Yüzeyin altında kimse çığlığınızı duyamaz Below (2002)

Çözülemeyen bir gizem: Black Dahlia Cinayeti

Kriminal Dosyalar

BurçinYapıcı

09 Mayıs 2017

0 Adet Yorum

0

elizabeth-short

Elizabeth Short nam-ı diğer “Black Dahlia” cinayeti üzerinden yetmiş koca yıl geçmiş olmasına rağmen gizemini hala korumakta ve Amerika suç tarihinin en popüler vakalarından biri sayılmaktadır. Cinayet uzunca bir süre gazetelerin manşetlerinde yer almış ve yine bir gazetenin 1946 yapımı bir kara film olan The Blue Dahlia filminden ve Bethy’nin koyu renk saçları ve sürekli giydiği siyah giysilerinden esinlerek verdiği Black Dahlia ismiyle anılmaya başlanmıştır. Ortaya sayısız teori atılmış olmasına ve hatta birçok şüphelinin sorguya çekilmesine rağmen dava hiçbir zaman çözülememiştir. Henüz yirmi iki yaşında korkunç bir cinayete kurban giden güzeller güzeli Elizabeth’in hikayesini sizler için derledik.

elizabeth-short-02Elizabeth Short 1924 yılında Boston Hyde Park’ta Cleo ve Phoebe çiftinin beş kız çocuğundan üçüncüsü olarak dünyaya gelmiştir. 1929 yılında patlak veren borsa krizi Short ailesini çok ciddi bir biçimde etkilemiştir. Minyatür golf sahası inşaatı yapan baba Cleo büyük maddi kayıp yaşamış ve bunalıma girmiştir. 1930’da arabası bir köprüde terk edilmiş olarak bulunur ve suya atlayarak intihar ettiği varsayılır. Bu gelişmeler üzerine Phoebe May Short çocuklarını da alarak Medford’da küçük bir apartman dairesine taşınır ve muhasebeci olarak işe başlar. Çok geçmeden Cleo’dan bir mektup alırlar; hayattadır. Kaliforniya’da yaşamaktadır ve neden olduğu tüm üzüntüler için özür dilemektedir.

Astım ve bronşit hastalıklarından muzdarip olan Elizabeth için Medford’da kışları çok zorlu geçiyordu. Bu sebeple ailesinin de onayıyla henüz on altı yaşındayken kış aylarını geçirmesi için daha sıcak mevsime sahip Florida’ya gitti ve burada garson olarak iş buldu. Üç yıl boyunca kış aylarında Florida’da, kalan zamanlarda ise Medford’da ailesiyle birlikte yaşadı.

Aktris olma hayalleri kuran Elizabeth Short on dokuz yaşındayken “en son on üç sene önce, henüz küçük bir kız çocuğuyken gördüğü” babasının yanına Vallejo,Kaliforniya’ya taşınır. Cleo bir tersanede çalışmaktadır. Ancak baba kız arasında işler çok da iyi gitmemektedir. 1943 senesinin başlarında birlikte Los Angeles’a taşınırlar. Aralarındaki sorunlar burada da devam eder. Cleo çok fazla alkol tüketiyordu. Özellikle sarhoş olduğu zamanlarda Elizabeth’i tembel ve sorumsuz olmakla suçluyordu. Kızın eve geliş gidiş saatleri ikili arasında uzun tartışmalara sebebiyet veriyordu. Daha fazla tahammülü kalmayan Elizabeth yine bir tartışma sonucu evi terk eder ve Santa Barbara’ya yerleşir. 23 Eylül 1943’te reşit olmadığı halde içki içmekten tutuklanır ve burada parmak izleri alınır (1947 yılında kimliğinin tespitinde bu izlere başvurulacaktır). Yasalar gereği Medford’a annesinin yanına geri gönderilir ancak Elizabeth bunun yerine Florida’ya döner. Hayatını kazanmak için çeşitli işlere girmişse de çoğunlukla garsonluk yaptığı bilinmektedir.

