İnsanlar hayaletlere neden inanır? Eğlence için mi? Hayır! Ölümden sonra bir şeyler olduğu ihtimali için.1408 (2007)

Gio ve Forry’nin Yazışmalarından Yola Çıkarak Korku Sitesine Bir Bakış

Fatih Danacı

Korku Genel

Yazarlarımız

YasinKarakaya

11 Mart 2010

7 Adet Yorum

7

Korku Sitesi ne diye düşündüğümde aklıma türlü cevaplar geliyor. Muhakkak site yazarları, takipçileri, ya da yolu bu siteye düşen insanların zihinlerinde de farklı cevaplar oluşacaktır. Çünkü değerler günden güne unutulmakta, ya da öğrenilmemektedir. Bu da ulaşılan sonucun, değişimin tabi bir sonucu olarak farklı olmasına neden olacaktır. Yalnızca film izlemeyi seven insanların buluştuğu bir site değildir. Aksi halde sitede film linkleri, ya da film gösterimlerinden başka bir şey olmazdı. Sinema yazılarının yazıldığı, sinema tarihinin incelendiği, ya da kimi dizinlerle sinema geçmişine ışık tutan bir grup çalışmasıdır. Peki bu çalışmalar yalnızca internetin icadı ile mi oldu? Miad olarak görülen, “www” uzantılı siteler mi? Pek tabiî ki değil.

Bu yazının amacı başta sinema yazıları yazan yazarlarımız olmak üzere konuya ilgi duyan arkadaşlarımıza bildiklerini hatırlatmak ya da bilmediklerini göstermek ya da bir bakış açısı ile sinema kavramına ve yazarlığına ışık tutmaktır. Tabi burada bahsedilen yalnızca salt site takipçileridir.

Sevgili dostum Giovanni Scognamillo bana “Sinema nedir?” sorusunu sorduğunda, “Sinema bir sanattır” diye yanıtlamıştım. Tamamen doğru olduğunu düşündüğüm cevaba ise Giovanni, “Sinema her şeyden önce bir sanattır” diye karşılık vermişti. Burada anlatılmak istenen şudur. Sinema bir bütündür. Büyük bir endüstridir. Kimi ellerde dünya tarihinin değişmesine vesile olan (Potemkin Zırhlısı), kimi ellerde tarihin acılarını anlatan (Gone with the Wind), kimi ellerde de duygulandıran, aşkı barındıran, güldüren, korkutan bir araçtır. Yalnızca pop-corn kısmı ile ilgilenip, sinema olduğunu unutmak; ya da yalnızca sanat olduğunu varsayıp, toplumsal yansımalarını görüp, eğlencesini yok saymak mümkün değildir. Doğru olan her iki durumun da farkına varmaktır.

Bir sanat düşünün; resim, edebiyat, heykeltıraş. Da Vinci’yi bilmeden, Edgar Alan Poe’nın tekinsizliğini okumadan, Michalangelo’nun eserlerini görmeden bu sanatlar ne kadar icra edilir? Türün temsilcilerini, önde gelenlerini, yarattığı akımları bilmeden çizdiğimiz resme, yazdığımız romana, şekil verdiğimiz taşa ne kadar güvenebiliriz? Buradaki amaç var olanı tekrar keşfetmek ya da sanatçının anladığını, anlatamaması ya da karşısındakinin anlamaması olayı değildir. Eksik olan bir şeyler vardır ki o da tarihtir, şu ana kadarki süreçtir. O halde sinema için de aynısını söylemek mümkündür. Eisentein’ı, Griffith’i, Lang’i, bilmeden nasıl Carpenter’ı, Argento’yu eleştirebilir, inceleyebiliriz. Burada asıl önemli olan sinemaya nasıl baktığımızdır. Sanat olarak mı, yoksa eğlence aracı olarak mı?

