Ölüm kasabanıza geldi Şerif! Sam Loomis - Halloween (1978)

Dracula

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

NurdanÖzçin

03 Eylül 2009

9 Adet Yorum

9

Yönetmen: Tod Browning
Senaryo: Hamilton Deane, Bram Stoker (Kitap)
Yapım: 1931, ABD   Süre: 75 Dakika
Oyuncular: Bela Lugosi, Helen Chandler, David Manners, Dwight Frye, Edward Van Sloan, Herbert Bunston

Tom Browning’in Drakula filmi 1930’ların ekonomik bunalımı sırasında yapılmış. Kapitalizm, tarihinin en ciddi sarsıntılarından birini yaşamaktadır. Film başladığında, sürücüsü olmayan bir atlı kupa arabasının kıvrılıp giden bir yolda ilerlediğini görürüz. Sürücüsüz arabada sıska, ufak- tefek Renfield oturmaktadır. Korkmakta, bir köşede büzülmüş gibi durmaktadır. Araba bir handa durur. Handa oturan köylüler Renfield’e nereden gelip nereye gittiğini sorarlar. Renfield, Kont Drakula’nın şatosuna gittiğini söyleyince, köylüler, şatonun tekin olmadığını; Kontun ve karılarının geceleri tabutlarda uyuduklarını, gündüzleri de kan içerek yaşadıklarını; kurt insana dönüştüklerini söylerler. Renfield, şatoya gitmesi gerektiğini söyler alçak bir sesle ve ekler: “ Bir alışveriş işi bu…”

Kont Drakula, kente taşınmaz. Mal alım-satımı ile uğraşan Renfield’ i kendisine daha iyi bir yerde arazi ve ev bulması için şatoya davet etmiştir. Renfield, tüm bu korkutucu uyarılara karşın “kazanç itkisini kendine kalkan yaparak ve “ İngiliz görev duygusuyla, üst sınıflara hizmette bulunma hazzına tutkun biri olmanın alışkanlığı ile’’ şatoya doğru harekete geçer… Arabaya dev bir yarasa yol göstermektedir. Şatoda ise, İngiliz toplumunun hala egemen zümresi olan soylulardan kişiler oturmaktadır. Araba yaklaştığında şatonun dev kapısı iner, kapılar açılır. Soylular dünyasına açılan kapıların ardında muhteşem bir viranlık gözükmektedir. Yarasalar, fareler, armadillos denen kabuklu kertenkeler dolaşmaktadır bu vuran interior’de. Giriş salonuna bakan ikinci katın merdiven sahanlığında, kuşku yaratan bir gece elbisesi ile, Kont Drakula ortaya çıkar. Bu viran iç yaşam uzamında kontun gece elbiselerini kim temizlemekte, kim ütülemektedir, onu kim giydirmektedir?

Kont Drakula, yıkım dönemini yaşayan viran bir sınıfın üyesi olduğunu hic ayrımsamaz. 16. Yüzyılda Kuzey İtalya ve nehir yolları kavşaklarında gelişen Orta Avrupa’nın tüccarlarından aldıkları 5 milyon florin borç paranın yarıdan çoğunu saraylardaki opera temsillerinin masrafları için harcayan yıkık ve gösterişçi prensliklerin hükümdarı… Renfield’e yirmi ayak yukardan bakmaktadır. İçi boşalmış bir egemendir Kont Drakula. Ama, hala viran haşmetiyle bir eğemendir tecimci Renfield’in karşısında.

Bela Lugosi, Drakula’yı ritmi tuhaf, yabancı aksanlı bir sesle konuşturmaktadır. Karşısındakini felç eden gotik bir retorik ağdalandırır konuşmasını. Ranfield tazı karşısında sıkışmış bir av gibi donmuş kalmıştır. Merdivenleri birlikte çıkarlarken, merdiven kenarında örümcek ağlarını kurmakta, avlarını beklemektedir.

Kont Drakula, konuğuna, ‘’örümcekler ağlarını, kuruyor… sinekler ise habersiz… kan yaşamdır ne de olsa… ‘’ diyerek ev sahipliğinin gereklerini yerine getirmeye başlamıştır! Uzaktan kurtlar ulumaktadır. Kont, Renfield’e “onları dinleyin… gecenin çocuklarını” der. Renfield, ısınamadığı halde geldiği bu dünyaya, Kont’a yaranmak istemektedir. İyice korkmuştur. Kont, konuğunu geceyi geçireceği odasına götürür. Bir süre daha konuşurlar. O sırada Renfield’in eli bir şeye takılır , hafifçe kesilir. Kan akar. Renfield yarasından sızan ince kanı emer. Drakula, refleks halinde kana eğilir. Elinde kırmızı şarap şişesi vardır. Renfield, “ince bir sıyırık sadece…” der. Kont, elindeki şarap için söylese de, “bu eski, çok eski bir şarap” der. Kendisinin hiç şarap içmediğini de belirtir bu arada. Sonra, konuğunu uyuması için yalnız bırakarak odadan çıkar…

