Cehennemde yer kalmadığında, ölüler yeryüzünde yürüyecek!. Dawn of the Dead (1978)

En İyi 10 Stephen King Canavarı

Korku Listeleri

GülşahYeğenoğlu

10 Mayıs 2011

19 Adet Yorum

19

stephen-king-monster

Bloody-Disgusting’den Chris Eggertsen, Korku Ustası Stephen King‘in roman ve kısa hikayelerinden sinemaya uyarlanan canavarlardan bir top 10 listesi meydana getirmiş.

King’in çoğu eserinin kitaplardan ekrana transferi bir hayal kırıklığı olsa da (Dreamcatcher gibi) bazen Hollywood yazarın en ürkütücü kötü karakterlerini hayata geçirmeyi başarmıştır.

Canavar” kelimesi spesifik bir bağlamda dile getirildiğinde farklı anlamlara gelebilmektedir ancak izole şekilde düşünüldüğünde insanların hayal gücünün en karanlık noktalarından bir kamera gibi fırlayan geleneksel vampir, kurt adam, demonlar ya da diğer dünya dışı yaratık imajları akla gelmektedir. Ancak acı verici bir şekilde hepimiz biliyoruz ki, gerçek dünyadaki canavarların hiç beklenmedik şekilleri vardır. Postacı. İzci Takımı lideri. Caddenin karşısında yaşayan yalnız, sessiz komşu. Anne.

Stephen King hem sıradan hem de havalı kötü tipleri iyi bilmektedir. İşte bu yüzden ilk kitabı Carrie toplumu şok etmiş ve 1974’te bestseller listesine girmiştir. Canavarları hangi şekli alırlarsa alsınlar Stephen King yaptığı işte her zaman çok iyidir – bu canavarlar, fantastik (Salem’s Lot’daki vampirler, Cycle of the Werewolf’daki kurt adam, The Mist’deki dünya dışı yaratıklar) veya sıradan (Cujo’daki komşu köpek, The Mangler’daki endüstri tipi çamaşır sıkma makinesi, Christine’deki ’58 Plymouth Fury marka araba) ya da sadece insanlar (Misery’deki Annie Wilkes, Children of the Corn’daki katil çocuk kabilesi, A Good Marriage’daki beklenmedik iyi aile adamı/seri katil) olabilirler ancak o bunları korkunç yapmayı başarmaktadır.

En korkunç şey göremediğiniz şeydir atasözünü onaylarcasına yapılan King’in kitaplarının film uyarlamalarında (bu durum özellikle a. Yapımcıların yeterli bütçesinin olmaması b. Görebildiğinizin sizi korkutmaktan uzak olduğu hayal gücü eksikliğiyle çekilmiş filmlerde görülmektedir) bu canavarlar güçlerinin çoğunu kaybetmektedirler ancak belli başlı durumlarda koridorun sonundaki karanlık bir oda, garajda park edilmiş bir arabanın arka koltuğu, ya da hep tanıdığımızı sandığımız ama aslında o kadar iyi tanımadığımız bir arkadaş bizi korkutmayı başarmıştır. Bu kitaptan ekrana uyarlamaların en başarılı örnekleri hangileridir? Kesin bir liste yapmak zordur çünkü herkes aynı şeyden korkmaz ancak benim şahsen seçtiğim 10 tane karakter aşağıdadır.

10: It (1990)
Pennywise the Dancing Clown (Tim Curry)

sk-pennywise

Romanın en iğrenç özelliklerinin bir çoğu özellikle mini dizi versiyonu için hafifletilmişse de hala kabusları süslemeye devam eden öğelerden bir tanesi “Pennywise The Dancing Clown” ‘dur; kendisi King’in kitabına isim olmuş kötücül gücün sürekli tekrarlanan cismiyetidir. Çocukken Tim Curry’nin sadist şakalarından kesinlikle çok korkmuştum ama şimdi hatırladığım kadar korkunç gelmiyor (bence aktörün performansı gerçek korkuyu veremeyecek kadar abartılıydı). Yine de hemen hemen evrensel diyebileceğimiz palyaço korkusunun vücut bulmuş hali olarak – zaten bazı ebeveynlerin buna rağmen neden hala çocuklarının doğum gününe palyaço çağırdığını anlayamamışımdır – Pennywise kesinlikle sıralamada yerini almaktadır.

