Ses çıkarma... Kımıldama... Hepsinden öte... Sakın bir dilekte bulunma! Wishmaster (1997)

F.E.A.R. 3

Korku Genel

Korku Oyun

Fatih Yürür

03 Ağustos 2011

7 Adet Yorum

7

KORKULAR YENİDEN HORTLARKEN…

Bir seri, üçüncü oyununu da izleyicinin burnunun dibine sokabilmeyi başarmışsa, artık markalaşma sürecini de tamamen atlatmış, konsol ve pc sahiplerinin makinelerinin gediklisi haline gelmiş demektir. Kaldı ki, F.E.A.R. serisi, bu süreci baş döndürecek kadar hızlı bir şekilde geride bıraktı. 2005 yılında başlayan macera, 6 senede (yani ortalama yıl aşırı bir oyun piyasaya sürerek) üçleme kulvarının kilometrelerini tepti. Sonuç olarak F.E.A.R. serinin son halkası ile tüm oyunseverlerin karşısında…E buradan buyurunuz…

Serinin ilk oyunu, grafik anlamda dönemdaşlarının bir kaç adım gerisinde kalmasına rağmen özellikle FPS türüne hatırı sayılır bir hak teslimiyeti yapmıştı. Yapay zeka konusunda en başarılı FPS oyunlarından biri olarak kabul gören F.E.A.R., trendleri son derece hızlı değişen ve çok çabuk tüketilen FPS türünün kalıcı bir neferi olacağının sinyallerini de vermişti. Oyunun hiç kuşkusuz en büyük dez avantajı, FPS türüne ait olmasına rağmen, oyunseverlerin korku konusundaki beklentileriydi. Elbette FPS türünde de son derece başarılı korku oyunları gördük fakat artık yapımcıları asıl cezbeden unsur, bu tarz oyunların aksiyon ağırlığı. Dolayısı ile F.E.A.R. da büyük oranda aksiyon sularında yüzen bir oyundu ve -kabul etmesi ne kadar güç de olsa- korkutma işlevi oldukça geri plandaydı. Yine de yapımcı ekibin atmosfer yaratma konusundaki başarısı, karşımızdaki oyunun korku sınırlarına dahil olmasını sağlıyordu.

Pek çok ödülü cebellezi edip, adından sıkça söz ettirdikten sonra gözler serinin devam oyununa çevrilmişti. F.E.A.R 2’nin, önü yapımcı ekip içerisindeki anlaşmazlıklardan dolayı oldukça sisli gözüküyordu fakat Monolith’in Warner Bros ile anlaşması sonucu, kara gördündü ve ikinci oyunun da piyasaya sürülmesi ile birlikte uzun soluklu bir seri olacağının da sinyalleri verilmeye başlandı. Konsept anlamında ilk oyun ile arasında önemli farklılıklar bulunsa da, serinin izleyeceği rota da belli olmuştu.

VE DECCAL YOLDA…

Yıl 2011…Serinin doğumundan bu yana tam 6 yıl geçti…Ha şu gün çıktı ha yarın çıkacak diye diye ertelenen F.3.A.R. nihayet raflardaki yerini aldı. İlk 2 oyunun gidişatı, ailenin bu en küçük bireyinin akibetini de belirlemiş oldu. Alma hamile ve dünyaya gelecek çocuk, insanlığı yok edebilir. Evet evet, Deccal bu sefer doğmak üzere! Üstelik karşılarına dikilecek bir First Encounter Assault Recon timi de yok! Tüm insan ırkı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya…Diğer bir tabir ile, sinema tarihinin ve fantastik öykülerin deşe deşe bitiremediği bir “yıkım dölü” senaryosu ile karşı karşıyayız!

Paxton Fettel ve Point Man dışında Alma’ya karşı savaşabilecek hiç kimse yok! Neyse ki Fettel ve Point Man’in taban tabana zıt kişiliklerine rağmen tutturdukları ilahi denge, onları tek bir yenilmez silah haline getiriyor. Fettel, adeta Point Man’in koruyucu meleği gibi…Ne zaman dara düşsek Fettel olaya müdahale ederek yüreklerimize bir kaç damla su serpmeyi beceriyor. Fakat bütün bunlara rağmen, Fettel’in sınırsız gibi görünen güçlerinin de belli başlı limitleri var ki oyunun devamlılığını sağlayan da bir nevi bu limitlerin ta kendisi!

TEKNİK…TAKTİK…

F.E.A.R 3, teknik anlamda belli başlı güzel detaylar dışında öyle alıp başını uçmuş gitmiş bir oyun olmasa da hatırı sayılır bir takım yenilikler mevcut. Oyun içerisinde açık açık reklamı yapılan ve bir noktadan sonra isyan etmenizi sağlayacak olan yeni siper sistemi örneğin…Oyuna alışma evresinde gözümüzün içine sokulan bu sistem, oyunun sonuna kadar aynı promosyonla devam ediyor. Yine de bu sistemin oynanışa esneklik kazandırdığını söylememek olmaz. Özellikle “melee damage” olayının tek düze olmaması, hanesine bir artı puan daha eklenmesini sağlıyor. Bullet Time efekti ise, oyunun en başarılı görsel kompozisyonlarından biri. Hızlı evrilen FPS türünün trendlerinin peşini kovalarken, bu ve benzeri yenilikleri göz ardı etmek olmaz. F.E.A.R. geçtiği mekanlar ve izlenen rota açısından kısıtlı bir oyun olduğu için, daha çetrefilli FPS ilüzyonlarına girişmek yerine, bilindik trendlerin üzerinden geçmeyi tercih etmiş.

