Prime Time'a hoş geldin, sürtük! Freddy Krueger - A Nightmare On Elm Street 3: Dream Warriors (1987)

Don’t Go in the Woods

Korku Film Arşivi

wherearethevelvets

18 Haziran 2013

7 Adet Yorum

7

dontgointhewoods-afisYönetmen: James Bryan
Senaryo: Garth Eliassen
Tür: Slasher
IMDb Sayfası ve Puanı: 3.6/10
Yapım: 1981, ABD Süre: 82 Dakika
Oyuncular: Jack McClelland, Mary Gail Artz, James P. Hayden, Angie Brown, Ken Carter, David Barth, Larry Roupe

70’lerin sonu 80’li yılların başında video piyasasında “Don’t” diye başlayan bir sürü korku filmi türemişti: Don’t Go in the Woods (Alone!), Don’t Be Afraid of the Dark, Don’t Go in the House, Don’t Look Now, Don’t Look in the Basement, Don’t Go Near the Park, Don’t Eat that Sandwich (Without mayo!), Don’t Go to the Toilet (Alone, ’cause it’s horrible!), Don’t Piss me Off (You F**king Bastard!)… gibi. Ben de bu “don’t” uyarılarına aldırmadım ve Video Nasty listesinde adı anıldığı ve uzun süre sansürlü olduğu için, bir umut, Don’t Go in the Woods’u izledim (parantez içinde Alone!). Ve geldiğim noktaya bak…

Nasıl ki ben bu tür filmleri izleyerek başıma geleceklere zemin hazırlıyorsam, işte 4 adet benim gibi kaşınan genç de hafta sonlarını geçirmek için sırt çantalarını sırtlanıyorlar ve şuursuzca bir dağa kamp yapmaya çıkıyorlar. Hiçbir turistik özellik ve coğrafik zevk barındırmadığı halde bu dağa çıkmaya çalışan başka kişiler de var; hepsi teker teker, gizemli yollarla öldürülüyorlar. Bir izleyici olarak bu dağ trafiğinin neden bu derece yoğun olduğunu düşünürken nihayet gençlerimiz de katilin kokusunu alıyorlar.

Bir film ne kadar kötü olabilir sorusuna kesin ve net bir cevap gibi duran bu film tam anlamıyla bir zaman kaybı. Sadece izleyici için değil, yönetmen için de. Çünkü elde bir film süresini karşılayacak uzunlukta senaryo yok, dolayısıyla filmin zamanla ilgili yoğun bir sıkıntısı var. Sahneler doldurulamıyor, diyaloglar bomboş ve bazı olayların neden gerçekleştiğini anlayamıyoruz. Yönetmen filmi çekerken gerçekten sıkılmış olmalı. Şimdi elimizdeki yetersiz ve çıkış noktası bulunmayan bir senaryoyla neler yapabiliriz bir görelim:

dontgointhewoods-3

1- Eğer senaryonuz yoksa diyalog da yoktur. O zaman elinizden geldiğince saçmalayın. Karakterler anlamlı cümleler kurmasın; ille de konuşmaları gerekiyorsa tekrarlanan sözcüklerle izleyiciye eziyet edin. Bu diyalogları canlı kaydetmeyip bir de üzerine dublaj yaparsanız, zaten işlevsiz olan konuşmaların üzerine çiğ bir atmosfer de eklemiş olursunuz. Dublajı ayrı zamanlarda, kalitesiz stüdyolarda yapın; bir karakter konuşurken ses kısmak diğer karakter konuşunca ses açmak zorunda kalan izleyiciler minnettar kalacaktır.

2- Karakterlerinizin içi boş olacağı için onları tanıtırken zorluk yaşayabilirsiniz. Önemli olan isim ezberletmektir. Bunun için tüm filmi Daniel ya da Peter diye bağırarak geçiren karakterler konusunda elinizi korkak alıştırmayın. “Zaten tanıdığınız birine durmadan ismiyle seslenir misiniz?” diye inleyen çatlak seslere kulağınızı kapayın. Örnek: “-Ohh Dick, bu ne güzel Dick!”, “-Cheryl oh Cheryl”, “-Dick, teşekkür ederim Dick” “-Cheryl!”, “-Dick efendim Dick, Dick?”, “-Cheryl, tuzluğu Cheryl uzatır Cheryl mısın Cheryl?” gibi. İnsanlar iki metre önündeki kişiye adını haykırarak seslensin, aynen dağa çıkan astımlı şişman kadının yaptığı gibi: “-Danieeel, Danieeeel, Daniel, Danieeeeel, Danieeeeeel, Daniel, Daniel, Danieeel, Danieeeel…”. Bir karakterin bütün repliğinin tekrarlayan tek bir kelimden oluşması size zaman kazandıracaktır.

dontgointhewoods-1

3- Belli bir süreden sonra diyalogları bırakın, gerisini çığlıklarla doldurun. Dublajcıların çığlık atmak yerine “Aaaaaaaa” diye bağırması sizin sıkıntınız değildir.

