Yüzeyin altında kimse çığlığınızı duyamaz Below (2002)

Evil Dead Trap

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

02 Kasım 2009

10 Adet Yorum

10

Evil Dead Trap (Shiryo No Wana)
Yönetmen:  Toshiharu Ikeda
Senaryo:  Takashi Ishii
Yapım: 1988 Japonya  Süre: 100 Dk. (Uncut 105 Dk.)
Oyuncular: Miyuki Ono, Aya Katsuragi, Hitomi Kobayashi, Eriko Nakagawa, Masahiko Abe, Yuji Homma

Nami Tsuchiya, gece yarısından sonra uykusu kaçanlar için amatör videolar sunan bir programın sunucusudur. Bir gün masasında kendisine gönderilmiş bir kaset bulur. Video kasette, bir fabrika alanına giden otobanın ve tabelaların uzun uzun kaydından sonra terkedilmiş binanın içinde işkence yapılan bir kadının görüntüleri vardır. Nami her zamanki gibi basit bir snuff kasedi olduğunu zannederken işkence gören kadınla kendi yüzünün hızla montajlandığını görür. Videodaki kadın kendisine tıpatıp benzemektedir.

Videodaki terkedilmiş binaya gitmeye karar veren Nami’ye program yapımcıları yardımcı olmaz. Onun yerine, ilginç bir hikaye ile ünlü olmaya meraklı, kamera arkasında çalışan 3 bayan arkadaşı (Masako, Rei ve Rya) ile bir ofisboy (Kondou) kendisine bu araştırmada yardım etmeye karar verir. Bir yandan videoyu izleyerek, görüntülerdeki yolları sırasıyla kat ederler ve haritalarda sözü geçmeyen, terkedilmiş bir fabrika alanına ulaşırlar. Burada kendilerini kanlı bir tuzak beklemektedir.

Çok beğenildiği için devam filmleri de çekilen bu yapıtın beni çok şaşırttığını belirtmeliyim. Çünkü gerçekten gerilimli bir Japon filminin 80’li yıllardan gelmesini beklemiyordum. Halbuki dönem ve coğrafya düşünüldüğünde, oyuncuların da porno geçmişleri göz önüne alındığında insan daha abidik gubidik bir şey bekliyor. Baştan söyleyeyim filmi çok beğendim. Ama maalesef kusursuzluğunu gölgeleyen bölümleri de yok değil.

Filmi iki bölüm halinde inceleyebiliriz. İlk yarısı yüksek ritmli ve gerilimli, giallo etkilenimli bir slasher janrında ilerliyor. Evet, belirgin bir “J-movie&Giallo” sentezinden bahsediyorum. Daha filmin başında “Bir Endülüs Köpeği”nden fırlama tanıdık ama daha gerçekçi malum sahne bana direkt Zombi 2‘yi hatırlattı. Sahneler ilerledikçe, müzik ve tekniğin de yardımıyla Argento’nun filmlerine göndermeler olduğunu hissediyorsunuz; özellikle “Suspiria”ya. Tüm bu anlatım tarzı, kanlı ve yaratıcı cinayetler ilk bölümü seyrine doyulmaz bir hale getiriyor. Fakat ikinci 50 dakika tam tersine sıkıcı ve gereksiz uzatılmış sahnelerle dolu.

İkinci bölümün akla getirdiği filmler arasında “It’s Alive”, “Alien”, “Total Recall”, “Saw” ve hatta “I Know What You Did Last Summer”ı sayabiliriz. Nami’nin olayların ardındaki gizemi araştırma çabalarından oluşan bu bölümün doğaüstü sulara yönelmesi bence gereksiz olmuş. Özellikle de baştan beri avaz avaz bağıran “şok final”in bir türlü ortaya çıkamaması ilgiyi düşürüyor. Film zaten gereğinden fazla uzun. Bu sahneler çıkarılarak daha güzel bir finale erişilseydi şu an bir klasik hakkında konuşuyor olurduk.

Filmi sırf ilk 50 dakikası hatırına izleyebilirsiniz. Ben 100 dk’lık cut versiyonunu izledim ama uncut diye 5 dk. fazlasını dahi izlemeye tahammülüm yoktu. Filmin güzel geriliminden, oyunculuğun kötülüğünü farketmeye zamanınız kalmıyor. İki boyutlu karakterlerin yetersizliği ikinci bölümde ayyuka çıkıyor. Renkler, çekim tekniği ve her an Goblin şarkısına dönecekmiş hissi veren müziği filmin artı hanesinde. Gore sahnelerin, döneminin batılı sinemalarının hayli ilerisinde olduğunu belirtmeme gerek yok sanırım. Her neyse, bir Japon filminde İtalyan korku sineması etkilerini hissetmek güzel bir tecrübeydi. Tavsiye ediyorum.

Murat “Wherearethevelvets” Akçıl


Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (10 Yorum)

YORUM YAZ