Yüzeyin altında kimse çığlığınızı duyamaz Below (2002)

David Cronenberg

Biyografiler

Korku Sinema

YasinKarakaya

13 Ağustos 2008

3 Adet Yorum

3

1943 Kanada doğumlu David Cronenberg için ilk söylenen şey onun Roma´nın Caligula döneminden beri sosyal moral değerleri böylesine çökerten tek örnek olduğudur. Öte yandan cesareti ve zekası

sayesinde seçtiği ve sunduğu rahatsız ediciliği çöken değerlerle bütünleştirerek, kaybedilenlerin önemini vurgulamaktadır.

Aslında Cronenberg´i anlamak için yine kendisini dinlemek gerekir. 1992´de BBC´deki konuşmasında şöyle diyor; “İnsanlar bana niçin korku filmi yapıyorsun diye sorduklarında, hemen geriye Aristotle´a ve onun gizli kalmış hislerini açığa vurma kuramına dönüyorum. Bu beni haklı çıkarıyor, en üst düzeyde bir trajedi bu hatta komedi. Bana göre korku filmleri karşılaştırılıyor, filmler herşeyden kaçış değildir fakat bir korku filmi ille de gerekiyorsa ancak gerçek yaşamla karşılaştırılabilir. Bu bir çeşit rüya yoludur ve güvenlidir. Biliyoruz ki, yaşamda birden karşılaştığımız şeyler vardır; işte ben onlardan ölümden, yaşlanmaktan ve ayrılıktan söz ediyorum. Bir korku filminde değişimsel bir düzey vardır. Bütün filmlerimde bunu biliyor ve bedensel olarak bilinçli olduğumu düşünüyorum. Çünkü bana göre beden insandaki korkuların kaynağıdır zira yaşlanan ve ölen bedenin ta kendisidir. Düşünce-beden ayrımı en büyük gizemdir; işte en büyük korku burada ve sanırım nihai karşılaştırmayı bu noktada yaşayacağız. Bir insanın düşüncelerinin mükemmel olduğunu görüyorsunuz ama bedeni rahatsızlık veriyor, ardından değişim başlıyor, yaşlanma başlıyor, çürüme başlıyor; her ne olursa olsun bana göre en kötü ve korkunç korku bu. Ben çok uzaklardaki bir değişimi istemiyorum, o zaman çok geç olacak.”

Bir apartman dolusu manyak

Daha başlangıç döneminde bile Cronenberg şok eder. İlk iki filmi profesyonel değildir ama festivallere kabul edilir. 1969´daki “Stereo” telepati ile ilgilidir, deneysel olayları sinema dilinde aktarır. 1970´deki “Crimes of the Future” ise kozmetik aracılığı ile öldürülen kadınların öyküsünü anlatır. Bu filmde Cronenberg´in beş yaşındaki Tania adlı küçük bir kızı kullanması hoş karşılanmaz. Küçük kızı vahşet ve şiddet dolu sahnelerde oynatmıştır. Daha sonra kendisine “Zührevi Korku Kralı” adı verilmesinin temelleri buradadır. 1975´de ilk profesyonel filmini çeker; “Shivers”. Film bir kara mizahtır, bir apartmanda yaşayan toplumun üst düzeyindeki insanları anlatır. Çılgın doktorlar, ırzına geçilen genç hastalar, asit saldırıları ve bir doktorun yetiştirdiği 15cm boyundaki tembel yaratık. Film bize dolunayda ortaya çıkan seksüel bir kıyameti anlatır ama yönetmen de çılgındır. Sonunda apartmanın Dante´nin “Cehennem” ine benzediğine karar veririz. Apartmandaki çılgınlar arabalarına doluşurlar, önce Kanada´ya sonra dünyaya kötülüğü yaymak için yola çıkarlar. “Shivers” çok tartışılır, kimi eleştirmenlere göre türünün başarılı bir örneğidir, kimilerine göre ise iğrençtir. Cronenberg ise hiçbir şeye aldırmaz.