elizabeth-short-03

Miami Beach Florida’da yaşarken Amerikan Hava Kuvvetleri’nde görevli Binbaşı Matthew Micheal Gordon Jr. ile tanışır. Kısa sürede ilişkilerini ilerletirler ancak Gordon görev yerine dönmek zorunda kalır. Burada bir uçak kazası geçirir ve tedavi altındayken Elizabeth’e yazdığı mektupla evlenme teklif eder. Elizabeth arkadaşlarına bu teklifi kabul ettiğini anlatır ancak genç adam 10 Ağustos 1945’te geçirdiği ikinci uçak kazası sonucu hayatını kaybeder. Elizabeth’in trajik ölümün ardından aslında ikilinin evlendiği hatta doğumdan sonra hayatını kaybeden bir bebekleri olduğu söylentisi yayılır. Gordon’ın arkadaşları nişanlandıkları iddiasını doğrular. Fakat oğullarının hatırasının sansasyonel bir cinayetle anılmasını istemeyen ailesi bu ilişkiyi kesin bir dille reddeder.

CİNAYET VE SONRASI

Elizabeth Short vahşice katledilmiş cesedinin bulunmasından altı gün önce, 9 Ocak 1947 tarihinde kız kardeşi ile buluşmak üzere gittiği Los Angeles’daki Biltmore Hotel’de sağ olarak görüldü. 15 Ocak 1947’de cesedi bir parkta bulunana kadar kimse ondan haber alamadı. Bugün hala Elizabeth Short’un o son altı günde nerede ve kim ile olduğu bilinmemektedir ve cinayetin anahtarının bu kayıp günlerde saklı olduğu düşünülmektedir.

elizabeth-short-04

Short’un parçalanmış bedeni 15 Ocak 1947 sabahı saat on civarlarında kızıyla beraber gezintiye çıkmış olan Betty Benning adlı kadın tarafından, Leimar Park’ta bulunmuştur. Başlangıçta Elizabeth’in cansız bedenini bir vitrin mankeni sanan kadın gerçeği anlayınca en yakındaki eve gidip polis ekiplerini çağırmıştır. Olay yerine gelen ekipler meslek hayatları boyunca unutamayacakları korkunç bir sahneyle karşılaştı. Yirmili yaşlarında olduğu tahmin edilen genç kadın korkunç bir cinayete kurban gitmişti. Bedeni belinden ikiye ayrılmış ve bu parçalar birbirlerinden elli-altmış santim uzak olacak şekilde konumlandırılmıştı. Olay yerinde ve ceset üzerinde neredeyse hiç kan olmayışı cinayetin farklı bir yerde işlendiği tezini güçlendirdi. Bedende birçok kesik, yanık ve darp izine rastlandı. Göğsü kesilmiş, burnu kırılmış ve vajinasına çim doldurulmuş ve tahrip edilmişti. Ölümünden sonra cesediyle anal ilişkiye girilmiş ve daha birçok işkence yapılmıştı. Yapılan otopside cesedin en az yetmiş iki saat önce öldüğü tespit edilmiş, el ve ayaklarında ip izlerine rastlanmıştı. Ceset katil tarafından temizlenmiş ve kolları başının iki yanında kalacak şekilde yerleştirilmişti. Ancak cinayetin bütün vahşi ayrıntılarını gölgede bırakan ise genç kadının ağzının her iki yanına atılmış, yedi buçuk santim uzunluğundaki kesiklerdi. Katil kurbanın yüzüne asla silinmeyecek bir gülümseme bırakmıştı bu şekilde. Bu ifade Glasgow Smile veya Joker-Face olarak da anılmaktadır.

