Kumlar havalanacak. Gökyüzü yarılacak. Güç serbest Kalacak... The Mummy (1999)

Gökhan Toka’dan Seçmeler – 1

Gökhan Toka

Korku Sinema

YasinKarakaya

08 Nisan 2010

7 Adet Yorum

7

Uzun süredir büyük sosyal paylaşım ağı yonja.com’un yeniden yapılandırılması ile ilgili çalışmalar yapan yazarımız sevgili Gökhan Toka’nın kendi blogu olan korkufilmi.net’te muhtelif zamanlarda yazmış olduğu keyifli film eleştirilerini sizlerle paylaşmak istiyorum. Gökhan’ın yazım ve anlatım tarzını gerçekten severek takip ediyorum. Sizlerinde okurken aynı keyfi aldığınızdan eminim. Film yazıları insanı sıkmayan cinsten kısa, okunması basit ve aynı zamanda son derece eğlenceli. Birkaç bölüm halinde yayınlayacağım yazıların ilk bölümünü beğeninize sunuyorum..

Serial Mom

Yönetmen: John Waters
Senaryo: John Waters
Oyuncular: Kathleen Turner, Sam Waterston, Matthew Lillard, Ricki Lake
Yapım: 1994, ABD

Vaktiyle televizyonlarda sık boy gösteren Seri Anne, gerçek bir olaya ve gerçek bir karaktere dayanıyor.
Kathleen Turner’ın başarıyla canlandırdığı annemiz, sevgi dolu, kendi halinde ortalama bir amerikan ailesinin ortalama hanımıdır. Ya da görünüş aldatıcıdır. Ev işleri dışında kalan zamanlarında hobi olarak amerikanın ünlü seri katilleri ile ilgili araştırmalar yapan bayan Stuphin devreleri yakmış gibidir. Hoşlanmadığı bir komşusuna sapık telefonlar açarak ufaktan başlayan bayan Stuphin, çocuklarının problem yaşadığı bir öğretmeni arabayla ezerek ve kızını terk eden sevgilisini şişleyerek cinayet serisine başlar.

Ailesine sıkıntı yaratan, ortalama amerikan ailesi mutluluklarına tehdit olarak gördüğü herkesi ve her şeyi ortadan kaldırmaya niyetlidir. Buna oğlunun çalıştığı video dükkanından kaset kiralayıp, başa sarmadan verenler de dahildir. John Waters diğer filmlerinde olduğu gibi bu filminde de özellikle medyaya yükleniyor. Kathleen Turner’ın parladığı, Waters standardlarına sahip, eğlenceli bir film.

Salvage

Yönetmen: Jeff Crook, Cosh Crook
Senaryo: Jeff Crook, Cosh Crook
Oyuncular: Lauren Currie Lewis, Chris Ferry, Cody Darbe
Yapım: 2006, ABD

Claire Parker küçük bir kasabada annesi ile birlikte yaşayan lise öğrencisi bir genç kızdır. Bir markette kasiyer olarak part time çalışan Claire, vardiyasının sonunda erkek arkadaşı Jimmy’nin kendisini almasını beklemeye koyulur. Jimmy bir türlü görünmez ama onun yerine Jimmy’nin arkadaşı olduğunu söyleyen ve kendisini bırakmayı öneren bir adam gelmiştir. Claire adamın teklifini kabul eder. Sapıkça hareketler içerisinde görünen adam Claire’i evine bırakır bırakmasına ama kız adam tarafından vahşice öldürülmekten kurtulamayacaktır. Acı içinde can veren Claire, marketteki kasasının başında uyanır. Gördüğü rüya çok gerçekçidir. Claire mesai sonunda Jimmy’i beklemeye başlar ama gördüğü bir rüya değildir ve o günün sonunda tekrar, aynı sapık tarafından vahşice öldürülecektir. Claire acı dolu bir cehenneme, tekrar tekrar öldürüldüğü bir güne sıkışıp kalmıştır. Bundan kurtulmak için elinden geleni yapmalıdır.

