Önce sahiplenecek, sonra yok edecek! Çünkü ölümü tekerleklerinde taşıyor. Christine (1983)

Dead End

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

OrçunTunalı

02 Ocak 2011

6 Adet Yorum

6

Yönetmen:Jean-Baptiste Andrea, Fabrice Canepa
Senaryo: Jean-Baptiste Andrea, Fabrice Canepa
Imdb Puanı:6.8/10
Yapım: 2003, Fransa/ABD, 85 dakika
Oyuncular:
Ray Wise, Lin Shaye, Mick Cain, Alexandra Holden, Billy Asher, Amber Smith

Korku filmlerinde klişelere çok alışmışızdır. Hatta klişeler kafamızda öyle kalıplaşmıştır ve beklentilerimizi şekillendirmiştir ki bir filmin konusuna ve karakterlerine bakarak gidişatı hakkında fikir edinebiliriz. Bunu sağlayan şüphesiz her türlü klişeyi defalarca kullanmaktan bıkmayan film üretenlerdir. Kimi zamansa seyirciyi adeta aptal yerine koyan bu anlayışın ötesinde seyircinin zekasına güvenen hatta onu ters köşeye yatırmayı seven sinemacılar da karşımıza çıkar. O zaman seyirci ,bu kişilere ve yaptıkları filmlere daha özel bir hayranlıkla bağlanırlar. 2003 tarihli “Dead End” de seyircisinin zekasına güveniyor ve klişeleri elinin tersiyle iterek mizahı güçlü diyalogları, karakterleri ve sürpriz sonuyla son derece şık bir gerilim filmini ortaya çıkarıyor.

Jean-Baptiste Andrea ve Fabrice Canepa ortaklığıyla çekilen Fransız-Amerikan yapımı film, bir ailenin Noel gecesinde yolda geçen gerilimli hikayesine odaklanıyor. Ailenin babası Frank Harrington, karısı Laura, oğlu Richard, kızı Marion ve onun erkek arkadaşı Brad’ın içinde bulunduğu ekip arabayla büyükannelerinin evine doğru ilerlemektedirler. Her yıl Noel akşamı geleneksel olarak yapılan bu ziyaret, aile üyeleri içerisinde de monoton ve heyecansız bir ruh halini beraberinde getirmektedir. Her birinin uyuklayarak geçirdiği yolculuk sırasında Frank, yolculuğa bir farklılık katmak için kestirme olarak düşündüğü yolu tercih eder. Ancak uyuklayan tüm aile üyelerinin ve karanlık yolun etkisiyle Frank de, yolda bir süre kendini kaybeder. Gözünü açtığında bir arabaya çarpmak üzere olduğunu fark eder ve son anda çarpışmadan kurtulur. Kazayı atlatıp yola devam ettikten kısa bir süre sonra karşılarına beyazlar içinde gizemli bir kadın çıkar. Kadının kucağında bebeği de vardır. Yaşananlar gittikçe daha da garipleşmektedir. Kadını arabaya davet ederler ve yakındaki barakaya gitmek üzere yola çıkarlar. Bu sırada ailenin genç kızı Marion, arabaya binmeden barakaya ilerlemek ister. Barakaya vardıklarında Marion’un sevgilisi Brad ve gizemli kadın kaybolurlar. Aile bir araya gelir ve tüm bu çıkmazdan kurtulmak için harekete geçerler. Ancak yolda ilerledikçe olaylar daha da içinden çıkılmaz hale gelecektir…

Dead End”in en sevdiğim yanlarından biri filmde izlediğimiz hiçbir karakterin hikayeye ‘öylesine’ konulmamış olması. Aynı şekilde her birinin özenle yazılmış ve yaşayan karakterler olduğuna inandırılmamız. Harrington ailesi, her biri kendi derdinde olan, birbirlerini seven ama her dakika didişmeden duramayan Amerikan ailesi olarak resmedilse de evrensel çekirdek aile kavramını başarıyla yansıtıyorlar. Tabii ailemiz filmin sonlarına doğru paramparça oluyor. Araya bir de kız kardeşin erkek arkadaşının koyulması işin tuzu biberi oluyor. Kendine has özellikleri olan karakterleri birkaç cümleyle tanıtmak hem film hem yazı için yararlı olacaktır.

Frank Harrington: Ailenin babası. Ailesine karşı mesafeli olduğu kadar otoriter de olmaya çalışan ama ikisini de beceremeyen bir adam. Ne onların isteklerini yerine getirebiliyor ne de üzerlerinde sağlam bir otorite kurabiliyor. Nihayetinde bir aile babası ve sorumluluk alması gerektiğinde ilk olarak o ileri çıkıyor.