elizabeth-short-05

Cinayet soruşturması Los Angeles Polis Depertmanı tarafından yürütüldü. FBI’ın yardımını alan cinayet masası dedektifleri maktulün kimliğini elli altı dakika gibi kısa bir sürede tespit etmiştir. Elizabeth Short’un polis dosyalarında iki kaydı bulunmaktaydı. İlki The Army’s Camp Cook’a (Kaliforniya) başvurusu esnasında, diğeri ise reşit olmadığı halde alkol kullandığı gerekçesiyle tutuklandığında alınmıştı. Ayrıca gözaltında çekilen fotoğrafları basına dağıtıldı. Cinayet kamuoyunda büyük bir infiale neden oldu. Öyle ki çoğu erkeklerden oluşan altmış kişi kendini katil olarak ihbar etti. Tek amaçları gazetelere çıkıp popüler olmaktı. Polisin ilk gözaltısı ise Black Dahlia’yı son kez gören ve onu Biltmore Otel’e bırakan Robert Red Manley idi. Ancak kısa süre sonra serbest bırakıldı. Kabaran şüpheli listesini titizlikle eleyen dedektifler yirmi beş isime ulaştı. Bunların arasında doktorlar, yazarlar ve oyuncular da vardı. Dedektifler cinayetin işleniş şeklinden yola çıkarak katilin tıp eğitimi almış biri olduğuna inanıyordu bu sebeple bir grup Güney Kaliforniya Tıp Fakültesi öğrencisi de sorgulandı ancak herhangi bir bağlantı bulunamadı. Zamanla ilk şüpheliler elendi yenileri eklendi ancak dava çok karışıktı. Üstelik basın da yalan haberlerle bu durumu körüklüyordu.

elizabeth-short-08

Cenazeden kısa bir süre sonra 23 Ocak 1947’de katil olduğunu iddia eden birisi Los Angeles Examiner dergisi editörünü arayıp kendisinde Elizabeth’e ait eşyalar olduğunu söyledi. Ertesi gün gazeteye bir paket geldi. İçinden Elizabeth’e ait doğum belgesi, kartvizitler, birkaç fotoğraf ve siyah bir adres defteri çıktı. Bu defterin şüpheliler arasında yer alan Mark Hansen isimli gece kulübü sahibine ait olduğu anlaşıldı. Hansen sorgusunda defterin Bethy tarafından çalındığını söyledi. Polise ve gazetelere her gün onlarca asılsız ihbarlar geliyor, mektuplar yollanıyordu. Polise gönderilen bu mektuplardan sadece birinin katile ait olduğuna inanılıyordu. Katil kendini Black Dahlia Avengers olarak adlandırmış ve el yazısı kullanmıştı. 25 Ocak 1947’de boş bir arazide Short’a ait çanta ve ayakkabılar bulunur. Robert Manley tarafından teşhis edilen eşyaların genç kadına ait olduğu kesinleşir.

elizabeth-short-06

Elizabeth küçük yaşlardan itibaren oyuncu olmak istemişse de bu konuda ciddi bir girişimi hiç bir zaman olmamıştır. Bilinen bir diğer şey ise genç kadının dişlerinin kötü olduğuydu. Bu da oyunculuk hevesinin önünde büyük bir engel sayılabilirdi. Soruşturma sürerken Elizabeth hakkında bir çok söylenti yayıldı. Hayatının son altı ayını oldukça hareketli geçirmişti. Film stüdyoları ve radyolarda geziyor, sabit bir işte çalışmayıp çevresine borçlanıyordu. Tanımadığı erkeklere hemen güveniyor, arabalarına binmekten çekinmiyordu. Aslında karanlık bir sona doğru yaklaştığını bilmeyen kadın her akşam farklı bir erkekle randevulaşıyor, gece kulüpleri ve barlardan çıkmıyordu. Ölümünden sonra bazı çevrelerce aslında telekız olduğuna dair söylentiler yayılmıştı. Hatta  lezbiyen pornolarda rol aldığı ve Marilyn Monroe ile gizli bir ilişki yaşatığı bile iddia edilmişti. Fakat tüm bunlar hiçbir zaman kabul gören iddialar olmadı ve söylentiden öteye geçemedi.

elizabeth-short-07

Bir diğer söylenti ise Elizabeth’in doğuştan gelen bir rahim anomalisine (vajinal agenezi) sahip olduğu ve normal yollarla asla cinsel ilişkiye giremeyeceğiydi. Ancak otopsi raporunda böyle bir anomaliden bahsedilmez. Kayıtlarda üreme organı normal olarak geçer lakin bir takım kadınsal sorunları olduğu da eklenir, içeriğinden bahsedilmez. Başka bir iddia ise Bethy’nin hermafrodit yani çift cinsiyetli olduğudur. Raporda ayrıca ne olay esnasında ne de öncesinde genç kadının hamilelik yaşamadığı da belirtilir.

