Nefes alamadığınızda, çığlık atamazsınız! Anaconda (1997)

Erotic Nights of the Living Dead

X-Korku

wherearethevelvets

14 Kasım 2011

1 Adet Yorum

1

Le notti erotiche dei morti viventi
Yönetmen: Joe D’Amato
Senaryo: George Eastman
Imdb Puanı: 3.6/10
Yapım: 1980, İtalya, 112 Dakika (Uncut)
Oyuncular: Laura Gemser, George Eastman, Dirce Funari, Mark Shanon, Lucia Ramirez

Aristide Massaccesi, ya da porno filmlerde kullandığı ve herkes tarafından bilinen takma adıyla Joe D’Amato kendine has tarzı olan sevdiğim bir yönetmendir. Gerçekten iyi ve her zaman “konulu” pornolarının yanı sıra gore sinemasında çığır açtığını düşündüğüm kült filmlere imza atmıştır (Buio Omega/1979, Antropophagus/1980). Genellikle de hep aynı oyuncularla çalışmayı tercih eder.

Yanılmıyorsam “Emanuelle in America (1977)” Joe D’Amato’nun ilk hard porno filmidir (daha önceden aşırı çıplaklık içeren filmler yapmıştır). Bu film gerçekten önemli bir filmdir; öncelikle “Emanuelle e gli ultimi cannibali (1977)” ile birlikte Laura Gemser’in “Siyah Emanuelle” seri filmlerinin en iyisidir (ikinci film de Joe D’Amato tarafından yönetilmiştir). Daha da önemlisi “snuff” dediğimiz olgunun ilk defa bir filmde gösterildiği yapımdır.

Egzotik mekanlara olan düşkünlüğü ve nedense yamyamlık takıntısı nedeniyle Karayibler’de geçen, erotik ve korku unsurları taşıyan birçok filme imza atan D’Amato, kendine özgü bir ikon olan George Eastman’la ilginç bir işbirliğine girmiştir. Porno filmleri için senaryo yazan Eastman yönetmenin bu filmlerinde, porno sahnelerde yer almadan rol de almıştır. Romero’nun “Night of the Living Dead”ine pornografik bir yanıt olan “Yaşayan Ölülerin Erotik Gecesi” de bu işbirliğinin en iyi ürünüdür.

Larry O’Hara (George Eastman) bıçkın bir kaptandır. Teknesini kiralayan Bay Ross’un genç karısı Liz (Lucia Ramirez) ile işi pişirecek kadar da gözü karadır. Petrol zengini kocalarından kaçmak için adaya gelen dünyalar güzeli Fiona (Dirce Funari) Larry’nin dikkatini çeker.

Aynı sıralarda Karayibler’de bir ada olan “Kedi Adası”nda turistik bir tesis için gerekli izinleri alan mimar John Wilson (Mark Shanon) gelir. Kaldığı otelde kapı komşusu olduğu Fiona ile tanışması uzun sürmez.

Diğer yandan adalarda bazı uğursuz şeyler cereyan etmekte, mezarlarında rahat edemeyen zombiler yerel halka saldırmaktadır. Bazı yetkililer tarafından bilinen ama gizlenen bu saldırılardan korunmak için kedi şeklinde küçük, taştan bir idol taşımak gerekmektedir. Tüm bunlardan habersiz John, yeni sevgilisi Fiona’nın eşliğinde, Kedi Adası’na gitmek üzere Larry ile anlaşırlar. Larry işi kabul eder ama ikiliye söylentilerden bahseder. Bu uğursuz adada bir kedi tarafından yönetilen zombiler yürümektedir ki kimsenin onlara yardım etmek istememesi böylece açıklığa kavuşmuş olur.

Terkedilmiş zannettikleri adaya çıkarlar ve John, deprem ve salgında ölen eski adalıların gömülü olduğu mezarlığın üzerine kurulacak olan muhteşem otelin planlarını yaparken yaşlı bir yerli ve onun güzel torunu, gizemli Luna (Laura Gemser) ile karşılaşırlar. Luna ve yaşlı adam onları uyarır fakat John tam bir asshole gibi davranır. Larry ise daha temkinlidir. Neticede adanın eski sakinlerini kızdırırlar ve bir ölüm kalım savaşı başlar.

Her ne kadar konudan bahsetsem de bilirsiniz konunun pek bir ehemmiyeti yok. Asıl konuyu oluşturan “sahneler” şu sırayla ilerliyor: George Eastman ve Dirce Funari (soft), Mark Shanon ve iki fahişe (hard), George Eastman ve Lucia Ramirez (soft), Mark Shanon ve Dirce Funari (soft), ünlü şampanya şişeli striptiz sahnesi (çıplak siyahi bir dilber sahnede şampanya şişesini açıyor!), Mark Shanon ve Dirce Funari (soft), Dirce Funari ve Laura Gemser (soft), Mark Shanon ve Dirce Funari (soft), George Eastman ve Laura Gemser (soft), George Eastman ve Dirce Funari (soft).

D’Amato filmi cinsel organların sakınmadan sergilendiği birçok sahneyle bezemiş fakat gerçek sert pornoya sadece tek sahnede rastlamak biraz can sıkıcı. Laura Gemser’in pornoda oynayabilen versiyonu diyebileceğimiz (zira Laura Gemser asla pornografik rollere çıkmaz) Lucia Ramirez bile softla yetiniyor; çünkü karşısında donunu bile çıkarmayan George Eastman var (George Eastman’ın birçok filmde pantolonuyla sevişmişliği vardır. Bu filmde bir adım ileri giderek fermuarını açmış rolü yapıyor ki bu bile bir ilerleme). Tüm film boyunca gömleksiz dolaşan George Eastman’ı baştan çıkarmaya çalışan Fiona rolündeki Dirce Funari ise filmi üzerine bir bez parçası bile geçiremeden tamamlıyor, zavallıcık. Aniden ortadan kaybolabilme özelliğine sahip yeşil kanlı bir cadıyı canlandıran Laura Gemser her zamanki zarif güzelliğiyle izleyeni büyülüyor. Muhtemelen gençken yakışıklıymış, fakat bu filmde 70’li yılların Türk porno aktörlerine benzeyen Mark Shanon filmin tek hard sahnesini kendisinden beklenen yetkinlikte sergilese de yaşlı vücudu ve özellikle de erbezlerindeki (en kısa zamanda bir dermatoloğa gösterilmesi gereken) lezyonlarıyla hafiften mide bulandırıyor. Dirce Funari’nin de bir diş hekimine randevu almasını önererek bu tatsız konuyu bir kenara bırakmak istiyorum.

Bir korku-pornoya göre oldukça uzun olan film bu nedenle de sıkıcı olabiliyor. Yani bahsi geçen Kedi adasına 40. dk’dan sonra gidecek kadar ağır bir film. Fakat itiraf etmeliyim iki alakasız türü bu kadar iyi harmanlayan bir film zor bulunur. Yani yönetmen zaten porno çekiyorum gerisinden bana ne diye filmi sallamamış. Korku filmiyse korku filmi. Gerçekten zombiler var; kopan kafalar, yamyamlık, iç organlar ve parçalanan gırtlakların olduğu gayet gore bir korku filminden bahsediyoruz. Üstelik (filmde Pluto Kennedy diye anılan) Marcello Giombini’nin etkileyici müziği de cabası. Harika bir film!

Korkusitesi için yazan Murat ‘Wherearethevelvets’ Akçıl

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (1 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.