Her şey başlangıçta son bulur... The Butterfly Effect (2004)

Hard Reset

Korku Genel

Korku Oyun

Fatih Yürür

27 Nisan 2012

0 Adet Yorum

0

ÖYLESİNE BOŞ VE…

Mantar gibi türeyen distopyalar ve onların neredeyse değişmez formatı olan FPS… Benzer tonlar, benzer hikayeler… Her nasılsa Rage gibi multi etkileşimli olmaları, Metro 2033 gibi klasik ama etkileyici olmaları, Fallout gibi lezzetli bir hikayeye sahip olmaları vs vs artık bu türün de yavaş yavaş suyunun çıkmasını engelleyemiyor. Zaten beyazperdede, edebiyatta ya da çizgi romanlarda sıkça karşılaştığımız hikayeler bunlar. Fakat karşı karşıya kaldığımız, teknolojinin korkunç bir biçimde yükselmesi, çevre kirliliği, GDO’lu ürünler ve benzeri tematikler, ister istemez bu konuların kıyısında koşturmamızı sağlıyor. Üstelik bu tema çeşitliliği ve her tonda uygulanan farklı varyasyonlar sayesinde diriliğini tutsa da, hikaye rotaları pek fazla değişmiyor.

Yine de ortaya çıkan eserler, belli başlı nişlerde yapılan ufak tefek -ama etkili- değişiklikler sayesinde çekiciliğini koruyabiliyor. Fakat Hard Reset bütün bu kaygılardan tamamı ile bağımsız bir oyun. Her şeyden önce, peşinde koşturduğunuz hikaye incir çekirdeğini dolduracak kalibrede değil. Mega kent fobisinden beslenen Hard Reset, başı sonu sağlam bir hikaye anlatımından ziyade, Quake 3 Arena ya da Unreal Tournament mantığına yakın bir oyun. Elbette arka planda işleyen bir hikaye var ama bu hikayede Fallout gibinsen detaylar aramanız biraz yersiz. Baş döndürecek kadar hızlı bir ilerleyişe sahip olan Hard Reset, bol ışıklara ve hoş grafiklere sahip, uzun soluklu bir Survival modu olarak düşünülebilir rahatlıkla!

Olaylar Bezoar City’de vuku buluyor. Yine insanları belli vaadlerle kandırmaya çalışan, çakal kodamanlardan birinin etkisi altında bir şehir görüyoruz. Adı Novak olan bu ensesi kalın abimiz, son yılların vaz geçilmez trendlerinden biri olan ölümsüzlük vaad ediyor şehir halkına. Aslında buna tam olarak ölümsüzlük demek ne kadar doğru, orası tartışılır. İnsanlar öldükten sonra da bilinçlerinin yaşadığı bir sistem geliştirilmiş. Burada Hard Reset’in bir başka etkilenim noktası ortaya çıkıyor elbette! Deus Ex! Hard Reset, kesinlikle Deus Ex’in adımlarını takip etmiyor (ki senaryo anlamında yanında fazlasıyla sönük kalacağını, soluğunun yetmeyeceğini söylemek için kahin olmaya gerek yok) Her iki oyundaki Blade Runner etkilenimini de ortak payda olarak alabiliriz ama Deus Ex’in fırtınasının izleri hala sürerken, Hard Reset gibi bir atıştırmalığa pek de ihtiyaç yoktu sanki?

TEKNİK,TAKTİK VE BİLİNÇSİZLİK!

Son derece yakışıklı bir menü ile selam çakıyor oyunseverlere Hard Reset. Yine aynı ölçüde başarılı grafiklere ve sağlam kotarılmış bir makyaja sahip. Bu açıdan oyunun pek fazla kusuru yok! Ara videoların da çizgi roman estetiği ile sunulduğu Hard Reset için, geçtiğimiz ay Shank 2’nin incelemesinde yazdıklarımı yinelememe gerek yok. Hard Reset piyasadaki mevcut trendleri başarılı bir biçimde toparlamış orası kesin! Metal yığınına dönüşmüş, bol bol neon ışığına maruz kaldığımız, isli-pisli ve bir o kadar da parlak distopyasını, hem çizgi roman etkileniminden hem de Deathmatch konseptinden de alabildiğine besliyor. FPS’nin geçmek bilmeyen modası da Hard Reset’in tezgahını kalabalık hale getiriyor. Ama ortalamanın biraz üzerinde seyreden hikayelere bile burun kıvıracak hale geldiğimiz, hızlı tüketim rüzgarı sayesinde oyunların tadını bile doğru düzgün hissetmeden eskittiğimiz şu dönemde; oyuncuya bu kadar odaklı bir oyunun bir o kadar da kof olmasını insan pek hazmedemiyor.

