Ölüm kasabanıza geldi Şerif! Sam Loomis - Halloween (1978)

Gremlins

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

SonerYıldırım

02 Kasım 2010

12 Adet Yorum

12

Yönetmen: Joe Dante
Senaryo: Chris Columbus
Imdb Puanı: 7/10
Yapım: 1984, ABD, 106 dakika
Oyuncular:
Zach Galligan, Phoebe Cates, Hoyt Axton, Frances Lee McCain

Gremlins’in doğum sancıları…

Filmin senaristi Chris Columbus kendini kanıtlamaya çalıştığı yıllarda geceleri Universal’ın klasik korku filmlerini gösteren eski bir sinemanın çok yakınında, içinde farelerin cirit attığı bakımsız bir dairede oturuyordu. Böyle bir ortamda, şehri ele geçiren küçük yaratıklar düşüncesinden ortaya çıkan Columbus’un Gremlins’inin ilk senaryosu oldukça acımasız ve kanlıydı -Gremlinler’in Billy’nin köpeğini öldürdükten sonra annesinin kafasını uçurup merdivenden aşağı yuvarladığı, McDonalds’a girip hamburgerler yerine insanları yedikleri sahneler vardı. Filmin yönetmeni Joe Dante konu hakkında, ”Çok daha kanlıydı. Gremlinler köpeği yiyordu. Parçalanmış cesetler vardı. Ama senaryo Warner Bros’a gittiğinde böyle bir film yapmayacakları belli oldu. Daha geniş bir kitleye ulaşmayı planlıyorlardı. Biz, retro bir Frank Capra filmi çektik,” diyecekti.

Joe Dante’nin filmin yönetmenliğine getirilmesi ise Steven Spielberg sayesinde oldu. Birçok yapımcının eline geçip her seferinde veto yiyen Columbus’un senaryosu son olarak Steven Spielberg’ün eline geçti. Hikâyeyi çok orijinal bulan Spielberg projeyi hemen yönetmen Joe Dante’ye gönderdi. Filmin yapımcılarından Mike Fennell bu durumu, ”Steven, The Howling’in büyük bir hayranıydı. Piranha’nın en iyi Jaws taklidi olduğunu düşünüyordu. Bu yüzden de Joe’yu seçti,” diye açıklayacaktı.

Fragman

Spielberg’in filme bir diğer katkısı da Gizmo’nun sağ bırakılmasını önermek oldu. Senaryoya göre Gizmo yavrularıyla birlikte dönüşüme uğrayıp sümüklü, keskin dişleri olan, hırıltılı bir gülüşe sahip, balçık yeşili bir Gremlin oluyordu. Spielberg, Gizmo’nun tüm filmde yer almasını, ikinci bir başrol oyuncusu olmasını teklif etti. Yönetmen Joe Dante de bu öneriyi kabul etti. Spielberg’in önerileri ve Dante’nin oynamaları ile film komediye kayıyor ama bir korku filmi havası taşıyordu. Ve bir bakıma Gremlins’le, John Huston’ın dramda yaptığını korku sinemasında yapıyordu.

En nihayetinde, 1984 Haziranında 11 milyon dolarlık bütçesiyle, yılın en iddialı yapımlarından Ghost Busters’la aynı gün vizyona giren Gremlins ilk hafta sonunda Ghost Busters’dan 1.1 milyon dolar daha az kâr elde ederek 12.5 milyon dolar kazandı. Kasım sonunda gösterimler sonlandırıldığında 148,168,459 dolarla Amerika’da yılın en çok kazanan dördüncü filmi olmuştu. Ama bu sadece işin ticari boyutuydu. Ünü Amerika’yı aşan filmin dünyanın dört bir yanındaki hayranları en az Gremlin’ler kadar hızlı çoğalıyordu. Filmin kült statüsünü ulaştığı ilk yerse Mogwai’lerin vatanı Çin’i de kapsayan Uzak Doğu oldu. Film; Critters, Troll, Hobgoblins, Kamillions, Ghoulies, Beasties, Spookies, ve Munchies gibi küçük canavarlar temalı birçok filme de esin kaynağı oldu. 90’lara girerken gelen devam filmiyle etkisini ölümsüz kıldı.

Gremlinler artık amacına ulaşmıştı. Hepimizin evine girmeyi başarmışlardı.

Bir Mogwai’niz varsa uymanız gereken üç altın kural vardır!

Rand Peltzer yaratıcı fakat başarısız bir mucittir. İnsanların hayatını kolaylaştırmak için yaptığı onlarca icat genellikle bu amacın tam tersine işlev görür. Bir akşam ürünlerini pazarlamak için girdiği Çin Mahallesi’ndeki eski bir dükkânda daha önce benzerini görmediği şirin mi şirin bir evcil hayvana rastlar. Mogwai diye adlandırılan bu sevimli yaratığı oğlu Billy’e Noel hediyesi olarak almak ister. Dükkânın sahibi Bay Wing teklifi en başta kabul etmese de, Bay Wing’in torunu, hem paraya duydukları ihtiyaçtan, hem de adamın Mogwai’ye gösterdiği ilgiden etkilenerek Mogwai’yi gizlice satar. Ancak küçük çocuk, Mogwai’yi teslim etmeden önce bu masum yaratığın bakımıyla ilgili mutlak suretle uyulması gereken üç altın kuraldan bahseder.

