Duymak istemediğimiz tek şey kabul etmediğimiz şeylerdir. Prof. Howard Birack - Prince of Darkness (1987)

Edgar Allan Poe

Biyografiler

GülşahYeğenoğlu

26 Kasım 2009

18 Adet Yorum

18

poe1
19 Ocak 1809’da Boston, Massachussets’de doğan yazar, aslında Amerikan Romantik akımının önemli bir parçası olarak düşünülmektedir. Doğumundan hemen sonra ailesinin ölümü üzerine Allan’lar tarafından alınmış ancak resmen evlat edinilmemiştir. Yalnızlık bu noktadan sonra yazarın ayrılmaz bir parçası olmuştur adeta.

Kısa bir askerlik macerasından sonra Allan ailesiyle yollarını ayıran Poe, 1835’te 13 yaşındaki kuzeni Virginia Clemm ile evlenir ancak 1847’de tüberküloz nedeniyle çok sevdiği eşini kaybeder.

Biraz daha detaya inecek olursak, ünlü yazarın hikayesi biraz “acıların çocuğu” kıvamındadır. Üvey babasının baskıcı ve agresif tutumu altında okuyan Poe, 1826 yılında Virginia Üniversitesi’ne kaydolur ancak kumar nedeniyle büyük paralar harcayan John Allan, oğlunun üniversite masraflarını karşılayamamaktadır. Edgar, bir yıl sonra üniversiteyi bırakmak zorunda kalır ve Boston’da gazeteci-yazar olarak çalışmaya başlar. Ancak kendini mali açıdan destekleyemediği için yanlış bir karar vererek orduya yazılır. Burada ilk kitabı Tamerlane and Other Stories’i yayınlar, ancak kitap ilgi toplamaz.

Edgar Allan Poe’nun, (üvey) babasıyla olan sorunları bir türlü bitmek bilmez. Ordudan ayrılmak isteyen Poe bunun o kadar kolay olmadığını öğrenecektir. Ancak babasının izniyle ordudan ihraç edilebileceği kendisine açıklandığında, babasına uzun süre dil döker ve nihayet 1829’da ordudan ihraç edilir. Ardından West Point Askeri Akademisi’ne yazılır. Bu arada “sevimli” babası Poe’ya, kendisi ordudayken hastalanan ve ölen annesinden bahsetmeyi gerekli bile görmemiştir.

poe2

West Point’de bir süre okuduktan sonra, babasının ikinci evliliğini ve aralarındaki iyice bozulan ilişkiyi kaldıramayan Poe, en sonunda West Point’i de terk eder. Bu arada John Allan, Edgar’ı evlatlıktan reddetmiştir.

1837 yılında ABD’de büyük bir ekonomik kriz patlak vermiş ve etkileri uzun süre devam etmiştir. Talihsiz Poe da böyle zor bir zamanda yazarlık yapmaya çalışmıştır. Bu dönemde, basımevleri yeni Amerikan çalışmalarına para ödemektense “copyright” yasasının yokluğunda, İngiliz çalışmalarını taklit ederek basım yapmayı tercih etmişlerdir.

Kıt kanaat yazarlıkla geçinmeye çalışan Edgar, 1835’te kuzeni Virginia ile gizlice evlenir. Ancak mutlu evlilikleri, 1842 yılında bir akşam sevgili eşi piyano başında şarkı söylerken tutulduğu kanlı öksürük krizinin, yani tüberkülozun gölgesinde kalır. Poe’nun tarifine göre sanki genç kadının boğazındaki bir kan damarı çatlamıştır. Karısının 1847’deki ölümünden sonra o ana kadarki alkol sorunu çok daha ciddi bir hal alır. Virginia’nın ölümünden sonra Richmond’a döner ve çocukluk aşkı Sarah Elmira Royster ile bir ilişki yaşamaya başlar.

