Eskiden iyilikle aldığımı, sonsuza dek intikam ile alacağım! Tooth Fairy - Darkness Falls (2003)

Elektrikli Testerelerin ve Matkapların Sihiri!!

Kamera Arkası

Korku Sinema

YasinKarakaya

27 Mayıs 2008

5 Adet Yorum

5

“Kanlar oluk oluk akıyor ve matkap, kemik, et demeden delip geçiyor…” (The Driller Killer filminin afişinden)
Sinemada nasıl her türün kendine ait ikonlarının, fetiş nesnelerinin bir araya gelmesiyle oluşan görsel kodlamaları varsa ve nasıl “tür” filmleri temelde bu kodların izleyiciyle olan uzlaşımının başarısına göre şekillenirse, sinemanın en baba türlerinden korku sineması da gücünü büyük ölçüde bu kodlamaların kendisinden alır. Ve bu kodlamalar günümüze, türün ve sinemanın kendi tarihi içindeki değişikliklerden etkilenerek, ama asıl işlevlerini hiç kaybetmeden gelirler.

Korku janrında da bu böyle olmuştur. Bıçaklar, satırlar, baltalar, makaslar gibi fetiş nesnelerden, seri katillere, vampirlere, zombilere, sapıklara, ruhlara, cinlere, dev köpekbalıklarına uzanan tuhaf ve ilginç kahramanları ile kendi içinde türlere ayrılan bu zengin ve renkli karışıma başka hiçbir tür sinemasının sahip olmadığını rahatlıkla iddia edebilirim.

Aynı şekilde, Wes Craven’in türün parodisini yaptığı “Scream” serisini hesaba katmazsak, adam gibi, ama seyirciye ciddi bir filmmiş gibi görünmek derdinde olmayan gerçek korku filmlerine hasret kaldığımızı da itiraf etmenin tam zamanı şu an… “The Haunting” ya da “Hause on Haunted Hill” gibi son dönemin yüksek bütçeli main-stream korku filmlerini hiç saymıyorum. Çünkü benim için bir korku filminin anlamı biraz düşük bütçeli olmasıdır, yani öyle olmasa bile en azından ucuz görünmeye çalışmasıdır. Beni birazcık aptal yerine koyması, yani anlattığına hatalarını göremeyecek kadar kendini kaptırabilmesidir. Saf bir korku sinemasının benim için anlamı budur.

Günümüzde bu anlamda bir korku filminin ticari dolaşıma girme şansı yoktur. Ama bu gerçek, bu tip filmlerin artık çekilmediği anlamına da gelmez. Gelişmiş bir video pazarına sahip ülkelerde bu filmlerin her zaman için alıcısı bulunur.

Ortak bilinçaltlarımızda her zaman için hatırı sayılır bir yer işgal eden, kâbuslarımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen envai çeşit cinayet âleti gibi, korku sineması antolojisine girmeyi çoktan hak etmiş olan o sevimli elektrikli aparatların, “Elektrikli Testere ve Matkabın” değeri böyle zamanlarda daha iyi anlaşılıyor. Onların çalışmaya başladıklarında insana huzur veren o büyülü vızıldayışlarına uzun zamandır hasret kaldık.

Tobe Hooper, 1974 yılında “Teksas Elektrikli Testere Katliamı”nı çektiğinde, türe böylesine güçlü ve çok popüler olacak bir kesici âlet kazandıracığını eminim ki tahmin edemezdi. Ama yıllar bu filmi, slasher (kesici) korku filmleri arasında kült mertebesine ulaştırmakla kalmadı, elektrikli testerenin başrolde olduğu bir sürü “slasher” filminin de çekilmesini sağladı.

Sadece aynı filmin iki devam filmi daha çekildi. Sam Raimi’nin 1983’te çektiği, gerçek korkuseverler için şimdiden efsaneleşmiş olan “Evil Dead” filminin ünlü elektrikli testere sahnesi sanki Hooper’un filmine bir saygı duruşu gibidir.

Abel Ferrara’nın çok az bilinen 1979 tarihli ilk filmi, “The Driller Killer” filminin video kasetinin kapağında kafatası matkapla delinen bir genç vardır. Filmin sloganı ise şudur: “Kanlar oluk oluk akıyor ve elektrikli matkap, kemik, et demeden delip geçiyor…” Filmin konusu son derece basit ve anlaşılır: Ferrara’nın kendisinin canlandırdığı sanatçı kahramanımız, alt katına taşınan rock grubu tarafından rahatsız edilince, cinnet geçirip eline elektrikli matkabını alarak etrafa saldırmaya başlar. Film, bir matkabın zamanı geldiğinde nasıl da işe yaradığını göstermek bakımından oldukça yararlı dersler içerir.

Yine usta yönetmenlerden Brian De Palma da matkaba asıl değerini verebilmiş ender sinemacılardandır. “Arka Pencere” ve “Vertigo” gibi Hitchcock klâsiklerinin temalarını kendine özgü bir karışımı olan “Body Double” filminde matkapı insanı sürekii ürperten, tedirgin eden bir nesne olarak kullanarak onu en az bir oyuncu kadar filmin ayrılamaz ve değiştirilemez bir ögesi haline getirmiştir.

Yukarda saydığım örnekler türün son derece iyi bilinen örneklerindendir. Ama elektrikli testereyi ve matkapı, diğer bir deyişle türün ruhunu en iyi yansıtan ve yaşatan filmler, pek çoğunu bilmediğimiz ve görmediğimiz, eleştirmenlerin her zaman küçümseyip C sınıfı filmler olarak nitelendirdiği, sinema tarihinde adına hiçbir zaman rastlayamayacağımız filmler olacaktır. Bu yazı biraz da onların bu haklı isyanlarını dile getirmek ve sinemanın bilinen resmi tarihinden başka bir tarihinin de olduğunu göstermek amacıyla yazılmıştır.

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…

Yorumlar (5 Yorum)

YORUM YAZ