Gel gelelim F.E.A.R. serisinin armasını cilalayan yapay zeka mevzusunun, istikrarını koruyabildiğini söyleyebilmek pek mümkün değil. Hele ki F.3.A.R. sonrasında benim gibi Homefront falan oynarsanız, yapay zeka konusundaki çatlakları çok daha kolay görebilirsiniz. Yapay zekaya tam anlamıyla “başarısızlık” demek biraz abeste iştigal kaçabilir fakat yine de geri adım atıldığını söylemek lazım. En azından düşmanlar siper almayı unutmuyorlar ve dar bir koridorda hödük gibi önünüze dikilmiyorlar. Fakat gözlerinin önündeki hedefi kaybedip şaşırabiliyorlar.

İlk iki oyuna nazaran, mekan çeşitliliği oldukça fazla, serinin bu yeni üyesinin. İç ve dış mekanlar mümkün olduğunca birbirinden farklı yapılarda tasarlanmış. Görsel altyapısı idare eder olsa da hikayenin dramatik yükünü, oyuncunun üzerine bindirebilmesi açısından başarılı bir oyun. Özellikle geçmişe dair soruların yavaş yavaş aydınlanmaya başladığı ara videolar, üstad John Carpenter’ın koçluğunda hazırlanmış. Bu videolarda Carpenter sinemasının kokusunu alabilmek de ziyadesi ile mümkün.

KORKUTABİLİYOR MUSUN?

Bütün bunlarla birlikte F.3.A.R.için “bir korku oyunudur” diyebilmek pek kolay değil. FPS hükümdarlığı PC ve konsollarımızı bir süre daha terk etmeyecek anlaşılan ve bu hükümdarlığın kapı açtığı kısım da ne yazık ki ağırlıklı olarak işin aksiyon kısmı. İlk iki oyundakin oranla, aksiyon dozu biraz daha arttırılmış. Oyunun haraketliliği, kıyıdaki köşedeki gerilim işçiliğinin de hissedilebilirliğini azaltmış. Bunun dışında demode olmuş bir kaç korku ilüzyonunun da prim verilecek türden olmadığını gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. Yine de yapımcıların kan banyosu konusundaki cömertliği -her ne kadar korku kulvarının yanına yanaştırmasa da- önümüzdeki oyunun tonu konusunda daha güçlü bir yaptırım sunuyor.

Bütün bunlarla birlikte, yapımcılar Call Of Duty ya da Battlefield gibi iki dişli rakibin Multiplayer savaşları arasında ezilip kalacaklarını ön görmüş olacaklar ki, oyuna hatırı sayılır bir Co-op modu eklemişler. Bu modunda oldukça başarılı olduğunu ve son dönem FPS oyunlarının pek çoğunun modundan hiç bir eksiğinin olmadığını da belirtmek lazım.

Sözün özü odur ki, F.E.A.R. tüm hızıyla devam eden ve seriye eklenen her halka ile hikayesi genişleyen bir oyun. Alma’nın ve karnındaki çocuğunun akibeti ne olacak, daha da önemlisi Point Man ve Fettel’in vaziyeti ne olacak, bunların hepsini bir sonraki oyunda (Eğer ki sıra bozulmazsa 2013) öğreneceğiz. Ya da yeni sorularla hikaye biraz daha genişleyecek, biraz daha şişecek. Gerçek şu ki, F.E.A.R. konsollarımızı ve PC’lerimizi bir süre daha meşgul edecek! İyi Eğlenceler…

Korkusitesi için yazan Fatih Yürür

Screenshots

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Fatih Yürür

Tüm Yazıları
1987 yılının, diş takırdatan bir Şubat gecesinde, garip bir kapsül ile dünyaya düşmüştür bu kişi. Nitekim yıllar sonra gerçek ailesinin dünyalı olduğunu, uzaylılar tarafından kaçırıldığını anlayacak, ama uzaylıların iyi tarafını alıp, kalan bütün enerjisi dünyalı olmaya harcayarak gezegen hayatına adapte olacaktır. Üniversite yıllarına kadar neler yapıp ettiği ile ilgili hafızasında net anılar yoktur (atmosferin yan etkisi) fakat yirmili yaşlarının civarını fazla hızlı yaşamıştır. Kocaeli Üniversitesi’nde, Görsel İletişim Tasarımı öğrenimi gördüğü süreçte, kah müziğe dadanarak, kah sinema üzerine yazılar yazarak, kah grafik tasarım işine bulaşarak, kah da çizgi hikayeler kaleme alarak oradan oraya savrulmuş ve bünyesi karman çorman olmuştur. Hangi kulvarda olursa olsun hikaye anlatmayı sever, kitleyi bulursa coşar, bulamazsa da kalbi kırılır ama hissettirmez. Sinemanın, müziğin, edebiyatın, mizahın, çizgi romanların ve tiyatronun her türünden tarifi tanımsız bir keyif alması, bilinen en önemli özelliklerindendir. Aynı “demokratik tavırlarını” yeme-içme alışkanlıkları, giyim kuşam ya da İngiliz usulü mimari tasarımlar konusunda gösterememesi ise büyük bir talihsizliktir.

Yorumlar (7 Yorum)

YORUM YAZ