Poe en çok edebiyat eleştirmenliği ile bilinir. Ancak aynı zamanda dedektiflik hikayelerinin babası da sayılabilir. Fizik, kozmoloji ve kriptografi ile de ilgilenmiştir.

poe3

Şimdi gelelim benim en çok ilgimi çeken bölüme. Edgar Allan Poe, belki de o yıllarda yaşayan diğer insanlar gibi hayatın doğal acımasızlıklarıyla karşı karşıya kaldığı sıradan bir yaşam sürdü. Ama ölümü o kadar sıradan olmayabilir. Hala gizemini koruyor. Burada gizemli ölümüyle ilgili detayları, Wikipedia’dan aldığım güzel bir paragrafın salt çevirisiyle vermek isterim:

“3 Ekim 1849’da, Poe, Baltimore caddelerinde kendisini bulan Joseph W. Walker’a göre aklını kaçırmış, “büyük bir sıkıntı içinde…ve acil yardıma muhtaç” bir halde bulundu. [63] 7 Ekim 1849, Pazar sabahı saat 05:00’te öldüğü Washington College Hastanesi’ne kaldırıldı. [64] Poe, içinde bulunduğu bu korkunç duruma nasıl geldiğini hiç bir zaman açıklayacak kadar kendinde kalamadı ve gariptir ki bulunduğunda giydiği giysiler ona ait değildi. Poe’nun ölümünden bir gece önce “Reynolds” ismini sayıkladığı söylenmektedir ama bunun kim olduğu anlaşılamamıştır. Bazı kaynaklar, Poe’nun son sözlerinin “Tanrım zavallı ruhuma yardım et” olduğunu belirtmektedir[64] Ölüm belgesi dahil olmak üzere tüm medikal kayıtları kaybolmuştur. [65] O zamanki gazeteler Poe’nun ölümünü “beyin konjesyonu” veya “beyin yangısı”,olarak belirtmişlerdir, ancak alkolizm gibi saygın olmayan bir nedenden ötürü de öldüğü söylenmiştir[66] Bununla birlikte gerçek ölüm nedeni gizemini korumaktadır;[67] 1872 yılından beri süre gelen spekülasyon ve dedikodular arasında, delirium tremens, kalp hastalığı, epilepsi, frengi, menenjit,[3] kolera[69] ve kuduz[70] vardır.” Poe ölümünden sonra isimsiz bir mezara gömülmüştür.

Hayat hikayesi beni bir hayli etkileyen bu yazarın hikayelerini orjinal olarak da okuma fırsatı bulan biri olarak söylemeliyim ki çok güçlü bir kalem. Hikayeleri son derece etkileyici ve ürkütücüdür. Bir hikayenin konusunun basit ya da dilinin sade oluşu bizi korkutmayacağı anlamına gelmiyor öyle değil mi?

Korkusitesi için yazan Gülşah Baykal

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Gülşah Yeğenoğlu

Tüm Yazıları
6 Nisan 1978’de dünyaya geldi. Doğma büyüme İzmirlidir. Aydın Adnan Menderes Veteriner Fakültesi mezunudur. Hatırladığı kadarıyla korku filmleriyle ilk tanışıklığı ilkokul çağlarında sinemada izlediği Terminator filmi ile gerçekleşmiştir. Ancak aktif olarak ciddi bir birikim elde edeceği zamanlar orta okul çağlarıdır. Dean R. Koontz’un Kara Büyü isimli kitabıyla başlayan ve çok geniş bir Stephen King + Dean Koontz kitaplığı ile sona eren uzun soluklu ve tek yönlü okuma macerasının yanında İzmir’de evinin hemen dibindeki açık hava sinemasının yardımıyla korku filmlerine adeta doymuştur. Korkucu'ya tesadüfen internette rastlayan, Gülşah’ın korku dünyasıyla bağı tazelenmiştir. İşinden ve “Guççük Leprekon’um ya da Donlu Demon’um” diyerek sevdiği 2 yaşındaki oğlundan arta kalan vakitlerinde müdavimi olduğu siteye yazı ve çevirilerle katkıda bulunmaktadır.

Yorumlar (18 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.