Yukarıda da bahsettiğim gibi, konusunun o hafif esintisini saymazsak eğer, Hard Reset uzun soluklu bir Survival modu gibi. Envai çeşit silah edinip, bunları geliştirip daha çok robota kafa tutmak dışında, oyunda pek bir şey yapmıyorsunuz aslında. Diğer bir tabir ile Novak’ın şehrin dört bir yanına saldığı robotların içini kurşunlarla doldurarak şehirde dolanıyorsunuz, kapı açıyorsunuz, kendinizi korumak için etraftaki nesneleri patlatıyorsunuz bla bla bla. Yalnız oyunun bütün bu hareketliliği ile birlikte, gerilim unsurunun oyuna başarılı bir biçimde yedirilmesinin de hakkını teslim etmek gerekir. Bütün düşmanları önünüze aldığınızda bile, görüş açınızın dışında bir yerden eğlenceye ortak olmak ve etinizden et kopartmak isteyen düşmanlarla baş etmek zorunda kalıyorsunuz ister istemez. Bu curcuna sayesinde en dingin sahnelerde bile diken üstünde duruyorsunuz. Grafik konusundaki avantaj ile birlikte, oyunun öne çıkan diğer tarafı hiç kuşkusuz bu süpriz gerilim unsuru.

Sonuç olarak, Hard Reset bir noktaya kadar keyifli bir oyun. Fakat oyunun ambalajı, ofiste iş yaparken sıkılıp bir kaç düşman öldürerek deşarj olmaktan ya da internetsiz bir ortamda Deathmatch deneyimine benzer bir deneyim yaşamaktan (kabaca vakit öldürmekten) daha fazlasını vaad ediyordu. Flying Wild Hog ekibi, yılın en keyifli oyunlarından biri olabilmesi için, önünde hiç bir engel bulunmayan Hard Reset’i harcamışlar sanki! Yine de ağızlara bir parmak bal çaldıklarını inkar etmemek lazım.

Korkusitesi için yazan Fatih Yürür

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Fatih Yürür

Tüm Yazıları
1987 yılının, diş takırdatan bir Şubat gecesinde, garip bir kapsül ile dünyaya düşmüştür bu kişi. Nitekim yıllar sonra gerçek ailesinin dünyalı olduğunu, uzaylılar tarafından kaçırıldığını anlayacak, ama uzaylıların iyi tarafını alıp, kalan bütün enerjisi dünyalı olmaya harcayarak gezegen hayatına adapte olacaktır. Üniversite yıllarına kadar neler yapıp ettiği ile ilgili hafızasında net anılar yoktur (atmosferin yan etkisi) fakat yirmili yaşlarının civarını fazla hızlı yaşamıştır. Kocaeli Üniversitesi’nde, Görsel İletişim Tasarımı öğrenimi gördüğü süreçte, kah müziğe dadanarak, kah sinema üzerine yazılar yazarak, kah grafik tasarım işine bulaşarak, kah da çizgi hikayeler kaleme alarak oradan oraya savrulmuş ve bünyesi karman çorman olmuştur. Hangi kulvarda olursa olsun hikaye anlatmayı sever, kitleyi bulursa coşar, bulamazsa da kalbi kırılır ama hissettirmez. Sinemanın, müziğin, edebiyatın, mizahın, çizgi romanların ve tiyatronun her türünden tarifi tanımsız bir keyif alması, bilinen en önemli özelliklerindendir. Aynı “demokratik tavırlarını” yeme-içme alışkanlıkları, giyim kuşam ya da İngiliz usulü mimari tasarımlar konusunda gösterememesi ise büyük bir talihsizliktir.

YORUM YAZ