Bir erkeğin en iyi arkadaşı annesidir... Norman Bates - Psycho (1960)

Den Brysomme Mannen (The Bothersome Man)

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

09 Haziran 2009

7 Adet Yorum

7

Yönetmen: Jens Lien
Senaryo: Per Schreiner
Yapım: 2006, NorveçSüre: 95 Dakika
Oyuncular: Tront Fausa Aurvaag, Patronella Barker, Per Schaaning

Orta yaşlarında sefil bir adam olan Andreas’ın garip otobüs yolculuğu, bir çölün ortasındaki kullanılmayan bir benzin istasyonunda sonlanır. Buradaki görevli Andreas için binaya “hoşgeldin” pankartı asmıştır (aslında bu rutini gelen her yolcu için yapmaktadır). Adam, Andreas’ı arabasına alarak uçsuz bucaksız gibi görünen çölden çıkarak bir şehre getirir. Evi hazırdır, iyi bir firmada muhasebecilik işi hazırdır. Andreas başına gelenlerin nedenini anlamamakla beraber, oraya nasıl geldiğini de bilmemektedir.

Evi muhteşemdir, işte patronu da dahil olmak üzere herkes ona iyi davranmaktadır. Neredeyse istediği her şey olmaktadır. Bir yemekte karşılaştığı Anne adlı mutfak dizayncısı bir bayanla kolayca geliştirdiği bir ilişkiye girer. Aynı evde yaşamaya başlarlar.

Fakat Andreas içinde bulunduğu durumun garipliğini hissetmeye başlar. Tüm dünya uçuk renklerdedir; pastel ve gri. Her yer tertemizdir. Herkes çok mutludur ama tüm insanlarda bir kayıtsızlık, duygusuzluk vardır. Bu monotonluk içinde intihar eden bir adamın cesedi, yetkililerce hızla ortadan kaldırılır ve hiçbir şey olmamış gibi davranılır.

Bundan sonra işler iyice garipleşir. Bir barda, bardak bardak bira içtiği halde sarhoş olmadığını keşfeder. Tuvalette bir adam onu “uyandırır”. Hiç kimse sarhoş olmamaktadır. Müzik yoktur, koku ve tat yoktur. Hatta sevişmenin bile tadı yoktur. Bunları söyleyen “fark etmiş” adamı gizlice takip eden Andreas, adamın evinden müzik sesi geldiğini farkeder. Meğer adam bodrumdaki dairesinin duvarında bir çatlak bulmuştur. Buradan harika sesler, çocuk sesleri (bu dünyada çocuk da yoktur), nefis kokular gelmektedir. Andreas bu çatlaktan geçerek öteki tarafa gitmeyi kafasına koyar. Fakat diğer tüm insanlar hallerinden memnundur. Andreasın bu “öteki dünyaya” ulaşma çabası pek de hoş karşılanmaz ve uyumsuz damgası yer.

Cannes ve Gerardmer film festivalleri dahil birçok etkinlikten ödüllerle dönmüş bu filmin havası, biraz David Lynch filmlerini anımsatıyor. Tüm filme sinmiş belirsizlik, bir yerden sonra rahatsızlık hissiyle sonuçlanıyor. Bir kıstırılmışlık durumu mevcut ki, baştan seyirciye güzel görünen her şey, gitgide işkenceye dönüyor. Adamın geçmişinin ve geleceğinin belirsizliği, insanların çok nadir diyaloğa girmesi, “Big Brother” benzeri izleniliyormuş duygusu neticesinde Andreas’ın hafifçe sıyırmasına biz de eşlik ediyoruz. Hislerini kaybetmemek için çabalayan adamın Nine Inch Nails şarkısının sözlerine (“I hurt myself today, to see if I still feel”) benzer şekilde kendisine uyguladığı şiddetin dozu arttıkça film izlenmesi zor bir hale geliyor. Norveç’ten böyle film çıkar mıymış demeyin, değişik bir deneyim olarak görün lütfen…

Wherearethevelvets

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (7 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.