Bazen ölü kalmak daha iyidir! Pet Sematary (1989)

Heavy Rain

Korku Genel

Korku Oyun

Fatih Yürür

29 Ekim 2013

0 Adet Yorum

0

HÜZÜNLÜ VE BİRAZ DA SIRILSIKLAM

PS3’e veda etmemize sayılı günler kala, epey gecikmeli bir randevuyu taşımak istiyorum sitenin güzide sayfalarına! Uzun zamandan beri oynamak istediğim, fakat bir şekilde sürekli ertelediğim bir randevuydu bu… Hatta biraz da arsızlık yapmak gerekirse, “iyi ki de bu zamana kadar ertelemişim” diyebileceğim bir deneyimdi aynı zamanda… Bu deneyimin adı malumunuz Heavy Rain ve ne olursa olsun hakkındaki hemen hemen bütün abartıları da sonuna kadar hak ediyor!

Heavy Rain projesi ilk duyurulduğunda, daha piyasada esamesi yokken, oyun severler tarafından yolları gözlenmeye başlanmıştı. Aslında korku – gerilim oyunlarının son yıllardaki akıbeti düşünüldüğünde, bu bekleyişin hüsranla sonuçlanma ihtimali de oldukça yüksekti. Korku – gerilim janrına dair ne varsa, dümeni ister istemez aksiyon kulvarına kırıyordu çünkü. Bu tercih biraz da yeni nesil oyuncuların değişen trendleri hızlıca kabullenip, klasik anlamda gerilim unsurlarını pek aramama rehavetine de pekala bağlanabilir. İşte Heavy Rain, hem klasik anlamda gerilim dinamiklerine bağlı kalan hem de oyunculara alternatif sayılacak bir oynanış vaadinde bulunan bir proje olarak ister istemez merak uyandırıyordu. Tam da bu sebeple, Quantic Dream ekibi aslında oldukça riskli bir işe girişmişti.

Yine de yapımcıların aldığı risk sayesinde, uzun zamandan beri eklektik bir oyun deneyimi yaşayamamış olan biz oyun severler de rahat bir nefes almış olduk. Heavy Rain tartışmasız bir biçimde son yıllarda karşımıza çıkan en ayrıksı oyunlardan biri. Tabi oyunu bağrınıza basabilmeniz de belli bir sürece tabi. Neticede ilk saniyesinden itibaren oyuncuyu avucunun içine alma derdinde olan bir oyun yok karşımızda! Tersine, kendisine şans verdikçe, sabrımızı ödüllendirecek bir hikâye anlatımına sahip!

KATİL KİM?

Quantic Dream’in aslında büyük büyük iddialara abanmamış olmasına rağmen, ortaya kelimenin tam anlamıyla bir şaheser çıkardığını; anlatılan öykünün, rayına oturmaya başladığı ilk saniyeden itibaren anlıyorsunuz. Sadece başarılı ellerden çıkmış olan senaryosuyla değil, karakterlerin hiç birinin arka planını yüzeysel bırakmamasıyla ve nefis kamera açılarıyla da, oyunun hem içerik hem de sinematik al benisi arttırıyor!

Oyunda bizi ilk karşılayan karakter Ethan… Ethan, genç ve başarılı bir peyzaj mimarı, evli ve iki çocuk sahibi. Standartın oldukça üzerinde sayılabilecek, konforlu bir hayat sürüyor. Bununla birlikte oldukça ebleh ve yer yer sinir bozucu bir tipe sahip. Ethan’ın model alındığı ve karaktere sesini veren isim ise, daha çok televizyon projelerinde izleme imkânı bulduğumuz ünlü aktör Pascal Langdale.

Ethan ile yaşadığı ultra lüks evin içini dört dolanarak başlıyoruz oyuna. Bu alışma süreci, hem Mars ailesinin yaşam alanı hem de kişisel zevkleri hakkında da detaylı ip uçlar edinmemizi sağlıyor. Şehrin debdebesinden uzakta, nezih bir yaşam tarzına sahipler. Hele ki Ethan’ın karısı ve çocukları evde olmadığında, bu yerin neredeyse varoluşçu bir sessizliğe gömüldüğünü anlıyoruz. Mars ailesinin fakirhanesinin orasını burasını arşınlayarak da yavaş yavaş kontrollere alışıyoruz. Bu girizgah kısmı, oyunun en fazla formalite ile şişmanlatılmış tarafı aynı zamanda! Ethan’ın günlük rutinini tamamladıktan sonra da karısı Grace ve çocuklar nihayet eve teşrif buyuruyorlar.