Bill Murray’in sürekli aynı günü yaşadığı ünlü “Groundhog Day” filminin kötü kalpli ve ruh buran bir korku filmi uyarlaması. Senaryosunun son bölümünde yapılacak ufak bir değişiklik ile harika bir psikolojik korku filmi olabilecek Salvage, bu yapısıyla ve sonuçsuzluğu ile biraz monoton. Özellikle Claire’in kafa derisinin yüzüldüğü sahne dikkat çekici.

Hamiltons

Yönetmen: Mitchell Altieri, Phil Flores
Senaryo: Mitchell Altieri, Phil Flores, Adam Weis
Oyuncular: Cory Knauf, Samuel Child, Joseph McKelheer, Mackenzie Firgens, Larry Laverty
Yapım: 2006, ABD

Anne ve babaları yakın bir süre önce ölmüş olan Hamilton ailesi dört (buçuk) genç kardeşten oluşan “tuhaf” bir ailedir. Hamiltonlar sık sık taşınmaktadırlar. En büyükleri David, çalışıp aileyi geçindirmeye çalışan sorumlu, ancak diğerlerinin pek takmadığı abidir. Tek kusuru kendini fazla ciddiye alması ve ara sıra eve attığı bazı berduşları öldürmesidir. Ortanca kardeşler Wendell ve Darlene ise serserilikle zaman geçiren, aralarında ensest ilişki olan, genç kızları kaçırıp kanlarını emen ve bodrumdaki bir kafeste kapalı tuttukları buçuk kardeşlerine de ikram eden uçuk tiplerdir.

Hamilton ailesinin tek normal ferdi Francis ise olan biteni mutsuz gözlerle izlemekte, ailesinden nefret etmektedir. Francis’e okulda ailesi hakkında bir yazı yazması ödevi verilmiştir ancak Francis yazı yazmak yerine ailesinin bu tuhaf hallerini doğal ortamlarında mini kamerası ile filme almayı tercih eder. Film de sık sık Francis’in kamerasından akan görüntülerden besleniyor. Senaryosu oldukça iyi, aile korkusu üzerine izlemeye değer bir bağımsız “modern vampir” projesi.

Frailty

Yönetmen: Bill Paxton
Senaryo: Brent Hanley
Oyuncular: Matt O’Leary, Bill Paxton, Matthew McConaughey, Powers Boothe, Jeremy Sumpter
Yapım: 2001, ABD, Almanya, İtalya

Yağmurlu bir gecede FBI ajanı Wesley Doyle’un ofisine genç bir adam gelir. Adının Fenton Meiks olduğunu söyleyen genç adam, FBI’ın uzun süredir peşinde olduğu tanrı adına cinayetler işleyen “Tanrının Eli” seri katilinin kimliğini bildiğini söyler. Ajan gence inanmaz. Ancak Fenton Meiks katilin kısa bir süre önce intihar etmiş olan kardeşi Adam olduğunda ısrar etmektedir. Fenton, ajana öyküsünü anlatmaya koyulur. Anneleri ölmüş Fenton ve küçük kardeşi Adam, sevgi dolu bir adam olan babaları ile birlikte mutlu bir çocukluk geçirmektedirler. Ta ki bir gece babaları apar topar odalarına dalıp onlara “Tanrının kendisiyle konuştuğunu” söyleyinceye kadar. Babaları bir anda delirmiş gibi davranmaya, tanrının dünyayı iblislerden temizleme işini kendisine verdiğini iddia etmeye başlamıştır. Küçük Adam babaya inanmıştır. Buna karşılık Fenton, bu çılgınlık karşısında ne yapacağını ve kardeşi Adam’ı nasıl koruyacağını şaşırmıştır. Çok geçmeden baba tanrının kendisine bu temizlik görevinde tahsis ettiği kutsal araçlar olarak lanse ettiği demir bir boru, deri eldivenler ve çift taraflı bir balta ile gelir. Hemen ardından da gayet normal görünümlü, kıskıvrak bağladığı bir hanımı iblis olarak tanıtır ve baltayla çocuklarının gözleri önünde doğrar. Fenton gerim gerim gerilmektedir.

