Ses çıkarma... Kımıldama... Hepsinden öte... Sakın bir dilekte bulunma! Wishmaster (1997)

Dead Silence

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

GökhanToka

19 Ocak 2009

16 Adet Yorum

16

Yönetmen: James Wan
Senaryo: Leigh Whannell, James Wan
Yapım: 2007, ABD Süre: 91 Dakika
Oyuncular: Ryan Kwanten, Amber Valletta, Donnie Wahlberg, Bob Gunton

Bu korku filminin altında James Wan imzası görüyoruz. James Wan, bilindiği üzere Saw serisinin yaratıcısı ve ilk Saw’ın yönetmeni. Dead Silence da onun ikinci uzun metraj filmi ve eli yüzü düzgün yeni korku filmlerinden bir tanesi. Filmin afişine bakıp Chucky ile bir alakası olduğunu düşünür iseniz yanılırsınız, Chucky’le amca, hala, akraba, erkan düzeyinde; hiçbir alakası yok.

Bu filmle şunu fark ettim ki James Wan denen bu Malezyalı yeni yetme, tahta kuklalardan feci halde tırsıyor. Saw serisinde de Jigsaw’ı temsilen ekranı dolduran spiral yanaklı tipitip, sonuçta başlı başına bir kuklaydı. (Adı da Billy idi galiba). Bu filmde de yine başrollerde Billy isimli bir vantrolog kuklasını görüyoruz. Sanırım Wan küçükken bu Chucky olayına fazla maruz kalmış, Billy isimli bir hayali kahraman geliştirip ona sığınmış, şimdi de bu işin ceremesinden para kazanıyor.

Açık söylemek gerekirse bu vantrolog kuklalarından her zaman korkmuşumdur. Hatta palyaçolardan korktuğumdan bile çok. Komik desen değil, sevimli desen değil, tıpkı palyançolar gibi ne idüğü belirsiz, güvenilmez tekinsiz tiplerdir bu kuklalar. Zaten bizim ülkemizde de bunlardan hiç yetişmez, mendebur bir türdür. Palyançolar üzerine korku sinemasında çok yazılmıştır ama bu kukla meselesi biraz öksüz kalmıştır hep. James Wan da bu alanda korku sinemasında var olan bir boşluğu doldurarak konunun üzerine gitmiş de gitmiş.

Film Saw’da olduğu gibi zekice sayılabilecek bir sonla kapanan, izlenebilir, çok klasik bir hayalet öyküsü kalıbı sunuyor izleyicilere. Yeni evli bir çift, evlerinin kapısında bir gece, paket içerisinde Billy isimli nursuz suratlı bir kukla bulurlar. Aynı gece karısı dili koparılarak öldürülen Ryan, (Jamie Ashen) bu cinayetin sırrını araştırmak için baba ocağına geri döner, beraberinde “Billy” ile. Ryan’dan şüphelenen bir detektif de (Donnie Wahlberg) onun peşi sıra gider. Ama her ikisinin de karşı koyabileceğinden çok daha büyük bir güç onları beklemektedir.

Film nokta nokta yükselen bir gerilim atmosferine sahip. Ancak öykü çok klasik olduğu için sürekli olarak etkileyici olmayı başaramıyor. Filmde, iyi korku filmi izleyicisinin çok çabuk fark edebileceği derin bir kontrast mevcut. Bu kontrast, öykünün yönetmen tarafından dinamik bir formatta anlatılması ve altyapıyı oluşturan senaryonun klasikliği arasında oluşuyor ve izleyicide bitmek bilmeyen “bir sürpriz dönüş – twist” beklentisi oluşturuyor. Anlatım daha çok bir TV dizisi kurgusunu akla getiriyor; filmin kurgusu daha çok “Masters of Horror” TV dizisi serisinin izlediğim bazı bölümlerindeki kurguları çağrıştırıyor. Olaylar ve sahnelerin akışı hızlı bir süreçte gelişir gibi görünürken, aslında çok da fazla yol kat edilmemiş oluyor, çünkü senaryo sanki bir TV dizisi biçiminde sunuluyor. Bir yenilik getirmeyen benzer öykü parçaları, benzer gerilim unsurları, benzer sahneler aralıklarla tekrar tekrar ziyaret ediliyor. Bu sanki bir masa tenisi maçı izlemek gibi; twist beklentisi de işte bu nedenle ortaya çıkıyor, monoton frekansın bir yerde kırılmasını bekliyorsunuz, akıl dolu birşey olmasını. Çünkü sürekli olarak Lostwari bir bilgi bombardımanı görsel olarak, benzeşik gerilim unsurları üzerinden veriliyor. Sonunda birşey oluyor gerçekten ama bunun beklentinizle ve öykünün temel akışıyla çok da fazla ilgisi bulunmuyor.

Ama bu TV formatı biçimi, her ne amaçla kullanılmış olursa olsun, bende James Wan’ın burada biraz hile yaptığı hissini uyandırdı. Filmi iyi ve sarsıcı bir sonla bitirmek için filmin genel düzeyini bilerek indirgemiş ve izleyici bilincini uyuşturmaya çalışmış gibi görünüyor. Büyük bir sorunun önemli cevabını arama vaadiyle açılan film, sonrasında gerilimli olduğu yadsınamayacak, ancak monoton bir frekansa indirgenmiş olan bir TV showuna dönüşüyor. Dolayısıyla bu hile neticesinde kesinlikle kötü olmayan, ancak kanımca yeterince de iyi olamayan bir korku filmi ortaya çıkıyor. Korku filmi severler için yine de görülmesi keyifli olabilecek bir seyirlik.

Gökhan Toka  / korkufilmleri.net

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Gökhan Toka

Tüm Yazıları
4 Mart 1975′de Ayvalık’da doğdu. Korkunç bir evde büyüdü. Gıcırtıyla açılan büyük paslı metal kapılar, binbir çeşit ıvır zıvır ve örümcek ağlarıyla dolu kocaman depolar, dize kadar suyla dolu hiç ışık girmeyen bir bodrum katı, üzeri beyaz çarşaflarla örtülü mobilyalarla dolu kullanılmayan tozlu odalar. Bu ev ortamı her türlü alt korku genresi için gereken arka fonu sağlayan bir set gibiydi. Artık ruh sağlığı adına bu acayip evden uzaklaşmak zorundadır. Bir yatılı okula yazılmaya karar verir. Ne var ki bu kararı verdiği 80′li yıllarda korku sineması altın çağını yaşamakta ve Lambada kokulu sıkıcı yatılı okul atmosferinde tek elle tutulur eğlence modeli “videoda film izlemek” olarak göze çarpmaktadır. Gökhan 80′lerin tüm korku filmlerini o dönemde videoda sıcağı sıcağına izler. Sonrası ise çorap söküğü gibi gelecektir. Gökhan korku filmi izlemeye devam ediyor ve yaşamını adrenalin bağımlılığı ile geçiriyor. Yıllardır hayvan gibi çalıştığından arada vakit bulursa izlediği filmler hakkında birşeyler de yazıyor. Korkufilmi.net sitesinin kurucusu ve sözüm ona yazarıdır.

Yorumlar (16 Yorum)

YORUM YAZ