Heavy Rain, birden fazla karakteri, farklı ya da paralel zaman dilimleri içerisinde kontrol ettiğimiz, ağırlıklı olarak da adventure türünün özellikleri taşıyan bir oyun. Oyunun dinamosuysa elbette Ethan! Bütün olaylar rayından çıkmadan önce Grace, Ethan ve oğullarının en klişe tabirler Amerikan Aile Saadetine ortak oluyoruz. Ethan, karısına oranla daha esnek çalışma saatlerine sahip, çocukları ile arası iyi ve yumuşak huylu bir baba! Fakat yine bu ütopik saadet zincirine mensup diğer babalar gibi işleri gevşek tutması da onu diğer taraftan sorumsuz bir baba yapıyor mu orası tartışılır. Son derece başarılı bir kurguya sahip olan, ailenin bir hafta sonu alışverişini kabusa çeviren o trajik trafik kazası sonrasında ailenin hayatı da kabusa dönüyor.

TRAJİK, ISLAK VE YİNE TRAJİK…

Oyun, tam anlamıyla bu noktadan itibaren daha fazla hareket kabiliyeti kazanıyor. Oğlunu kaybettiği trafik kazasının ardından 2 yıl geçmiş ve Ethan bu süreçte karısından ayrılmıştır. Bir nevi münzevi hayatı sürmekte olan genç adam, oğlunun ölümünden kendini sorumlu tutmuş ve sonu gelmez bir keşmekeşin dibine düşmüştür. Dahası, karısı da oğlunun ölümünün tüm külfetini Ethan’ın üzerine yıkmaktan çekinmemiştir.

İlahi adalet budur ya! Daha büyük oğlunun yası tazeyken, Ethan diğer oğlunu da kaybeder! Hem de onu, hafta sonu birlikte vakit geçirebilmek için karısının evinden aldıktan kısa bir süre sonra! Fakat Shaun kaybolduğu sırada, Ethan neredeyse amnezik bir şokun etkisine girmiştir. Bu sebeple küçük oğlunun kaçırılma detaylarına dair en ufak bir ip ucu bile hatırlamaz. Diğer taraftan, şehirde nam salmış The Origami Killer adında bir de seri katil dolanmaktadır. Peki kimdir bu Origami Killer ve Ethan’ın oğlunun bir anda ortadan kaybolması ile bir bağlantısı var mıdır?

Küçük oğlunu da kaybetmedin verdiği suçluluk duygusuyla Ethan, çocuğunu bulabilmek (ya da kurtarabilmek) için aklına gelebilecek bütün alternatif yollara başvurmaya karar verir. Genç adama göre, dışarıda bir yerlerde yeni kurbanların peşinden koşturmakta olan Origami Killer, bütün bu olup bitenlerle bağlantılıdır.

GÖZYAŞI YAĞMUR OLUP AKARKEN…

Heavy Rain’de karşımıza dört farklı karakter çıkıyor. Eğer olayların merkezinde yer alan Ethan’ı işin dışında tutacak olursak, diğer üç karakterin olayın merkezine olan uzaklığı hemen hemen aynı! Bunlardan biri hiç kuşkusuz tüm zamanların en çekici oyun karakterlerinden biri olan Madison Paige! Moda fotoğrafçılığı yapan Paige’in yolu, neredeyse bir tesadüf eseri Ethan ile kesişiyor ve bu karşılaşmanın ardından genç kadın adeta ana karakterimizin iyilik melekliğine soyunuyor.

Oyunun bir diğer önemli karakteri ise Norman Jayden. Jayden genç, yetenekli ve hırslı. İstihbarat biriminin parlayan yıldızlarından biri olan bu genç adam, Origami Killer’ın peşine düşen bir başka isim aynı zamanda! Teknolojik oyuncaklarının sunduğu imkânlardan faydalanmayı pek bir seven Jayden, ansızın baş gösteren ve zorlukla kontrol altına alabildiği panik ataklardan mustarip.

Oyunun bir diğer önemli karakteri ise, aynı zamanda karakterler arasında “bezgin bekir”liği üstlenen Scott Shelby. Shelby 45 yaşında olmasına rağmen fiziken altmışını devirmiş izlenimi veren bir polis eskisi. Fakat polislikten yakayı sıyırmış her özel detektif gibi o da Origami Killer gibisinden bir manyağın şişirdiği kallavi bir cinayet dosyasını dosyayı görünce dayanamıyor…

Heavy Rain’de bu üç ana karakterin altı ince ince doldurulmuş. Her birinin kendine ait prolog maiyetinde girizgah kısımları bulunuyor. Bu başlangıç bölümleri, karakterleri daha iyi tanıyabilmek adına sunulmuş birer fırsat! Fakat her karakterin de kendine has belli başlı zaafları var. Dolayısıyla bu dört farklı insanı tanıdıkça, neredeyse her birinin potansiyel bir Origami Killer olduğunu düşünmeye başlıyoruz. Sürekli doğrultusu değişmekte olan tahminler de, ortaya çıkan her kırıntıyla birlikte yenileniyor.

