Seni yakalayacaklar Barbara! Night of the Living Dead (1968)

Darkromencer ve Geceyarısı Öyküleri

X-Korku

KonukYazar

19 Mayıs 2014

0 Adet Yorum

0

darkromancer1

Ölümü Aldatmak

Sağ elimdeki küçük kahve fincanına penisine yaptığım muameleyi yapıyorum. Fazlasıyla sert. Televizyon açık, fakat ne görüntüsü ne de cızırtısı dikkatimi dağıtamıyor, sadece açık olduğunun bilincindeyim. Üzerimde eski, ipek ve sol göğsünün altı sökülmüş bir gecelik var. Bir senedir, her gece, bununla uyuyorum. Daha önce hiç yıkamadım, bana aldığın ilk günkü kadar pis kokuyor. Kahve bardağını olduğu yerde bırakıyor ve kahvaltı masasında mastürbasyon yapıyorum. Pencerenin dışında kalan sabah gürültüsünü dışarıda bırakmaya çalışıyorum ama güçlükle başarıyorum bunu. Derken telefon çalıyor. Yavaşça çekiyorum elimi vajinamdan ve birkaç saniye içinde regl olduğumu farkediyorum. Elimdeki kan önce masa örtüsüne sonra da telefonun ahizesine bulaşıyor. Arayan Tanrıymış. Birkaç dakika ayaküstü sohbet ediyoruz. Kendime çekidüzen vermem gerektiğini yoksa bana yardımcı olamayacağını söylüyor.

Umursamıyorum, bu zaten alışık olduğum bir durum. Telefondayken yerdeki böceğe ilişiyor gözüm. Sağ ayağımla üzerine basıyor ve dakikalarca çiğniyorum. Bak artık ben de bir Tanrıyım diyorum. Uzunca kahkahalar atıyor. İnsanlar onu aldattığını söylüyor, kendine gelmen gerek diyor. Duraksıyorum. Hayır, insanlar ne der bilirsin. Ölümü birçok kez aldattım fakat onu, asla.

Ölüler de Ereksiyon Olurdarkromancer2

Bir çöp gibi görünüyorsun ama bir tanrı gibi davranıyorsun, yine de seni tanrı yerine koyamıyorum dedi. Afalladım, çöp gibi görünmeme ikna olabilmem için beni pis bir bar tuvaletinde becermesi gerekirdi. Bir çöplükte düzüşmemiz gerek bu sayede benden ayrıldığında nasıl hissedeceğimi görmüş olurum demiştim.

Durdu, sol elindeki yarıktan sızan kanı emme isteğimi içimde bastırmaya çalışıyordum ki sol göğsümü sıkıca avuçladı. Oturduğum sandalye sarsıldı. Ne zaman bu denli yakın olsak hep çırılçıplak kalmamızı ve bir vampir gibi birbirimizden beslenmemizi arzuluyorum. Bacaklarımı sıkıca birbirine kenetledikten sonra beni kötü sıfatlarla çağırmanı istiyorum dedim. Bu yüzden ağlıyorum arada, sen de benim adıma üzülüyorsun.

Ve sanırım ben, ağlamayı ve benim için kötü hissetmeni seviyorum dedim. Uzun süre hiç konuşmadı derken sağ eliyle eteğimi kıvırdı. Vajinam kupkuruydu. Bu yüzden tükürügünden yardım aldı. O beni tatmin etmeye çalışırken ben de baldırımın iç kısmındaki yaraları ellerimle kapatmaya çalışıyordum. Bir ölüyü sevmek sana nasıl hissettiriyor diye sordum. Sol eliyle bacağımı biraz daha açtırarak iç çekti. “Kendimi iyi hissetmiyorum.”

Otoerotik Asfiksidarkromancer3

Kasıklarımda hissetmek istediğim aletin mi yoksa tabancan mı karar veremiyorum. Neden başıma bir delik açacak yakınlıkta değilsin diye mırıldanıyorum haftalardır. Beraber tüttürüp gecenin bir yarısı dükkan camı kırmaya gidişlerimizi özledim.