Şimdi bu girişin ardından halen sinema yazarlığı ve korku sitesi arasındaki ilişkiye dair herhangi bir konudan bahsetmedik. Şöyle ki Korku Sitesi nedir dediğimizde (ya da Öteki Sinema gibi benzerleri) hiç tereddüt etmeden birer fanzindir diyebiliriz. İçindeki yazarlar da fanzin yazarları. Bu halde anlatmak istediğimiz profesyonel sinema yazarlığından ziyade, fanzin yazarlığıdır.

Eski ve yeninin farkı ufak ancak büyük ayrıntılarda gizlidir. Çoğunlukla şeklen değişmiş olsa da tümden geçerliliğini yitirmez. Eskiden insanlar mektuplaşırdı, şimdi ise e-mail var; kaçamak telefon görüşmeleri yerini 3G teknolojisine bıraktı; eski sinema severlerin ücretsiz olarak (çoğunlukla) çıkardıkları fanzinler de şimdi yerlerini ya e-dergilere ya da internet sitelerine bıraktılar. Tümden değişen ise sinemadır. Bir görsel şölen, gösteri olan sinema, tüm ihtişamını yitirerek, muazzam mimarilerini değiştirerek endüstriyel birer dükkan haline geldiler. İşte bu bağlamda mektubun, eski sinemaların, ankesörlü telefonların, fanzinlerin yerini hiçbiri tutmasa da, o tarihi bilmek (bahsedilen fanzin ve sinema dergiciliği tarihidir), koklamak şarttır. Yoksa bir şeyler eksik kalır.

Bizler gibi sinema yazıları yazanlar muhakkak kendinden önce neler yapıldığını bilmelidir -onda fanzinin önemi büyüktür. Genç nesilden biri olmama rağmen, bu tarz baskılara, fasiküllere her zaman ilgi duymuşumdur. İmkansızlıklar içinde yazılan yazılara, araştırılan konulara; şimdiki zamanda bilgiye erişilebilirliği düşündükçe hayran olmamak elde değil. O zamanlar kitaplar karıştırılarak, kütüphaneler arşınlanarak ulaşılan bir bilgiye şimdi “google” vasıtası ile birkaç saniyede ulaşmak mümkün. Ancak bu hızlı bilgi erişiminin çapraz kontrol ile doğruluğunun teyit edilmesi şarttır. Aksi takdirde büyük yanlışlıklar doğurabilir.

Bir fanzini ya da eski sinema dergilerini en iyi ifade edecek iki isim vardır (Bu benim şahsi görüşümdür). İlki Forrest J. Ackerman, diğeri ise Giovanni Scognamillo’dur. Ackerman, bugün maalesef bir kuşağın unuttuğu ya da hiç bilmediği, Famous Monsters of Filmland’in yaratıcılarındandır. Amerika’da Mr. Science Fiction (Bay Bilimkurgu) olarak bilinen dünyadaki en büyük fantastik ve bilimkurgu ürünleri koleksiyoneridir. Topladığı ürünler Los Angeles’da yaşadığı villaya sığmadığında müze haline getirmek için bir ev daha talep ettiğinde reddedilen, yaptığı 1 $ kampanyası ile severlerinden ve korku sinema fanlarından yardım amaçlayıp yine başarısız olan, vefatının ardından da koleksiyon parçaları dağıtılıp satılan bir korku-fantastik-bilimkurgu sinema aşığıdır. Giovanni Scognamillo ise çoğu insanın özeneceği bir arşive sahip olan, 50’yi aşkın yazdığı kitapla çok farklı türlerde uzmanlaşan, hayata dair ilk hatırladığı şeylerden biri sinema perdesi olan, sayısız fanzinde yazarlık yapan, dünyanın pek çok yerinde sinema yazıları yazan büyük bir üstat.

Bir diğer niyetim sinema yazılarından ve fanzinlerinden yola çıkarak iki ismi anlatmaktır ancak bundan vazgeçiyorum. Çünkü yeniden keşifler zaman kaybıdır. Zaman ise geri gelmeyen, kıymetli bir mücevher gibidir. Bu yüzden yazarının da izniyle “Giovanni Scognamillo Aşk ve Korku” (Aylin Ünal, Hayalet Kitaplığı, İstanbul 2009) kitabından uzun bir bölümü alarak internet ortamında paylaşmayı tercih edeceğim. Bu bölümde fanzinlere dair belki çok fazla girdi olmayacak, ancak iki sinema sevdalısının arkadaşlığı ile ilk olarak sinemaya, oradan sinema dergiciliğine ve fanzinciliğe, oradan sinema yazarlığına, oradan da Korku Sitesi’ne bakmak mümkün olacaktır.