Kudurtan porno yıldızı ve kuluçkaya yatan canavarlar

1976´da ikinci filmi olan “Rabid” e başlar. Filmde başrolü oynayan Marilyn Chambers, dönemin en tanınmış hard-porno yıldızıdır. Filmde yeni bir plastik cerrahi tekniğinin kurbanı olan kadını oynamaktadır. Efektler korkutucudur, koltukaltına penis şeklinde şırıngalarla enjeksiyonlar yapılır, Chambers insanlara bu şırıngayla saldırır ve sağ kalmak için kanlarını ister. Kurbanlar iğneyi yedikten sonra kuduza benzer bir hastalığa yakalanırlar. Toplum çökmeye başlar, herkes manyaklaşır; filmin ana teması düşünsel olarak öldürücü bir kadının sekso etkilerle yarattığı değişim ve dönüşümdür. Bu noktada Cronenberg´in neden bir porno yıldızı olan Chambers´i seçtiği iyice anlaşılır. Yönetmen yarattığı şok iyice algılanmadan ve tartışmalar sürerken her şeyi boş verir ve üç yıl bir köşeye çekilir ve 1979´da iki film birden çeker; “Fast Company” ve “Brood”. İkincisi önemlidir çünkü tam bir Cronenberg yapıtıdır. Başrolü yani bir pop-psikoloğu Oliver Reed oynar. Filmdeki psikolog bir kitap yazar, karısı ise zihinsel sorunları olan biridir ve ayrıca bir terapisti vardır. Derken kocası, karısının terapistini ve yaptıklarını soruşturmaya başlar. Ve sonra Cronenberg gösterisi başlar; kurtlaşan insanlar, boyunlarında deliklerle uyananlar, garip bir cinayet serisi, cüce bir çocuk vs.. bütün bunlar psikoloğun araştırmasında toplanırlar ve adam bir kuram geliştirir. Ortada dolaşan garip yaratıklar insanların bedenlerinde kuluçkaya yatmaktadırlar. Eski karısına gittiğinde onun vajinasında bir yaratığı kuluçkaya yatırdığını görür. Sonra ise kan gövdeyi götürür. Cronenberg, bu dönüşümle bilinçaltında saklı canavarları en realist dille anlatır, korkusuzca vahşeti sergiler. Ona göre insan bilinci bunları yapabilmeye muktedirdir. Aslında film bir vahşet filmi değildir sadece rahatsız edicidir. Sarkastiktir ama aynı zamanda düşünmek ve benzeşmelere yönelmek isteyenler için yararlı bile olabilir.

Beyninizi patlatabilirim

Cronenberg, 1980´de “Scanners” ı çeker. Filmin açılışı dahi şok yaratır. Finalde ikinci bir şok vardır. Grotesk bir öykü izlenir, korku filmi gibidir ama bilim kurguya daha çok yakışır ama aslında tam bir psişik filmdir. Cronenberg´in tüm satirik ilgileri bütünüyle ortadadır. “Scanners” yani “Beyin Tarayıcılar” dan kurulu bir ordu planlanmaktadır. Bunun için hamile bir kadına özel ilaçlar verilir, telepatik bebekler doğurtulacaktır. Filmin en çarpıcı sahnesi Michael Ironside´ın kardeşiyle yaptığı beyin düellosudur yani telepatik düellodur. Sonunda kardeşinin beyni olabilecek en kötü görüntüyle karpuz gibi patlar. Filmin sonundaki klasik dönüşüm sahnesi aynen iki yıl sonraya sıçrayacak ve Cronenberg´in başyapıtı “Videodrome” da çok daha gelişmiş olarak ortaya çıkacaktır. “Videodrome” zamanının en pahalı filmidir. Sinema teknolojisi açısından çok başarılı olmasına rağmen bu tür film meraklıları yani “cult” meraklıları tarafından bile fazla ilgi görmez. Filmde, Max Reen (James Woods) adlı bir kablo tv kanalının yöneticisi vardır. Kanal özellikle seks ve şiddet programları yayınlamaktadır. Yardımcısı Harlan ise, diğer kanallardan çaldığı programları yayınlamakla meşgulken, garip bir tv kanalıyla karşılaşır. Kanalın adı “Videodrome” dur ve sadizm programları yayınlamaktadır. Bu arada Reen yeni kız arkadaşını o garip kanalda görür. Tv´yi izledikçe zaman içinde ekranla bütünleşmeye başlayacaktır. Filmin ikinci yarısında, Reen cihazla birleşmeye başlar; plastik bir fenomen başlar. Etle metal ve cam karışır ve süregelen halüsinasyonlar oluşur. Sonunda Reen bir cihaza dönüşür hatta içine kaset bile sokulmaktadır. Cronenberg´in bir dönüşümü daha sergilenir.