Two Thousand Maniacs

Yönetmen: Herschell Gordon Lewis
Senaryo: Herschell Gordon Lewis
Oyuncular: William Kerwin, Connie Mason, Jeffrey Allen
Yapım: 1964, ABD

H.G. Lewis imzalı en çok bilinen kültlerden biri. Amerikanın güneyindeki Pleasant Valley kasabası her yıl geleneksel olarak gerçekleştirdiği kutlamalara hazırlanmaktadır. Bu kutlamanın özelliği, klasik bir “kasaba kuruluşu” kutlaması olmayıp aksine, “kasaba yokoluşu” kutlaması olmasıdır. Kasaba yıllar önce iç savaş sırasında harap edilmiş, kasabalılar da bu günü “değişik” kutlamalar ile anmaya karar vermişlerdir. Pleasant Valley’in düşman işgalinden kurtuluşu biçiminde temsili gösteriler hazırlayan kasabalıların bu şen şakrak günlerindeki yegane eksikleri düşman rolünde oynatabilecekleri yabancılardır. Kasabanın yakınlarından geçen altı bahtsız genci kasabaya getiren ve gayet konuksever biçimde ağırlayan 2000 adet manyak, daha sonra bu arkadaşları baltayla parçalanma, çivili fıçıda bayır aşağı yuvarlanma, göbeğe on metreden kaya yuvarlama gibi eğlenceli aktivitelerde başrole soyundururlar. Eğlencelerde kıllı yünlü mevzular olduğuna uyanan iki turist, 2000 manyağın elinden kurtulabilmek için ellerinden geleni yapmaya başlarlar. Filmin 2001′de “2001 Manyak” adıyla, Robert Englund’ın belediye başkanını oynadığı bir yeniden yapımı da çekilmişti.

Omega Man

Yönetmen: Boris Sagal
Senaryo: John William Corrington, Joyce Hooper Corrington, Richard Matheson (roman)
Oyuncular: Charlton Heston, Anthony Zerbe, Rosalind Cash
Yapım: 1971, ABD

Matheson romanı “I am Legend”ın bu ikinci uyarlamasında doktor Robert Neville rolünde Charlton Heston’u izliyoruz. Üç yıl önce çevirdiği Maymunlar Cehennemi’ndeki rolü ile bu filmdeki rolü arasında çağrışım var. Orduda bilim işleri ile uğraşan Charlton, patlak veren dünya çapındaki biyolojik savaşın ABD halkını böcek gibi öldüren zehrini durdurmak için deneme amaçlı bir panzehir geliştirir. Panzehiri merkeze götürmeye çalıştığı sırada helikopterleri düşer. Kazadan ağır yaralı kurtulan Charlton, bu defa virüs yüzünden ölmek üzereyken deneme panzehirini kendine enjekte eder. Deney işe yaramış ve Charlton kurtulmuştur. Buna karşılık elindeki tek örnek de gitmiştir. Virüs kısa sürede kıtadaki ve belki de dünyadaki herkesin ölmesine neden olur. Charlton koskoca Los Angeles’da bir başına kalmıştır. Aslında o kadar da yalnız değildir. Virüs insanların çoğunu öldürmüştür öldürmesine ama virüsten etkilenip başkalaşmış ve başka bir türe dönüşmüş bir grup yaratık türemiştir. Yaratıklar kendilerine “aile” (the family) adını vermişlerdir ve teknolojinin tüm kötülüklerin anası olduğunu düşündükleri için ortaçağ benzeri bir yaşamı benimsemişlerdir. Kendisini şeytan ilan eden yaratıklara karşı koymaya çalışan Charlton bir yandan da virüsün etkisini kıracak panzehiri yeniden yapmaya çalışmaktadır. Oldukça politik, 60′ların sonlarındaki kültürel dönüşümü Charlton Heston’un cumhuriyetçi amerikalı görünümünde küçümseyen ve yadırgayan bir film. Bazı aksiyon sahneleri dışında da oldukça boş ve sersem bir film.

