Bir erkeğin en iyi arkadaşı annesidir... Norman Bates - Psycho (1960)

Heinrich Cornelius Agrippa von Nettesheim: Okült Felsefe

Korku Kitap

BurakBayülgen

14 Nisan 2014

0 Adet Yorum

0

okult-felsefeHeinrich Cornelius Agrippa von Nettesheim’in üç ciltlik eseri olan ve Murat Gültekin tarafından dilimize kazandırılan Okült Felsefe’nin birinci cildinde odak noktamız doğal büyü. Doğal büyünün ne olduğuna ve neleri barındırabileceğine, hangi disiplinle ya da disiplinlerle işleyeceğine odaklanmak için Agrippa’nın doğal felsefe ile teolojik felsefe arasındaki farkı betimleyişine bakmakta fayda var: Agrippa’nın tanımlamasıyla doğal felsefe “dünyadaki şeylerin doğasını, onların nedenlerini, üsluplarını, olayların bütününü, parçalarını araştırıp soruşturarak öğretirken” (sf. 9) teolojik felsefe “Tanrı’nın, aklın ve zihnin ne olduğunu, (…) kutsal kavramları, törensel yasaları ve kanunları öğretir.” (sf. 11) O halde cisimsel şeylerle ilgilenirken, doğal felsefe yoluyla temeli dört unsurdan oluşturmanın zamanı; yani Ateş, Su, Hava ve Toprak ile… Bu unsurların birbirine dönüşebilmesi ve dönüşme eğilimi dört cismi de ortaya çıkarıyor: Taşlar, madenler, bitkiler ve hayvanlar.

Her şeyin her şeyin içerisinde olduğu bir durumda, ruh, kimilerine göre; Dünyanın Canı, Agrippa’ya göre beşinci unsur olarak adlandırılmaktadır ve yukarıda sayılan dört unsurdan sayılmamakta, ilk şey olarak ele alınmaktadır çünkü beden ve madde kendi başına hareket edemez, bir aracıya ihtiyaç duyar. (sf. 47) Agrippa bu kısımda “bizse onu beşinci boyut olarak adlandırabiliriz” derken Batı’da ilk olarak Aristoteles’in kullandığı beşinci unsur’u Pythagoras’la da özdeşleştirmektedir:

“Onun aracılığıyla göksel cisimler kaba cisimlerle birleşir, onlara muhteşem yetiler bahşeder. (…) Çünkü ruhumuzun güçlerinin bedenin parçalarına tinle iletildiği gibi Dünyanın Canı’nın tesirleri de her şeye bu beşinci unsur ile iletilir. (…) Öyleyse her gizli nitelik, bu tine, bu taşlara, bitkilere, madenlere, hayvanlara aktarılır.” (sf. 47)

heinrich_cornelius_agrippa

Agrippa’nın doğal büyüsü Platon’un idealar kavramından da olduğunca beslenmektedir. Buna göre Agrippa şeylerin idealarından yola çıkarak göksel ve gökler ötesi kavramların tek bir idea yerine, salt modeller ve dereceler aracılığıyla birbirinden ayrılan idealarla aşağı türlerin yeryüzünde belirlenebilecek çekim ve itki yasalarına örneklendirmeler getirecektir. Bunun için de doğal büyüde göksel faaliyetler, Güneş, Ay ve diğer gezegenler devreye girecek, hangi madenlerin ve hangi bitkilerin hangi göksel faaliyetin etkisi altında olduğu, hayvanların birbirleriyle olan iletişim ve zıtlıkları, taşların da hangi göksel durumun etkisiyle bir güç oluşturabileceği detaylandırılacaktır. Dört unsur ve beşinci unsur olan ideaların çok olduğu Dünyanın Canı’nın ve de dört cismin tümden gelerek yeryüzündeki neden ve üslupları, tıpkı bu derlemenin başında verilen alıntıdaki gibi bütün ve parça ilişkisiyle bir işlevsellik kazanacak, doğal büyünün büyü kavramının içeriğindeki yeri “neden” ve “nasıl”larla tartışılacaktır eserde.