Forrest J. Ackerman ve Onun Hayat Verdiği Famous Monsters of Filmland

“Stephen King’in Ackerman hakkında bir sözü vardır, ‘Ackerman için daha önce söylenilmeyen ne söyleyebilirim ki.’ Öyle demiştir King, haklı olarak çünkü, methiyelerin ve gerçeklerin ötesinde çok kişi, fantastik sinemanın ve bilimkurgu dünyasının çok ünlüsü ‘Acker Canavarı’ konusunda adeta her şeyi söylemişlerdir. Ray Bradbury’ye göre Ackerman’ın koleksiyonu ya da Steven Spielberg’in deyimiyle ‘müzesi’ bu gezegendeki en büyük bilimkurgunun Knox Kalesi’dir.’ Kendi ise der, Vincent Price ‘Olağanüstü bir koleksiyoncudur. Fantastik edebiyat ve sinema ile ilgilenen herkes için ise Ackerman’ın Hollywood’taki evi bir düş ve bir cennet’tir.” (Giovanni Scognamillo; Fantastik Film)

İşte böyle yazar Giovanni Scognamillo, dostu Forrest J. Ackerman’ı ya da kendi deyimiyle Forry’i anlatmak için. Ünlü bilimkurgu yazarı, Ray Bradbury’nin yakın arkadaşı ve kurduğu ajansla da temsilcisi olan Ackerman hakkında yazmaya sayfalar yetmeyebilir. Arkadaşları tarafından Mr. Science Fiction (Bay Bilimkurgu) olarak anılan Ackerman, tam bir hayalperest ve ömrü boyunca bilimkurgunun peşinde giden bir maceracı olarak yaşar ve yaşamaya devam eder.

Ackerman’ın kendine özgü dünyasından ve kişiliğinden bahsetmek için, kendisi gibi bir sinema ve canavar tutkunu olan yakın arkadaşı Giovanni Scognamillo’yla kurdukları arkadaşlık ele alınabilir. Scognamillo, şimdilerde Ackerman’la nasıl tanıştığını tam olarak hatırlayamasa da ömür boyu sürecek dostluklarının pek çok hatırasını taşır. Ackerman’ın Giovanni’ye seneler boyunca gönderdiği dergiler ve daha nice özel eşyalar, Scognamillo’nun evinde yıllardan beri büyük bir titizlikle saklanır. Sadece eşyalar değil, Forrest Ackerman sayesinde tanıştığı kişiler de Giovanni’nin anılarında silinmez izler bırakır.

“Ackerman’a nasıl ulaştığımı anımsamıyorum. Ya bir fanzinden ya da bir bilimkurgu dergisinden ama ulaştıktan sonra dostluğumuz ve Ackerman’ın katkıları sürdü, kimi yazı ve haberlerimi yayınladı, onlarca kitap, fanzin ve dergi gönderdi, başkaları ile tanışmama vesile oldu, Voila Magazine’nin sahibi H.G. Gallet gibi.”

Ackerman ve Giovanni yıllarca sürdürdükleri dostlukları boyunca birbirlerini hiç görmezler. Arkadaşlıkları mektuplar aracılığı ile gelişir. Birbirlerini belki de kendilerini en iyi ifade edebildikleri yazı aracılığıyla tanır ve severler. Sanki hiç bitmeyecek bir oyunu oynuyormuşçasına mektuplaşırlar. Zamanla yazışmak hayatlarının öyle doğal bir parçası haline gelir ki, yalnızca gündelik hayatlarının akışını birbirlerine iletebilmek için bile kağıt kaleme sarılırlar.

