İnanmadığın şeyler seni öldürebilir Urban Legend (1998)

Giovanni Scognamillo ile söyleşi

RÖPORTAJLAR

FatihDanacı

06 Ağustos 2009

10 Adet Yorum

10

Sizler için sitemiz içeriğinde bir ilke daha imza attık ve fantastik / korku sinemasının duayenlerinden İtalyan asıllı Levanten yazar, tarihçi ve araştırmacı Giovanni Scognamillo’ya konuk olduk. Sorularımızı büyük bir içtenlikle yanıtlayan ustaya ve röportajın gerçekleşmesini sağlayan sitemizin yeni kalemi Fatihsena’ya teşekkür ediyoruz.

 

Kısa Biyografi;
1929 yılında İtalyan Lisesi , Edebiyat bölümünden mezun olduktan sonra yabancı basında sinema yazarlığına başlayan Scognamillo, 1948-61 yıllarında başta İtalyan, Fransız, ABD ve Norveç basını olmak üzere yabancı basında, 1961’den sonra ise Türk basınında Akşam, Yön, Sinema 65, Ulusal Sinema, Yedinci Sanat, Ses, Hayat, Bravo, Video-Sinema, Beyaz Perde, TV’de Yedi Gün gibi gazete ve dergilerde sinema yazarlığını sürdürdü.

‘Türk Sinemasında Altı Yönetmen’ adlı kitabının yanı sıra Agâh Özgüç’le birlikte ‘Türk Sinemasında Kadın ve Cinsiyet’ ve ‘1965 Sinema Yıllığı’nı hazırladı. ‘Dünyamızın Gizli Sahipleri’, ‘Uzaydan Geldiler’, ‘Geleceğimizin Anahtarları’, ‘Batının İnanç Temelleri’, ‘Bir Levantenin Beyoğlu Anıları’, ‘Cadde-i Kebir’de Sinema’, ‘İstanbul Gizemleri’, ‘Beyoğlu’nda Fuhuş’, ‘Dehşetin Kapıları’, ‘Amerikan Sineması’, ‘Batı Sinemasında Türkiye ve Türkler’, ‘Korkunun Sanatları’, ‘Yeşilçam’dan Önce, Yeşilçam’dan Sonra’, ‘Beyoğlu Kabusları ve Diğer Öyküler’, ‘Dünya Sinema Sanayii’, ‘Türk Sinema Tarihi’, ‘Fantastik Türk Sineması’, ‘Uzaydan Geldiler’ ve ‘Canavarlar / Yaratıklar / Manyaklar’ adlı birçok kitabında yazarıdır.

Korku Sitesi : Korku sineması ile tanışmanız nasıl oldu?

Giovanni Scognamillo : Çok küçük yaşta izlediğim kimi filmler korku filmi olduğundan (The Island of Lost Souls – King Kong ) türe çok çabuk ve erken alıştım ve meraklısı oldum.

KS : Türkiye’ye sinemayı tanıtma konusunda hem sizin hem de ailenizin katkıları büyüktür. Ayrıca Türk sinema tarihini, Dünya sinema tarihini çok iyi bilen birisisiniz. Sinemaya genel bir ilgiyle bağlanan biri olarak neden en çok korku sinemasını tercih ediyorsunuz?

GS : Aslında bir sinema yazarı ve sinema tarihçisi olarak benim ilgimi çeken sinemanın tümüdür, yani tek bir türün fan’ı değilim, olamam. Korku sineması, korku edebiyatı, fantastik olan her şey her zaman favori konularım olduğundan korku sinemasına da bağlandım, izledim, inceledim ama her zaman tüm sinemanın bir parçası olarak ve onunla bağlantılı şekilde. Bir sinemacı/filmci ailenin içinde yetiştiğimden sinema benim için her zaman çok doğal bir şey oldu, bir iş, bir meslek. Aslında her şeyden önce bir sanat olduğunu çok sonra öğrendim ve sinema ile olan ilişkilerim ve değerlendirmelerim değişti, sinema iyiden iyiye boyutlandı, kriterler oluştu.

KS : Yaptığınız çoğu çalışma bir ilki temsil ediyor. Uzaylılar, şeytanlar, büyüler ve pek tabi ki de korku sineması. Peki bunca çalışmanızın ardından Türkiye’de bu unsurların yayılmasına ne kadar katkı sağlayabildiniz?

GS : Doğru, birçok konularda çalışmalarım bir ilk teşkil etti gerek sinema konusunda gerekse başka konularda (İstanbul gizemlerinden Beyoğlu’ndaki fuhuşa ve korkunun sanatlarına kadar, uçan daireleri unutmaksızın). Korku ve fantastik benim için bir genel sanatsal kültürün kaçınılmaz parçalarıdır ama benim Dehşetin Kapıları ve Korkunun Sanatları (artı Canavarlar, Yaratıklar, Manyaklar) kitaplarımdan önce bu konularda Türkçe kaynak bulmak pek olası değildi. Ben bir hareketi başlamak istedim ve haklı çıktım, bir okur/izleyici potansiyeli harekete geçti, o güne kadar çevrilmeyen, bilinmeyen yazarlar gündeme geldi (başta H.P.Lovecraft olmak üzere).

KS : Peki Türk korku sinemasına sizce ne kadar katkı sağlayabildiniz?

GS : Türk korku sinemasına gelince… benim direkt bir katkım olmadı tek yaptığım şey Türkiye’nin dışında bilinmeyen Drakula İstanbul’da filmini ve fantastik Türk sinemasını yurtdışında tanıtmak oldu.