”Onu ışıktan uzak tutun. Parlak ışıktan, özellikle gün ışığından nefret eder. Bu onu öldürür. Sudan da uzak tutun. Sakın ıslatmayın. Ama en önemlisi, asla unutmamanız gereken kural şu: Ne kadar ağlasa da, yalvarsa da asla ama asla gece yarısından sonra beslemeyin!”

Rand yaratığa Gizmo adını verir ve onu oğluna hediye eder. Billy, çok güzel şarkı da söyleyebilen bu sevimli ve zeki yaratığı görünce adeta büyülenir. Onu kucağına alıp odasına doğru giderken babası ona Gizmo ile ilgili yasaklardan bahseder. Ancak hepimizin bildiği gibi yasaklar delinmek içindir. Özellikle de Gremlins’in çekildiği seksenlerde.

Billy, Gizmo’suyla şarkılar söyleyip filmler izlerken günler geçip gider. Bir gün onu küçük arkadaşı Pete’e gösterirken bir kaza olur ve Gizmo’nun cildi suya temas eder. Acılar içinde kıvranmaya başlayan Gizmo’dan küçük toplar halinde beş parça fırlar. Bu parçalardan yeni Mogwai’ler belirmeye başlar. Ancak yeni Mogwai’ler biraz farklıdır. Gizmo’nun masum ifadesinin aksine yüzlerinde hınzır bir gülümseme vardır ve sürekli gürültü yapıp mızmızlanmaktadırlar. Aynı gece üçüncü ve en önemli olan yasak da (gece yarısından sonra beslemek) delinince Mogwai’ler Puppa devresi denen bir metamorfoz sürecini girerler. Kozalarından çıktıklarında ise artık sevimli Mogwai’ler yerine, önlerine gelen her şeyi yok eden, gürültücü, çirkin ve vahşi Gremlinler vardır ve sayıları gitgide artan bu sevimsiz yaratıklar Noel gecesinde şehre dehşet saçmaya kararlıdır. Başka bir deyişle; aşırılığı, rahatlığı ve eğlence odaklı yaşamayı kendilerine ilke edinmiş 80’ler gençliği serbest kalmıştır.

80’ler, tüketim çılgınlığı ve Gremlinler…

Biraz dikkatli bakıldığında Gremlins’in geniş kitleler için yapılmış eğlenceli bir korku-komedi filmi olmanın dışında seksenli yıllar adına birçok metafor ve mesaj barındırdığını görmek çok da zor değil. Her şeyden önce, tüketim merkezli, eğlence düşkünü, müzikle yaşayan iflah olmaz Gremlin profilini seksenlerin genç nesli olarak; Mogwai’leri sevimli bir yaratıktan birer canavara dönüştüren Pupa Evresini de bir gencin ergenlik dönemi yahut kapitalizmin iyice etkisini gösterdiği, hem boş vermişliği hem tabulara ayak diremeyi aynı anda aşılayan seksenli yıllara giriş evresi olarak yorumlamak mümkün. Yaratıkların lideri konumundaki Strike’ın mohikan seklindeki saç stili, yaratıkların dans düşkünlüğü gibi detaylar da yine buna işaret eden detaylar. Zira filmde, Gremlin’lerin break dans yaptığı bir sahne bile mevcut. Peki, filmin meselesi sadece dönemin gençliği ve Gremlin’ler arasında benzerlik kurmaktan mı ibaret? Hayır, aslına bakarsak film kurduğu benzerliği yorumlama çabasına girdiği gibi, ebeveynlere yönelik sosyal mesajlar verme cesaretini de gösteriyordu.

Gremlinlerle ilgili uyulması gereken üç kuralın ise filmin temel hikâyesini şekillendirmekten başka bir işlevi daha vardı. Ebeveynlere, bugün şikâyet ettikleri, birer canavara benzettikleri çocuklarını kendilerinin yarattıklarını ve eğer yangına körükle gidilmezse biraz haşarılığın kimseye zarar getirmeyeceğini (Gizmo’dan türeyen yaramaz Mogwai’ler gece yarısından sonra beslenmemiş olsa Gremlin’e dönüşmemiş olacaklardı değil mi?) söylüyordu. Kural çok basitti: Bir Mogwai’yi ışıktan, sudan ve gece yarısından sonra beslemekten uzak durursanız bir Gremlin’e dönüşmezdi. Ve bir çocuğa gerekli sevgi, ilgi ve anlayışı gösterirseniz o da bir canavara dönüşmezdi.

Havva’nın yükselişi: ”Defolun mutfağımdan!”