“Merhaba sevgili arkadaşım,
Bela Lugosi’ye saygı yazımı henüz bitirdim. Ve az evvel John Carradine ve Carol Borland bir kablolu tv kanalının çekimi için benim evimdeydiler.
Bu sabah saat 7’den evvel kalktım ve şimdi de CBS stüdyolarına gitmem gerekiyor. Orada Elsa Lanchester için ‘Bin Yüzlü Kadın’ isminde program hazırlayacağım.
Dostun Forry”

Scognamillo Ackerman’ın yıllarca birbirlerine yolladıkları mektuplar yalnızca üzerine yazı yazılan birer kağıt parçası olmaz. Her mektup, büyük bir özenle yazılır. Sanki her seferinde bir dünya kuruyormuşçasına hazırlanır. Üzerinde bir parfüm kokusu yer almaz belki ama yazarların kişiliğini ele veren pek çok ipucu barındırır. Yazılan bütün mektuplar, bir hayal dünyasının izlerini taşır. Sonu hiç gelmeyecek bir oyun alanının içine götürür kişileri. Ackerman, yani diğer adıyla Mr. Science Fiction imzalı kağıtlar, üzerinde uzay gemileri uçuşan ve yine Ackerman imzalı pullar, zarflar ve her biri ayrı bir canavarı anımsatan harfler…Gerçekten her mektup, bir dünya taşır içinde.

“E-mail’in olmadığı yıllarda yazışma çok etkin bir iletişim aracı idi. Mektuplarda insan, genelde, kendini daha rahat daha özgür daha içtenlikli hisseder, maske düşüyor çünkü karşındakini görmüyorsun, tam bilmiyorsun (o da öyle), rol oynamak gereksinimini duymuyorsun. Yazışmanın duygusunu elektronik ortam hiçbir zaman veremez çünkü yazışmak her şeyi ile bir ritüel idi aslında.”

Birbiri ardı sıra gelen mektupların aracılığıyla satırlar arasında dostluklar kurulur. Ackerman ve Giovanni’nin dostluğu iki tarafa da pek çok şey öğretir.

“Ackerman’la dostluğumdan neler öğrenmedim ki? Klasik korku sinemasını ve özellikle benim öteden beri ilgimi çeken evde bile sözü edilen Lon Chaney Sr. Artı B sineması diye özetleyebilirim, onun bana kattıklarını.”

Famous Monsters of Filmland
Sorun salt Mr. Science Fiction’un koleksyionu olsaydı kolay olurdu (bir bakışa göre) ancak iş on binlerce kitap, yüz binlerce resim, dergi ve poster ile bitmiyor. Koleksiyon, tüm görkemi ile gelip Amerikan fantastik sinemasının tarihine yerleşmiş olan bir dergiye dayanıyor. Famous Monsters of Filmand (Film Dünyası’nın Ünlü Canavarları) dergisine. (Giovanni Scognamillo, Fantastik Film)

1958’de Famous Monsters of Filmand dergisi Amerika’da yayımlanır. George Lucas, Steven Spielberg ve John Carpenter derginin sadık okurları arasında yer alırlar. Famous Monsters of Filmand’ın ünü kısa zamanda bütün dünyayı sarar. Efsanevi derginin yayıncılığını James Warren’ın üstlendiği derginin editörlüğünü ise, hiç büyümeyen kahraman, Forrest J. Ackerman yapar.

Giovanni Scognamillo, o yıllarda pek çok yabancı dergi için yaptığı gibi Famous Monsters’a da yazı yazmak için başvurur. Talebi kabul edilir. Bunun üzerine Scognamillo, Famous Monsters ‘Drakula İstanbul’da’ (Dracula in İstanbul) ve ‘Edgar Allan Poe’nun Tuhaf ve Mükemmel Filmleri’ (The Weird and Wonderful Pictures of Edgar Allan Poe) başlıklı iki araştırma yazısı yazar.

