Kanımdan iç ve sonsuza kadar yaşa... Interview with the Vampire (1994)

Faces of Death

X-Korku

YasinKarakaya

23 Temmuz 2013

4 Adet Yorum

4

Yönetmen: John Alan Schwartz
Senaryo: John Alan Schwartz
Imdb Puanı: 3.7/10
Yapım: 1978, ABD, 105 Dakika
Oyuncular: Michael Carr, Samuel Berkowitz, Mary Ellen Brighton, Thomas Noguchi

“20 yıl boyunca, ölümü anlama dürtümün sadece bir takıntıdan daha fazla olduğunu biliyordum. Rüyalarım benim misyonumu yönetmektedir ve şimdi son dakikaya şahit olmak, sürekli kendini tekrarlayan döngüyü keşfetmek zamanıdır. Başlangıcın sonu ya da sonun başlangıcı kararı size bırakıyorum” (Dr. Francis B. Gross)

Belki de tüm zamanların en çok konuşulan dizilerinden bir tanesi olan Faces of Death, ölümün pek çok yüzünü son derece yakından gösteriyor. Kesinlikle şok edici, korkunç ve hatta iğrenç bu sert filmler kalbi zayıf olanlara göre değil.

Faces of Death: Kanlı bir pitbull dövüşünü, bebek fokların sopalarla öldürülmesini, maymun beyinlerini, kendini ateşe veren bir adamı, elektrikli sandalyede idamı, San Fransisco’da bir tarikatın insan organlarını yemesini, yüksek bir binadan atlayarak intihar eden birini, bir kesimhaneyi, bir timsah saldırısını ve bir otopsi odasına ziyareti göstermektedir.

Klasik Mondo sinemasıyla yeni nesil ölüm konulu filmlerin arasındaki boşluğu kapatan Faces of Death, ölüm üzerine odaklanan belki de ilk (ve kesinlikle en kötü şöhretli) şok belgesel filmdir. Filmin dayanağı, dünyada ölümün çeşitli formları ya da “yüzleri”nin sözde eğitsel kaleydoskopunu göstermektir; tabii ki böyle bir iddia film yapımcılarının yasallık maskesi arkasında gizlenmesini sağlamaktadır. Faces of Death, sonradan çekilen Traces of Death (1993) ve Faces of Gore (1999) isimli filmlerden daha az istismarcı ve aşağılayıcı olsa bile gerçekte istismar saçmalığıyla dolu olduğu aşikardır.

Antonio Climati’nin ‘Savage Man Savage Beast (1975)’ yapımının etkisini kaçırmak imkansız çünkü John Alan Schwartz (ya da diğer adıyla Conan le Cilaire) her fırsatta bu Mondo klasiği filmi taklit etmektedir. İsimsiz bir ulusal parkta acınası bir şekilde sahnelenen ayı saldırısı Savage Man Savage Beast’de yer alan Pit Dernitz’in meşhur ölümünün yeniden canlandırılmasıdır, ve Climati’nin cinéma vérité’yi (gerçek sinema) klasik kullanımı aynı zamanda Schwartz tarafından da kullanılmaktadır ancak Schwartz tezgahını ortaya çıkaracak özellikleri çaresizce gizlemek için bu yönteme başvurmuştur. Savage Man Savage Beast’de de ölüm sahneleri sahte olsa bile Climati’nin uzun süreli sinematografik eğitimi, bu kandırmacaya profesyonel bir yön kazandırmaktadır. Faces of Death’de ise bu taktikleri taklit etme çabası gülünç denecek kadar kötüdür ve sadece güven duygusu çok yüksek insanlar bu sahnelerin orijinal olduğuna inanabilir. Ayrıca Climati’nin aktörlerle seslendirme yapmadan çalışması Schwartz tarafından göz ardı edilmiş ve acınası diyaloglar kalan birkaç damla itibarı da alıp götürmüş.

Şüphesiz bazı sahneler orijinal ölüm örnekleridir ancak her ne kadar öyküleme yapılması eldeki materyal üzerinde iyice çalışıldığı görünümü verse de diğer aptalca özellikler, izleyiciye ciddi bir eğitim verilmeye çalışıldığı illüzyonunu yıkmaktadır. Sahnelerin içine yerleştirilen espriler, amaca hizmet edeceği yerde saçma bir hava vermekte ve rahatsız etmektedirler. Örneğin, bir tavuğun kafası kesilirken fonda “Old MacDonald” şarkısının eski bir versiyonu çalınmaktadır ve intihar eden kişi kendisini pencereden atmadan önce bir ses heyecanla, “Bir, iki, bir, iki, üç,dört!” diye saymaktadır. Schwartz’ın daha ziyade yersiz yere verilen tıp uzmanı portresi bile bu esprileri kurtaramamaktadır.