Davanın gitgide karmaşıklaşması Los Angeles Polis Teşkilatı’nın başka kolluk kuvvetlerinden de yardım almasına sebep oldu. Yüzlerce memur bu davayla ilgili çalışıyordu. Şüpheli listesi oldukça kalabalıktı ancak delillerin hiçbiri kesin değildi. Cinayetten yıllar sonra bile her gün ortaya yeni teori atılıyor, yeni deliller, yeni şüpheliler bulunuyordu. Bunlardan bazıları yeni ipuçlarının da eklenmesiyle ön plana çıktıysa da katilin kimliği hala bir gizem olarak sürüyor.

Buna rağmen şüphelerin en çok yoğunlaştığı isimler ise şunlardı. Günümüzde hala bir çok kişi cinayeti bu kişilerin işlediğine inanmaktadır.

ROBERT M. ‘RED’ MANLEY

robert-red-manley2Robert Manley, Black Dahlia cinayetinden sonra gözaltına alınan ilk şüphelidir. Çünkü ortadan kaybolmasından önce Elizabeth Short’u son gören kişi odur ve bu durum Manley’i bir numaralı şüpheli haline getirmiştir. 8 Ocak tarihinde San Diego’da arabasına aldığı Bethy’i 9 Ocak’ta Hollywood’da bulunan Biltmore Otel’e bırakır ve o tarihten sonra cesedinin bulunduğu güne kadar kimse genç kadından haber alamaz.

20 Ocak 1947’de polis tarafından tutuklanan Robert Manley 14-15 Ocak tarihleri arasında nerede bulunduğunu sağlam tanıklarla ispat etmiş ve iki kez girdiği yalan makinesi testinden geçtiği için serbest bırakılmıştır. 24 Ocak’ta boş bir arazide Elizabeth’e ait olduğu düşünülen bir çanta ve ayakkabı bulunmuştur ve O’nu en son gören Manley bu eşyaları teşhis etmiştir.

robert-red-manley

Evli bir erkek olan Robert Manley daha sonra gazeteci Aggie Underwood ile yaptığı röportajda Bethy ile tanışmasını ve geçirdikleri geceyi anlatır. Red’in anlattıklarına göre Bethy’ye San Dieogo’da yoldan geçerken rastlamış ve arabasına almış. Birlikte geçirdikleri gecedey ise aralarında herhangi bir cinsel birliktelik gerçekleşmemiş. Daha sonra bilindiği üzere genç kadını otele bırakmış ve bir daha asla temasta bulunmamış.

Daha önce sinirsel hastalık gerekçesiyle ordudan ayrılan Manley 1954 senesinde eşi tarafından bir akıl hastanesine yatırılmıştır. 16 Ocak 1986’da bir kaza sonucu düşüp hayatını kaybetti. Gazeteye verdiği röportjda söylediği son söz işe şuydu:

-Bir daha asla yabancıları arabama almayacağım.

MARK HANSEN

mark-hansenElizabeth Short ve Mark Hansen 1940’larda tanıştı. Mark Hansen, Hollywood’un başarılı iş adamlarından biriydi. Bir çok gayrimenkulü vardı. Ayrıca çok tutulan bir gece kulübünün de sahibiydi.

Hansen ve kız arkadaşı Ann Toth adamın Carlos Caddesi’ndeki evinde birlikte yaşıyordu. Elizabeth Short da kısa bir süre o evde onlarla birlikte kalmıştı. Soruşturma esnasında dedektiflere Bethy’i hiçbir zaman çekici bulmadığını, sıradan bir kadın olarak gördüğünü ve asla onunla özel bir ilişki içerisine girmediğini ifade etti.