KS : Korku sinemasında okültizmle ilgili düşünceleriniz nelerdir?

GS : Okültizm (Gizemcilik) fantastik sinemanın bir temeli ve içinde her şeyin bulunduğu bir kazanıdır. Her tür gizemin kaynaştığı korku sinemasında büyüler, büyücüler, cadılar, sihirler ve sihirbazlar, Şeytanlar, cinler, fantastik canavarlar, ruhlar, değişik boyutlar, kabuslar ve kehanetler bir temel ve tüm çeşitlemelere açık bir malzeme teşkil ediyorlar ve onları korku sineması kullanmak zorundadır ancak kullandığında izleyicileri yanlış yollara yönlendirmemeli.

KS : En sevdiğiniz okültist film hangisidir?

GS : Roman Polansky’nin “Rosemary’s Baby”

KS : Farklı bir konu olacak ama son zamanlarda artan ufo ve uzaylılarla ilgili vakalar hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Uzaylılara bakış açınız nelerdir?

GS : Uzay uygarlıklarının olasılığına daima inandım çünkü çok açık bir mantığa dayalı bir evrende tek olmamız bu mantığa uymuyor ama bizim tek olma mantığımıza uyuyor. Biz evreni fetheden insanoğlu yani… Bu konuları halen geçerli saydığım iki kitabımda uzun uzun anlattım (Dünyamızın Gizli Sahipleri – Uzaydan Geldiler).

KS : Yeni korku filmleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Özellikle yükselişe geçen Fransız korku sinemasında işkence öğeleri, aşırı kanlı senaryolar çokça kullanılmakta. Hollywood dahil çoğu ülkenin bu tarzda film yapması hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

GS : Yeni dediğiniz korku filmleri aslında korku filmleri değil de dehşet ve vahşet filmleridir ve benim için ayrı bir kategori teşkil ediyorlar, meraklısı da değilim ama üzerinde durmak gerekiyor salt sinemasal açıdan değil de toplumsal psikozların incelenmesi açısından. Öyle görünüyor ki gide gide şiddet eğilimli, sadist ve kana susamış bir uygarlığa (?) doğru ilerliyoruz.

KS : Japon korkuları hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

GS : İtiraf etmeliyim ki Uzak Doğu korku sineması pek izlediğim bir sinema değil, bana sanki konfeksiyon sineması gibi geliyor ama yanılabilirim de…

KS : Vampirler üzerine pek çok çalışmanız var. Bildiğiniz gibi ülkemizde bu konuya eğilen çok fazla araştırmacı yok. Bunun nedenleri nelerdir?

GS : Vampirin Türk folklorunda belli bir yeri yoktur, cadılarla paralel bir durumda veya benzeri. O yüzden pek araştırılan bir konu değil her ne kadar sinemanın ve edebiyatın etkisi ile konu git gide popüler bir hale getirildiyse de.

KS : Bu konuda hiç çalışmanız oldu mu?

GS : Vampirler benim takıntı konum sayılabilir, hazırlanan bir çalışma var ekip şeklinde, bir de benim İtalya’da yayınlanan – ama Türkiye’de yayıncı bulamayan – “Dracula, mito perene/Dracula, sonsuz mitos” adlı kitabım.

KS : En son çekilmiş vampir filmleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Sevdiğiniz bir film var mı? Yoksa sebepleri nelerdir?

GS : Hollywood sineması vampirlerden hiçbir zaman vazgeçmedi son dönemde ise onları bir değişimden geçirtip yumuşatarak nerede ise zararsız bir hale sokarak romantik bir ikonaya dönüştürmeye çalışıyor – popüler çok satan kimi romanlardan hareket ederek. Aslında bu da sinema endüstrisinin tecimsel bir manipülasyonudur ama anlayan için pek tabii.

KS : Son olarak da sitemiz hakkında düşünceleriniz nelerdir?

GS : Korku sitesi korku meraklıları için gerekli ve bol bilgi veren çok güncelliği olan bir sitedir ancak salt bir fan sitesi kalmayıp eleştirel olmasında da yarar vardır, meraklı heyecanı ile bir kritere bağlı yorum ve değerlendirmeleri bir arada yürüterek.

KS : Bize zaman ayırdığınız için teşekkürler..

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Fatih Danacı

Tüm Yazıları
İstanbul’da doğan Fatih Danacı eğitim ve öğrenimini aynı şehirde tamamladı. Uçak mühendisliği alanında eğitim alıp 2004 yılında mezun olduktan sonra, sinema ve edebiyat merakı aktif bir uğraşa dönüştü. 2006 yılından itibaren çeşitli dergi, e-dergi, internet siteleri gibi platformlarda öyküleri, sinema yazıları ve vampirler üzerine makaleleri yayınlandı. Öykülerinin ve sinema araştırmalarının konularını, korku, gerilim, fantastik, bilimkurgu öğeleri oluşturdu. Fantastik Edebiyat adlı internet sitesinin 2010 yılında düzenlediği “Fantastik Öykü Yarışması II” de “Herşeyi Zamana Bırak” adlı öyküsü üçüncülüğe değer görüldü. İlgi duyduğu alanlarda geniş bir poster, kitap ve efemera koleksiyonu bulunan Fatih Danacı evlidir ve Ankara’da ikamet etmektedir.

Yorumlar (10 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.