4- Bu çığlıklarda kullandığınız seslendirmeyi değişik dakikalarda tekrar tekrar verin. İzleyici düşündüğünüz kadar zeki değildir, bunu unutmayın.

5- Eğer elinizde öldürmeniz gereken sadece 4 genç varsa, araya parça atar gibi kurban yerleştirin.

6- Bu kurbanların dağda ne aradıkları sorusuna herhalde sizden başka cevap verecek kişiler vardır.

7- Astımlı şişman bir kadın gayet güzel dağa tırmanabilir. İnsanlar kuş fotoğraflamak, kamp yapmak ya da bebeklerini bir salıncağa bırakıp resim çizmek için dağa çıkabilirler. Siz yine de yaratıcılığınızı serbest bırakın. Yürümesi bile zor olan dağ yoluna patenli bir kız koyun. Hatta tekerlekli sandalyede trekking yapmaya kalkan bir özürlü kurbanla hadiseye mum dikebilirsiniz. Unutmayın: Bu filmde rol alan herkes zaten ölmeyi hak ediyor!

dontgointhewoods-2

8- Kimliği belirsiz kurbanlar boyuna öldürülürken asıl karakterleri ormanda dolaştırın. Ama sadece dolaştırın, bir şey yapmasınlar.

9- Mantık hatalarını düzeltmenin alemi yok, hatta bizzat hata yapıp hedef şaşırtın. Aklı başında her insan beş metre ötesindeki cesedi görebileceği halde karakterleriniz görememesi ya da kaybolmalarının üzerinden yeterli zaman geçmediği halde kurbanların peşine düşmek için alarma geçen polislerin olması bunların en hafifi.

10- Kapısı bile kapanmayan, külüstür bir karavan yan devrilince bomba gibi patlar. Aklınızda bulunsun.

11- Sessizce bir yere girmeye çalışan bir karakter, hiçbir ses çıkarmadığı halde diğer karakteri “Şşşşşt!” ile sustursun. Susturulan karakter repliğine geç kaldığını anlasın ve hemen “Öhö, öhö” diye öksürsün. Öksürürken ö, h ve ö harflerinin çıkarıldığından emin olun. Sessizlik taleb eden karakterin biraz sonra ortalığı birbirine katacak nidalarla vereceği tepkiler, filminizin yanlışlıkla avangard olarak değerlendirilmesine sebep bile olabilir.

dontgointhewoods-4

12- !SPOILER! Filmin başından beri doğaüstü bir güçmüş gibi davranan katil, yüzü göründükten sonra hantallaşsın. Başroldekileri kolay öldürmesin. !SPOILER SONU!

13- “Eğer bir sahne çıkarıldığında film anlamını yitirmiyorsa o sahne gereksizdir” diyen birini kurban olarak o dağa çıkarın ve heyecansız bir şekilde öldürtün. İşiniz gereksiz sahneleri çıkarmaya kalsaydı bu filmi çekemezdiniz. Ağzı olan konuşmasın!

14- Filminizde aslında hiçbir gore sahnenin bulunmadığını gören izleyicideki şok, sizin en büyük zaferiniz olacaktır (Öyleyse neden yasaklandı?! Çünkü ketçap var!)

Bu film “Haydi bir film yapalım” diye yola çıkılıp “Haydi bir film yapalım”dan ileriye geçemeden bitirilmiş zavallı bir yapım. Eğer film komediyse çok rezalet, komedi değilse gerçekten çok ayıp!

Dont go in dı vuuds kardeşim, dont go in dı vuuds! Ha, illa ki going tu, bari elon olma.

korkumetre-1 kan_ve_siddet-7 gerilim_dozu-1 puan-2

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (7 Yorum)

YORUM YAZ