Elizabeth, Mark Hansen’ın evinde ilk kez kız arkadaşı Marjorie Graham ile Ekim 1946’da kalmıştır ve ölümüne kadar geçen sürede zaman zaman bu evde kalmaya devam etmiştir. Yine bu dönemde aralarında Anna Toth’un da olduğu birkaç kişi ile ev tutmuş ve bir süre bu evde yaşamıştır. Ancak Elizabeth’in yaşam şekli ev arkadaşları tarafından hoş karşılanmıyordu. Bu sebeple ev arkadaşlıkları çok kısa sürdü. İddiaya göre Elizabeth yaşadığı son evden de memnun değildi ve tekrar ann-tothonlarla yaşamak istiyordu ama bu isteği Anna ve Mark tarafından reddedildi. Hansen Elizabeth’i son kez gördüğünde kız kardeşi ile Oakland’a tatile gideceğini ve geri geldiğinde onu arayıp ev konusunda fikri değişmiş mi diye soracağını söyledi. Bu Hansen’ın genç kadını son görüşü olacaktı. Tabi eğer cinayeti işleyen o değilse.

24 Ocak 1947 tarihinde Los Angeles Exeminer dergisine gönderilen şüpheli paketten Bethy’e ait doğum belgesi, kartvizit, birkaç fotoğraf, bazı isimlerin yazılı olduğu kağıtlar ve de Mark Hansen’a ait bir adres defteri çıktı. Hansen ve Anna, Elizabeth’in bu ve kayıp olan birkaç defteri daha çaldığını iddia etti. Aynı zamanda evinde bulunan genç kadına ait fotoğrafları da bir polis memurundan Elizabeth’i genç bir erkekle, Hal Brown otelde gördüğünü söyleyen bir kıza teşhis ettirmek için aldığını ifade etti. Hakkındaki soruşturma delil yetersizliğinden kapandı.

Mark Hansen 1949 yılında Carlos Avenue’deki evinde banyoda tıraş olurken Altın Lola lakaplı 25 yaşındaki sarışın bir dansçı tarafından vuruldu ancak saldırıdan sağ kurtuldu. 14 Haziran 1964 senesinde hayatını kaybetti.

JACK A. WILSON (ARNOLD SMITH)

Bir diğer şüpheli ise Arnold Smith olarak da bilinen Jack A.Wilson’dır. Bütün hayatı boyunca ufak tefek hırsızlık, gasp gibi suçlara karışmış bir alkolik olan adam aslında cinayet işlendiği esnada polis merceğine hiç takılmamıştır. Onu bugün bir şüpheli konumuna getiren şey yazar John Gilmore’a yaptığı tuhaf açıklamalardır. Severed adlı yeni kitabı için araştırmalar yapan Gilmore, Jack ile bir görüşme yapmıştır. Jack bu görüşme sırasında Black Dahlia cinayeti ile ilgili bir takım detaylar verir. Yazar bu açıklamaları cinayet masası dedektiflerine anlatır ama 1982 yılında artık Black Dahlia cinayeti polislerin önceliği değildir.

jack-wilson

Daha sonra ilgilenecekleri cevabını alan yazar kendi çapında bir takım araştırmalar yapar. Zamanla kamuya açılan dava belgelerinden yola çıkarak Elizabeth Short ve Georgette Bauerdoff cinayetlerinin aynı kişi tarafından işlenildiği ve bu kişinin de Jack Wilson olduğunu iddia eder. Severed adlı kitabında iddialarını destekleyecek birçok kanıt sunsa da bunların çoğu hatalı veya eksiktir. Elizabeth ve Georgette’nin aynı gece kulübünde bir süre birlikte çalıştıklarını söyler ancak bunu ispatlayacak delillere sahip değildir. Kaldı ki Georgette zengin bir ailenin kızıdır. Elizabeth’in çalıştığı gece kulüplerinde garsonluk yapmaya ihtiyacı yoktur. Üstelik Bethy, Los Angeles’a taşınmadan iki sene önce 1944 senesinde öldürülmüştür. Ancak adam ona 1982’de kaldığı otel odasında sigaradan çıkan yangın sonucu ölmeden önce Black Dahlia cinayeti ile ilgili öyle detaylar vermiştir ki yazar gerçekten katilin o olduğuna inanmıştır. İki cinayet arasında bağlantı kurmasının bir diğer sebebi her iki kadının cinayetinde ağır şiddet bulunması ve cinsel organlarında tahribat oluşmasıdır. Ancak tüm bunları gerçeklere dayandıramaz. Her iki davada hala çözülememiştir.

