Nefes alamadığınızda, çığlık atamazsınız! Anaconda (1997)

Haute Tension

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

OrçunTunalı

23 Ağustos 2010

13 Adet Yorum

13

Yönetmen: Alexandre Aja
Senaryo: Alexandre Aja, Grégory Levasseur
Imdb Puanı:6.8/10
Yapım: 2003, Fransa, 91 dakika
Oyuncular:
Cécile De France, Maïwenn Le Besco, Philippe Nahon, Franck Khalfoun, Andrei Finti

Soğuk renklerin hakim olduğu bir hastane odasında derin yaralar içindeki bir genç kız histerik bir şekilde durmaksızın aynı cümleyi tekrarlar. “Aramıza kimsenin girmesine izin vermeyeceğim!” Derin bir travmanın etkisinde olan kızın bulunduğu hastane odasından ani bir geri dönüşle ormanlık alana geçiş yaparız. Kendini kaybetmişçesine kanlar içinde koşturan kızın, yemyeşil bir ormanlık alanda üzerimize yaydığı gerginliği tamamlayan rahatsız edici bir müzik ve araba farlarıyla ışıklandırılan özgün bir jenerik. Gizem, merak, heyecan, gerilim… İyi bir korku filminin açılışı için olması gereken her şey, ileride olacakların da sinyalini verir gibidir…

2003 yapımı Fransız filmi “Haute Tension” (Yüksek Tansiyon), günümüz korku sinemasının önemli isimlerinden olan genç yönetmen Alexandra Aja’nın dünyada geniş kitlelerce tanınmasını sağlayan filmi olarak göze çarpıyor. 1978 doğumlu Aja’nın filmografisine baktığımızda tek tük filmlerde oynadıktan sonra yönetmen koltuğuna geçtiğini ve bir iki denemesi olduğunu görüyoruz. Ama “Yüksek Tansiyon”un yarattığı etkiye bakarsak Fransız şiddet ve korku sineması gibi yönetmenin başarı grafiği de bu filmle yükselişe geçmiş. Aja, son derece sert ve kanlı sahneleri içinde barındıran filmini, 70’ler ve 80’lerde çekilen slasher türündeki korku filmlerine bir saygı duruşu olarak nitelendiriyor. Argento’nun bol kanlı klasiklerinin yanı sıra Teksas Katliamı gibi türün öncülerine kadar bir çok korku klasiğinin etkileriyle bezenmiş olan film, günümüz teknikleriyle gerçekçi bir etki yaratmayı başarıyor.

Senaryosunu yönetmen Alexandra Aja ve çocukluk arkadaşı Gregory Levasseur’in birlikte yazdığı filmin ana karakterlerini, iki üniversite öğrencisi olan Alex ve Marie oluşturuyor. Alex’in ailesinin yaşadığı sessiz sakin çiftlik evine gidip ders çalışmaya karar veren ikili, yola çıktıkları günün gecesinde eve varırlar. Kısa bir görüşme faslından sonra uyumak için yataklarına geçen ev sakinleri çok geçmeden kapı sesiyle uyanırlar. Baba, kapıyı açtığında iri yapılı ve tekinsiz bir yabancıyla karşılaşır. Daha ne olduğunu anlamadan saldırıya uğrayan ev sahibi vahşi bir şekilde öldürülür. Ev sınırlarına girmiş olan yabancı, yavaş ve emin adımlarla evin diğer fertlerini de öldürmek için ilerlemeye başlar. Kısa bir süre içinde evi kana bulayan soğukkanlı katilden saklanmayı başaran Marie cinayetlere şahit olurken, Alex katil tarafından yakalanıp kelepçelenerek kaçırılır. O andan itibaren Alex, arkadaşını kurtarmak ve katilin ardındaki sır perdesini aralamak için harekete geçecektir. Bu müthiş kovalamaca nerede sona erecektir, katil kimdir ve neden bütün aileyi katletmiştir? İzlerken bir yandan sürükleyici hikayenin etkisinden çıkamazken bir yandan da kafanızda oluşan sorulara yanıt bulmaya çalışarak beyin fırtınası yapacağınız bir film var karşınızda.

