Prime Time'a hoş geldin, sürtük! Freddy Krueger - A Nightmare On Elm Street 3: Dream Warriors (1987)

Ginger Snaps

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

GökhanToka

08 Ocak 2010

4 Adet Yorum

4

Yönetmen : John Fawcett
Senaryo : John Fawcett, Karen Walton
Yapım:2000, ABD / Kanada Süre: 95 Dakika
Oyuncular: Emily Perkins, Katharine Isabelle, Kris Lemche, Mimi Rogers

Bridgette ve ablası Ginger, 15 ve 16 yaşlarında iki genç kızdırlar. Banliyöde, kısıtlı bir çevrede yaşayan ve çevrelerindeki diğer kızlardan bir hayli farklı olan kızkardeşler, yalnızlıklarını ancak birbirleri sayesinde azaltabilmektedirler. Ölümle ve karanlık ne kadar ton varsa hepsiyle ilgili olan kardeşler, komşularının köpeklerini parçalayan gizemli bir yaratık mahalleyi tehdit edince de ilgi alanlarından uzak durmazlar. Gece yarısı ormanda parçalanmış köpekleri görüntülemeye çalıştıkları bir sırada, yaratık Ginger’a da saldırır ve onu kötü şekilde yaralar. Bu badireyi böylece atlatan ve bu olayı kimseye söylemeyeye karar veren kardeşlerden Bridgette, ablasındaki yaraların olağanüstü biçimde hızla iyileştiğini fark ettiğinde çok şaşırır. Bir süre sonra yaralarından kıl tüy çıkmaya başlayan Ginger’daki değişiklikler bununla da sınırlı kalmayacaktır.

Korku sinemasının en büyük besin kaynağı şüphesiz ki canavarlardır. Canavarlar konusu ile ve spesifik olarak kurt adamlar konusu ile alakalı herhalde binlerce film üretilmiştir. Korku okur yazarları ise türün dinamiğini, amaçlarını ve estetiğini genellikle bu ana konu üzerinde yorumlamaya gayet normal bir biçimde meyillidirler. Noel Carrol önemli kitabı, Korku Felesefesi’nde (Philosophy of Horror) “canavar”‘ın ve çoğu zaman korku unsurunun kendisinin, tüm toplumsal ve algısal mevcut sınırlara ve kalıplara meydan okuyan bir olgu olduğunu ve bu düzen tanımazlığı nedeni ile de korkutucu olduğunu söyler. Örnek: Zombi = ölü ya da diri değildir. Örnek: kurtadam = insan ya da hayvan değildir.

Korku unsurları toplumsal düzenlerin, geçerli düşünce sistemlerinin, akılcılığın, pragmatizmin sınırlarını yıkmaya eğilimlidir ve topluma yönelik birer tehdit olarak yazılıp okunabilirler. Hal böyleyken pekçok birbirinden farklı okuma biçimi, dönem dönem çeşitli yazarlar tarafından önerilmiştir. Bunların içinde korkunun ve korku kültürünün felsefi temelli olduğu, politik temelli olduğu, sosyolojik temellere dayandığı ve piskolojik temelli olduğu gibi argümanlar bulunur. Psikoanalitik incelemeler gerçekleştiren bazı uzmanlar ise korku filminin okumalarının psikoanalitik tezler üzerine yapılacağını savunurlar. Ginger Snaps (Kurt Kızlar) filmi, sanırım böyle düşünen, ve korku filmini psikoanalitik kuramlar çerçevesinde ele alanların en çok referans verebilecekleri filmlerden biri.

Basit bir teenage kurtadam öyküsü gibi görünen bu film, aslında 1957 tarihli “I was a teenage Werewolf” filmiyle başlayıp devam eden, “kurtadamlık” konusunun gotik bir tema olmaktan çıkarılıp anlam açısından psikolojik temeller üzerine yeniden inşa edildiği bir trenddeki, bence en başarılı film. Çünkü bu amacına ulaşmakta hem çok dolaysız davranıyor hem de çok başarıyla kuruluyor.

Gotik temelden uzaklaştırılan konu, burada bir çeşit deformasyon korkusuna (body horror) dönüşüyor. Kişinin kendi vücudunu kontrol edememekten duyduğu korku. Büyüme döneminin başlangıcındaki, ergenlik dönemindeki genç kız için bu çok önemli ve gerçek bir korku.