9: 1408
Oda 1408
sk-1408

King’in kısa hikayesinden Mikael Hafstrom’un düzgün bir uyarlaması olan 1408 filminin başlangıcında Samuel Jackson’ın oynadığı Mr. Olin “O kahrolası kötü bir oda” demektedir. Efektlere dayalı bir Hollywood filmi için cesur bir cümle ama bu doğru olsa bile aşırı cilalanmış film size pek nüfuz edemiyor yine de Hafstrom ,orijinal, ürkütücü görüntüler ve dengemizi bozan güçlü sahneler çekmeyi başarıyor. Bu gerçeklere ilave olarak Hafstrom, ustaca bir şekilde odayı gerçek bir “karakter” şeklinde hazırlıyor işte bu yüzden bu oda, Cusack’ın canlandırdığı karaktere ölmüş olan kızıyla önce kucaklaştığı sanrısını verip daha sonra kollarında bir kül yığınına döndürerek adamın psikolojisiyle oynayan zalim bir kötü karakter haline geliyor. İşte şimdi çok soğuk.

8: Salem’s Lot (1979)
Kurt Barlow (Reggie Nalder)
sk-kurt_barlow

King’in romanındaki güleryüzlü ve insana benzeyen Barlow’un (nam-ı diğer “baş vampir”) aksine, Tobe Hooper’ın mini dizisindeki karakter konuşmayan, büyük sivri dişler ve parlayan sarı gözleriyle şeytansı gözüken bir canavardır. O zamanlar prodüktör Richard Kobritz’in dediği gibi film yapımcıları, daha sonraları ortaya çıkan Lugosi tipi yerine daha grotesk Nosferatu versiyonu bir vampir aramaktadırlar; o yüzden bu uyarlama başarılı olmuştur. Salem’s Lot’a gerçekten korkunç bir film demek zor çünkü film 70’lerin sonlarında televizyonda gösterilmişti (yine de ilave gore sahneler içeren uzun bir versiyonu da vardır) ama Nalder’in vampiri Max Schrek’in hayvani Kont Orlok’undan daha fazlasıdır ve etkili makyaj sayesinde o zamanların tüm çocukları kabus görmüşlerdir.

7: Pet Sematary
Gage Creed (Miko Hughes)
sk-gage-creed

Oh küçük Miko Hughes, nereye gittin? Film hayatına Mary Lambert’ın, Stephen King’e ait Pet Sematary uyarlamasıyla başlayan çocuk aktör, yürüyen ölü Gage Creed olarak kalıcı bir izlenim bırakmıştır; burada Gage trajik bir şekilde kamyon altında kalıp ölünce Babası onu ölümden geri getirmek için aptalca bir kararla yakınlardaki bir Kızılderili mezarlığına gömer. Zararsız değil mi? Değil. Sadık komşuları olan yaşlı adamın Aşil Tendosu’nu keserken Hughes’un masum görünümü güçlü bir tezat oluşturmaktadır, yine üç yaşındaki küçük aktör Anne ve Babasını bir neşterle doğrarken boş boş bakan kötü karakteri büyük başarıyla canlandırmıştır. Tatlı ve acının bu kutsal olmayan bileşkesi mutlaka filmi izleyen anne ve babaların aklına şu rahatsız edici soruyu getirmiştir: eğer benim bebeğim elinde neşterle ve gözlerinde şeytani bir parıltıyla bana doğru gelse ne yapardım?