Bu tür orijinal ölüm sahnelerine açıkça erişim mümkünken insan düşünmeden edemiyor: Schwartz’ın niyeti dürüstse neden filmindeki olayları kurguladı? Gerçekte, kurgulanmış sahneler sergiledikleri her bir ölümün bir örneğini oluşturuyor; eğer gerçek olsalardı en istismarcı sahneler olabilirlerdi. Bu tesadüfi değil, Schwartz izleyici çekmek için düşünebildiği en istismarcı sahneleri seçmiş ki bu da filmin açık seçik bir istismar filmi olması amacıyla çekildiğini gösteriyor. Aynısını bütün Mondo filmleri için söyleyebiliriz (Climati’nin Savage Man Savage Beast filmi sıklıkla aynı şekilde kabul edilir), ancak klasik Mondo sineması istismarı daha yetkin bir biçimde örtbas edebilmektedir, böylece izleyiciyle alay etmez ve teknik hüneri sayesinde bir parça saygıyı hak eder. Bütün bu özellikler Faces of Death filminde bulunmuyor.

Filmin son kötü özelliği de doğası gereği çok sıkıcı olmasıdır. Bunun için filmin kendisini veya Schwartz’ın, Mondo sinemasında yer almak istemesini suçlayamayız. Mondo bir vitrin görevi görmektedir ve sıklıkla tutarlı bir öykü ya da argüman sunmamaktadır. Bu doğrudur çünkü Jacopetti kaleydoskopik stratejiyi Mondo’ya kadar kökünden değiştirmiştir. Bu doğrultudaki sorun ise, her ne kadar teknik açıdan harika ve sinematik bir buluş olarak değerlendirilse de Mondo’nun bile bir noktadan sonra bıktırmasıdır. Faces of Death’in sıkıcılığı kötü bir film olmasından değil, sıkıcılığın kaçınılmaz olmasından kaynaklanmaktadır.

Elbette Schwartz her noktayı yanlış yapmamıştır. Filmdeki sunuda kurbanlarla alay etmemeye çalışması (yine de birkaç kahkaha ekleme isteğine karşı koyamamıştır) bu filmi 80’lerde ve 90’larda çekilen daha yeni ölüm filmleri arasında yüksek bir düzeye taşımaktadır ve Faces of Death’in inanılmaz etkisi yadsınamaz. Mondo janrının dejenere edildiği şekilde arşiv görüntülerden veya başka film sahnelerinden çalıp çırpıp birleştirmek yerine kurgu bile olsa kendi footage filmini çektiği için takdir edilmelidir.

Klasik Mondo sinemasının merkezine inmek için soylu bir çaba gösterse de Schwartz’ın istismara karşı duyduğu büyük şehvet filmini Mondo kalitesinin üzerine çıkarmasını engelliyor. Hata olmasın, ben istismar ve şok sinemasının coşkulu bir hayranıyım ancak pek çok istismar yapımı, olduğundan daha öteye geçmeye çalışmayan kurgusal bir çöplükten ibarettir (Cannibal Holocaust hariç bu film, sınırlarını oldukça aşmaktadır). Schwatz’ın akıllıca olmayan yaklaşımı ve eldeki konuyu işlemekteki kasti başarısızlığı filmi düşük standartlara çekmektedir.

Filmi orjinal dilinde ve yüksek kalitede izleyebilirsiniz.

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

– Bir röportajda, yönetmen John Alan Schwartz, filmin sonunda yer alan yamyam tarikatın lideri rolünü oynadığını söylemiştir.
– Filmin sonunda şöyle yazmaktadır: “Guanajuato, Meksika’nın mumyalarına özellikle teşekkür ederim”
– Bir hippi gibi gözüken boğulan yüzücü aslında John Alan Schwartz tarafından keşfedilmiştir. Timsah sahnesini çekmeden dört gün önce okyanusta yüzerken bir şeye hafifçe çarpmış ve sonradan bunun hippinin bedeni olduğu ortaya çıkmıştır.
Faces of Death 46’dan fazla ülkede yasaklanmıştır!
– Yönetmen John Alan Schwartz, Faces of Death filminde Alan Black ismiyle yer almaktadır. Schwartz’ın göbek adı Alan’dır ve Schwarz’ın Almanca’da anlamı Siyah’tır.
– İngiltere’de yasaklanan gösteriminde 30 dakika kesilmiştir.
– 2003 yılında Rob Zombie’nin House of 1000 Corpses yapımında Faces of Death’den sahnelere yer verilmiştir.
Faces of Death’in 1979’da sadece Japonya’da yayınlanması düşünülüyordu ama birkaç yıl sonra ABD’ye ve ulusal haberlere kadar yol aldı.
Faces of Death’in orijinal Japonca ismi Junk idi.
– Yönetmen John Alan Schwartz ve bir arkadaşı meşhur “elektrikli sandalye” sahnesini bir çatı katında çekmişler ve köpük efekti için diş macunu kullanmışlardır. Sahnenin inandırıcı olması için Schwartz Hustler dergisindeki bir makaleyi kaynak olarak kullanmıştır ve işe yaramıştır.
– Yılda bir kez, Halloween zamanı, yönetmen John Alan Schwartz kolej kampüslerinde Faces of Death’i çekerken yaşadığı maceraları anlatmaktadır.
– Bu güne kadar orijinal Faces of Death 30 milyon dolardan fazla kazanmıştır. Yapımı ise 450 bin dolara mal olmuştur.

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…