Yüzeyin altında kimse çığlığınızı duyamaz Below (2002)

Hell Night

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

23 Temmuz 2009

4 Adet Yorum

4

Yönetmen: Tom DeSimone
Senaryo: Randy Feldman
Yapım:1981, ABD Süre: 101 Dakika
Oyuncular: Linda Blair, Peter Barton, Kevin Brophy, Vincent Van Patten, Suki Goodwin, Jimmy Sturtevant

Korku filmlerindeki tipik Amerikan gençleri, hiçbir şey yapmasalar da ölümü hakedebilecekleri halde, yerlerinde duramayıp başlarını belaya sokmakta ustalar. İnsan bu kadar da ölüme susamaz ki canım… Neden uğursuz bir eve gidersin, niye sabaha kim çıkacak muhabbeti yaparsın, neden ilk boşluk anında yatay pozisyona geçersin?.. Bence bu dangalak gençleri teker teker geberten katillere, ağır tahrik sebebiyle suç indirimi yapılmalı.

Üniversiteye yeni gelen çaylaklar “Alfa Sigma Rho” kulübüne girebilmek için zorlu bir sınavı tecrübe etmek zorundadırlar. Garth Manor’da bir gece geçirmek o kadar da kolay değildir. Efsaneye göre yıllardır Garth sülalesine ait olan bu terkedilmiş malikanede 12 yıl önce bir facia yaşanmıştır. Raymond Garth’ın eşinden olan dört çocuğu da deformiteli doğmuştur. Biri geri zekalıdır, biri mongoldur, biri sağırdır, biri topal kargadır, biri hem kel hem foduldur…falan. Bir cinnet anında eşini ve çocuklarını hunharca katleden, sonrasında intihar eden adamın evi polislerce araştırılırken, bir çocuğunun cesedi bulunamamıştır. Efsaneye göre katliama tanık olup iyice sıyıran bu çocuk yıllarca bu terkedilmiş evde tek başına yaşamıştır.

Kulübün kaptanı ve partinin yöneticisi Peter, merasimle eve kapattığı 4 çaylağa (Marti, Jeff, Seth ve Denise) bu hikayeyi anlatır. Elektrik ve telefonun olmadığı bu korkunç evde sabahlamak zorunda kalan gençleri bekleyen bir sürü tatsız sürpriz vardır. Onları korkutmak için eve tertibat döşeyen, korkunç maskeler ve aniden fırlayan objelerle değişik şakalar hazırlayan Peter’a iki arkadaşı (Scott ve May) yardımcı olur. Fakat gençlerin tahmin edemediği şey, efsanenin gerçekleşeceği ve Garth ailesinin hayatta kalan tek elemanının onları teker teker öldüreceğidir.

Film bir klişeler yumağı. Korkunç şakalar hazırlayan hafif psikopat genç (Peter); iyi, terbiyeli, ahlaklı kız (Linda Blair’in canlandırdığı Marti); keza aile terbiyesi görmüş genç (Yalan Rüzgarı’nda mıymıntı doktor Scott rolüyle hatırlayacağımız aktör Peter Barton’ın canlandırdığı Jeff); aşırı hiper aktif, sportif (neden bu tür filmlerde böyle aşırı hareketli bir sporcu olur ve komik olmayan espriler yapar?) genç (Seth) ve onunla yatağa gireceğini kolaylıkla tahmin ettiğimiz sarışın koca memeli bimbo (Denise) bu tür filmlerdeki “ölüm sırasını” belirleyecek ipuçlarını veren karakterler. Peki kötü mü? Kesinlikle değil. Bu ve benzeri filmler, çekildikleri tarih de göz önüne alındığında, korku filmi literatürümüzü ve belleğimizi geliştiren temelleri oluşturuyor. Bu aşina olduğumuz konu nasıl farklı bir biçimde aktarılır, onu gösteriyor. Ölüm sahnelerinin çiğ şiddeti onların iyi görüntülenmesinden kaynaklanıyor. Günümüzdeki çoğu slasher’da olmayan iyi yönetim, bir sahnenin korku uyandırması için nasıl çekilmelidir öğretisi, burada her haliyle gözümüze çarpıyor. Alın size, ayaklarından tutularak bir çukura çekilirken etrafındaki şeylere tutunmaya çalışan, çığlık çığlığa toprağı tırnaklayan kızın sahnesi… Tek kelimeyle dehşet!

Eğer bir Mario Bava klasiği beklemezseniz mekan kullanımı ve müzik de güzel. Tek bir mekanda çekildiği halde film sıkmıyor. Özellikle bahçedeki kovalama sahnelerinin gerilimi lezzetliydi. Belki de müziğin filmin uygun yerlerinde vurgu yapmasından kaynaklanıyordur. Işık kullanımı, renkler de kendisinden beklenmeyecek düzeyde. Mesela, salonda açık kapıdan gelen mavi ışıkla aydınlanmış, yerden alınmayı bekleyen tüfeğin olduğu sahnedeki görsellik estetik duygulara seslenecek güzellikteydi.

Velhasıl iyi bir film. Vasat üstü bir gerilimi var. Vaad ettiğini yerine getiriyor. Bu rolüyle en kötü aktrist dalında Razzie adayı olan (ama maalesef ödülü Bo Derek’e kaptıran) Linda Blair için bile izlenmesi gereken bir film. Ben beğendim…

Wherearethevelvets

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (4 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.