Ölüm kasabanıza geldi Şerif! Sam Loomis - Halloween (1978)

Ghost Story

Korku Film Arşivi

BurçinYapıcı

27 Ağustos 2018

0 Adet Yorum

0

Yönetmen: John Irvin
Senaryo: Peter Straub (Kitap), Lawrence D. Cohen
Tür: Doğaüstü Korku
IMDb Sayfası ve Puanı: 6.3/10
Yapım: 1981, ABD Süre: 110 Dakika
Oyuncular: Fred Astaire, Melvyn Douglas, Douglas Fairbanks Jr., John Houseman, Craig Wasson, Alice Krige

Hayalet hikâyelerinden hepimiz hoşlanırız ancak çok azımız onların gerçek olduğuna inanırız. Yine de mezarlarının ötesinden bizimle alay eden bu varlıkların hikâyelerini dinlemek her zaman keyiflidir. Hal böyle olunca hayalet teması gerek korku edebiyatı için gerekse korku sineması için vazgeçilmez bir unsur haline gelmiştir. Özellikle korku sineması sektöründe her geçen gün artan hayalet filmlerinin maalesef çok küçük bir kısmı övgüye değer bulunmakta. Örnek vermek gerekirse babası tarafından katledilen sakat bir çocuğun öyküsünün anlatıldığı 1980 tarihli The Changeling, farklı konusuyla gözleri bir anda Uzakdoğu Korku Sinemasına çevirmeyi başaran The Ring veya 2001 yapımı The Others başlıca yapımlar arasında sayılabilir. Her ne kadar ülkemizde hak ettiği ilgiyi göremese de Peter Straub’un aynı isimli romanından 1981 yılında sinemaya uyarlanan Ghost Story de doğaüstü korku temalı filmler arasında oldukça önemli bir yere sahiptir.

Günümüz korku edebiyatının ustalarından biri olarak gösterilen Peter Straub ilk büyük çıkışını 1979 senesinde okuyucuyla buluşan Ghost Story ile yaptı. Dört eski dostun geçmişte işledikleri bir suçla yüzleşmelerinin anlatıldığı, oldukça ağır bir konuya sahip olan kitap 1981 senesinde sinemaya uyarlanırken sadeleştirildi. Bu durum yazarın sadık okuyucuları tarafından pek hoş karşılanmasa da film doğaüstü korkuseverlerden tam not almayı başardı.

Öykümüz kendilerini The Chowder Society olarak adlandıran dört yaşlı, seçkin beyefendinin etrafında şekillenir. Haftada bir gün buluşup birbirlerine korku hikâyeleri anlatan bu sevimli ihtiyarların geçmişinde o hikâyelerden çok daha korkunç bir sır yatmaktadır ve her ne kadar bundan asla bahsetmeseler de her birinin muzdarip olduğu kâbuslar gelecek kötü günlerin habercisidir. Nitekim yıllardır uykuda olan varlık uyanır ve intikam için peşlerine düşer.

Hayaletin ilk kurbanı Edward’ın büyük oğlu Churchill olur. Bir otel odasının penceresinden şüpheli şekilde düşerek hayatını kaybeden genç adam kısa süre önce hayatının aşkıyla tanışmıştır. Ancak bu baş döndürücü güzelliğe sahip kadın kardeşi David’in eski sevgilisidir. Ağabeyinin cenazesine katılmak için kasabaya dönen David’in elli yıllık bir fotoğrafı görmesiyle hikâye ivme kazanır ve tüm sırlar tek tek gün yüzüne çıkar.

Film klasik bir hayalet öyküsünün tüm kartlarını oynar. Aslında çok karmaşık olan bir hikaye mükemmel hızda çözülür ve gizem derinleştikçe olaylar çok daha çılgın bir hal alarak izleyiciyi içine çekmeyi başarır. Filmin ana teması ne kadar derine gömülse de geçmişin yakamızı asla bırakmayacağı gerçeğine dayanır. Yönetmen John Irvin’in flashbackler ve kabuslar aracılığıyla izleyiciye aktardığı bu sıkışmışlık hissi filmin tamamına dengeli bir şekilde yayılır. Senaryoda Stephen King hayranlarının da yakından tanıdığı bir isim olan Lawrence D. Cohen’e rastlarız. Carrie, The Tommyknockers, IT mini dizilerinden aşina olduğumuz Cohen’in en başarılı işinin Ghost Story olduğunu söylemek kesinlikle mümkün. Uzun ve karmaşık bir olay örgüsüne sahip Hayalet Hikâyesi gibi bir kitabı iki saatlik senaryoya uyarlamak her senaristin altından kalkabileceği türden bir iş değil.