‘Drakula İstanbul’da’ isimli yazıda Giovanni vampirlerden, dünyada çevrilen vampir filmlerinden ve Mehmet Muhtar’ın yönettiği, konusu İstanbul’da geçen ‘Drakula İstanbul’da (1953) filminden bahseder. Filmin vampir fikri üzerine getirdiği yenilikleri kaleme alır. İlk defa bir vampirin sivri dişlerle beyaz görünmesi gibi… Edgar Allan Poe’nun tuhaf ve mükemmel filmleri başlıklı çalışma ise Poe’nun romanlarından sinemaya uyarlanan eserleri konu alır.

“İki uzun yazıdan başka dergide bir çeşit Avrupa muhabiri görevini görüyordum, bir başka muhabir ise Luigi Cozzi idi, sonrada Dario Argento’nun yakın arkadaşı ve ‘Profondo Rosso’ dükkanının ortağı ve yönetmen. Yazıları neden kestiğimi pek hatırlamıyorum ama zamansızlıktan olmalı. Yine de Ackerman ile yazışmalarımız devam etti.

Giovanni, Famous Monsters’ı Famous Monsters da Giovanni’yi sever. Öyle ki dergi yazarı yalnızca sayfalarında onun yazılarını yayımlayarak var etmez. Çok daha ötesine gider. Scognamillo, Famous Monsters’a sanki bir aile albümüne bakıyormuşçasına bakar. Derginin sayfaları arasında Scognamillo’nun minicik, şirin çocukları Sandra ve Mario’nun resimleri tüm sevimlilikleriyle yer alır.

“Famous Monsters’de ilkin Sandra’nın bebekken çekilmiş resmi, sonra ise Sandra ve Mario’nun, küçük canavarseverler olarak resimleri çıktı. Eh memnun oldum pek tabii, canavarseverlik ailede yayıldığından.”

Ackerman ve onun hayalleri efsanevi Famous Monsters dergisine hayat verir. Kendi dünyasını bir derginin sayfaları arasında kuran Ackerman, seneler boyunca bu müthiş dünyayı okurlarla paylaşır. Dergi ona, o da dergiye nefes olur. Famous Monsters’ın bu kadar ünlü olmasının altında yatan öncelikli neden de bu olur. Ackerman’ın yaptığı işe yüreğini cesurca koyması, Famous Monsters’ı seneler boyunca okurlarının gözde yayını yapar.

Günümüze gelindiğinde ise, hala Famous Monsters dergisi yayımlanıyor olmasına rağmen, Forrest J. Ackerman, derginin künyesinde görülmez, Başa gelen birkaç talihsiz olayı ise Scognamillo şöyle özetler:

“Famous Monsters halen yayımlanıyor fakat Ackerman dergiden çekildi uzun süren yasal işlemlerden sonra. Sorun derginin ve içeriğinin telif haklarından çıktı, Ackerman’a atr olan telifler elinden alınmak istenildi, Ackerman direndi dava açtı, davaları kazandı ama çok pahalıya mal oldu.”

Bugün 85 yaşında olan Forrest J. Ackerman Famous Monsters’da olmasa da başka dergilerde yazarlığını sürdüdür. Ackerman’la Famous Monsters’ın ilişkisi kesildikten sonra zaman zaman Giovanni, Ackerman’a mektup yazar, fakat cevap alamaz. Yine de onu hiçbir zaman kaybetmediğini ve kaybetmeyeceğini de bilir.
Yeniden görüşmek dileğiyle…

Famous Monsters Okuru, John Carpenter
Yayımlandığı ilk günden beri sadece sinema izleyicilerinin değil yönetmenlerin ve geleceğin yönetmen adaylarının da ilgiyle takip ettikleri bir dergi olur. Famous Monsters’ın hayranları arasında sayılabilecek yüzlerce kişi arasında dikkat çekenlerden biri de John Carpenter olur. Ve henüz ünlü olmadan evvel Carpenter’ın beğenerek okuduğu yazarlar arasında Giovanni Scognamillo yer alır.

Bir gün Famous Monsters genç hayranı, kalem kağıdı eline alır. Bir mektupla birlikte derginin yazarı Scognamillo’ya kendi yaptığı bir fanizini yollar.

