Eskiden iyilikle aldığımı, sonsuza dek intikam ile alacağım! Tooth Fairy - Darkness Falls (2003)

Four Flies on Grey Velvet (4 mosche di velluto grigio)

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

06 Temmuz 2009

6 Adet Yorum

6

Yönetmen : Dario Argento
Senaryo : Dario Argento
Yapım:1971, İtalya / Fransa Süre: 104 Dakika
Oyuncular: Michael Brandon, Mimsy Farmer, Bud Spencer, Jean-Pierre Marielle, Francine Racette

Dario Argento’nın ilk dönemlerinden, hayvan isimli giallo üçlemesinin son ayağı olan bu film (diğer ikisi “L’uccello dalle piume di cristallo, The Bird with the Crystal Plumage, 1970” ve “Il gatto a nove code, The Cat o’ Nine Tails, 1971”) Roberto adında bir rock bateristinin, siyah pardesülü ve güneş gözlüklü bir adam tarafından sürekli takip edilmesiyle başlıyor. Artık sinir olan Roberto, derdi neymiş anlamak için adamı takip ediyor ve bir tiyatro binasının içinde yakalıyor. Biraz itişip kakışmanın ardından gizemli adam bıçak çekiyor. Roberto eline yapışıyor fakat yanlışlıkla adamın bıçaklanmasına neden oluyor. O sırada loca bölümünde gülen bir kukla maskesi takan biri fotoğraflarını çekiyor.

Roberto cinayet işlemenin vermiş olduğu vicdan azabıyla geceleri uyuyamıyor. Bir arkadaşının anlattığı, Arabistan’daki idam sahnesinin kabuslarını gören Roberto, evden gelen seslerle uyanıyor ve bu maskeli adamın evlerine rahatlıkla girebildiğini farkediyor.

Şantaja uğramayan fakat cinayet fotoğraflarını veya ölen adamın nüfus cüzdanını evinin çeşitli köşelerinde bulan Roberto, kendisine psikolojik işkence yapmaya kararlı bir sapıkla karşı karşıya olduğunu anlıyor. Kocasının hareketlerinden endişelenen karısı Nina’ya her şeyi anlatıyor. Bir gece evden gelen seslere uyanıp, maskeli kişi tarafından boğulmaya çalışılan Roberto, peşindeki kişinin onu öldürmeye niyetlendiğini anlıyor. Evin güvenli olmadığını söyleyen karısı Nina ise, gitmek için kocasını ikna edemiyor ve kavga ederek tek başına uzaklaşıyor.

Polise başvuramayan Roberto, God (Tanrı) lakaplı evsiz Godfrey ve arkadaşı Profesör’ün yardımına başvuruyor. Bu arada maskeli sapık, genç adamın çevresinde cinayetlere devam ediyor. İşin içinden çıkamayan Roberto özel dedktif tutmaya karar veriyor.

Hatırlar mısınız bilmiyorum; eskiden TRT’de “Dempsey & Makepeace” adında bir polisiye dizi vardı. İşte oradaki polislerin erkek olanını (Dempsey) canlandıran Michael Brandon bu filmde oldukça genç haliyle başrolde. Film bildik “katil kim” teması üzerine kurulu bir gerilim. Önünüze bir çok şüpheli çıkaran, daha sonra da onları teker teker öldürerek merak duygusunu yüksek tutan bir konuya sahip. Argento fanatiklerine aşina gelecek kamera açıları ve garip ölüm sahneleri mevcutsa da, ustanın sonradan çekeceği klasiklerin düzeyine maalesef ulaşamıyor (üçlemenin diğer iki filmi gibi). Filmde bir çok gereksiz sahne de var. İzleyicinin kafasını karıştıran ve hiç bir yere bağlanmayan bu anlatımlara, yönetmenin sinematografisinde neredeyse her filmde az da olsa rastlanıyor zaten. Fakat filmin komedi unsurları (Profesör, korkak ve dalgın postacı, eşcinsel dedektif Gianni Arrosio) bence çok gereksiz bir yer teşkil etmiş. Filmin havasını bozduklarını düşünüyorum.

Dediğim gibi, her ne kadar ustanın tarzına göre fazla yumuşak kalsa da, ölüm sahneleri çok etkileyici. Özellikle de hizmetçi Amelia’nın gece, çocuk bahçesindeki kovalama sahnesi… Film kesinlikle katil olduğu düşünülen karakteri en sona kadar saklıyor ve onu da öldürterek izleyiciyi ters köşeye yatırıyor. Kimsenin göremediği bir detayın şans eseri bulunması, ama izleyiciye gösterilmeyerek hissettirilmesi Argento’nun gizemi anlatmada sıkça kullandığı bir seçim. Yine yönetmenin çok sevdiği şok finale (twisted end) giderken verdiği bilimsel bilgi ve yöntem (filmin adıyla da alakalı) biraz fazla ekstrem ve absürd ama kimin umrunda…

Wherearethevelvets

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (6 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.