DR.WALTER ALONZO BAYLEY

Elizabeth Short cinayetinin öne çıkan bir diğer şüphelisi Dr. Walter Bayley’dir. Cesedin bulunduğu arazi ile doktorun yaşadığı ev arasında sadece birkaç blokluk mesafe vardı. Bayley yetenekli bir cerrahtı. Eşi ile arası açıktı ve kendisi gibi doktor olan genç bir sevgilisi vardı. Ekim 1946’da evliliği temelinden sarsılmıştı ancak cinayet işlendiği sırada karı koca hala aynı evde yaşıyordu.

Elizabeth’in kız kardeşi Virginia, doktorun kızı Barbara ile arkadaştı. Barbara, Virginia ve avukat sevgilisi Adrian West’in düğünlerinde baş nedimeydi. Ancak doktor veya Bethy’nin bu tanışıklıktan haberi var mıydı veya hiç karşılaştılar mı hala bilinmiyor. Bayley o günlerde polisin önem verdiği şüpheliler arasında değildi çünkü altmış yedi yaşında bir adamdı ve böylesine vahşi bir cinayeti işleyebilecek fiziksel güce sahip olamayacağı düşünülüyordu. Ancak bazılarına göre cesedin ikiye ayrılmasının sebebi tam da buydu. Aksi takdirde rahatça taşıyıp atamayacağı için ustalığını sergilemiş ve kurbanı kusursuz bir şekilde ikiye ayırmıştır.

1947’de vahşi cinayetin işlenmesinden dosyanın kapatılacağı güne kadar yüzlerce insan şüpheli sayıldı, sorgulandı ve delil yetersizliğinden serbest bırakıldı. Polisin bir insanı gerçekten suçlayabilmek için daha kesin kanıtlara ihtiyacı vardı. Bayley’in bilinen hiçbir suç geçmişi de yoktu. Bailey ile Elizabeth Short arasında hiçbir bağlantı kurulamadı.

ruth-bayley

Cinayetin üzerinden bir sene geçmişti ki Walter Bayley dejeneratif beyin hastalığı sonucu hayatını kaybetti. Ölmeden önce mirasında değişiklik yaptı ve mal varlığının büyük bir kısmını metresi Dr.Alexandra Partyka’ya bıraktı. Bunun üzerine resmi olarak boşanmadığı eşi genç kadının kocasının korkunç bir sırrını bildiği ve onu sırrını ifşa etmekle tehdit ettiği için mal varlığını ona bağışladığını iddia etti.

Bayley adı 1996’da Black Dahlia davasını araştırmaya başlayan gazeteci Larry Harnish’in dikkatini çekti ve araştırmalarını bu yöne kaydırdı. Ona göre Bayley cesedi rahat taşıyabilmek için iki parçaya ayırmıştı. Ayrıca sahip olduğu hastalık direk sinirleri etkilediğinden ötürü şiddet eğilimine sebep olabilirdi. Çoğu teorisyenin karşı çıkmasına rağmen araştırmalarını sürdürmek için emekli FBI profil uzmanı olan John E.Douglass’tan yardım aldı. Douglass ona yardımcı olabilecek iki teori sundu.

İlki cesedin bırakıldığı lokasyon ile alakalıydı. Kurbanın cesedi Bayley’in evine sadece bir blok ötede bulunmuştu. Yaşlı bir adam bile Bethy gibi ufak tefek bir kadını hele de iki parçaya ayırdıysa kolayca taşıyabilirdi.

İkinci teori ise Black Dahlia’nın ağzının kenarlarındaki kesiklerle ilgiliydi. Douglass’a göre bu yaralar ancak kişisel bir öfkenin sonucu açılabilirdi. Elizabeth özellikle son zamanlarda ciddi bir maddi sıkıntı içerisindeydi. Bu durumdan kurtulmak için bir takım yalanlar söylüyor kendini acındırarak insanlardan para kopartmaya çalışıyordu. En sık başvurduğu yalan ise çocuğu olduğu ve onu trajik bir kaza sonucu kaybettiğiydi. Dramatik geçmiş hayat anıları çoğu zaman insaların sempatisini kazanmamıza yardımcı olur oysa işler her zaman istendiği gibi gitmez. Bayley’in de on bir yaşında araba çarpması sonucu hayatını kaybeden bir oğlu vardı. Aradan seneler geçmesine rağmen oğlunun ölümünün yarattığı travmayı üzerinden atamayan doktor Elizabeth’in böyle bir konuyla alay edercesine uydurduğu yalanı fark etmiş ve öfkeyle bu cinayeti işlemiş olabilirdi. Ceset Walter Bayley Jr.’ın ölüm yıldönümünden bir gün sonra 14 Ocak’ta bulunmuştu. Üstelik küçük çocuk palyaçoları çok severdi. Bu da Bayley’in cinayeti oğlunun anısına saygı için işlediğini düşündürüyordu.

