Ses çıkarma... Kımıldama... Hepsinden öte... Sakın bir dilekte bulunma! Wishmaster (1997)

Guinea Pig: Devil’s Experiment

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

10 Kasım 2009

0 Adet Yorum

0

Orjinal Adı: Za Ginipiggu: Akuma No Jikken
Yönetmen: Satoru Ogura
Yapım: Japonya 1985  Süre: 43 Dakika
Oyuncular: İsimsiz

Nedir şu Japon erkeklerinin kadın nefretinin kaynağı? Sevişmeleri bile kavgadan beter. Bunu küçük penis sendromuna bağlamak istiyorum ama yüzyılları içeren bir süreç içinde şiddetinden bir şey yitirmeyen bu kollektif aşağılamayı açıklamakta ciddiyetsiz olacak diye çekiniyorum. Yoksa penisleriyle ters orantılı uzunluktaki kılıçlarıyla mertlik kavgasına giren, gülmeyen, yeri gelince kendini öldürmekten bile çekinmeyen bu samurayların yatakta nasıl olduğunu sadece kadınlar bildiği için mi bu nefret? Modern Japonya’da bile bu ikinci sınıf vatandaş muamelesi devam ediyor ki birçok Japon kadını Türk erkeklerine bile razı olduklarını söylüyorlar. Onlara göre Türk erkekleri hanımına daha saygılıymış! Türk erkekleri!

Diyeceğim, bu nefret sansürsüz underground eserlerine de yansıyor. Chambara filmlerinde kadınlar (eğer eli silahlı bir savaşçı değilse) hep aşağılanır, dövülür, öldürülür. Arkasından yas tutulmaz. Pornolarda kadınlarla asla normal bir ilişkiye girilmez. Bazıları dikizlenmek suretiyle ikili bir ilişkiye bile dahil edilmez. Zorla ilişkiye girilen ya da öyle gösterilen bu kızlar Hentailer’de garip canavarların tecavüzüne uğrar; orasına burasına yaratık uzantıları sokulur. Nihayet bahsedeceğimiz ham korku filmlerinde ise kobay (Gine Domuzu/ Guinea Pig) pozisyonuna düşürülür.

Eğer siz de konuya bu pencereden yaklaşırsanız “Guinea Pig” size göre bir film değil, yolunuzu başka yöne çevirin. Çünkü ne olduğu baştan bilinen bu işkence filmlerini genel geçer değer yargılarıyla değerlendirmek abestir.

Filmin bir konusu yok. Bir snuff similasyonu; yani yapılanlar gerçekmiş de ele geçirilen bir kaset kaydından aktarılıyormuş izlenimi uyandırılıyor. Nedir; üç adam bir kıza artan şiddette işkence yapıyorlar. Amaçları nedir; insan bedeninin acıya tahammül sınırlarını keşfetmek! Bu araştırmanın sonucunun insanlığa ne gibi bir katkısı vardır düşünceleri eşliğinde, 198X yazı diye kaydedilen bir zaman diliminde şu aşamalara tanık oluyoruz.

Vurma başlığı altında kız tokatlanıyor, bir keseye konmuş madeni paralarla yüzüne vuruluyor.Tekme başlığı altında ne yapıldığını tahmin edersiniz. Kıstırma diye tanımlayacağımız aşamada kızın etleri İngiliz anahtarıyla kıstırılıyor. Kendinden geçirme, kız kusana kadar bağlandığı sandalyeyle döndürülerek gerçekleştiriliyor. Ses isimli bölümde kıza kulaklıkla yüksek sesli efektler dinletilirken bir sonraki aşamada tırnakları sökülüyor. Benzer başlıklar altında kızgın yağlarla yakılan, yaralarının üzerine kurtçuklar dökülen, her tarafı yeni kesilmiş hayvan sakatatlarıyla bulanan kız, asıl mesele olan “İğne” başlığına yaklaşıyor. Bu klimatik bölüm ne kadar sürprizdir emin değilim, çünkü filmin afişinde zaten gösteriliyor. Belki de tüketiciye neyle karşılacaklarını açık açık belirtmek için bu yönteme başvurulmuştur, bilemiyorum. Tek söyleyeceğim “Un Chien Andalou”dan beri izlediğim en gerçekçi “göz” sahnesine sahip bu film. Keza, geri kalan efektler de gerçeklik hissi uyandırıyor.

Aslına bakacak olursak, bu filme bir film demek ne kadar uygundur bilemiyorum. Bir tüketim malzemesidir diyebiliriz, çünkü sanat kaygısıyla çekilmemiş. Hadi biraz zorlayalım derseniz, işkencecilerin siyah kıyafetleriyle tezat oluşturan kızın beyaz elbisesinin masumiyeti sembolize ettiğini düşünebiliriz. Ya da görüntülerin arasına yerleştirilmiş, kızın bir ağ torba içinde ağaçta asılı bırakıldığı sahneler, metamorfozla kelebek olacak bir tırtılın kozasına benzetilebilir. Belki de yaralanan, kesilen, zarar verilen beden yeni bir yaşama işaret edecektir. Bu felsefenin ikinci filmde daha bariz şekilde işlendiğini hatırlatırım.

Guinea Pig serisi:
1- The Devil’s Experiment (Akuma no Jikken, 1985)
2- Flower of Flesh and Blood (Chiniku no hana, 1985)
3- He Never Dies (Senritsu! Shinanai otoko, 1986)
4- Devil Woman Doctor (Pîtâ no akuma no joi-san, 1986)
5- Mermaid in a Manhole (Manhôru no naka no ningyo, 1988)
6- Android of Notre Dame (Nôtoru Damu no andoroido, 1989)


Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

YORUM YAZ