Black Sheep

Yönetmen: Jonathan King
Senaryo: Jonathan King
Oyuncular: Nathan Meister, Danielle Mason, Peter Feeney, Tammy Davis, Glenis Levestam
Yapım: 2006, Yeni Zelanda

Küçükken abisinin yaptığı eşek şakası yüzünden koyunlardan korkmaya başlayan ve babasının ölümünün ardından koyun çiftliğinden ayrılan Henry, onbeş yıl boyunca şehirde yaşamıştır. Henry çitflikteki hissesini abisi Angus’a satmak üzere son bir kez çiftliğe gitmek zorundadır. Angus’un babasından kalan geleneksel hayvancılık yöntemlerinin ötesine geçme arzusu vardır. Angus, çiftliğin gizli bir bölgesinde kurduğu labaratuvarda koyun dna’ları üzerinde deneyler yapmaktadır. Diğer yandan iki çevreci hippi bu deneylere müdahil olalım derken, yanlışlıkla sağlıklı koyunların kana susamış koyunlara dönüşmesine neden olan bir virüsü çiftliğe bulaştırırlar. Koyunlar çiftlik eşrafını parça pinçik edip, besin zincirinin tepesine otururlar. Gün onların günü, bayram onların bayramıdır. Böylece Henry, koyunlardan korkmakta ne kadar haklı olduğunu sonunda ispatlama şansına kavuşacaktır. Geçen yılki IF festivalinde de gösterilen Kara Koyun, bayramda izlemek için iyi bir tercih.

One Missed Call

Yönetmen: Eric Valette
Senaryo: Andrew Klavan (senaryo), Yasushi Akimoto (roman)
Oyuncular: Shannyn Sossamon, Edward Burns, Ana Claudia Talancón
Yapım: 2008, ABD, Japonya, Almanya

2003 yapımı Takashi Miike imzalı Chakushin Ari’nin yeniden çekimi. Bir grup üniversiteli arkadaş sırayla gelecekten gelen ve kendileri tarafından gönderilmiş sesli mesajlar almaya başlarlar. Bu mesajlarda gençler, tam ölüm anlarında söyledikleri son sözlerini işitmektedirler. Gençler ölüm saatlerini an ve an bilmekle birlikte kötü kaderlerinden kurtulabilmek için çok fazla şey yapamazlar. Takashi Miike ilk filmi şanına yaraşır biçimde çok iyi kotardığından dolayı bu yeniden yapımın karşılaştırma gücü daha henüz sıfır anındayken bile oldukça düşük. İzlemeye başladığınızda ise, hele bir de ilk filmi izlediyseniz gerçekten önemli miktarda bir zaman kaybı duygusuna kapılıyorsunuz. Senaryonun değiştirilen bölümleri hiçbir amaca hizmet etmiyor ve orjinal filmden senaryo anlamında bile geriye düşülüyor. Zaten japonlar Chakushin Ari’nin iki devamını daha çektiler ve bu filmlerin tamamı ülkemizde de vizyona girdi. Bu amerikan yeniden yapımını izlemenin orjinal filmleri izleyen korku severler için hiçbir anlamı yok. Amerikalılar yabancı dilde film izlemeyi sevmedikleri için bu yapımın amerika’da piyasaya sürülmesinin anlamı olabilir ama bizde neden vizyona girdiği konusunda hiçbir fikrim yok.

