Gerçeklerin sizi çıkaracağı yolculuğa hazırlık yapamazsınız. 8 MM (1999)

Elm Sokağı’nın Gerçek Suçluları

Sine-Makale

BurakBayülgen

02 Nisan 2010

5 Adet Yorum

5

Değerli hocam Kaya Özkaracalar sayesinde korku filmleri ve ideolojileri üzerine yazıları kaleme alırken ilk önce şu soruyla yola çıkarım: Canavar neyi temsil ediyor? Bu soru hayatımı kurtardı. Bir şeyi fark ettim ki korku sinemasının ideolojik yapısını ele alırken, gerek diğer antikahramanlar olsun, gerek kurban olarak adlandırdığımız karakterler olsun, hepsi bu soruya yanıt verildiği zaman daha anlaşılır bir biçimde çözümlenebiliniyor. 7 yaşımdan beri hayatımın vazgeçilmezi olan Freddy Krueger neyi temsil eder diye daha önceleri hiç sormamıştım. Hep kullanılan propların (nesneler), öldürme biçimlerinin, kurbanların ideolojik boyutlarının üzerine gitmiştim. Dolayısıyla Freddy seksi cezalandırıyor diyerek gayet basit, genel geçer görüşlerin esiri olmuştum. Nitekim artık bu soruyu soruyorum. Bu konudaki kendi yorumlarımı da sizlerle tartışmaya açıyorum. İyi okumalar…

1) Kromozomlarımız Bozukmuş:

Freddy Krueger (Robert Englund) bir simge olarak ele alındığı vakit, bu denklemin içindeki var oluş sebeplerini ortaya çıkartacak alt metinler mevcuttur.

Bu denklem iki taraflıdır: Aile yapısı ve çocuklara aktarılan aile değerleri mirası ve bu mirasa darbe indirecek başka bir yozluk. A Nightmare on Elm Street 3: Dream Warriors’da (Chuck Russell, 1987) bu değerler kendi kendini açıklıyor. Hasta bakıcısı Max (Laurence Fishburne) tarafından şu teori ileri sürülmektedir: Bence sorun bozuk kromozomlar. Bir düşünsenize. Hepsinin ebeveynleri altmışlarda asit kullanmışlar.

Seks, uyuşturucu & Rock’n Roll ile geçen dönemin ürünleri olan ve bir kitle histerisi geçiren (Freddy’nin kurbanlarının) gençlerin oluşturduğu toplu durum, Freddy Krueger’ı muhafazakar bir kimliğe indirgeyen metinler sunuyor. Çünkü Freddy ve kabus sorunsalı rasyonel bir kimlikle ele alındığında suç ve özgür seksin yan ürünleri olarak açıklanıyor. Ele alınmayan ve üzerine gidilmeyen faktör ise bu gençlerin birbirlerini tanımadan önce Freddy ile yüz yüze gelmiş olmalarıdır. Bu durum Freddy’nin rüya boyutunda terör estiren bir karakter olmasının korku filmlerinin rasyonel dışı bakış açısıyla ele alınmasındaki müsait sebeptir. Alt metinde ise Freddy’nin Amerikan rüyasını bozan muhafazakar yapısı, rasyonalizmin sınırları dahilinde yatan psikolojik ve psikiyatrik sebeplerdir.

Bu psikolojik ve psikiyatrik sebepler yine aynı filmde rasyonel biçimde şöyle ele alınıyor: Rüyalarınızın amacını anlayana dek hiçbir ilerleme kaydedemeyeceksiniz. Suçluluğun yan ürünleri. Ahlaki çatışmaların ve açığa vurulmuş cinsellikten kaynaklanan psikolojik yaralar.

Psikolojik yaralar babında gençlerin Freddy tehdidiyle yüz yüze gelmeleri, Freddy’nin bir simge olarak görülmesine ve bu simgenin genç neslin genel bir değerlendirme sonucunda ele alınmasına neden oluyor. Freddy Krueger simgesinin muhafazakar, sağ görüş yapısını, ‘68 değerlerine vurulan bir darbe olarak gün ışığına çıkarabilmek için, Freddy tehdidiyle yüz yüze gelen gençler, fantastik rüyalardan ayrıştırılmalıdır. Burada korku filmlerini ilgilendiren fantastik yapı, sosyal ve toplumsal yapıyla yer değiştiriyor. Korku sinemasının canavar, katil, yaratık tiplemeleri her daim toplumsal değerlere vurulan bir darbe niteliğinde simgesel bir özellik kazanmıştır. Bu toplumsal metinler, fantastik yapıyla değerlendirildiğinde kapalı ama kendini belli eden normlar haline geliyorlar.

