Annem bana bunu asla yapmamamı söylemişti. The Hitcher (1986)

Hades: Güzel ve Estetik Müzikte İtki…

Korku Genel

Özel Dosya

BurakBayülgen

09 Ocak 2015

0 Adet Yorum

0

hades1

Jeffrey Burton Russell eseri Şeytan; Antikiteden İlkel Hıristiyanlığa Kötülük‘te antik inançlardaki Tanrıların/Tanrıçaların ikircikli yapılarından (dualist) kaynaklanarak, Şeytan’ın yahut kötülüğe ve kötülük edimine verilen genel ismin Tanrı’dan bağımsız mı yoksa Tanrı’nın kendi yaratımı içinde mi yer aldığına dair bir tarih incelemesi yapar. Russell’ın temel odak noktası sadece dualizm ve tek tanrıcılığın içinde bulunan kötü ile iyi ayrımı değildir; yahut kötü ile iyinin tek bir Tanrı’da nasıl ve ne şekilde buluşabileceği… Russell bunun için ‘Tanrı iyi midir?‘ yoksa ‘Tanrı kötülük yapar mı?‘ gibi soruları da sorar, hatta agnostik argümanlara bile tarih sahnesinden bir karşılık bulmaya çalışır fakat Russell, öncelikle Şeytan olarak genelleştirilen ve direkt kötülüğe atfedilen evrensel bir anlamın kişiselleştirilmesini irdeleyecek ve kötülük yapma edimine uzanacaktır. Yani, bilinçlice zarar verme ve karşı tarafa verilen bu zarardan ötürü bireyde oluşan duygu durumuna, haz ve üzüntüye yahut reflekse… Evrensel yasayı bozan yalana kadar günah olarak atfedilen ve günahların uygulanma ve cezalandırılma biçimlerinde demonların görevine veya sorumluluğuna dek tarihsel inançları örneklendirir. Kötülüğün kişiselleştirilmesi Şeytan’ın yeryüzünde vuku bulan bireysel temsillerinin arayışı gibi gözükse de mitsel olarak Şeytan’ın yahut Şeytan’ın emrindeki demonların tıpkı Hades gibi yeryüzü veya yer altıyla ilişkilendirilmesi de antik kültürlerin kimi zaman yer altını bereket ile değerlendirmesine veya cezalandırmanın vuku bulduğu yer olarak atfedilmesiyle ikircik bir doğa kazanır.

Şayet Gerald Messadie de Şeytan’ın Genel Tarihi isimli antropoloji çalışmasında ‘Şeytan’ı hiçbir yerde bulamadım’ gibi bir tabir kullanıyorsa, bu eserden yol alarak kültürün künyesindeki sanatsal dışavurumlarda da monoist bir kötülük çatısı oluşturacak etken bulabilmek bir hayli zor olsa gerek. Messadie‘nin sadece medeniyetlerdeki kötülüğün monoist bir kimliği olup olmadığını değil, aynı zamanda batılılaşmanın egemenliğinde medeniyetlerin kendi yapısını korumasıyla birlikte kötü tanrılara ne derece önem atfettiklerini incelemesi ister istemez Batı müziğinin diğer medeniyetlere ulaşması durumunda Şeytan’ı çağrıştırıp çağrıştıramayacağını sorgulatacaktır. Çünkü Batı Müziğinde de kötülük çatısı oluşturacak Şeytan’ı ilhamın ve yeteneğin “güzel” ve “estetik” bir ifadesi olarak görmekten öteye geçemeyeceğiz. Aydınlanmacı zihniyet doğrultusunda kötülüğün kişiselleştirilmesinin dini paradigmadan ifadeleri seküler müzikte de aranabilir, dini müzikte de, çok sesli müziğin Kilise’nin baskısı altındaki direnişlerinde de. Ancak her daim itkiyi formdan yana kullanacaklardır.