Peki karakterlerin her birini kaypaklaştıran bu özellikler neler? Örneğin esas oğlan Ethan’ın belli başlı sağlık sorunları var. Daha da garibi kendisini sık sık amnezik bir takım durumların içine yuvarlayabilmeyi başarıyor. Bu çatışmalar, büyük oğlunun ölümünün ardından başlamış ve genç adam bu sebeple psikolojik destek alıyor.

Madison ise daha Ethan’ı görür görmez genç adamın arayışına ortak oluyor. O kadar kısa sürede Ethan’ı önemsemeye başlıyor ki, ister istemez şüpheleri üzerine çekiyor. Onun koşulsuz görünen yardım severliği diğer taraftan da kendisinin şüphe mıknatısı oluyor bir nevi.

Orta yaşını çoktan devirmiş olan Scott, oyunun bir nevi ilk elden haber kaynağı. Tuttuğunu koparan ve göbeğinin boyuna bakmadan, istediği bilgiyi alabilmek uğruna birilerinin canını yakmaktan da çekinmeyen biri.

Jayden’a ise oyunun dâhisi diyebiliriz. İstihbarat biriminin kendine bahşettiği özel teknolojik oyuncaklar sayesinde, olay yeri incelemede en ufak bir kırıntıyı bile gözünden kaçırmıyor. Polis departmanının yanına verdiği Carter Blake adındaki dengesiz hödük yüzünden, zaman zaman olayların kontrolünü elinde tutmakta zorlanıyor. Jayden karşımıza, iyi polis – kötü polis rutininin “iyi polisi” olarak çıkıyor bir nevi. Şüphe dalgalarını Jayden’ın üzerine çeken ise zamansızca girdiği panik ataklar. Bu krizleri, polis departmanındaki çalışanlardan da büyük bir dikkatle gizliyor.

Heavy Rain, bildiğimiz (ya da son yıllarda alıştığımız) manada esnek bir oynanış biçimine sahip değil! Daha ziyade bir sinema filmiyle video oyunun evliliği gibi duruyor. Hem parçalı anlatımı hem de önümüze sunulan seçenekler göz önünde bulundurulduğunda adventure ve RPG ögelerinin belli bir dengeyle dağıtılmış olduğunu görüyoruz oyuna. Oyunun aksiyon sistemi ise doğru zamanda doğru tuş kombinasyonlarına abanmak üzerine kurulu. Bu tercih elbette ki son yıllarda en sık başvurulan pasif aksiyon bileşeni. Fakat Heavy Rain zaten genel anlamda oldukça dingin bir yapıya sahip ki, bu da oyunda ağırlıklı olarak adventure konseptinin ağır bastığının bir göstergesi.

Yine de Heavy Rain’e eklenen ve bizim daha ziyade pasif olarak katılım gösterdiğimiz aksiyon tercihlerine rağmen, oyunun gerçek zamanlı işleyişi oldukça başarılı. Örneğin, aldığımız darbeler, bir noktadan sonra rahat hareket etmemizi engellemeye başlıyor. Ya da arbede sırasında vücudumuzda beliren yeni bir yara izi; oyundaki diğer karakterlerin ilgisini çekebiliyor. Bu bağlamda, çatışmanın bazı etkilerini oyunun ilerleyen bölümlerinde daha net bir biçimde hissedebiliyoruz ki bu gibi özelliklere Heavy Rain türündeki oyunlarda pek sık rastlayabildiğimizi söyleyemeyiz.

DERKEN BİR ŞİMŞEK ÇAKAR!

HR, yine bazı türdeşlerinde olmasına rağmen, türün pek çok oyununda rastlamadığımız bir başka esnekliğe de sahip. Mesela karşılıklı diyaloglar esnasında, atmosfer gerilmeye mi başladı? Karakterinizin jest ve mimikleri ile bu gergin havayı yumuşatabilmeniz mümkün!. Karşınızdakinin üstüyle başıyla oynama gibi pişkinlikler yapma seçeneğine bile sahipsiniz üstelik.