okult-felsefe2

Peki nedir bu doğal büyü? Herhangi bir betimleme yapabilmek için bir başka esere; Richard Kieckhefer’in Ortaçağ’da Büyü isimli eserine yöneliyoruz. Kieckhefer’in eserinde de büyünün tanımı yapılmaya çalışılırken Agrippa’nın da üzerinde durduğu bu doğal büyü, demon büyüsü ile olan fark ile gündeme getirilir: Kieckhefer de doğal büyüyü bir bilim; doğadaki gizli güçlerle ilgilenen bir bilim olarak ele alır. Demon büyüsünde ise uygulamada demon’ların yardıma çağrıldığı, kötü ruhların aracı olduğu belirtilirken bu kanıya Aziz Augustinus’un bile tereddüt etmediği, Tanrı Devleti isimli eserinde bunlara sıkça değindiği eklenir. Dolayısıyla demon büyüsü, doğal büyüden farklı olarak din ile ilişkili olup, dinin saptırılmış, çarpıtılmış biçimidir. Ancak eklenmesi gereken bir husus var ki, o da Kieckhefer’in de belirttiği üzere Ortaçağ insanı bu pratiklerde bir ayrımın farkında değildi. Dolayısıyla doğal büyü ile demon büyüsü arasında 13. Yy’a kadar hep kötü ruhlar aracılığıyla tesir eden bir pratikten ibaret olduğuna dair bir ayrım yapılmaması, dört elementten ve de astrolojiden yola çıkarak kehanette bulunma, tedavi etme gibi yöntemlerin de Ortaçağ’da demon’ların işi olarak kabul görmesine sebep olmuştur. 14. ve 15. Yy’larda ise bir ayrım hafif de olsa kendini göstermeye başlayacaktır.

okult-felsefe3

Kieckhefer’den bir alıntı yaparak doğal büyünün nasıl ele alınması gerektiğine de bir bakalım ki eserinin ilerleyen bölümlerinde büyü kastedilirken neyin tam olarak algılandığı da yeterince belli olsun:

“Okült doğada var olan ama pek bilinmeyen ve insanda huşu duygusu uyandıran bir güçtür. (…) Ama terimin gözleyen kişinin öznel duygusunu içermeyen, sadece gücün nesnel etkisini sorgulayan teknik bir anlamı da vardır. (…) Bir bitkinin belli rahatsızlıkları tedavi etme ya da bir cevherin belli türdeki talihsizlikleri, felaketleri def etme gücü nesnenin içsel yapısından değil, dışsal bir kaynaktan geliyor olabilirdi. (…) Doğal büyü böyle güçlerin ilmiydi.” (sf.34-35, çev: Zarife Biliz)

Böylelikle Agrippa’nın Okült Felsefe eserinde irdeledikleriyle, Kieckhefer’in betimledikleri birbiriyle tamamen uyuşmuş durumdadır. Yani Agrippa’nın eseri kötü ruhların aracı olduğu, demon’ların yardıma çağrıldığı bir büyü biçiminden ziyade, doğadaki gizli güçleri odak noktası haline getiren bir ilim olarak belirir.

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Burak Bayülgen

Tüm Yazıları
9 Haziran 1983’te doğan Burak Bayülgen 7 yaşında korku filmleri ile tanıştı. İlkokulda hayallerinde korku sinemasını meslek edinip Freddyler ve Jasonlar ile iç içe bir hayat düşleyerek bir kaçış yaşayan Burak aynı zamanda ironik bir şekilde Walt Disney klasiklerine de ilgi duydu. Lisansını ve yüksek lisansını Sinema-TV üzerine tamamladıktan sonra en çok yapmak istediği işe yani yazı yazmaya koyuldu. 1 sene konservatuvarda yarı zamanlı opera/şan bölümüyle de haşır neşir olmuş olması Burak’a film müzikleri yapma şansını da doğurdu. Pek çok öğrenci/festival filminin müziklerini yapan Burak en hüzünlü filme bile korku temalı müzikler yaparak tepkiler alsa da mutlu ve huzurludur. Çocuklar için de masal kitapları yazmasına rağmen korku sanatları üzerine incelemeler yazmayı bırakmamak için and içmiştir.

YORUM YAZ