Kanımdan iç ve sonsuza kadar yaşa... Interview with the Vampire (1994)

Gilles De Rais

Seri Katiller

MuratÖzkan

03 Eylül 2008

2 Adet Yorum

2

gilles-de-rais-1Tam Adı: Gilles de Montmorency-Laval
Lakabı: Baron De Rais
Karakteristik Özellik: Sadist, Mazoşist, İşkenceci
Kurban Profili: Çocuklar (Genellikle Erkek)
Öldürme Şekli: Kesmek ve Tecavüz

Doğum: Eylül 1405  – Ölüm (İdam): 26 Ekim 1440 – Asılarak
Kurban Sayısı : 140 – 200 Arası

Gilles de Rais, tahmini olarak 1405 yılında İngiltere’de ki Machecoul şatosunda doğdu. Ailesi, köklü ve soylu bir aileydi. 9 yaşında babasını kaybeden Gilles, dedesi Jean de Crao’nun yanına gönderildi. Gilles kadınlardan uzak sırf erkeklerin yaşadığı bir ortamda büyütüldü. Genç yaşta kuzeni Roger de Brigueville ile eşcinsel bir ilişkiye girdi.

Sonraki yaşamına egemen olacak sapkınlık ve sadizm yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştı. 16 yaşında İngiltere’nin en zengin mirasçısı olan kuzeni Catherine de Thouars ile evlendi. O sıralarda Fransa kralının oğlu, İngiltere kralı 5.Henry’e savaş açmıştı. Büyükbabasının isteği üzerine 1426’da Gilles yedi arkadaşıyla prensin ordusuna katıldı. İki yıl savaşın en şiddetli safhalarında savaşan Gilles yiğit bir asker ve yetenekli bir komutan olarak çevresine nam salmıştı. Savaş Gilles’in sadist yanını da gün ışığına çıkarttı. Cesetleri görmek ve kan kokusunu içine çekmek onu mutlu ediyordu. 1432’de büyükbabası ölmüş ve mirasını ona bırakmıştı. Gilles mal varlığının başına geçmek için doğduğu kente geri dönmüştü. Savaştan yorulmuş, zayıf kralından sıkılmıştı. 28 yaşında hayattan soğuyan Gilles, çözümü zevki sefaya dalmakta bulmuştu. Gilles sonu gelmeyen eğlenceler ve ters ilişkilerin yaşandığı âlemler düzenliyordu. Şatoları onun doğal olmayan isteklerini karşılayan gençlerle dolup taşıyordu. Aşırı harcamalar yüzünden Baron mali sıkıntının içine düşmüştü. Aşırılıklarına devam edebilmek için şatolarını ipotek yaptırdı, topraklarının bazılarını sattı.

Çaresizlik içinde kalan Gilles, kara büyüye geri döndü. Ajanları tüm Avrupa’da taşı altına çevirdiği iddia edilen “Filozof Taşını” bulmaya yardımcı olabilecek büyücüleri aradılar. Sonunda 1435 yılında ölülerin vasıtasıyla ruhlarla temas kuran büyücü Prelati ve üç asistanı Gilles’in şatosuna geldi. Büyücü şeytanı dünyaya çağıracağına ve Filozof Taşının sırrını ondan öğreneceğine dair teminat verdi. Geceler boyunca Prelati bildiği tüm yolları simgeleri ve duaları denedi. Ama hiçbir işe yaramadı. Yenilgiyi sindiremeyen Gilles kendini kütüphanesine kilitledi. Günlerce hiç ara vermeden büyü ile ilgili kitapları inceledi. Sonunda harap düşmüş beyni bir karar verdi. Şeytana onun kayıtsız şartsız kölesi olabileceğini ispat etmeliydi ve bunu yapmanın tek bir yolu vardı, insan kurban etmek.

5 yıl boyunca batı Fransa da tanımlanamayan bir terör kol gezdi. Dışarıda görülmeyen, duyulmayan doğaüstü bir tehlike vardı. Geçtiği yerde çocuklar kayboluyordu. Bazen küçük bir kızın kaybolduğu duyuluyordu. Ama genellikle kaybolanlar küçük oğlanlardı. Küçük çobanlar, koruda oynayan oğlanlar, evde tek başına bırakılmış çocuklar kayıplara karışıyordu. Hiç kimse onlara ne olduğunu bilmiyordu. Ne şeytan Gilles’in çağrılarına cevap verdi. Ne de Gilles taşı altına çevirecek “Filozof Taşı” ile ilgili bir iz bulabildi. Buna rağmen gençler ortadan kaybolmaya devam ediyordu.