Laura Harrington: Ailenin annesi. Aileyi bir arada ve ortak noktada tutmaya çalışan klasik bir anne. İstediği şey ailesinin ve kendisinin mutlu olması. Tabii büyük ölçüde kendi hayalindeki gibi. Aileden sakladığı önemli bir sırrı da mevcut.

Richard Harrington: Ailenin en küçük çocuğu. Ergenlik çağında olan Richard doğal olarak aklı en havada aile üyesi olarak karşımıza çıkıyor. Öyle ki en olmayacak bir durumda kendisini aileden uzak bir yere atıp, mastürbasyon yapabiliyor. Kız arkadaşının sevgilisine olan kızgınlığı, ailesine karşı nedensiz isyankar duruşu ve her fırsatta kulaklıklarını takıp Marilyn Manson dinlemesi ergen duruşunun en belirgin özelliklerinden biri.

Marion Harrington: Ailenin genç kızı. Harrington ailesinin en aklı başında üyesi diyebiliriz. Fikirleri ve yaptıklarıyla olaylara karşı en mantıklı yaklaşan kişi. Sevgilisi Brad’le biraz kafası karışık bir ilişki içerisinde. Kafasını karıştıran tek nokta bu. Onun dışında güzel, akıllı ve becerikli bir hanım kızımız. Filmin sonunda enteresan bir şekilde karşımıza çıkıyor.

Brad Miller: Marion’un erkek arkadaşı. Kendisi Marion’la evleneceği düşüncesinde sadık bir erkek izlenimi veriyor. Ancak ilişkisine pek de hakim değil. Hikaye ilerledikçe kayıplara karışıyor. Ve ortaya çıkışı pek hoş olmuyor.

Woman in White: Beyaz elbisesi içinde Harrington ailesinin karşısına çıkıyor. Gizemli duruşu ve sessiz yapısıyla hikayenin merak ve gerilim unsurunu körüklüyor.

Aile arasındaki çatışmalar, uyumsuzluklar ve gerilimi komediye dönüştüren diyaloglar şüphesiz iyi bir senaryo ve oyunculukların eseri. Tüm bu uyumsuzluklar arasında neredeyse tamamı gece, tekinsiz ve ıssız yollarda geçen hikayenin gerilim unsuru da oldukça etkili. Karanlık ve hiçbir arabanın geçmediği ıssız yol, hem karakterleri hem seyirciyi gittikçe şüpheye düşürecek nitelikte. Aynı şekilde yolda karşılaşılan insanlar ve olaylar da hikayeyi gizemli kılıyor ve yolun sonunda nereye varılacağı merakını gittikçe artırıyor. Finalde varılan yer ise tatmin edici. Sonunu daha önceden tahmin edebilenler için filmin yazıları çıkmaya başladıktan hemen sonra bir sahne daha geliyor. Ve “Ben anlamıştım zaten” diyenlere “Ee… Şimdi ne oldu?” diye soracakları son bir şok yaratıyor. Başta da dediğim gibi yönetmenler seyircisini ters köşeye yatırmayı seviyor ve bunu filmin son sahnesine kadar kullanıyor.

Sonuç olarak izlemesi zevkli, eğlenceli aynı zamanda gerilimli farklı bir korku-komedi karışımı ortaya çıkıyor. Traji-komik diyalogları ve aile üyeleriyle güldüren, gerilim atmosferiyle korkuyu yaşatan bir film. Tüm bunların yanı sıra finali beklediğinize de pişman olmuyorsunuz. Bu yılbaşında bir değişiklik yapıp, bu filmi kendinize ve sevdiklerinize hediye edin. Herkese iyi yıllar…

Korkusitesi için yazan Orçun ‘Gorcun’ Tunalı

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Orçun Tunalı

Tüm Yazıları
25 Haziran 1986 tarihinde Tekirdağ, Çorlu ilçesinde doğdu. Çocukluğundan beri korku filmleri, hikayeleri ve oyunlarına ilgi duyduğundan olsa gerek bu siteyi keşfetmesi kaçınılmaz olarak gerçekleşecekti. Daha sonra yazdıklarıyla ekip içerisinde kendisine yer buldu. Mesai dışında ve off günlerinde Jigsaw’ın asistanı olarak stajını sürdürüyor. Amatör ruh ve tutkuyla korku türündeki her türlü görsel, işitsel ve yazınsal eserlere ilgi duymakta. Aynı hissiyatı ve heyecanı paylaşan bu topluluk içerisinde yer almaktan son derece memnun.

Yorumlar (6 Yorum)

YORUM YAZ