Filmde kızların kurtadam saldırısına uğradıkları ve Ginger’in dönüşümünün başladığı gün aynı zamanda Ginger’in ilk adetini gördüğü gün. Bundan sonra olanlar, o ana kadar çevrelerinden farklı olan ve birbirlerine sığınmış olan bu son derece yakın iki kardeşin, birinin değişimi ile nasıl birbirlerinden uzaklaştıklarının anlatısı oluyor. Ginger’in önünde engelleyemediği bir dönüşüm var. Bu süreçte giderek daha fazla bir biçimde, hormonlarının etkisi ile başka bir varoluşa geçiyor. Bu kadın olma süreci. Çünkü Ginger’ın bir kuyruğunun çıkmasını, kıllanmasını vs bir kenara bıraktığımızda, onda gördüğümüz değişim daha çok dişileşmesi, o zamana kadar iki kardeş birlikte nefret ettikleri ciks kızlara daha fazla benzemesi, ve uzak durdukları erkeklerden ayrı kalamaz hale gelmesi biçiminde oluyor.

Bridgette ise umutsuzca ablasındaki bu değişimi engellemeye çalışıyor. Onun korkusu ise yalnız kalmak. Çünkü o da bir ergen ve ablasındaki değişim onu geride yapayalnız bırakıyor. Filmde bu büyüme süreci ve onun korkularının anlatısının dışında, değişik ufak alegoriler de mevcut. Ergenlik dönemindeki çeşitli arayışlar ve açmazlar küçük çarpıtılmalarla devreye alınıyor. Örneğin uyuşturucu ile ilgili çok ilginç bir sunumda olduğu gibi. Gençlerin, kızkardeşler haricindeki birçoğunun uyuşturucu kullandıklarını görüyoruz. Gençlere uyuşturucu sağlayan bir satıcı olan Sam ise (Kris Lemche) benzer bir biçimde, filmin ilerleyen bölümlerinde Bridgette’a da Ginger’daki değişimi engelleyecek gümüş içerikli bir kimyasal üretirken görünüyor. Bu okuma, uyuşturucunun korku dolu bir büyüme ve dünyayı kendinizin daha aktif olduğu bir yeni düzende yeniden anlamlandırmaya çalışma ve onun içinde yer bulup ayakta kalmaya çalışma sürecinde yaşanabilen korkuların aşılmasında bir araç olarak kullanılabildiği düşüncesini akla getiriyor.

Kanada yapımı korku filmlerinin hepsinin ortak özelliği sayılabilen ölgün bir doğal ışık etrafındaki bıkkın tonlamada geliştirilen görüntü yönetimini çok başarılı buldum. Ortamı ve kardeşlerin psikolojisini başarıyla aktarıyor. Aynı zamanda bu film, çok çok çok güzel bir jenerik müziğine, ve jeneriğe de sahip. Ortalamanın biraz üzerinde bir gerilim ve kan&revan haddine sahip, çok başarılı bir biçimde işlenmiş ve aktarılmış, farklı bir kurtadam filmi. Kendi başına çok bütün bir film. Bundan sonra bu filme devam çekmek, bazılarını beğensek de gerçekten de çok gereksiz bir hareket. Duygusal, çok etkileyici ve çok içten, bütün bir film.

Gökhan Toka / www.korkufilmi.net

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Gökhan Toka

Tüm Yazıları
4 Mart 1975′de Ayvalık’da doğdu. Korkunç bir evde büyüdü. Gıcırtıyla açılan büyük paslı metal kapılar, binbir çeşit ıvır zıvır ve örümcek ağlarıyla dolu kocaman depolar, dize kadar suyla dolu hiç ışık girmeyen bir bodrum katı, üzeri beyaz çarşaflarla örtülü mobilyalarla dolu kullanılmayan tozlu odalar. Bu ev ortamı her türlü alt korku genresi için gereken arka fonu sağlayan bir set gibiydi. Artık ruh sağlığı adına bu acayip evden uzaklaşmak zorundadır. Bir yatılı okula yazılmaya karar verir. Ne var ki bu kararı verdiği 80′li yıllarda korku sineması altın çağını yaşamakta ve Lambada kokulu sıkıcı yatılı okul atmosferinde tek elle tutulur eğlence modeli “videoda film izlemek” olarak göze çarpmaktadır. Gökhan 80′lerin tüm korku filmlerini o dönemde videoda sıcağı sıcağına izler. Sonrası ise çorap söküğü gibi gelecektir. Gökhan korku filmi izlemeye devam ediyor ve yaşamını adrenalin bağımlılığı ile geçiriyor. Yıllardır hayvan gibi çalıştığından arada vakit bulursa izlediği filmler hakkında birşeyler de yazıyor. Korkufilmi.net sitesinin kurucusu ve sözüm ona yazarıdır.

Yorumlar (4 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.