HR, yavaş ama oldukça sağlam girizgahın ve karakterleri tanıtma ritüelinin ağırlığını sırtından attığı andan itibaren, sizi ana hikayeye bağlıyor. Dolayısıyla formaliteler ile daha fazla uğraşmak zorunda kalmadan, kendinizi gerçekten de ustalıkla işlenmiş bir “katil kim?” oyununun içerisinde buluyorsunuz. Bu sebeple çiğ bir aksiyona abanarak, ana hikâyeyi geri plana itmenizi sağlayacak bütün unsurları elinin tersiyle ittiriyor. Böylece yapacağınız her tercih, sizi hem şaşırtan hem de meşhur “katil kim?” sorusunun cevabına dair merakınızı daha fazla kamçılayan bir öykünün dibine sürüklenmenizi sağlıyor. Üstelik HR’in senaryosuna yön veren, atacağınız doğru adımlar kadar, bu adımları atarken yaşayacağınız tökezlemeler ve yuvarlanmalar… İşte bu gibi özellikler, her ne kadar oynanış konusundaki esnekliği tartışılsa da, hikâye anlatımı açısından çığır açan bir oyun olarak değerlendirmemizi sağlıyor Heavy Rain’i!

Oyunun yaşını düşünürsek, dönemine göre oldukça güçlü grafiklere sahip olduğunu söyleyebiliriz. Oyunun grafik anlamındaki fitili elbette ki leziz karakter modellemeleri. Daha önce Fahrenheit ile büyük fırtınalar koparmış olan QD ekibi, anlaşılan o ki oyunun grafiklerine fazlasıyla güveniyor. Öyle olmasa, yükleme ekranlarında, o bölümün ana karakterinin yüzünü yakın plandan görmemize gerek kalmazdı sanırım!

Oyundaki seslendirmeler de oldukça başarılı. Grafik ve seslendirme paslaşmasının başarılı bir biçimde sağlandığı bir oyun HR. Ayrıca kendi kalibresindeki bir oyuna göre de oldukça keyif verici detaylara sahip. Yağmur, çamur, kan lekesi gibi çevre etkileşimine dayalı detayları karakterlerimizin üzerinde görebiliyoruz. Her ne kadar artık bu tür oyunların büyük bir kısmında karşımıza çıksa da zaman zaman geri planda kalan özellikler bunlar. HR, bu tür bileşenlerin de hakkını layıkı ile vermiş görünüyor.

Son tahlilde, Heavy Rain, yaşına rağmen hali hazırda çekici bir oyun. Oyun camiasının içinde debelendiği kısırlık düşünüldüğünde, şu an için oyun severlerin gözündeki değeri birkaç kat daha artmıştır diye tahmin ediyorum. Daha ilk saati dolmadan nefes darlığı geçirmemize sebep olan patates baskı oyunlara oranla; başında geçirdiğimiz saatlerin farkına bile varmadığımız, kelimenin tam anlamıyla bir şaheser diyebilirim HR için. Belki bundan birkaç yıl önce yaptığım bu yorum, kulağıma fazla abartılı gelebilirdi ama şu an QD ekibinin aldığı riski de, ortaya çıkardığı eseri de ayakta alkışlamak dışında yapabilecek hiçbir şey yok! Sözün özü Heavy Rain, oyun dünyasında değeri her geçen gün şarap gibi artacak birkaç oyundan biri…

Korkusitesi için yazan Fatih Yürür

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Fatih Yürür

Tüm Yazıları
1987 yılının, diş takırdatan bir Şubat gecesinde, garip bir kapsül ile dünyaya düşmüştür bu kişi. Nitekim yıllar sonra gerçek ailesinin dünyalı olduğunu, uzaylılar tarafından kaçırıldığını anlayacak, ama uzaylıların iyi tarafını alıp, kalan bütün enerjisi dünyalı olmaya harcayarak gezegen hayatına adapte olacaktır. Üniversite yıllarına kadar neler yapıp ettiği ile ilgili hafızasında net anılar yoktur (atmosferin yan etkisi) fakat yirmili yaşlarının civarını fazla hızlı yaşamıştır. Kocaeli Üniversitesi’nde, Görsel İletişim Tasarımı öğrenimi gördüğü süreçte, kah müziğe dadanarak, kah sinema üzerine yazılar yazarak, kah grafik tasarım işine bulaşarak, kah da çizgi hikayeler kaleme alarak oradan oraya savrulmuş ve bünyesi karman çorman olmuştur. Hangi kulvarda olursa olsun hikaye anlatmayı sever, kitleyi bulursa coşar, bulamazsa da kalbi kırılır ama hissettirmez. Sinemanın, müziğin, edebiyatın, mizahın, çizgi romanların ve tiyatronun her türünden tarifi tanımsız bir keyif alması, bilinen en önemli özelliklerindendir. Aynı “demokratik tavırlarını” yeme-içme alışkanlıkları, giyim kuşam ya da İngiliz usulü mimari tasarımlar konusunda gösterememesi ise büyük bir talihsizliktir.

YORUM YAZ