2) Bize Gelecek Güvence Edemediler…

‘68 değerlerinin, solun ve hippi jenerasyonunun çocukları olan Freddy kurbanları, toplu bir histeri içinde Freddy ile yüzleşmek durumunda bırakılıyorlarsa, bu genç karakterlerin ailelerine bağlamak gereken sadece Freddy Krueger’ı yargısız infaz etmeleri değil, bireyler olarak bu çocuklara gelecekte bir güvence verememeleridir. Bu gençler açık bir şekilde potansiyel suçlulardır. Ancak sadece aileler değil, Amerikan hukuk sistemine varan pek çok güç sorgulanmalıdır. Bu savı açıklayabilmek için film serisinin genel eksenindeki özete dönülüyor:

Freddy Charles Krueger bir çocuk katili olmasına rağmen, hukuk karşısında delil yetersizliğinden ötürü serbest bırakılmıştır. Kurbanların ya da tehdit altındaki çocukların aileleri hukukun yetersizliğinden ötürü Freddy Krueger’ı öldürmüşler ve bu yargısız infazı gizli tutmuşlardır.

Hangi sistemin hata yaptığına dair karmaşık bir hal alan bu durum, Freddy fantazyasının olduğu gibi diğer katil fantazyalarının ortaya çıkması için de etkilidir çünkü slasher alt türündeki denklemlerdeki eşitsizlik, korku elementlerinin kurban ve katil arasındaki alış verişinde etkindir. Alt metinsel olarak ne kurban haklıdır, ne de katil. Denklemin iki tarafı da incelenmelidir.

Freddy bu bağlamda denklemdeki eşitsizliğin muhafazakar yapısını ele alan, kurbanlar da tamamen yeni sosyal/ekonomik/ahlaki/seksüel değerlerine bağlı olarak yerleşik düzende yer almaya çalışan yeni yapı kurucularıdır. Denklemdeki yeni –Max tarafından asit kullanan jenerasyon –sistem (Elm Sokağının Çocukları), tehdidin (Freddy imgesiyle savunulan her şey) alt metindeki ideolojisini devirmeye, tehdit ise denklemin öbür tarafındaki devrimci girişimleri engellemeye çalışmaktadır. (Politik ideolojilerin çatışmasının türdeki imgesel sunuluşu) Denklemin eşitlenmesi ise söz konusu değildir.

Muhafazakar yapıda Freddy’nin ele alınması demek, sadece bir nesle terör yaşatmak değil, tüm nesillere terör yaşatmak demektir. Eklektik olarak ilerleyen bu sistem bir döngüye takılmış ve bu sistemdeki her bir parçanın birbirleriyle ideolojik olarak çatışmasına sebep olmuştur. Yani asit kullanan hippi jenerasyonuna –doğal olarak da kromozomlara- ceza olarak Freddy tehdidiyle baş başa kalmış çocuklar bahşedilmiş, bu çocuklar Freddy tarafından kurban edilerek ailelerinin ideolojik sınıflarına karşı bir darbe vurmuştur.

Freddy fantazyası şu açıdan da sistemde muhafazakar bir duruştur: Rüyalar bilinç dışının dışa vurumu olarak ele alındığında, özgür seks, asit ve Rock’n Roll ile geçmiş bir hayatın, bu ailelerin çocuklarında yaşattığı zorluklar, Freddy sayesinde yeniden böyle bir yaşantının engellenmesini sağlamaktadır. Üstelik rüyalardaki ölüm metaforu, bu yaşam stilinin sadece gerçek alemde değil, hayallerde bile var olmasına gölge vurmuştur. “Sakın uykuya dalma” diye Glen’i (Johnny Depp) uyaran Nancy’nin (Heather Langenkamp) korkusu “hippi bir yaşam yaşama” uyarısından öte “bu yaşamı hayal bile etme” söylemine zemin oluşturur. (A Nightmare on Elm Street, Wes Craven, 1984). Ancak buraya kadar söylenenler ideolojik olarak sadece “görünürde” kalan kısımdır çünkü Freddy’nin dayatmaya çalıştığı muhafazakar yaşam metotları, Freddy’i bir yok edici olarak belirlediği zaman denklemdeki eşitsizliği çok daha net bir şekilde ortaya çıkarır.

Freddy’nin muhafazakar yanının, ailelerin çocuklarının hayatlarında yer alan yozluktan, suçluluk duygusundan ve özgür seks olarak savundukları ihtiyaçlarından uzaklaştırmak amacıyla kurulmuş baskılardan ve faaliyetlerden farkı, ailelere çocukları için “iyi” ve “muhafazakar” bir yaşam sunmaları açısından bir uyarıda bulunmak değil, tamamen onları ortadan kaldırarak bu sisteme bir dur demesidir. Denklemin bir tarafında bu jenerasyonun özgürlük adına yürüttükleri eylemler ve bu jenerasyonun çocukları olan potansiyel suçlular vardır. Denklemdeki eşitsizlik ise karşı tarafın Freddy gibi muhafazakar yapıda bir simge ile belirtilmesine rağmen, Freddy bu değerlere darbe indirerek “iyi” olanı, “doğru” olanı ya da “uygun” ideolojiyi değil, yine yozluğun ve yok edici değerlerin meşrulaştırılmasını sağlamıştır.

