Dilediğin şeylere dikkat et! Djinn - Wishmaster (1997)

Guinea Pig 5: Mermaid in a Manhole

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

13 Temmuz 2009

21 Adet Yorum

21

Ginî piggu 5: Manhôru no naka no ningyo
Yönetmen : Hideshi Hino
Senaryo : Hideshi Hino
Yapım:1988, Japonya Süre: 56 dakika (Kısa film)
Oyuncular: Shigeru Saiki, Mari Somei

Karısını kaybettiğinden beri içine kapanan ressam Haydashi, gizli mekanım dediği bir kanalizasyon borusunda gördüğü materyallerin resimlerini çizmektedir. Burada neler yoktur ki; çöpler, cansız mankenler, solucanlar, kurtlar, doğar doğmaz tuvalete atılmış ölü ceninler… Hatta yıllar önce kaybettiği kedisinin bile cesedini burada bulur adam.

Bu kaçışının altında bir tür çocukluğa özlem yatmaktadır. Kanalizasyonun olduğu yerde eskiden bir nehir vardır. Adam çocukken bu nehrin kenarında uzun vakitler geçirmiştir. Bu nostaljik hislerle, yine kanalizasyon kapağını kaldırır ve gizli mekanına girer. Fakat sessizce eskiz çalışırken arkasından bir su şıpırtısı sesi duyar. Sesi takip edince, çöpler ve mide bulandırıcı artıkların arasında bir deniz kızı bulur. Bu yaratıkla daha önce tanıştığını hatırlar, eski nehirde çocukken görmüştür kızı. Telepatik olarak anlaştığı deniz kızı, nehir kuruduktan sonra o bölgeyi terkedememiş ve kanalizasyon çöplerinin arasında yıllarca yapayalnız yaşamıştır.

Adam kızın resmini yapmaya karar verir. Artık tek arzusu bu olmuştur. Fakat kızın bel hizasında bir yara olduğunu farkeder. Tümör benzeri nodüler görünümü olan bu kanamalı lezyon kıza oldukça acı vermektedir. Adam kızı bu halde bırakamaz ve evindeki küvete taşır. Fakat kızın da ısrar ettiği üzere misyonuna devam etmesi ve tabloyu bitirmesi gerekmektedir. Çalışmaları devam ederken kızın yaraları daha da ciddileşir ve vücudunun diğer bölgelerine de yayılır.

Serinin beşinci filmi olan Mermaid in a Manhole, bir öyküsünün olması sebebiyle Flower of Flesh and Blood‘dan ayrılıyor. Üstelik her ne kadar kanlı da olsa romantik bir aşk da söz konusu. Yapılan yorumlara göre serinin, Flower of Flesh and Blood’dan sonra en iyi bölümüymüş (her iki filmin yönetmeni aynı).

Şöyle bir bakıldığında film şok görüntülerden çok iğrençlik üzerine odaklanmış. Öykü ilerledikçe patlayan abselerden ve kanla karışık dökülen kurtlardan mideniz ağzınıza geliyor. Makyaj dönemine göre çok iyi. Kol, bacak kesme sahneleri maalesef Flower of Flesh and Blood’dakiler kadar gerçekçi değil. Yine de kızın balık bölümünün pullu dokusu çok güzel tasarlanmış (her ne kadar kuyruğun içinde bacak olduğu belli oluyorsa da).

Film anlatım olarak da bazı farklar taşıyor. Zaten her biri özerk bir film sayılabilecek Guinea Pig bölümlerinin hangi konsepte dayanarak bir araya getirildiğini anlayamıyorum. Bu filmin tutarlı bir öyküsünün olmasının yanı sıra “twisted end”i de mevcut. Üstelik ressamın meraklı komşuları, genç karı koca gibi komedi unsuru olan yan karakterler de var. Hafifçe Cronenberg’in “Body Horror” yapıtlarını anımsatan bu filmi sadece gore meraklılarına tavsiye ediyorum.

Guinea Pig serisi:

Birçok sitede bu seri yanlış sıralamayla veriliyor. Bu da devamlılık ve tarih bakımından bazı aksaklıklara neden oluyor. Aşağıda serinin gerçek sıralaması verilmiştir.

1- The Devil’s Experiment (Akuma no Jikken, 1985)
2- Flower of Flesh and Blood (Chiniku no hana, 1985)
3- He Never Dies (Senritsu! Shinanai otoko, 1986)
4- Devil Woman Doctor (Pîtâ no akuma no joi-san, 1986)
5- Mermaid in a Manhole (Manhôru no naka no ningyo, 1988)
6- Android of Notre Dame (Nôtoru Damu no andoroido, 1989)

Ayrıca ilk 4 filmin en güzel sahnelerinden oluşmuş Slaughter Special (Zansatsu supeshyaru, 1988) Guinea Pig 7 olarak adlandırılıyor ama kronolojik olarak bu doğru değil.

Wherearethevelvets

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (21 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.