Filmin, o dönem erkek figürünün ardından gelen edilgen bir gölge olmaktan sıyrılma çabasındaki kadın portresiyle ilgili söyleyecekleri de vardı. Seksenlerde gerek iş hayatında, gerek politikada kadın motifi iyiden iyiye ön plana çıkmış; sosyal hayat üzerindeki etkisi hiç olmadığı kadar belirginleşen modayla beraber kadınlar da yükselişe geçmişti. Artık iş yaşamında karşı cinsleriyle rekabet edebiliyorlar, hatta iletişim becerileriyle birçok alanda tercih edilme üstünlüğü sağlayabiliyorlardı. Ancak filmin en akılda kalıcı bölümlerinden olan Bayan Peltzer’in Gremlinlerle karşı karşıya geldiği mutfak sahnesini dikkate alırsak Gremlins’in kadınların sosyal yaşamdaki yeri hakkındaki görüşleri pek teşvik edici olmadığı gibi, aslına bakarsak oldukça muhafazakârdı.

Pupa evresinin ardından birer Gremlin’e dönüşen yaratıklar Billy’nin annesiyle belki de bir kadının ev içinde en güçlü olduğu yerde, mutfakta karşı karşıya gelirler. ‘Defolun mutfağımdan!’ diye bağırarak saldırıya geçen Lynn Peltzer muazzam bir kahramanlık örneği göstererek mutfaktaki tüm Gremlinlerin hakkından gelir. Ancak ne zamanki ayağını mutfaktan dışarı atar; müzik değişir, esaslı bir gerilim atmosferine geçiş yapılır. Kadın hâkimiyet alanından çıkmış, yabancı olduğu topraklara girmiştir ve acemisi olduğu bu dünyada eskisi kadar güvende değildir. Zira daha ilk saldırılarıyla Greminler üstünlüğü ele geçirir. Bayan Peltzer’in Gremlinlerin elinden kurtaracak kişi ise oğlu Billy, yani bir erkek olacaktır.

Aile boyu iletişim!

”Havalandırma cihazınız çalışmaz, çamaşır makineniz patlar, ya da videonuz bozulursa tamirciyi çağırmadan önce ışığı yakıp dolaplarınızı kontrol edin. Yataklarınızın altına bakın. Çünkü hiç belli olmaz. Evinizde bir Gremlin olabilir.”

Gremlins’in gelenekçi bir bakış açısıyla karşıladığı diğer unsursa teknolojiydi. Seksenlere girildiğinde televizyon, telefon, radyo gibi araçlar da bütün evlere girmişti. Bunlar kitlesel iletişimin gücünü artırmakla beraber bilgisayar, walkman, atari, video gibi destekçilerle birleştiğinde insanlar arası iletişime zarar verip, iletişime pek de gerek duyulmayan bireysel bir dünyanın kapısını aralıyordu. Yeni bir Gremlin-çocuk özdeşimi kurarsak teknolojik aletlerden hoşlanmayan Gremlinlerin bu tutumunu her geçen gün çevresinden biraz daha kopan, kendi dünyasına itilen dönem gençliğinin gizli tepkisi olarak ele almak da mümkün.

Filmin sonunda Gremlinlerin yarattığı tüm kargaşadan haberdar olan Bay King, Gizmo’yu almak için eve geliyordu. Gizmo’nun haberleri izlediğini görünce masum bir çocuğa kötü şeyler öğretildiğini görmüşçesine ”Ona televizyon mu izletiyorsunuz!,” diyerek paylıyordu aileyi -adeta dünyaya gönderdiği masum canlıya iyi bakılmadığını görüp yanına geri almaya karar veren bir Tanrı gibi. ”Bir Mogwai çok sorumluluk ister,” diyordu Bay Wing. ”Henüz hazır değilsiniz.”

Evet, bir Mogwai (çocuk) sorumluluk isterdi. Onlara yeterince iyi bakmaz ve sorumluluklarınızı yerine getirmezseniz ne istediklerini anlayamadığınız birer canavara dönüşebilirlerdi. Oysa yine Bay Wing’in dediği gibi, onları duymak için dinlemek yeterliydi.

Yaşlı adamın son sözü yine de umut vericiydi; ‘‘Belki bir gün hazır olursunuz.”

Korkusitesi için yazan Soner ‘Korkuluk’ Yıldırım

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Soner Yıldırım

Tüm Yazıları
2 Ocak 1988’de Giresun Şebinkarahisar’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da, yüksek öğrenimini Dumlupınar Üniversitesinde tamamladı. İlk korku filmini izlediğinde (Stephen King’s It) henüz 5 yaşındaydı. Filmin etkisi ile uzun süre mazgallara yaklaşamadı. (O filmin hala bir çocuk için izlenebilecek en korkunç film olduğuna inanıyor.) İlk okulda Wes Craven ve John Carpenter ile tanıştı. Onların filmlerinden feyz alarak birçok korku öyküsü yazdı. Lisede Stephen King kitaplarına başlayınca korku, hayatının vazgeçilmezleri arasına girdi. İşi günde üç korku filmi izleyip bir korku kitabı yarılayacak kadar abarttığı zamanlar oldu. 2008 Eylülünde korkucu.com ailesi ile tanıştı ve onların arasına katıldı.

Yorumlar (12 Yorum)

YORUM YAZ