Kibir benim en gözde günahımdır. John Milton - The Devil’s Advocate

Faculty

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

08 Haziran 2009

13 Adet Yorum

13

Yönetmen: Robert Rodriguez
Senaryo: Kevin Williamson
Yapım: 1998, ABDSüre: 100 Dakika
Oyuncular: Elijah Wood, Josh Hartnett, Jordana Brewster, Robert Patrick

Bilinmeyen bir dünyadan gelen yabancı organizmaların insan bedenlerini ele geçirmek suretiyle dünyayı hakimiyetleri altına alma çabaları korku sinemasının bilimkurgu türündeki filmleri için vazgeçilmez temalarından birini oluşturur. Popüler sinema filmleri yapmakta ustalığını ispatlamış Robert Rodriguez için bu tema Williamson’un da kaleme aldığı harika bir senaryo şeklinde ona sunulduğunda yapılması farz olan bir filme dönüşmekte gecikmez.

Öncelikle bu temaya destek veren zengin bir alt metin örgüsünü en iyi biçimde yansıtacak mekan olarak bir lisenin seçilmesi ve hikayeyi lise öğrencileri üzerinden anlatmak son derece ideal bir seçim. Bireyin kişiliğinin oluşumu evresinde yaşadığı kimlik bunalımı, ergenlik çağı ile birlikte başlayan fiziksel değişim sürecinin getirdiği problemler, huzursuzluklar, gene bu safhada bireyin bir topluluğa,arkadaş grubuna entegrasyonunu sağlayan aidiyet duygusunun gelişmesi ya da tam tersi gelişememesi sonucunda meydana çıkan aykırı durumlar,farklılaşmalar neticesinde oluşan topluma adapte olamama sorunu,sisteme yabancılaşma gibi birbiriyle ve ana temayla içice geçmiş muazzam bir tema yoğunluğu var önümüzde! Zaten kendi aramızda varolan ve çözüm bekleyen bu girift meseleler yumağına bir de dışarıdan gelen ne idüğü belirsiz varlıklar eklenince filmin analizi için 90’ların çözümlemeci korku sineması türü devreye giriyor. ‘Faculty’ bu tema yoğunluğunu harmanlayarak ana tema ile ilişkilendirirken temele ‘Invasion of Body Snatchers’, ‘Stepword Wives’, ‘The Thing ‘ gibi türün sağlam filmlerini yerleştiriyor. Ama bunu yaparken diğer Williamson senaryolarında olduğu gibi size replikleriyle açık açık rehberlik eden bir metin üzerinden yapmıyor. Sadece bahsettiğimiz bu filmlere göndermelerde bulunuyor. Haliyle filmin temelini atan filmleri yakalayabilmeniz için bu türün sıkı bir takipçisi olmanız gerekiyor.

Filmin ana mevzusu olan istila kavramı Amerika’nın 1950’lerden beri işlemekten vazgeçemediği bir konu. 1956 yapımı ‘Invasion of Body Snatchers’ ise konunun mihenk taşı konumunda. Özellikle 1978’te P.Kaufman ve 1993’te A:Ferrera tarafından yeniden beyazperdeye aktarıldığı düşünülürse bu filmin ne kadar etkili olduğu ve türdeşlerine ışık tuttuğu inkar edilemez bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.’Faculty’ bu noktada istilanın başlangıç noktasına bir eğitim kurumunu koyarak olaya bambaşka bir pencereden bakmamızı sağlarken, veri tabanına gayet zekice işlenmiş bir mesajı da iliştiriveriyor: Bir ülkeyi ele geçirmek için o ülkenin genç beyinlerine sahip olmanız yeter! Bu bağlamda önce öğretmenler ele geçiriliyor.Ne de olsa yeni nesli şekillendiren,yönlendiren onlar.Bunlar olurken yabancılaşma,çevreye duyarsız kalma süreçlerini klişe hal ve tavırlar (donuklaşan bakışlar,anlamsızlaşan surat ifadeleri, tepkisizce sürü gibi dolaşan öğrenci grupları) vasıtasıyla çözümleme imkanı buluyoruz.Nihayetinde insanın en yakınını bile tanıyamayıp düşman ilan edebileceği tam bir paranoya havası filme hakimiyetini sağlıyor.Bu paranoya halinden kurtulmanın yolu ise kahramanlarımızın elindeki uyuşturucu kozundan geçiyor.Çünkü ‘Faculty’nin istilacı yaratıklarını ancak bu toz yokedebiliyor.Kanımca burada da uyuşturucu belasının yaptığı tahribatın boyutlarını çok güzel bir şekilde algılamamız için başka bir mesaj veriliyor. Ama canım mesaj keskin bir u dönüşüyle bu lanet tozun gerçek insanlar üzerinde etkisi olmadığını telaffuz ederek bir anlamda ters tepiyor ve kendi kendini imha ediyor.

Hikayenin anlatımında kullanılan karakterlerin hemen hepsi o çok bilindik okul tiplemeleri : Agresif ve sert tavırları ile vur-kır-parçala felsefesini ilke edinmiş koç Willis (R.Patrick), okulun şamaroğlanı ve ineği Casey (E.Wood), derslerden çok güzellik ve mankenlik hususunda genç kızlara seminer verecek kadar bilgili Delilah (J.Brewster), Okul takımının yakışıklı kaptanı,yıldızı Stan (S.Hotosy), cinsel tercihleri konusunda ikilemden kurtulamamış Stokely (C.DuVall), başka bir liseden nakil olmuş ve hemen bir arkadaş grubuna dahil olmaya çalışan Marybeth (L.Harris), her türlü muzır ve illegal neşriyatta okulun profesörü konumundaki Zeke (J.Hartnett) ve öğrencilerini ısrarla bu tip pisliklerden korumayı vazife edinmiş güzel fakat çekingen edebiyat öğretmeni Mrs.Burke (F.Janssen) hep o aşina olduğumuz öğrenci-öğretmen prototipleri olarak filmdeki yerini teker teker alıyor.

Rodriguez’in Fakülte’de çizdiği bu tipler, 80’li yılların gençlik filmlerinden fırlamış gibi. Ayrıca kullanılan konuşma dili ve imgeler seyirciye 80’lerden bir film seyrediyormuş hissini üstüne basa basa dikte ediyor.Örneğin kahramanlarımızın hiçbirinin cep telefonu yok;internetin film boyunca esamesi okunmuyor.Hatta Zeke’i bir ara çocuklara erotik görüntüler içeren video kasetler satarken görüyoruz.Sınıflarda tebeşirli tahtaların kullanılması,banyolardaki eski model duş başlıkları,Casey’in odasındaki materyaller hep bu izlenimimizi kuvvetlendirir bir şekilde film boyunca gözümüze sokuluyor.Ama bu durum hiçbir şekilde bizi rahatsız etmiyor;tam aksine nostalji tadında eskilerin bir bir gözümüzün önünden geçmesine olanak tanıyor.

Sonuç olarak janrın gereklerini bilen ve en iyi biçimde uygulayan bir yönetmenin varlığını filmin her karesinde hissediyor olmamız ve oyuncu kadrosunun çok kaliteli isimlerden oluşması ‘Faculty’i defalarca seyretsek de sıkılmayacağımız eğlenceli bir tecrübeye dönüştürüyor. Hele bir de türe her yönüyle hakim sıkı bir seyirciyseniz ‘Faculty’ de kafanızı fazlasıyla meşgul edecek bir dolu malzeme sizi bekliyor.

M.Fatih Erçetin / King of Horror

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yorumlar (13 Yorum)

YORUM YAZ