Apartment 1303

Yönetmen: Ataru Oikawa
Senaryo: Ataru Oikawa, Kei Oishi, Takamasa Sato
Oyuncular: Noriko Nakagoshi, Arata Furuta
Yapım: 2007, Japonya

Bazı TV kanallarında Garez’in yönetmeninden diye sunulan bu filmin Garez’le aslında bağı yok. Konu neredeyse birebir aynı olduğu için zannedersem böyle bir yakıştırma yapılmış. Mariko’nun gayet neşeli bir bayan olan kız kardeşi, arkadaşlarıyla parti yaptığı bir sırada birden dellenerek kendini 1303 nolu apartman dairesinin balkonundan aşağı atmıştır. Mariko bu intiharın ardındaki sırrı çözmek için 1303 nolu daireye taşınır. Garez’in iş yaptığını gören bir takım Japon, bunun apartman dairesindeki versiyonunu yapalım demiş olabilirler. Yönetmen Atoru Oikawa aslında Tomie serisinin ilk filminin yönetmenidir. Filmin başlangıçtak gerilimi iyi olsa da daha sonra, köşe bucak bilinen öykü ve sonlara doğru da iyice anlamsızlaşan ve darmaduman olan korku unsuru nedeniyle güdük bir filme dönüşüyor. Bu filmin vizyona sürülmesinin altında da bazı dağıtımcı firmaların Garezin başarısı üzerinden prim elde etme ve bilerek ve isteyerek film ve Garez arasında ilişki söylentisi yaymak üzerinde izah edilebilecek bazı komplovari finansal nedenler yatıyor olabilir. Çünkü bu film aslında doğrudan videoya çekilmiş, vizyona girmesi amacıyla çekilmemiş düşük bütçeli bir yapım.

Zombie Honeymoon

Yönetmen: David Gebroe
Senaryo: David Gebroe
Oyuncular: Tracy Coogan, Graham Sibley
Yapım: 2004, ABD

Yeni evli ve birbirlerine deli gibi aşık bir çift balayına giderler. Sahilde güneşlendikleri bir gün, yürüyerek denizin içinden çıkan “tuhaf” görünüşlü bir adam damadın ağzına kan kusar. Ağzına kan kusulan damat kısa bir süre sonra hastanede ölür. Ama damadın ölmesi ile, hiçbirşey olmamış gibi kalkması bir olur. Önce şok olan kadın, daha sonra duruma sevinir ve alışır. Ta ki kocasını küvete attığı bir adamı yerken yakalayıncaya kadar. Bu ihanetin şokuyla adamı terk etmek isteyen kadın, adama duyduğu aşk nedeniyle fazla uzaklaşamaz, aslında ne yalan söyleyelim, zombi kocası da onu sevmektedir. İlişkilerine yeni bir şans vermek isteyen genç çift bu durumla yaşamaya alışmaya çalışsalar da, kocanın açlığı dinecek gibi değildir ve üstüne üstlük yavaş yavaş adamın “tipi de kaymaktadır”. Bu şekilde anlatıldığında komedi filmi gibi görünen bu B filmi aslında inanılmayacak biçimde ciddi bir film. Yönetmen, iğrençlik yapmaktan çok, “aşkın sınırı nedir” sorusunun ve Özlem Tekin’in yıllar önce sorduğu ama o zamandan beri kimsenin yanıtlamadığı “Aşk her şeyi affeder mi” sorusunun yanıtlarını labaratuvar ortamında arıyor…

Bruiser

Yönetmen: George A. Romero
Senaryo: George A. Romero
Oyuncular: Jason Flemyng, Peter Stormare, Leslie Hope
Yapım: 2000, ABD

