Bazen ölü kalmak daha iyidir! Pet Sematary (1989)

Guinea Pig: Flower of Flesh and Blood

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

02 Temmuz 2009

11 Adet Yorum

11

Orjinal adı : Za Ginîpiggu: Chiniku no hana
Yönetmen:  Hideshi Hino
Senaryo : Hideshi Hino
Yapım:1985, Japonya Süre: 42 Dakika (Kısa Film)
Oyuncular: Hiroshi Tamura, Kirara Yûgao

İzlenmesi en zor, en rahatsız edici filmler listesinde mutlaka bahsi geçen bu efsane film, video pazarı için çekilen Ginî piggu (Kobay) serisinin ikinci durağını oluşturuyor. Serinin en çok bilinen ve en iyi filmi bu. Japonya’dan böyle bir film çıkması normal. Geleneksel şiddet ve erotizm anlayışlarını her filmlerinde az da olsa işleyen Japonlar, bilip bilmediğimiz tüm ekstrem fantezilerin çıkış yerini oluşturuyor. Nedenini bilemediğim bir kadın düşmanlığının ziyadesiyle yer bulduğu her filmde tecavüz, işkence, kadın katilliği veya dışkılama/işeme sahnesinden en az birini mutlaka gösteriyorlar. Japon erkekleri sevdikleri kadınla sevişmeden önce onu dövmekten hoşlanıyor (küçük penis sendromu olabilir mi?). Eğer pornodan hoşlanıyorsanız ve bünyeniz Amerikan pornosunun steril şartlarına alışıksa Japonya bu tür filmleri aramak için yanlış bir yer. Her şeyin en uç noktası onlarda. Porno diye aldığınız bir filmin içerisinde, bayan tuvaletine konmuş bir gizli kamera sayesinde aktarılan; çeşit çeşit anüslerden çıkan envai çeşit dışkıyı izleyebilirsiniz (benim gibi). Üstelik orada Ginî piggu gibi filmlere ulaşmak çok kolaymış. Herhangi bir videocuda benzer filmleri kolaylıkla bulmanız çok şaşırtıcı. Adamların bünyesi şiddete alışmış, ne diyelim.

Bahis konusu film bir tür snuff similasyonu. Bir çok filmin akrabası sayılabilir. Ses ve görüntü kalitesinin özellikle düşük tutulması bu atmosferi destekliyor. Eğer filmin sahte olduğunu bilmezseniz (çünkü efektler inanılmayacak kadar gerçekçi) Charlie Sheen’in durumuna düşebilirsiniz. Özel hayatında içki, seks ve edepsizliğe olan düşkünlüğüyle tanınan Hollywood starı bir şekilde filmi eline geçirmiş. İzlerken dehşete düşmüş ve hemen polisi arayarak Japonya’da snuff yapıldığını ve zavallı bir kızın öldürüldüğünü ihbar etmiş. Gerçek utandırıcı bir şekilde ortaya çıktığında Charlie Sheen ne yapmıştır bilemiyorum ama filmin etrafındaki efsane aurasını genişlettiği kesin.

Benzerleri gibi, film olayların gerçek olduğunu ve görüntülerin şans eseri ele geçirildiğini anlatan bir yazıyla açılıyor. Tarih Nisan 1985 ve Japonya yeni tomurcuklanmış kiraz çiçekleriyle pembe/kırmızıya boyanmış (filmin ismine atıfla)… Bir otomobilin içinde olduğunu tahmin ettiğimiz kamera, akşam vakti metrodan çıkıp evine doğru yol alan bir kızı takip ediyor. Bunu farkeden kız koşmaya başlasa da kimliği belirsiz adam tarafından yakalanıp kloroformla bayıltılıyor. Kamera, yere düşen kızın ayağından çıkan koyu pembe renkli topuklu pabuçlarına, “kan çiçeği” göstergesini desteklercesine odaklanıyor.

Kız ağzına bağlanmış bir havluyla kendine geldiğinde, ellerinden ve kollarından bir karyolaya bağlandığını farkediyor. Etrafa göz gezdiriyor ve bodrum gibi bir yerde olduğunu anlıyor (aslında odayı kızın gözünden aktaran kamera hareketleri filmin snuff olmadığını kanıtlıyor dii mi?). O sırada samurai kıyafetli, yüzü pudralıi dudakları rujlu, bıyıklı (?) kasabıyla yüzleşiyor. Adam sonraki müdahaleleri için kullanacağı bıçağı biliyor. Duvarlardaki eski kan izlerinden, mezbaha benzeri mekanın daha önceden de kullanıldığını anlıyoruz.

Adam, kurbanına bir tür uyuşturucu enjekte ediyor. Kameraya yaptığı açıklamada, böylece kızın hiç acı çekmeyeceğini tersine yapılan tüm işkencelerden zevk alacağını belirtiyor. Tüm film boyunca, müdahaleler öncesinde kameraya benzer açıklamalarda bulunacak olan adam; “kan çiçeğinin tomurcuklanması, etin kan denizi üzerinde çiçek gibi açması” gibi lafları geveleyerek bize ideal güzelliği sunmayı misyon edindiğini belirtiyor (iyi de biz istemiyoruz ki). Kızın her organını kesmeden önce “kırmızı kan çiçekleri şimdi burada açacak, şimdi şurada açacak” diye açıklamalarda bulunuyor kameraya. Bizi olaya hazırlıyor yani. Size yaptığı tüm şeyleri tek tek aktaracak değilim. Sonuçta ortada bir şey kalmayana kadar kızı parçalara ayırıyor ve şuuru kapalı kız tüm olanlara zevkle inleyerek cevap veriyor. Sadece bilek kesme sahnesinin müthiş gerçekçiliğine dikkat çekmek istiyorum. Günümüzde bile böylesine gerçekçi bir sahne görmedim. Yakın planda, ucuz ses efektleri eşliğinde kesilen bilekten eklem kıkırdağı dahi görünüyor!

Filmin nasıl bir şey olduğunu anladınız. Tamamen sadist bir tavırla çekilmiş gore sahnelerle bezeli, konusuz bir film. İzleyip izlememek size kalmış…

Wherearethevelvets


Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (11 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.