GEORGE HILL HODEL

george-hodel1George Hill Hodel adı son yıllarda Black Dahlia cinayetinin bir numaralı şüphelisi olarak anılıyor. Bunun en önemli sebebi emekli bir polis memuru olan oğlu Steve Hodel’in yazdığı Black Dahlia Avenger adlı kitabı.

George Hodel varlıklı bir ailenin,üstün zekalı çocuğuydu. (IQ testi sonucu 186) Küçük yaşında bir müzik dahisi sayılıyor ve solo konserler veriyordu. Aldığı muazzam eğitim sonucunda cerrah olan ve Los Angeles’a taşınan Hodel burada bir klinik açtı. Hastaları ise Hollywood’un tanınan simalarıydı ve ona geliş sebepleri çoğunlukla yasal olmayan kürtajdı. Oldukça geniş bir çevreye sahip olan adamın arkadaşları arasında ünlü fotoğrafçı Man Ray ve yönetmen John Huston gibi isimler yer alıyordu. Sowden House olarak bilinen bir evde ailesiyle birlikte yaşıyordu. Bu ihtişamlı ev sık sık uyuşturucu ve seks partilerine sahne oluyordu.

george-hodel-4 george-hodel-3

1949 senesinde öz kızı Tamar Hodel tarafından cinsel istismar suçlamasıyla polise şikayet edildi. Kız ifadesinde babası tarafından ilk kez on bir yaşındayken oral sekse zorlandığı, aralarında John Huston adlı yönetmenin de bulunduğu bazı erkekler ve babasının cinsel tacizine maruz kaldığını anlattı. Bunun üzerine gözaltına alındı, açık görülen davadan ceza almadan kurtuldu. O dönemde hala devam etmekte olan Black Dahlia soruşturması kapsamında tüm cinsel suçluları araştıran polis rotayı, oluşturdukları katil profiline bire bir uyan Hodel’e çevirdi. Bu Hodel’in ilk kez cinayet şüphelisi oluşu değildi. 1945 senesinde sekreteri Ruth Spaulding yüksek dozdan hayatını kaybetmiş ve Hodel cinayet zanlısı olarak gözaltına alımıştı. Gerekçe ise genç kadının Hodel’in kara kutusu oluşuydu. Naylon fatura kestiği, yasa dışı kürtaj yapan adamın tüm bunları bilen sekreterini öldürdüğünden şüpheleniliyordu. Ancak dava düştü ve Hodel hiçbir ceza almadı.

george-hodel-5

Los Angeles polis departmanı Bethy’nin katilinin bir doktor olduğundan neredeyse emindi. Çünkü kurbanın cesedi o kadar düzgün bir şekilde ikiye ayrılmıştı ki bunu ancak tıp eğitimi almış biri yapabilirdi. Elizabeth’in hareketli yaşam tarzı ve son günlerde birçok farklı erkekle görünmesi Hodel ile de yolları kesişmiş olabilir mi sorusunu akıllara getirmiştir. Bu dönemde ele geçirilen bir ses kaydında ‘Diyelim ki Black Dahlia’yı ben öldürdüm. Ama bunu asla kanıtlayamazlar. Çünkü sekreterim artık yaşamıyor.’ demiştir. Polisler Hodel hakkında yasa dışı kürtaj, naylon fatura kesme, yetkililere rüşvet verme, Ruth Spaulding ve Elizabeth Short’u öldürmek suçlarından açılan dava delil yetersizliğinden reddedilmiştir. Hemen ardından Çin’e taşınan Hodel 1990 senesine kadar Amerika’ya dönmemiştir. 1999’da kalp yetmezliğinden hayatını kaybetmiştir.