6: Misery (1990)
Annie Wilkes (Kathy Bates)
sk-misery

Stephen King karakterlerinin en iyi sinema yorumlarından bir tanesi olduğu için Kathy Bates’in “bir numaralı hayran” Annie Wilkes’ı canlandırarak Oscar kazanması hiç de yanlış bir şey değildir. Aktristin performansını bu kadar inandırıcı yapan şey, oyuncunun acınası, derinden yaralanmış orta yaşlı bir kadın olan Annie’nin iri fiziksel yapısını ve kendi kendisini izole ettiği hayal kırıklıklarıyla dolu bir hayat sonucunda delirmesini iyi bir şekilde kavramasıdır. King’in bu dünyadan olmayan diğer kötü karakterlerinden farklı olarak bu karakter hepimizin bildiği gerçeklikten gelmektedir ve bu, sıradan insanları bazen bir canavara dönüştürebilecek kadar acıtan bir gerçekliktir.

5: Cujo (1983)
Cujo the Dog
cujo83

Lewis Teague’nin küçümsenmiş olan bu adaptasyonda (ki özellikle Stephen King’in kendisi filmin hayranlarındandır) yer alan St. Bernard ırkı kuduz köpek görüntüsünden ziyade – yine de salyalı ağzı ve vücut büyüklüğüyle yeterinde ürkütücüdür – Teague ve sinematograf Jan de Bont’un elinden çıkma vahşi saldırı sahneleri ve gündüz gözüyle çekilen dehşet verici boğaz parçalama sahnesi nedeniyle oldukça ürkütücüdür. Belki de bunlardan en önemli olanı, Dee Wallace ve Danny Pintauro’nun dehşete düşen anne ve oğlunun eski bir Pinto’nun içinde kendilerine saldıran yırtıcı köpekten korunmaya çalıştıkları sahnedir. Gerçek korkunun %100 hissedildiği başka bir sahne daha olamaz.

4: Carrie (1976)
Margaret White (Piper Laurie)
sk-margaret-white

Sıkça gerçek hayattan bir karakterin bir Hollywood yazarının hayal edebileceğinden daha korkunç olduğu söylenir. İşte bu Carrie’deki Margaret White’ı bu kadar korkunç yapan özelliğidir. Hepimiz hayatımızda bir kez olsun korkunç boş bakışlarıyla sonsuz cehennem ateşiyle cezalandırılmaktan dem vuran aşırı dinci birini görmüşüzdür o yüzden bu kadının varlığı bizlere ters gelmemektedir. Bu karakter, hikaye üzerinde kesinlikle son derece keskindir ancak hepimizin çocukluk kabuslarına giren, kocaman bir İncil’i kucaklayan Yılın Annesi modelini Akademi Ödülü’ne aday bir performansla canlandıran Piper Laurie sayesinde zirveye taşınmıştır. “Senin kirli yastıklarını görebiliyorum” cümlesi daha az yetenekli bir oyuncudan çıksa kulağa çok aptalca gelebilirdi ama bunu Laurie o kadar ikna edici bir şekilde söylüyor ki iliklerinize kadar ürpermekten kendinizi alıkoyamıyorsunuz.

3: Apt Pupil
 Kurt Dussander/Arthur Denker (Ian McKellen)
sk-apt-pupil

Son yüz yılda Holokost kadar akıllara durgunluk veren gerçek başka bir korku öyküsü yaşanmamıştır ve King tarihimizin bu korkunç bölümünü Apt Pupil isimli kısa hikayesinin kilit noktası olarak kullanmıştır. Hikayede, genç bir delikanlı, mahallesinde yaşayan yaşlı bir adamın aslında kimliğini gizleyen bir Nazi savaş suçlusu olduğunu öğrenir. Holokost’a takıntılı olan çocuk eğer savaşta yaptığı tüm korkunç şeyleri anlatmazsa Dussander’i ele vermekle tehdit eder ve bu noktadan sonra her ikisi arasında içlerindeki en karanlık eğilimleri ortaya çıkaran birkaç aylık bir ilişki şekillenir.Uyarlamadaki Dussander olarak Ian McKellen, geçmişte yaptığı korkunç şeylerden ne kadar zevk aldığını hatırlayan bir adamın portresini zarif ve rahatsız edici bir şekilde canlandırmaktadır. Film King’in hikayesindeki ilerleyen korkuyu veremeyecek kadar gösterişlidir ancak McKellen’ın performansı filmi bir kez olsun izlemeye değer kılmaktadır. Yaşlı adamın sanki yeniden 1941’deymiş gibi SS üniformasını giymesi ve uygun adım yürümesi mide bulandırıcı bir sahnedir.