Günümüz korku sinemasıyla kıyaslanınca gore ve dehşetten oldukça uzak bir film olan Hayalet Hikâyesi’ni türdeşlerinden ayıran en önemli unsur ise kesinlikle sinematografisidir. 2001 yılında Ömür Boyu Başarı Oskarı’na layık görülen Dick Kardiff’in görüntü yönetmenliğini yaptığı filmde kullanılan koyu renk paleti bembeyaz karlarla dengelenip ölçülü bir kasvet sağlanır. Özellikle dış mekân çekimlerinde ürkütücü evler, ıssız ormanlar, uçsuz bucaksız gibi duran tekinsiz yollar göze çarpar. Koyu kahverengi mobilyalarla döşeli, sadece mum ışığı ve şömine ateşiyle aydınlatılan bir odadan karlarla kaplı Vermont manzarasına uzandığımız açılış sekansından itibaren etkisini gösteren sinematografi, Philippe Sarde’nin başarılı müzikleriyle de desteklenir.

Şiddet unsurlarının oldukça az kullanıldığı film kendisinden hiç beklenmeyecek şekilde geniş bir cinsel açıya sahip. Filmin R-Rated kategoriye alınmasında da etkili olan faktör de bu. İlk kez erkek penisinin tamamen gösterildiği korku filmi olan Ghst Story’de başrol oyuncusu güzeller güzeli Alice Krige’i de bol bol çıplak görmek mümkün. Filmin bir diğer ilgi çeken yanı ise makyaj efektlerinin kusursuz kullanımı. Burada en büyük pay sahibi kuşkusuz ki The Exorcist ile büyük başarı kazanan Dick Smith. Usta isim vahşetten tamamen uzak olan senaryoya can alıcı şekilde acımasız efektler ekleyerek bambaşka bir boyut kazandırmıştır.

Ghost Story’i günümüz korku filmlerinden ayıran en önemli unsur ise The Chowder Society üyelerinden oluşan çekirdek oyuncu kadrosunun tamamen yaşlı isimlerden meydana gelmesi. Fred Asteire, Melvyn Douglas, Douglas Fairbanks Jr. ve John Houseman gibi oldukça tecrübeli isimlerin kadroda yer alması filmin en büyük artılarından biri olarak karşımıza çıkar. Aynı senaryo günümüzde uyarlansa dahi gişe korkusuyla kadroda kesinlikle o yaştaki oyuncuları görmek mümkün olmayacaktır. Özellikle Fred Asteire bu filmde dansçı kimliğinden tamamen bağımsız harika bir performans sergiler. Genç oyuncular Alice Krige (Sleepwalkers) ve Craig Wasson (A Nightmare on Elm Street 3: Dream Warriors) da başarılı oyunculuklarıyla göz doldurur.

Şayet henüz izleme şansınız olmadıysa Ghost Story’e muhakkak bir şans vermenizi şiddetle tavsiye ederim. Kesinlikle pişman olmayacaksınız.

korkumetre-8 kan_ve_siddet-2 gerilim_dozu-7 puan-7-5

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Burçin Yapıcı

Tüm Yazıları
Korku türü ile 6 yaşındayken bir cuma gecesi izlediği Elm Sokağı Kabusu ile tanıştı. O günden sonra çocukluğunun büyük bir bölümünü Freddy Krueger'a aşık olarak geçirdi. Korku filmlerine olan tutkusu diğer ebeveynlerin aksine annesi tarafından her zaman teşvik edildi ve birlikte sayısız defa korku film izlediler. Sadece korku sinemasına değil Korku Edebiyatına ve Paranormal olaylara ilgi duyan Burçin sıkı bir Stephen King hayranıdır. Aynı zamanda film ve eski fotoğraf koleksiyonu yapmaktadır.

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.