Bir halka ilişkiler şirketinde yöneticilik yapan sıradan bir adam olan Henry Creedlow (Jason Flemyng), tam bir bastırılmış duygular adamıdır. Eşiyle mutsuz bir beraberliği vardır, eşinden ve eşinin fifi köpeğinden nefret etmekte ama bunu söyleyemektedir, patronundan (Peter Stormare) nefret ettiğini söyleyemediği gibi, patronunun eski karısı ve kendisinin de iş arkadaşı olan Rosemary’e de (Leslie Hope) açılamaz, yakın dostu olduğunu idda eden yatırımcısı tarafından düzenli biçimde kazıklanır, hizmetçisi eşyalarını yürütür. Bir sabah dinlediği radyo programında “saygı görmemekten ve insan yerine konmamaktan” şikayet eden bir dinleyicinin canlı yayında intihar etmesi ile sarsılan Creedlow, aynı günün akşamı karısı ve patronunu haddinden fazla yakın bulduğunda yıkılır. Ertesi sabah tek başına uyandığı evinde, aynaya baktığında yüzünün olmadığını görür. Henry’nin ardına saklanacak bir yüzünün olmaması, duygularını “daha net” ifade edebileceği ve doyasıya intikam alabileceği, “arıtılmış” bir ortam sağlar. George A. Romero’nun tüm filmlerinde olduğu gibi, çerçevenin dışında kalan detayları kurcaladığı ve sıradan insanın bilinçaltına ve kimlik olgusuna el atmayı denediği bu film, ne yazık ki çok zayıf bir film. Parti sahnesinde Misfits’in canlı performansının bile kurtaramadığı filmin tek güzel yanı Peter Stormare’in birebirde adam eksilten lakayit oyunculuğu.

Cabin Fever

Yönetmen: Eli Roth
Senaryo: Eli Roth, Randy Pearlstein
Oyuncular: Rider Strong, Jordan Ladd, James DeBello, Cerina Vincent, Joey Kern
Yapım: 2002, ABD

Beş okul arkadaşı, Paul (Rider Strong), Karen (Jordan Ladd), Bert (James DeBello), Marcy (Cerina Vincent) ve Jeff (Joey Kern) tatillerini geçirmek için ormanın ortalık, dağın baş yerinde küçük bir kulübe kiralarlar. İlk başta Dawsons Creek rüzgarları estiren gençlerden, ilk ölecek şişko kıvamında olan haylaz Bert, silahıyla ormanda sincap avlamaya gittiğinde yanlışlıkla bir adam vurur. Adam ise vurulmaya pek aldırıyor görünmemektedir çünkü bambaşka, daha ciddi bir sorunu vardır. Adam kötü bir biçimde hasta görünmektedir. Kendisinden yardım isteyen adama yardım getirme sözü veren Bert, kulubeye döndükten sonra bu olayın bahsini bile etmez. Ama adam hasta ve yaralı da olsa azimlidir ve gençlerin kulubesine kadar güç bela ilerlemeyi başarır. Burada tekrar yardım isteyen adam, artık adamdan çok çürüyen bir et yığınına benzediğinden paniğe kapılan gençler tarafından öldüresiye dövülür. Aslında ölmeyen ve gıcıklığına sürüne sürüne gittiği su göletinde ölen adamın cesedi burada çürür. Sudan içen kızlardan biri çürüyüp tel tel dökülmeye başladığında, olaylar Dawsons Creek formatında iken kıza aşık olan genç de dahil olmak üzere herkes, ondan kurtulmak için kızı odunluğa kilitlemeye karar verirler. Ne var ki iş işten bir parça fazla geçmiştir. Şimdi ÇÜRÜME zamanıdır! Türkçe ismini “Dehşetin Gözleri” olarak koyan kişinin filmi izlediğinden feci halde şüphe ettiğim Cabin Fever, bir pazar kahvaltısında melemen yerken yapılabilecek en yanlış film tercihlerinden biri. Aynı zamanda sonradan Otel serisi ile ünlenen, istismar ve gore hastası Eli Roth’un ilk önemli filmi.