Şimdiyse teslim olacak başkalarını arıyorum ve kulağımda hep aynı melodi. Polis sirenleri beni baştan çıkarıyor demiştim çünkü sirenleri, senfoni gibi algılamama neden oluyorsun. Bonnie’m olabilirsin ama Clyde’ın olup seninle bankalar soyamam ben demiştin sen de. Ne üzücü. Kaç sarhoş hakaret daha gerekiyor tam başıma dayalı bir silaha aşık olduğumu anlaman için? Söyleyemezsin. Hiçbir zaman söyleyemedin.

Ben de hiçbir zaman açıklayamadım. Çünkü ben, tanrıya inanırsam günahkar olurum. Çünkü benim günahlarım tanrının burun deliklerini şişirirdi. Duş alırken hayatını sorgulayan kadınlardan olmadım hiç. Ben, her gece küvetin içinde şarap eşliğinde bacaklarını tıraşlayan kalbi kırık kadın rolünü oynadım. Aslolan kadınların kendileri böyle programlanmışlar diyordun, oysa ben asla bir adamın asıl kadını olamadım.

Zaten bundan pişman da değilim. Çünkü ikinci kadınla asla sorun yaşanmaz, hep mutlu olunur. Ama şimdiler de ben, gözyaşlarımla küvetimi doldurabilmeyi arzuluyorum. Bilmeni istediğim birkaç şey daha var:

İçkime cila yapmıyorum ve başkalarını düzdüğün gecelerde boğazıma poşet geçirip mastürbasyon yapıyorum.

 

Zavallı Adamdarkromancer4

İkimizde yatakta uzanıyorduk. İçimde minnacık, şampanya renkli, dantelli bir tanga vardı. Elleriyse hala boğazımdaydı. Kollarındaki damarlar mı daha belirgin yoksa penisindeki mi diye düşünürken durdu ve boğazımı serbest bıraktı.

Yaklaşık bir dakikadır nefessiz kalmıştım ve gözlerim iyiden iyiye kırmızı rengi almıştı. Sana zarar vermek istemiyorum dedi ve üzerimden indi. Bacaklarımı karnıma doğru çektim ve üzülmemesi gerektiğini çünkü o bana zarar vermediği takdirde kendime zaten zarar vereceğimi söyledim.

Üzülmüş gibi görünüyordu, sol elindeki eskimiş dövme gözüme ilişip duruyordu yine de. Kasıklarına kadar hüzün kokuyorsun dedim. Nasıl yani diye sordu. Burnumu parmağımla ovuşturduktan sonra cevap verebildim.

Beni becerirken ağladığını görmedim hiç ama mastürbasyon yaparken bunu yaptığına eminim. Başını ‘hayır’ anlamında iki kez sağa ve sola sallandırdı. Çünkü kendimi tatmin ederken aklımda sen olmuyorsun dedi. Evet, bunu bildiğimi söyledim. Aklımda kırmızı rujlu bir bar şarkıcısı var dedi. Ama yanındaki ve yatağındaki kadın bendim. Siyah saçlarımla ve eskimiş siyah ojelerimle yanı başında duruyordum.Köhne bir apartman dairesindeydik şu an. Oysa neredeyse emin olduğum bir şey vardı, o da olmak isteyeceği son yerde olduğumuz. Aklının odalarında kaç kadın sakladığının bir önemi yoktu benim için. Çünkü bir gün beni öldürecek olan adamı bugün reddedemezdim. Bunu yapamazdım. Düşüncelerimden koptuğum sırada, yatağın sağında dikilmiş pencereden dışarıya baktığını farkettim.

Zavallı adam diye söylendi kendi kendine. Kimden bahsettiğini sordum. “Kendimden bahsediyorum.”

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Konuk Yazar

Tüm Yazıları
Yazılarıyla sitemize katkıda bulunan konuk yazarlarımız.

YORUM YAZ