Yüksek Tansiyon, açılış sahnesinden finaline kadar adına yakışır bir şekilde yüksek gerilimle devam eden bir yapım. Daha ilk dakikalarında katilin, kendisine oral seks yapan bir kadının kafasını koparması ve aracın camından atmasıyla ne kadar sert olacağının sinyallerini veren film, henüz yarım saate ulaşmadan kanlı sahneleriyle adeta bir gore şenliğine dönüşüyor. Şenlik derken yanlış anlaşılma olmasın. Filmdeki kanlı sahneler “Braindead”, “Evil Dead” gibi abartılı ve komik bir atmosfer yaratmak için değil aksine gerilimi daha da tırmandırmak için kullanılıyor. Ve bunu ziyadesiyle başarıyor. Filmin finaline doğru zirveye ulaşan gerilim, başladığı gibi hastanede kısa ve çarpıcı bir sahneyle son buluyor. Kanlı sahneleriyle hiçbir şeyi çekinmeden gösteren film, bir çok ülkedeki gösterimlerinde sansüre uğramış. Bu noktada belirtmek gerekir ki sansürlü versiyonu filmden alacağınız tadı büyük ölçüde kaçıracaktır. Kesinlikle sansürsüz versiyonunu bulup, izlemelisiniz.

Oyunculardan bahsetmek gerekirse, genel olarak oyunculuklar iyi ama iki isim var ki diğerlerinden ayrı bir övgüyü hak ediyorlar. Marie rolüyle başrolü üstlenen Cecile de France ve gizemli yabancı rolüyle Philippe Nahon (ki kendisi aynı zamanda Gaspar Noe’nun favori oyuncularından) kaçış ve kovalama sahnelerindeki performanslarıyla birbirlerini tamamlayarak adeta tek bir karakter yaratıyorlar. Filmin gerilim unsurunu da büyük ölçüde bu iki oyuncu sağlıyor. Gizemli katil; çok konuşmaması, soğukkanlılığı, hızlı ve acımasız bir şekilde öldürmesi gibi özellikleriyle de 13.Cuma’nın unutulmaz katili Jason Voorhees’le benzerlik gösteriyor. Film, tartışma yaratan finaliyle de dikkate değer. İnternetteki çeşitli platformlardaki yorumlara bakıldığında sürprizli final, “Yüksek Tansiyon”u sevenleri adeta ikiye ayırmış durumda. Kimileri finalin, filmin tüm özelliğini kaçırdığını söylese de, kimileri finalle hikayenin güzel bir şekilde bağlandığını kabul ediyor. Şahsen ben de finalin hikayeye yakışacak şekilde bağlandığını düşünenlerdenim. Filmle ilgili çıkan bir tartışma da senaryonun, yazar Dean Koontz’un 1996 tarihli eseri Intensity‘le gösterdiği benzerlik olmuş. Gerçekten de senaryonun kitapla tesadüfü aşan bir benzerliği mevcut.

Tüm bu olumlu ve olumsuz yönlerine rağmen Alexandra Aja’nın filmiyle eski usül slasher tarzının 2000’lerdeki yansımasının en iyi örneklerinden birini ortaya koyduğunu söylemek mümkün. Dahası günümüz Fransız korku sinemasından çıkan sert ve karanlık filmlerin öncüsü olmasıyla da ayrı bir yere sahip. Yönetmen, “Yüksek Tansiyon”un ardından çektiği “The Hills Have Eyes” (Tepenin Gözleri), “The Mirrors” (Aynalar) gibi yeniden yapımlarla korku sinemasında yer almaya devam ediyor. Önümüzdeki Cuma ülkemizde gösterime girmeye hazırlanan “Piranha 3D” ise yönetmenin son çektiği film olarak korku severlerin karşısına çıkacak. 3 boyutlu pirana macerasına dalış yapmadan önce Aja’yı tanımak veya eski işlerini hatırlamak istiyorsanız “Yüksek Tansiyon” kesinlikle iyi bir seçim olacaktır.

Korkusitesi için yazan Orçun Tunalı / Gorcun

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Orçun Tunalı

Tüm Yazıları
25 Haziran 1986 tarihinde Tekirdağ, Çorlu ilçesinde doğdu. Çocukluğundan beri korku filmleri, hikayeleri ve oyunlarına ilgi duyduğundan olsa gerek bu siteyi keşfetmesi kaçınılmaz olarak gerçekleşecekti. Daha sonra yazdıklarıyla ekip içerisinde kendisine yer buldu. Mesai dışında ve off günlerinde Jigsaw’ın asistanı olarak stajını sürdürüyor. Amatör ruh ve tutkuyla korku türündeki her türlü görsel, işitsel ve yazınsal eserlere ilgi duymakta. Aynı hissiyatı ve heyecanı paylaşan bu topluluk içerisinde yer almaktan son derece memnun.

Yorumlar (13 Yorum)

YORUM YAZ