hades3

Monoist bir kötülüğü bulmak için –Tanrı kötülük yapar mı? sorusunu metaforlaştırıyoruz- temelde kötücül bir itki yatmalıdır ki kilise gamlarının dini temsillerinde kurallar dahilinde yatan hizmet, yaratıcılığın ve virtüözitenin bileşimiyle bu itkiyi oluşturmak açısından oldukça zayıf kalmaktadır. Kaldı ki ayin parçalarının içinde yüceltmeye de ayrılan bölüm için kötücül bir itkiden ziyade aşkın bir hizmet arayışını görmek de mümkündür. Sipariş üzerine yazılan eserlerde de bir ithafın yer aldığı ekstra metinsel bilgilerde çıkara dayalı ilişkiler gözlemlemek mümkünken müziğin tabiatında itkinin aşkınlıkla perçinlendiğine tanık olunur. Dualist bir kötülükten bahsetmek ise bir çelişkiyi gündeme getirmektedir ki itki ile icranın temsili ifadesinin birbiriyle çelişmesinin de aşkın bir yapıyı doğuracağını unutmadan icranın ne kadar itkiye ithafen temsil edildiği, icranın sunulan hedef kitleye itkiyle beraber ekstra metinsel bilgilerini detaylıca belirtmek açısından bu kurallar dahilinde gereklidir. Dolayısıyla monoist kötülüğü ezgilerin içinde arıyorsanız ve Messadie’nin dediği gibi ”hiçbir yerde bulamıyorsanız” haklısınız; ekstra metinsel bilgi; yani kötülük üzerine söylem bile yeterli olmayabilir. Neden? Çünkü ekstra metinsel bilgilerden kastımız tıpkı ithaf bölümünde olduğu gibi -kilisedeki yüceltmeden ayrı tutularak- ezginin itkisel alandaki niyetinin ezgiye ekstra referans göstererek ifade edilmesidir. Burada birbiriyle çelişen, sürekli kavga eden dualist bir kötülük ise kendini bir dengede sunmak açısından ezgiyi itkiden ziyade ”güzel”den, ”estetik”ten yana kullanacaktır: –Yer altı ve bereket simgeleri-.

hades2

Güzel” ve ”estetiğin” iyi bir itkiden beslenmesi gerekmez –Tanrı kötülük yapar mı?- çünkü ”güzel” ve ”estetik” ancak formda kullanacaklardır gücünü, ancak ekstra metnin içeriğe yansıyan yüceltme ve köreltme tutkusu ”güzel”de ne kadar fazla ifade edilirse, söylemin de kendisinin “kötülük” ve “iyilik”ten daha da bağımsızlaştığı gözlemlenebilir. Belli formların (kilise gamları, kantat, ayin, dans vs…) içinde söylemin yüceltmeden zıtlaştığı bir husus varsa, bir kez daha kendini formda “güzel”e ulaşarak ifade edecektir. Dolayısıyla dualist kötülük de kendini nötrleyecek; kötü söylemin arkasında son derece ”estetik” ve ”güzel” bir eser bırakacaktır. Formdan kopuş veya bağımsızlaşış beklenmedikçe bu forma hizmet her daim “güzel”den yana olacak, tonaliteyle “estetiğin” bir bütün olarak bir araya gelmesini de öngörecektir. İtkinin hedefine vardığı eserleri “güzel”de ifade etmek formun güzelliğine de –ne kadar “kötücül” emeller taşırsa taşısın- vurgu yapmaktadır ki artık iyi itkinin ve kötü itkinin ötesinde bir ideale ulaştığımızdan yer altının bereketle eşdeğer tutuluşuna bir örnek de burada oluşturulacaktır.

Sonuç olarak “Tanrı kötülük yapar mı?” sorusunu müzikte itki olarak ele alıyoruz. Monoist kötülüğü ithaf simgesiyle değerlendirdiğimizde formdan yana kullanılan “güzel” ve “estetik”, kötücül söylemden bağımsızlaşmakta, bir ideale varmaktadır ve bu hususta ekstra metinsel referansları kullanmaktadır. Dualist bir kötülükte ise itki ile icranın birbiriyle çelişen ifadesi kendini “güzel”den ve “estetik”ten yana kullanarak bir kez daha nötrleyecek, yer altının hem kötülük hem de bereket ile eşdeğer tutuluşuna doğru yola alacaktır.

Korkusitesi için yazan Burak Bayülgen

KAYNAKÇA:
– Fubini, Enrico: Müzikte Estetik, Çev: Fırat Genç. Dost Kitabevi Yayınları. 1993. Yeniden basım: 2006.
– Russell, Jeffrey Burton: Kötülüğün Tarihi 1: Şeytan, Çev: Nuri Plümer. Kabalcı Yayınları. 1999.
– Messadie, Gerald: Şeytan’ın Genel Tarihi, Çev: Işık Ergüden. Kabalcı Yayınları. 1998.

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Burak Bayülgen

Tüm Yazıları
9 Haziran 1983’te doğan Burak Bayülgen 7 yaşında korku filmleri ile tanıştı. İlkokulda hayallerinde korku sinemasını meslek edinip Freddyler ve Jasonlar ile iç içe bir hayat düşleyerek bir kaçış yaşayan Burak aynı zamanda ironik bir şekilde Walt Disney klasiklerine de ilgi duydu. Lisansını ve yüksek lisansını Sinema-TV üzerine tamamladıktan sonra en çok yapmak istediği işe yani yazı yazmaya koyuldu. 1 sene konservatuvarda yarı zamanlı opera/şan bölümüyle de haşır neşir olmuş olması Burak’a film müzikleri yapma şansını da doğurdu. Pek çok öğrenci/festival filminin müziklerini yapan Burak en hüzünlü filme bile korku temalı müzikler yaparak tepkiler alsa da mutlu ve huzurludur. Çocuklar için de masal kitapları yazmasına rağmen korku sanatları üzerine incelemeler yazmayı bırakmamak için and içmiştir.

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.