Dilediğin şeylere dikkat et! Djinn - Wishmaster (1997)

Frailty

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

14 Nisan 2010

5 Adet Yorum

5

Yönetmen: Bill Paxton
Senaryo: Brent Hanley
Imdb Puanı: 7.3/10
Yapım: 2001, İtalya/Almanya/ABD Süre: 100 Dakika
Oyuncular: Bill Paxton, Matthew McConaughey, Powers Boothe, Matt O’Leary, Jeremy Sumpter, Luke Askew, Levi Kreis

Kim diyebilirdi ki aykırı rollerin adamı Bill Paxton’un ilk uzun metrajlı filmi bu kadar başarılı olsun! Daha önce Saturday Night Live‘ın bazı bölümlerini yönetse de, sinematografiye bu kadar hakim olması herkesi şaşırtmış olmalı. Neticede sinema televizyondan farklıdır ve aktörlüğün yönetmenlikle pek ilgisi yoktur.

Ne ilginçtir (aslında ilginç değil, bizim bu işlerle uğraşan yapımcıların salaklığı) “Frailty” sinemalarımızda gösterilmedi (bazen Türkiye’de gösterime giren filmlere şaşırıyorum. O kadar iyi filmler sinemalarımıza uğramadan geçiyor ki, özellikle yaz aylarında gösterime sokulan aslında video için çekilmiş ucuz korku filmlerini gördükçe sinirim tepeme üşüşüyor). İlk defa yanılmıyorsam ücretli bir kanalda yayınlandıktan sonra direkt video piyasasına düştü. Ben de o sırada VCD’sini edinmiştim şans eseri. Biri önermişti ama şu an kim olduğunu hatırlamıyorum. İlk izlediğimde dehşetle sarsıldığımı hatırlıyorum. Ondan sonra kime izlettiysem aynı şeyleri söylediler; sinir bozucu, aşırı gergin ve şok! Demek ki karşımızdaki rastlantısal veya kişisel bir beğeniyle yüceltilmiş değil sahiden iyi çekilmiş bir filmdi. Önerdiğim arkadaşlarla beraber izlerken bile aynı duyguları yaşadığımı hatta gözümden kaçan birçok ayrıntıyı tekrardan değerlendirme imkanı bulduğumu belirtmeliyim. Öylesine bereketli ve çabuk tüketilmeyen bir film…

Film bir adamın ağzından aktarılan anılardan oluşuyor. Fenton Meiks adlı gizemli bir adam FBI ajanı Wesley Doyle’a, “Tanrı’nın Eli” lakaplı seri katilin kendisi olduğunu itiraf ediyor ve teslim oluyor. Ajan Doyle, Fenton’un ilginç hikayesini dinlerken biz de yıllar öncesinde bir Amerikan kasabasına yol alıyoruz.

İki oğlu Fenton ve Adam’ı annesiz yetiştiren ve gördüğümüz kadarıyla çok iyi bir baba olan Meiks bir gece nefes nefese oğullarının odasına dalar ve Tanrı tarafından görevlendirildiğini söyler. Eve üç kuruş para yetiştirmek için araba tamiri yapmakta olan Meiks, o esnada gardiyan meleği görmüş ve dünyasal iblisleri yok etmek için hazırlıklara başlamıştır. Böylece Meiks ailesinin fakir ama sevgi dolu hayatı kökünden değişir. Baba Meiks çeşitli zamanlarda öldüreceği kişilerin listesini alır. Bunlar, içlerine iblis girmiş canavar ruhlu insanlardır ve mutlaka yok edilmeleri gerekmektedir. Düzenleri tamamen bozulur ve bu fanatik göreve uyarlanmış bir hayata alışmaları gerekir. Küçük oğlan Adam, babasının vizyonlarına kolaylıkla uyum sağlarken, azıcık vicdan duygusu gelişmiş olan büyük oğlan Fenton, babasına inanmaz ve kendisini olayın dışında bırakmaya çalışır. Ama babasının planı farklıdır; kurbanlarını kaçırıp eve getirerek baltayla idam etme işlemini çocuklarının eşliğinde yapmak istemektedir çünkü oğulları büyüyünce görevini onlara devredecektir. Civardan çeşitli insanlar kaybolurken çocukların gözü önünde sergilenen dehşet gittikçe artar. Fenton artık bu olaylara dayanamayacak düzeye gelir ve olanlara direnir. Fakat babasının yaptırımları artar ve fiziksel işkenceye dek uzanır.