Bir garip yönetmenin geleceği

Film öfkeli ve ahlakçıdır. Ve ardından sorular sorulur; Korku filmleri bozucu ve ayartıcı mıdırlar? veya Sadizm´mi programlanmaktadır? Medyada yumuşak veya sert tanımları geçerli olabilir mi? Televizyon bir terapi yolu mudur? Film bu soruları sosyal çizgide gündeme getirir. “Videodrome” bir sosyal hicivdir ama aynı zamanda da aşağılayan bir eleştiridir. Bu arada da “Scanners” da olduğu gibi, zihinsel güçlere göndermeler yaparak insanın pşisik yeteneklerinin sınırlarını soruşturur. Cronenberg her iki filmde de geleneksel sinema sistemlerini kullanır. Her filminde gittikçe artan mali sorunlar yaşar. 1983´de Stephen King´in “The Dead Zone” adlı kitabını sinemaya aktarır. Film bu kez tipik bir Cronenberg filmi değildir. Zekice bir adaptasyonla uygulanmıştır, çok uzun bir komadan çıkan bir öğretmeni Christopher Walken oynar. Bu süre içersinde öğretmenin telepati ve öngörü yetileri gelişmiştir. Filmde Cronenberg, böyle bir insanın toplumla ilişki kurmasındaki zorlukları sergiler. Koşullar ne olursa olsun, Cronenberg değişim ve dönüşüm saplantısından vazgeçmez. 1986´da Jeff Goldblum´un oynadığı “The Fly” ı çeker. Bu kez sineğe dönüşen bir bilim adamının yaşadıklarını anlatır. 1991´de Borroughs´un “Naked Lunch” ını, 1993´de ise “M. Butterfly” ı çeker. “Naked Lunch” tüm Cronenberg filmlerinin bir sentezidir. Sonuç olarak Cronenberg filmleri midesel tahammül aşıldığında, etin yani bedenin ve ruhun dönüşümü Yönetmen´in mesajını oluşturur. Cronenberg´in evreni manik ve kaçırıcıdır. Yaşamın yüzeyselliğinde görünmeyen gizli kalmış güdülerin bilinçaltı imajları Cronenberg´in galerisinde sergilenir. Bize, gerçekte kim olabileceğimizin ipuçlarını verir ama işin en çarpıcı yanı Cronenberg realitesi ile gerçek dünyada sık sık karşılaşmamızdır.

David Cronenberg´in Filmografisi

1. Spider (2002)
2. Camera (2000/I)
3. eXistenZ (1999)
4. Crash (1996)
5. M. Butterfly (1993)
6. Naked Lunch (1991)
7. “Scales of Justice” (1990) TV Dizisi (“Regina vs Horvath (1990)”) (“Regina vs Logan (1990)”)
8. Dead Ringers (1988)
9. “Friday the13th” (1987) TV Dizisi (“Faith Healer”)
10. Fly, The (1986)
11. Dead Zone, The (1983)
12. Videodrome (1983)
13. Scanners (1981)
14. Brood, The (1979)
15. Fast Company (1979)
16. Rabid (1977)
17. “Teleplay” (1976) TV Dizisi (“Italian Machine, The (1976)”)
18. “Peep Show” (1975) TV Dizisi (“Lie Chair, The (1976)”) (“Victim, The (1976)”)
19. Shivers (1975)
20. “Programme X” (1972) TV Dizisi (“Secret Weapons (1972)”)
21. Don Valley (1972) (TV)
22. Fort York (1972) (TV)
23. In the Dirt (1972) (TV)
24. Lakeshore (1972) (TV)
25. Scarborough Bluffs (1972) (TV)
26. Winter Garden (1972) (TV)
27. Jim Ritchie Sculptor (1971) (TV)
28. Letter from Michelangelo (1971) (TV)
29. Tourettes (1971) (TV)
30. Crimes of the Future (1970)
31. Stereo (1969)
32. From the Drain (1967)
33. Transfer (1966)

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…

Yorumlar (3 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.