğuştuğu çok belli oluyor. Yine başka bir sahnede uçan böceğin elinden düşürdüğü avı bir PC Game karakterini andırıyor. Doğrusu “Mimic”de daha iyi efektler görmüştüm. Bu negatifliğe, hibrid karakterler dahil değil. O yaratıklar gerçekten tüyler ürpertici derecede korkunç.

Klasik bir yöntemdir, bu tür filmlerde “baba” filmlere atıfta bulunulur. Amorf, organik bir görünüme sahip olan “yuva” ve içerisindeki ana kraliçe, direkt olarak “Aliens”ı andırıyor. Ayrıca ikaz vazifesi gören çığlık “Invasion of the Body Snatchers”dan atılmış gibi sanki.

Gerçekten çok komik ve eğlenceli bir film. Böcekler nedeniyle gerginlikten çatlarken bir yandan da uzun zamandır atmadığım kahkahaları attım. Bit(mey)en finalinde bile… Oyunculuk iyi, yönetim iyi… Klasikleşeceğini zannetmiyorum ama son zamanlarda iyi bir tercih olduğunu düşünüyorum.

Murat ‘Wherearethevelvets’ Akçıl

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (6 Yorum)

YORUM YAZ