george-hodel2

Hodel’in ölümünden kısa bir süre sonra emekli polis olan oğlu Steve babasına ait bazı eşyaları incelemeye başlamış. Dokuz yaşında onu terk eden babasını daha yakından tanımak istiyordu. Eşyalar arasında bir fotoğraf albümüne rastladı. Çoğu aile fotoğraflarından oluşuyordu. Sayfalar ilerledikçe hiç tanımadığı iki kadın fotoğrafına rastladı. Gözleri kapalı, koyu renk saçlı kadının Black Dahlia’ya olan benzerliği dikkatini çekti. Yirmi üç sene boyunca cinayet masasında dedektif olarak çalışan Steve Hodel bu konunun peşini bırakmamakta kararlıydı. Babası ve Elizabeth Short cinayeti arasındaki bağlantıyı bulmak için çok çaba sarfetti. Olay yeri fotoğraflarını inceledi. O dönem katil tarafından gönderildiği sanılan nottaki el yazısı ile babasınınki arasındaki benzerliği keşfetti. Sivil olduğu için dava dosyalarına erişimi yasaktı ama bir arkadaşından yardım alarak bunları elde etti. Fakat birçok fiziksel kanıt ve babası da dahil onlarca şüphelinin ifadesi kayıptı. Bu arada Elizabeth Short olduğunu iddia ettiği kadın fotoğrafı uzmanlar tarafından incelendi ancak farklı bir kadın olduğu kanaatine varıldı. El yazıları da karşılaştırıldı ancak eşleştirme sağlanamadı. Steve Hodel’in bir diğer iddiası ise cesedin duruş şeklinin George’un çok yakın arkadaşı olan ünlü fotoğrafçı Man Ray’in fotoğrafları arasındaki benzerlikti. Ona göre babası cesede bu pozisyonu vererek kendi sanatını icra ediyor ve hayranı olduğu sanatçıyla eşit hissediyordu. Ancak bu da ispatlanamayan iddialardan biri olarak kaldı. Steve Hodel’e göre babası başka kadınların da ölümünden sorumluydu. Hatta Zodiac Katili’nin de babası olduğuna inanıyordu. 2004’te ilk kitabı The Black Dahlia Avenger’i yayınladı ve Black Dahlia fanları tarafından büyük ilgiyle karşılandı.

STEVE HODEL’İN SUNDUĞU DELİLLER

KADIN FOTOĞRAFLARIgeorge-hodel-6Steve Hodel’in babasının özel eşyaları arasında bulduğu gizemli kadın fotoğrafları

GEORGE HODEL ve DAHLIA KATİLİNİN EL YAZILARIgeorge-hodel-7

MAN RAY FOTOĞRAFI/MINATAURE 1george-hodel-8Steve Hodel’in Elizabeth’in cesedinin koyuluş şeklini benzettiği fotoğraf

MAN RAY FOTOĞRAFI /LES-AMOUREUXgeorge-hodel-9Steve Hodel’in şüphelendiği diğer fotoğraf


Korkucu.com için yazan ve derleyen Burçin YAPICI

Kaynak:
http://www.theoccultmuseum.com/hollywoods-darkest-secret-killed-black-dahlia/
https://www.fbi.gov/history/famous-cases/the-black-dahlia
https://en.wikipedia.org/wiki/Black_Dahlia
http://derangedlacrimes.com
http://www.theblackdahliainhollywood.com

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Burçin Yapıcı

Tüm Yazıları
Korku türü ile 6 yaşındayken bir cuma gecesi izlediği Elm Sokağı Kabusu ile tanıştı. O günden sonra çocukluğunun büyük bir bölümünü Freddy Krueger'a aşık olarak geçirdi. Korku filmlerine olan tutkusu diğer ebeveynlerin aksine annesi tarafından her zaman teşvik edildi ve birlikte sayısız defa korku film izlediler. Sadece korku sinemasına değil Korku Edebiyatına ve Paranormal olaylara ilgi duyan Burçin sıkı bir Stephen King hayranıdır. Aynı zamanda film ve eski fotoğraf koleksiyonu yapmaktadır.