Gilles bir türlü doymak bilmiyordu. Sadistçe işkenceler etmek ve küçük çocukların acı çeke çeke ölmesini seyretmekten başka hiçbir şey onu cinsel tatmine ve mutluluğa ulaştırmıyordu. Yavaş yavaş ölmesini istediği kurbanın ensesini keserdi. Bu onu daha da heyecanlandırırdı. Kan kaybından ölmek üzere olan çocukla o ölene kadar ilişkiye girerdi. Kendini tatmin ettikten sonra çocuğun boğazını kesip kafasını gövdesinden ayırırdı. İşkence edip öldürdüğü çocukların kafasını dizip güzellik yarışması düzenlerdi.

gilles-de-rais-2

Çocuğu kaybolmuş ailelerin şikayetleri Gilles De Rais’in şeytani ününün uzak diyarlarda dahi duyulmasına neden olmuştu ama bu şikayetlere rağmen bir soruşturma başlatmamışlardı. Baron De Rais birkaç köylü çocuğun kaçırılması ile rahatsız edilemeyecek kadar güçlü biriydi, buna rağmen birçok soylu Rais’in kalan servetine göz dikmişti.

1438’de Dük Jean, Gilles’in ipotek ettirdiği Chantoce şatosunu satın almıştı. Bu, toplu cinayetler işleyen katil Baron’u endişeye düşürdü. Yoğun bir çaba sonucunda Rais, Dük Jean şatoya varmadan tüm delilleri ortadan kaldırmayı başardı. Zindanlara sinmiş çürümüş ceset kokusundan korunmak için maske takan uşakları 140 tan fazla cesedi sandıklara yükleyip Loire nehrinden Machecoul şatosuna taşıdılar. Şatoda tüm sandıklar dev bir ateşle yakıldı. Bu sefer 1440’da İngiltere’nin mali işler sorumlusu Geoffaoi de Feron, Gilles’in ipotek ettirdiği St Etienne Le Malemort şatosunu satın aldı ve kardeşi Jean le Ferron’u mülkiyeti devralmak için şatoya gönderdi. Gilles şatoyu vermeyi reddetti. Çıkan tartışma sonucunda Gilles, Jean le Ferron’u yakalatıp hapsettirdi. Jean bir papaz olmasaydı, olay bu kadar büyümezdi. Papazı hapsetmekle kutsal değerlere saygısızlık edip kiliseye karşı gelmişti.

Gilles’i tutuklamak için gelen okçular. Şatoyu araştırıp ocaktaki insan kemiklerini yatak odasındaki kanlı çocuk elbiselerini buldu. Gilles 47 farklı suçtan tutuklandı. Gilles iki farklı mahkemeye çıkarıldı. 110 şahit dinlendi. Artık mahkemenin elinde Gilles’i hapse atmaya yetecek kadar kanıt vardı. Ama Gilles her şeyi reddetmeye devam ediyordu. Bunun üzerine mahkeme onu işkence ile konuşturmaya karar verdi. İşkence odasına alınan Gilles işkence aletlerini; ustura kayışı, beden gerici, parmak sıkıcı ve ezme makinesini görünce dizlerinin üzerine çöküp yalvarmaya başladı. “Kutsal İsa adına. Bana düşünmem için biraz zaman verin.” İki saatlik bir sürenin sonunda Gilles her şeyi itiraf etti.

26 Ekim 1440′da Nantes’da Gilles de Rais ve iki yardımcısı, büyük bir kalabalığın önünde asılarak idam edildi.

BARON DE RAIS: “Anneler ve babalar gençlerin hısımları ve akrabaları beni dinleyin. Gençlere göz kulak olun. Onları ahlaki değerlerle büyütün. Şayet benim büyüdüğüm tarzda yetişirlerse, onlarda benim düştüğüm uçuruma düşerler.”
 ******
*******
gilles-de-rais-3
*******
Çeviri: Burcu Erbakan / Korkucu.com
(Lütfen isim ve kaynak göstermeden alıntı yapmayınız)
Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Murat Özkan

Tüm Yazıları
Korku ile 7 yaşında yanlışlıkla seyrettiği Cannibal Holocaust ve Evil Dead filmleri ile tanışan Murat Özkan 1982 yılında İstanbul’da doğdu. O yaşından beri iflah olmaz bir korku fanatiği olan Murat Özkan, resime ve çizime olan düşkünlüğünü her korku ile birleştirmesinde “psikolojisi bozuk çocuk” muamelesi gördü ama yılmadı. Bu alanda bir çok başarısız site açma girişiminde bulundu. Başarısız oldu çünkü o zamanlarda bu işe her elini attığında “Korku”yu bir öcü ve yasak gibi gören zihniyetle karşılaştı. Yine yılmadı! Bir gün, kendisi gibi çocukluğunda psikopat muamelesi görmüş Yasin Karakaya ile tanıştı ve Korkucu.com sitesinin temelleri o anda atıldı.

Yorumlar (2 Yorum)

YORUM YAZ