Uykuya dalan Renfield’in odasının kapısını açan Kontun karıları (üç kadın) Renfield’e bakarlar. Hemen arkalarından Kont Drakula’da odaya girer. Necrophiliac olan üç karısı Drakula’nın örtük eşcinselliğini (Renfield’i kıskanarak kadınları dışarı kovduktan sonra Renfield’ i üzeri mürekkep lekeleri ile dolu pelerinine sarıp emzirir gibi göğsüne bastırır Kont Drakula) iyice ortaya koyar. Drakula, Renfield’e simgesel bir biçimde sahip olmuştur. Renfield’in kimliği erimiş, kaybolmuştur artık. Drakula, Renfield’in kanını emdikten sonra deniz yoluyla İngiltere’ye gider. Drakula’nın özdeşi olan Renfield yakalanır ve tımarhaneye kapatılır. Sineklere ve böceklere karşı bir hayli iştah kazanmıştır.

Örümcek korkusu her iki cinsiyetten hastalarda çok yaygındır. “Örümcek her şeyi yiyip bitiren bir hayvandır” derler hastalar. Eklemliler korkusu (arachnidophobia) hastaların bu savlarıyla açıklanacak kadar basit bir korku değildir. İşin aslı, çalışkan ve masum bir böceğin, bilinçaltında Kötü Ana ile eşitlenmesi – aynı sayılması – diyebileceğimiz bir yanılsamadır. Renfield’in Kontun şatosuna geldiği ilk gece Kontun örümceklerden söz ederek , ‘’Örümcekler ağlarını kuruyor … sinekler ise habersiz’’ demesinde de vampir’in temelde dişilik ögeleri taşıdığını çağrıştıran bir serbest çağrışım vardır.

Filmde, Kötü Ana’nın örümcekliğine ilişkin bir başka yan daha işlenmektedir. Drakula kendisine “tedaviye” gelen kadınların da kanını emerek onları vamp durumuna getirmektedir. En son olarak Mina Steward’ ı kul eder kendisine. Bu kız Drakula’nın yeni açtığı mezarlara yakın bir yerde sanatoryumu olan bir hekimin kızıdır. Aptal bir de nişanlısı vardır: Jonathan Harker. Kont Drakula bu kızla nişanlısının dostluğunu da kazanır sinsice. Bir gece Mina’nın yatak odasına girer ve kıza sahip olur. Kızın kanını emdikten sonra, telapatiyle, kıza nişanlısı Herker’e saldırmasını telkin eder. Kız artık vamp olmuş ve Drakula’nın gücünü kazanmıştır. Bir gece balkonda otururlarken ay ışığının altında kızın yüzü korkunçlaşmaya başlar. ”Gece sadece geceleri yaşadığımı duyumsuyorum.” der nişanlısına. Kız Harker’e saldırır. Boynundaki atardamarı bulur ve kanını emmeye başlar. Yaratıcı, cömert ve yaşatıcı olan Toprak-Ana ( kız/kadın) artık ölümün yüzünü takınmıştır…

Filmin devamı hepimizin aşina olduğu enfes kareler ile devam eder gider…

Vampir 1930’ larda elinden kaçırdığı insanı, zamanımıza doğru yeniden yakalar. Bu kez pop morality’nin tüm öğeleri ile zenginleştirmiştir kendini. Sanayi toplumunun getirdiği dünyanın karşısında aristokrasinin adım adım gerilemesi, kendi interior’üne çekilmesi daha bir tertipli olmuştur. Kimi yerde ise, getirdiği dünyanın kabalığını ve yıkıcılığını kendi başına örtemediği için, eski egemen sınıfın görgülülüğünü, incelmişliğini ve erişilmezliğini atfettiği görkemini bir kalkan olarak kullanmayı yeğlemiştir. Vampir öykülerinin günümüzdeki yeni türleri, örtük bir eşcinsellikten başka hırpalanmış yanı yok gibi görünen eski vampir öykülerindeki 19. Yüzyıl insanından çok daha hırpalanmış bugünkü çağdaş insanı yansıtıyor. Kendini hiçleştirecek kadar kendinden nefret eden, şiddeti cinsel doyumun aracı yapacak kadar sevgiden uzaklaşmış, aklını hor gören, tümüyle kendi geleceğini başkalarının eline teslim etmeye hazır ve güçsüz…

Korkusitesi için yazan Videodream Project

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Nurdan Özçin

Tüm Yazıları

Yorumlar (9 Yorum)

YORUM YAZ