“Frailty” ustaca yazılmış, ustaca yönetilmiş ve daha da ustaca oynanmış bir film. Aktörlerin abartısız ve inandırıcı oyunculuğu filmin kalitesini birkaç kat artırıyor. Filmin zaten boğucu ve garip bir atmosferi var. Özellikle şiddetin derecesi arttıkça, hastalıklı zihinden çıkma imajlarla daha da boğuluyorsunuz. Fakat dikkatiniz kesinlikle azalmıyor zaten filmin kusursuz tırmanışı bunu engelliyor. Olaylar hızla başlıyor ve öyle devam ediyor. Sadece ikinci yarıdaki “izolasyon” sahneleri tempoyu biraz yavaşlatıyor ama Fenton’un kişisel gelişimini ve alacağı kararları etkileyecek bir durum olduğu için gerekliliği tartışılmaz. Genç Fenton’u canlandıran Matt O’Leary’nin yaşının çok üzerindeki oyunculuğu bu bölümü alnının akıyla tamamlamasına vesile oluyor.

Artık korku/gerilim filmlerinde şok finaller arıyoruz. Eğer filmin sonunda şaşırmazsak, dibimiz düşmezse sanki o film kötü olacakmış gibi bir his oluştu seyircide. Meğer katil uşakmış benzeri bir sonuca katlanamıyoruz ve uşak meğer hiç yokmuş da bütün izlediklerimiz aslında hiç olmamışmış gibi zorlama gidişatlarla çevrelenmiş durumdayız. Söylenen o ki bu “twisted ending” formülünü ilk yaygınlaştıran “6. His” olmuş. Peki kendisinden yıllaar yıllar önce çekilmiş olan “Carnival of Souls”dan ne haber? Ben bu şok final alanında “The Others” üzerine tanımam… diyordum bu filmi görene kadar. Konuyu okurken bile bazılarınız finali tahmin etmiştir. Zaten izleyici zihni bu tür enigmalarda ustalaştı. Filmi izlerken bazı arkadaşlarım, hazırlanan şok finali farkettiler ve tahminlerde bulundular. Bazıları anladı da. Ben de öyle düşünmüştüm. Ama bu film sağ gösterip sol vuranlardan. Şok final için tırmanışa geçen olaylar sinsilesi aslında gerçek finali gizleyen bir maske (sonunu nasılsa hiçbir zaman tahmin edemeyeceğiniz için rahatlıkla yazıyorum). “Frailty”nin bu ezber bozan yapısı yönetmenin kusursuz anlatımının yanında Brent Hanley’in eşsiz senaryosundan da besleniyor. Filmi izlerken zaten asabınız bozuluyor ve gerim gerim geriliyorsunuz; artık gizemin çözülmesini istiyorsunuz. Çözüldüğünde de rahatlıyorsunuz ama asıl büyük darbeye hazırlıksız yakalanıyorsunuz. “Wild Things (1998)” benzeri twisted ending’in suyunu çıkaran “bir türlü bitmeyen” bir finalden söz etmediğimin altını iki defa çiziyorum. Ben tahmin edemedim, izlettiğim kişiler tahmin edemedi. Siz de edemeyeceksiniz. Hatta başa dönüp filmi tekrar izlediğinizde bazı küçük şeyleri nasıl gözden kaçırdığınızı görmek daha da keyifli olacak. Bunlar dikkat gerektiren ayrıntılar; ben bazılarını üçüncü izleyişimden sonra fark ettim. Yani kolaylıkla gözden kaçabilirler ve yoruma açıklar.

Eğer gerçekten iyi bir gerilim izlemek istiyorsanız, sonunu tahmin edemediğiniz bir film arıyorsanız ya da arkadaşlarınıza “olumlu geri-dönüşü garantili” bir film önermek istiyorsanız “Frailty” çok uygun bir seçenek. Sizi mahçup etmeyecektir.

Murat “Wherearethevelvets” Akçıl

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (5 Yorum)

YORUM YAZ