Freddy Krueger’ın bu sistemde sağ ve muhafazakar bir kimlikte yer alması, gerçekten benimsediği ve özümsediği değerler adına savaş verdiği anlamına da gelmemeli. Freddy’nin kurbanı olan gençleri ideolojik olarak sınıflandırmak çok daha kolaydır. Onlar hippi çocukları ve potansiyel suçlular olarak Freddy’nin gözünde yer edinmişlerdir. Freddy sadece çocukları değil, onların da çocuklarını öldürerek tüm bir hippi jenerasyonunu cezalandırarak ideolojik yapısının kalıcı olduğunu ortaya koymuştur.

Freddy’i bu serinin içinde apolitik olarak vurgulamak ise bence mümkün değildir. İki kuşağa ceza olarak tehditkar bir biçimde öldüren Freddy sadece sebepsiz seri cinayetlerden sorumlu tutulamaz. Freddy için kuşaklar boyunca onu rahatsız eden bir sistemden bahsedilmeli, öldürme eyleminin arkasında bu kurban çocukların ailelerinin Freddy üzerindeki etkileri ve yaptırımlarını da hesaba katılmalıdır.

Slasher alt türünde bu mevzu her daim sebepsiz cinayetlere karşı bir duruş sergilemiş, ikon haline gelen slasher katilleri kendi gözleriyle sorumsuzca davranmış birden fazla demokratik ve özgür jenerasyona karşı öldürme yetilerini kullanmıştır. Birden fazla jenerasyon sözü ile yeniden kromozomlar çağrıştırılır, potansiyel suçlu olarak ilan edilen gençlerin aileleri daha fazla suçlu konumuna sokulur. Freddy muhafazakar yapıda her daim süregelmiş olan ideolojik bir savaş simgesidir. Freddy sadece filmin süjesi olan 80’lerin muhafazakarı değil, Amerika’nın kuruluş aşamasından beri süregelen ebedi muhafazakar sembolüdür. Bu sembol sayesinde slasher alt türünün genel savunma mekanizmaları bu denklemdeki iki ideolojik savaş sayesinde her iki tarafı da haklı gören bir kimlik edinir ancak herhangi bir tarafı savunmak zorunda da değildir. Asit, hippi, özgür seks ve Rock’n Roll diyen bir ideolojiyi savunurken, bu ideoloji sayesinde potansiyel suçlular doğar ve Freddy bu potansiyel suçlar sayesinde yaratılır. Öte taraftan Freddy gibi bir ikon bütün özgürlük ve yenilik hareketini tehdit eder. Denklem yine eşitsizleşir ve ideolojik çatışma devam eder.

Sonuç:

Amerika’daki yeni özgür değerler, sol ve sağ, demokratik ve cumhuriyetçi, muhafazakar ayrımı bir tarafta katil ile yüzleşen kurbanların kendi psikolojik ve ailevi sorunlarının gerçek suç olarak kabullenmesini, diğer tarafta ise katil imgesi ile bu değerlerin güya bu yozluğu yok ederek daha da yozlaşmasına neden olmuştur.

Bu denklemdeki eşitsizlik, denklemdeki her bir tarafın kendi kusurlarının, doğrularının, yozluklarının ya da değerlerinin, denklemin diğer bir tarafı ile çelişmesi, denklemin içinden çıkılamaz bir hal alması demektir. Eşitsizlik nedeniyle katil fantazyasının oluşumu kendine bu şekilde bir kılıf uydurur.

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Burak Bayülgen

Tüm Yazıları
9 Haziran 1983’te doğan Burak Bayülgen 7 yaşında korku filmleri ile tanıştı. İlkokulda hayallerinde korku sinemasını meslek edinip Freddyler ve Jasonlar ile iç içe bir hayat düşleyerek bir kaçış yaşayan Burak aynı zamanda ironik bir şekilde Walt Disney klasiklerine de ilgi duydu. Lisansını ve yüksek lisansını Sinema-TV üzerine tamamladıktan sonra en çok yapmak istediği işe yani yazı yazmaya koyuldu. 1 sene konservatuvarda yarı zamanlı opera/şan bölümüyle de haşır neşir olmuş olması Burak’a film müzikleri yapma şansını da doğurdu. Pek çok öğrenci/festival filminin müziklerini yapan Burak en hüzünlü filme bile korku temalı müzikler yaparak tepkiler alsa da mutlu ve huzurludur. Çocuklar için de masal kitapları yazmasına rağmen korku sanatları üzerine incelemeler yazmayı bırakmamak için and içmiştir.

Yorumlar (5 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.