“Carpenter ile tanışmamız 1960’lı yıllarda oldu, iyi anımsıyorsam. Famous Monsters’de yazdığım sıralarda. Carpenter derginin fan kulübünün üyesi idi ve bana fanzinlerini göndermişti. Bir ara yazıştık –ama mektupları saklamadım ne yazık ki- ama başka fanzin gelmedi. O dönemde bu tür fanzin çok çıkıyordu, Carpenter’ın ki çok düzgündü ve birikimini belirtiyordu. Beğenmiştim.”

Tamamen Carpenter’ın eliyle yaptığı sinema fanzinin her bir sayfası tam anlamıyla el emeği göz nuru olarak gösterilebilir. Boyama kalemleriyle teker teker boyanmış sayfalar, çizilmiş resimler ve el yazısı yazılarıyla John Carpenter’ın belki de kendisini en iyi ifade ettiği eserlerden biri olur Giovanni’ye yolladığı fanzini.

Forry’den Sevgilerle…
Ackerman için Giovanni aynı hayali paylaşabildiği değerli kimselerden biri olur her zaman. Uzun yıllar Scognamillo’ya yazmaktan vazgeçmez. Ve zaman zaman uzaklardaki bu iyi arkadaşını düşündüğünü göstermek adına özel yollar dener.

Yıl 1961… Ackerman, Giovanni ve Silvia’nın evlilik törenine katılamaz. Fakat onlara bir hediye göndermeyi de ihmal etmez. Hem de çok çok özel bir hediye. Öyle ki, Scognamillo’nun bugün en değer verdiği eşyaları arasında özenle saklar nu hediyeyi. Ve çok kimseye de göstermeden.

“Evlendiğimde eşim Silvia’ya halen sakladığım bir hediye gönderdi: Ray Bradbury’nin daktilosundan çıkan bir orijinal, ‘Martian Chronicles’dan bir öykü. Eşim, doğrusu, pek etkilenmedi ama benim için her geçen günle değeri artan bir hediye oldu.”

İşte Ackerman, tüm içten sevgileriyle Giovanni Scognamillo’ya böyle bir düğün hediyesi sunar. Bilimkurgu edebiyatının en önemli yazarlarından biri, Ray Bradbury’nin daktilosundan çıkan bir orjinalle yeni evlilere mutluluklar diler.

Şimdi şunu görüyorum. Gio ile Forry arasındaki mektuplaşmalar, yazışmalar, “yorum” bölümündeki yazanlara benzemiyor mu? Yapılan araştırmalar yalnızca paylaşım için siteye konmuyor mu? Ya da içinde bir şeyler eksik mi?

Eski sinema sevdalılarını, yaşamlarını ve yaptıklarını; bir de şimdiki sinema aşıklarını, yani bizleri ve yaptıklarını düşünelim. Aradaki farklar neler, değerlendirelim.

Sitede yapılan bir çeşit sinema yazarlığıdır. Tıpkı eski fanzinlerde yapılan, emekle ortaya çıkan çalışmalardır. Tamamen paylaşım için uykudan feragat edilerek ortaya çıkarılan yazılardır. Tüm bunlar takdire şayan bir durum olsa da asıl önemli olan doğruluklarıdır, nihai sonuç elde edilene kadarki dökülen terlerdir. Konu sinema olunca da tek bir türe bağlanmak fan olmanın bir sonucudur. Bu başka bir boyuttur. Ancak sinema yazıları yazanlar sinemaya özelden çok genel bir bakış açısıyla bakmalı, Lumiere Kardeşlerden bu yana gelen sinemayı bilmeli, sinema yazarlığının tarihini öğrenmelidir. En azından temelleri sağlam olmalıdır. Aksi halde üretilen çalışmalarda hep bir şeyler eksik olur. Tıpkı zamanın geçmesiyle yok olmaya yüz tutan heyecanlar, kimi manevi duygular gibi…

Fatih Danacı / Mart 2010

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…

Yorumlar (7 Yorum)

YORUM YAZ