Frankenhooker

Yönetmen: Frank Henenlotter
Senaryo: Frank Henenlotter, Robert Martin
Oyuncular: James Lorinz, Patty Mullen, Joseph Gonzalez
Yapım: 1990, ABD

Tam Türk tadında bir mucit olan Jeffrey Franken evlerinin mutfaklarında, hassas ve nazik bir organ olan beyinler üzerinde tornavida ve çekiç kullanarak enterasan deneyler yapmaktadır. Türkmucit Franken’in buluşları bunlarla da sınırlı değildir. En son icadı olan uzaktan kumandalı çim biçme makinası ev halkının takdirini kazanmıştır. Söz konusu makinanın demosu sırasında aktif görev alan Franken’in kız arkadaşı Elizabeth Shelley, küçük bir hata sonucu makina tarafından biçilip onbin parçaya ayrılınca, Franken tüm dehasını parçaları tekrardan bir araya getirmek için kullanmaya karar verir. Ne var ki kafa dışındaki parçaların çoğu olay yeri inceleme ekipleri tarafından toplandığından, Franken yeni parçalar bulabilmek için gözünü şehrin fuhuş mekanlarına çevirir.

Neco Z Alenky (Alice)

Yönetmen: Jan Svankmajer
Senaryo: Jan Svankmajer, Lewis Carroll (roman)
Oyuncular: Kristýna Kohoutová
Yapım: 1988, Çekoslavakya

Stop motion animasyonun ustası Svankmajer’in yeni bir filmini bulup izleyebildiğim için doğrusu çok mutlu oldum. Çek yönetmenin filmlerinin korku filmleri arşivimde çok özel bir yerleri var. Alice harikalar diyarında öyküsünü kalbiniz el verirse bir de Svankmajer’in animasyon tekniğiyle ve acımasızlığı ile izleyin bakalım. Yönetmenin gerçek ve animasyonu birlikte kullandığı filmleri en etkilileri, özellikle de Otesanek (Little Otik) filmi gerçekten çok korkunç bir masaldı. Masallar zaten nedense hep korkunç geliyorlar bana. Svankmajer de aynı bu şekilde hissediyor olacak, masallara haklarını veriyor. Alice animasyon yönü daha ağır bir film. Kesinlikle çocuklara göre bir film değil. Karnından talaşlar dökülen O tavşanı (doldurulmuş) bir an görmek bile çocuğunuzun sinirlerini bozmaya yeter. Gece yarısı kuşağında tek başınıza izlenebilecek türden. Tabi bulabilirseniz, çünkü Svankmajer filmlerini bulmak gerçekten çok zor.

Boo

Yönetmen: Anthony C. Ferrante
Senaryo: Anthony C. Ferrante
Oyuncular: Trish Coren, Rachel Harland, Jilon Ghai
Yapım: 2005, ABD

Benden size oldukça pratik ve işe yarar bir tavsiye. Film alırken kapağına iyi bakın. Eğer üzerinde “bilmemne filminin yapımcılarından” ya da ingilizce olarak “FROM THE PRODUCERS OF …” yazıyorsa kesinlikle filmi aldığınız rafa geri bırakın. From the Director of yazıyorsa alın, producer yazıyorsa almayın. Bu kadar basit. Bunun üzerinde de “From The Producers of Dog Soldiers” yazıyordu. Kötü olacağını biliyor muydum? Tabi biliyordum, adından belli değil mi zaten. Ama aldım çünkü işim bu: korku filmi seyrederim. 🙂 Klasik, haydi haloween gecesi kız arkadaşlarımızı vahşice cinayetlerin işlendiği terk edilmiş lanetli bir hastane binasında korkutalım ne duruyoruz ki hikayesi. Senaryo, oyunculuklar, efektler, anlatım epey kötü. Filmin tek güzel tarafı set kurulumu. Çok güzel olmuş, atmosferi iyi yaratmışlar. Bir de ışık çok garip. Film kapalı ve dar alanda geçiyor. Işığı öyle bir patlatmışlar ki oyuncular tiyatro sahnesinde spotlar altında duruyor gibi olmuşlar. Bu da bir numara bir set dekorasyonunu, filmin amatör havasına daha çok yakıştıran bir tiyatro dekorasyonuna dönüştürmüş. Kazayla olmuş herhalde ama kötü mü olmuş. Yoo!..

Gökhan Toka

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…

Yorumlar (7 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.