2: The Mist (2007)
Sisteki yaratıklar
sk-the-mist

King’in orijinal kısa hikayesinde yazdığı şekilde bir grup kasabalının doğa üstü kıyamet nedeniyle bir markette kapalı kalması zaten yeterince ürkütücüdür bir de Frank Darabont sağolsun bu hikayeyi ekrana taşırken hayal kırıklığına yol açmamıştır. The Mist sadece yaratık dizaynlarının etkileyiciliği ile değil (Lovecraftvari kafatası şeklinde başı olan örümcekler ve böcekler, çene kapan pterodaktil tipi yaratıklar, dev yengeç benzeri canavar) gerçekten tüylerimi ürperttiği için başarılı bir filmdir. Filmin sonuna yakın beliren dünya dışı sisin içerisinde hareket eden altı bacaklı dev canavar tüm filmden aklımda kalan en rahatsız edici görüntüdür.

1: The Shining (1980)
Jack Torrance (Jack Nicholson) / The Overlook Hotel
sk-jack-torrance

King, Stanley Kubrick’in The Shining uyarlamasını beğenmese bile bir röportajında filmi “korkunç derecede rahatsız edici” bulduğunu itiraf etmiştir. Kitaba sadık kalmasa da Nicholson ekranda ilk gözüktüğü andan itibaren, karakterin başlangıçtan beri sonsuz bir boşluğun kenarında durduğu ipucunu vererek, Torrance karakterine tehlikeli bir kalite katmıştır. Bu portre aslında kitaptaki aklı başında ve düzgün bir adamın dış güçler tarafından çıldırtıldığını anlatan karakterizasyon ile uyuşmamaktadır ancak Kubrick’in titiz sinematografisinin bir sonucu olarak muhteşem bir şekilde kendi başına bir canavar haline gelen Overlook’un adama miras kalan kötü doğasını sezip ona odaklandığı fikri de düşünülebilir. Kubrick’in filminde benim için en korkunç olan sahne filmin ortalarına yakın yatak odasında Jack ve Danny arasında geçen sahnedir, burada babasının dizlerinde rahatsız bir şekilde oturan Danny “Beni ve annemi hiçbir zaman incitmezsin değil mi?” diye sorar. Ancak bu soruyu sorarken zaten cevabını biliyordur.

“Annemi ve beni asla incitmezsin değil mi?”

Kaynak: http://www.bloody-disgusting.com
Korkucu.com için çeviren Gülşah Yeğenoğlu

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Gülşah Yeğenoğlu

Tüm Yazıları
6 Nisan 1978’de dünyaya geldi. Doğma büyüme İzmirlidir. Aydın Adnan Menderes Veteriner Fakültesi mezunudur. Hatırladığı kadarıyla korku filmleriyle ilk tanışıklığı ilkokul çağlarında sinemada izlediği Terminator filmi ile gerçekleşmiştir. Ancak aktif olarak ciddi bir birikim elde edeceği zamanlar orta okul çağlarıdır. Dean R. Koontz’un Kara Büyü isimli kitabıyla başlayan ve çok geniş bir Stephen King + Dean Koontz kitaplığı ile sona eren uzun soluklu ve tek yönlü okuma macerasının yanında İzmir’de evinin hemen dibindeki açık hava sinemasının yardımıyla korku filmlerine adeta doymuştur. Korkucu'ya tesadüfen internette rastlayan, Gülşah’ın korku dünyasıyla bağı tazelenmiştir. İşinden ve “Guççük Leprekon’um ya da Donlu Demon’um” diyerek sevdiği 2 yaşındaki oğlundan arta kalan vakitlerinde müdavimi olduğu siteye yazı ve çevirilerle katkıda bulunmaktadır.

Yorumlar (19 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.