Cehennemde yer kalmadığında, ölüler yeryüzünde yürüyecek!. Dawn of the Dead (1978)

Ghost Ship

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

16 Ağustos 2010

9 Adet Yorum

9

Yönetmen: Steve Beck
Senaryo: Mark Hanlon
Imdb Puanı:5.3/10
Yapım: 2002, ABD/Avustralya, 91 dakika
Oyuncular:
Gabriel Byrne, Julianna Margulies, Ron Eldard, Desmond Harrington, Isaiah Washington

Fonda insana huzur veren bir müzik eşliğinde pembe renkli harflerle işlenmiş açılış jeneriği gözlerimizin önünden geçmeye başlarken bütün ihtişamıyla okyanusta süzülerek giden lüks yolcu gemisi Antonio Graza’nın kuşbakışı görüntüleriyle filme giriş yapıyoruz. Zannedersiniz televizyonun tek kanal olduğu dönemde herkesin büyük bir huşu ve huzurla seyrettiği ‘Love Boat’ (Aşk Gemisi) başlıyor. Kamera dans eden zengin gemi yolcuları arasında dolaşırken şarkıyı seslendiren Italyan soliste geliyoruz. Kanımızı kaynatan kıpkırmızı derin dekolteli elbisesi, eldivenleri ve büyülü sesiyle hem gözümüzü hem kulağımızı şenlendiren Francesca, şarkısıyla insanı adeta dansa davet ediyor. Nitekim bütün zengin yolcular da dans pistinde bu görkemli geminin ve gecenin keyfini çıkarmaktalar. Her şey mükemmel, konuklar mutlu, rüya gibi bir yolculuk için ne gerekiyorsa mevcut! Mürettebat şampanyasından yemeğine kadar en ufak bir pürüz olmayacak biçimde herşey ile alakadar. Hatta onca güzellik içinde sıkıntısı yüzünden okunan geminin küçük misafirlerinden bir kız çocuğunu dansa kaldıracak kadar mütevazi ve babacan bir yardımcı kaptanımız dahi var. Gel gelelim bu rüya açılış sahnesini kabusa çevirecek bir el harekete geçmekte fazla gecikmez. İnce bir halatı harekete geçiren mekanizmanın kolu yukarı kalkar ve fırtına öncesi sessizliğe yol açan o meşhur halatın gerilip dans eden çiftlerin arasına dalmasıyla korku filmlerinin belki de en güzel açılış sahnesi gerçekleşir.

1962 yılında Antonıo Graza, yüzlerce zengin yolcusuyla birlikte ortadan kaybolur…

…40 yıl sonra 2002 yılındayız. Gemi kurtarma ekibi Arctic Warrior kurtarma gemisinin kaptanı Sean (G.Byrne) ve yardımcısı Mauren (J.Margulies) liderliğindeki ekibi bir iş teklifi alır. Alaska açıklarındaki Bering denizinin ıssız sularında sürüklenen dev bir gemi tespit eden bir pilot olan Jack’in teklifi üzerine harekete geçen ekibimiz 40 yıl önce esrarengiz bir biçimde ortadan kaybolan Antonıo Graza’nın çürümüş kalıntılarına ulaşır. Denizcilik hukukuna göre uluslararası sularda bulunan bir gemiyi kıyıya getirenler o gemi üzerinde hak iddia eder bir konuma gelmektedir. Bunun getirdiği şevk ve azimle işe koyulan ekip çok geçmeden geminin çürümüş ve uğursuz iskeleti içinde ters giden bir şeyler olduğunun farkına varacaktır.

Görsel efektleriyle göz dolduran ‘Ghost Ship’ lanetli mekan filmleriyle nam salan Dark Castle şirketinin üçüncü filmi. Önce ‘House on Haunted Hillile kahramanlarımızı kapatılmış eski bir akıl hastanesine hapseden ekip, ’13 Ghosts’ ile de neredeyse her yanı cam olan bir eve sıkıştırmıştı. Bu sefer ayaklarımızı yerden kesen, denizin ortasında dev bir gemiye hapsoluyoruz. Benim de çok etkilenerek detaylı bir giriş yapmama vesile olan film için kalan bölümler, maalesef girişteki görkemli açılışın gölgesinde kalan bir hayalet oyununa dönüşüyor. Yapım ekibi kalan bölümlerde her zamanki basit formülünü devreye sokuyor: Geçmişi kötü ve gizemli,uğursuz bir mekan ve bir şekilde yıllar sonra bu mekana girme gafletinde bulunup kapana kısılan bir topluluk. Karakter tahlillerine ilişkin detaylara hemen hemen hiç girilmiyor. Gemide yaşananların akıbetini finale saklamak adına hikaye yüzeysel bir biçimde bize aksettiriliyor. Zaten film ekibinin istediği de bu. Bir takım uğursuz ruhların ölmüş insanların suretlerine bürünerek film boyunca kahramanlarımıza musallat olması ile ruhu iki taraf arasında sıkışıp kalmış küçük kız Katie’nin hayaletinin kahramanlarımıza yardımcı olma çabaları arasında efektlerle filmi eğlenceli kılmak.

Efektler demişken gemi setini meydana getiren ekibe de ayrı bir paragraf açmak gerekiyor. Geminin iç mekan çekimlerinde oluşturulan balo salonu, mutfak, kaptan köşkü,kamaralar ve yıllanmış geminin yorgun bir metal yığınına dönüşen gövdesinin son derece gerçeğine uygun bir şekilde tasarlandığı ve usta bir ekip tarafından dizayn edildiği bariz bir şekilde kendini belli ediyor. Sonuçta stüdyo filmlerinin en çok çaba harcadığı konulardan biri olan seyirciye filmin çekildiği mekanın gerçeklik hissini birebir verebilmek düsturu bu film için amacına ulaşmış oluyor.

Kendi çapında başarılı bir oyuncu kadrosuna sahip filmde ekip lideri rolündeki Gabriel Byrne fazla suya sabuna dokunmayan bir görüntü çiziyor. Diğer ekip elemanları içinde ise onca erkeğin arasından sıyrılarak çok iyi bir performans sergileyen Julianne Margulies savaşçı ve atılgan kadın imajı ile değme erkeklere taş çıkartarak bana bir zamanların Sigourney Weaver’ini hatırlatıyor.

Dediğim gibi şekil yönünden gayet başarılı bir o kadar eğlenceli ama fikir yönünden sizi pek tatmin etmeyecek adı gibi ‘hayal et’tiğiniz müddetçe (ve tabi hafızalardan silinmeyecek açılış sekansıyla) hatırlayacağınız bir atmosfer filmi ‘Ghost Ship’.

Mehmet Fatih Erçetin / Kingofhorror

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yorumlar (9 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.