Her şey başlangıçta son bulur... The Butterfly Effect (2004)

Coons! Night of the Bandits of the Night

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

29 Haziran 2009

5 Adet Yorum

5

Yönetmen: Travis Irvine
Senaryo: Travis Irvine
Yapım: 2005, ABD Süre: 82 Dakika
Oyuncular: Lehr Beidelschies, Briscott Stevenson, Brian Kamerer, Nick Maier, Zach Riedmaier, John Sarvas, Colin Scianamblo

Rakunların korku malzemesi olması da nerden çıktı? Benim bildiğim tek rakun, Şeker kız Candy banyo yaparken odaya dalıp kızın çıplak memelerini görünce utanıp geri kaçan, aile terbiyesi almış saygılı bir hayvandır. Beslenmeden önce tüm yiyeceklerini nehir suyunda şöyle bir çitileyen bu titiz bünyeli canlıların, non-steril koşullarda üretilmiş insanları yemesi fikrini şiddetle kınıyorum. Teessüfle karşılıyorum. Bir rakun kolay yetişmiyor beyler, böyle kolay harcayamazsınız!… Herneyse…

İki genç, gece vakti ellerinde şarap kadehleriyle(?) ormanda yürümektedir. Delikanlı Ryan, ucuz bir peruk takmış olan sevgilisi Melissa’ya memelerini görmek istediğini söyler. Melissa bunun çok romantik olduğunu belirtince “kavunlar, toptoplar, ikizler” diye devam eder. O sırada ağaçların arasından bir ses duyan kız eğilir ve görünmeyen yaratık tarafından parçalanır. Ortalıkta salak salak dolaşan Ryan kız arkadaşının nereye gittiğini merak ederken, ayaklarının dibine birden kızın göğüsleri düşer (plastik). Bu durumun hiç de çekici olmadığını düşünen delikanlının ağzına, göremediğimiz bir yaratık girer ve beynini yer (bunu delikanlı dile getiriyor, ölürken!).

İki üniversiteli genç, Ty ve şakacı arkadaşı Zach, hayatlarının en güzel tatilini yapmak için kamp malzemeleriyle bu bölgeye, Racoon Creek Kampyeri’ne gelirler. Burada iki dindar genç (Clayton ve Greg), üç ahmak (bully) kabadayı (Zane, Jon ve Rex) ve iki kız (Janine ve Christine) ile karşılaşırlar. Ty Janine’e hafiften yazılır. Kız bu gencin bakir olduğunu öğrenir.

O sırada güvenlik görevlisi Ranger Danger, ölen iki gencin cesetleri (kızın sadece göğüsleri kalmıştır, oğlanın gözlerinin etrafı rakun gibi koyulaşmıştır) üzerinde araştırma yapan Dr. Billington’dan bazı bilgiler alırken; Jeff Tuck adlı yaşlı (ve yüzü sakaldan görünmeyen) hippinin cesetleri bulduğunu öğrenir. Jeff’e göre cinayeti delirmiş rakunlar işlemiştir ama doktor ve Ranger bu keş adama inanmaz.

Kamp yerinde müziğin de eşliğiyle içip zıvanadan çıkan gençler Ranger tarafından basılır. Zane’i tutuklayarak hapse tıkan Ranger ve doktor, zombileşen Ryan’ın saldırısına uğrar. Bu arada Zane, arkasından gizlice yaklaşan bir rakunun kurbanı olur. Ryan’ı öldüren adamlar işlerin ciddileştiğini anlar. Arkadaşlarının ölümüyle sarsılan gençler orayı terk etmek ister. Fakat katil rakunu (bir tane rakun zannediliyor çünkü) öldürene ödül olarak kendini vereceğini söyleyen Janine ve ona oral seks yapacağını belirten Christine’i duyunca birden fikir değiştirirler ve bir silah dükkanındaki tüm silahları kapış kapış götürürler. Fakat icraat yerine, yine içip kudurmayı tercih ederler.

Ranger Danger, doktor, rahip Pookie, Rakun Koleji mezunu ajan Charlesworth ve silahseverliğiyle ve koca göbeğiyle bir “bear”ı andıran redneck Jones kafa kafaya verip sorunu çözmeye çalışır. Ty yanlışlıkla bir rakunu öldürünce yerel kahraman ilan edilir. Rahatlayan Danger, doktor, rahip, Charlesworth ve Jones jakuzide(!) bu olayı kutlarken bilmedikleri şey, tüm rakunların birleşip gençleri gebertecekleridir. Sözü bir türlü ciddiye alınmayan Jeff Tuck, Ty, terörist saldırı düzenleyebileceğinden eline çakmak bile verilmeyen El-Cezire adındaki Arap ve orman görevlisi gay Shane, ölenlerin intikamını almak için birer Rambo’ya dönüşür.

Tam bir “Troma” filmi. Düpedüz rezalet… Bilinçli olarak trash yapımlara imza atan bu firmadan çıkan her film böyle zaten. Oyuncuların hepsi üniversite gençlerinden oluşmuş gibi. Sanki “Haydi manyak bi film çekelim abi” diyerek kalkmışlar, akıllara zarar bir eser ortaya çıkarmışlar. Oyunculuk yerlerde sürünüyor. Komedi olması amaçlanan bir filmde oyuncuların da komiklik yapması insanda nasıl itici bir his uyandırıyorsa, bu filmde de aynı hisleri duyuyorsunuz. Efektler özellikle kötü. Aynı oyuncular ucuz peruklar, bıyıklar ve sakallarla başka bir karakteri (genellikle de daha yaşlı olması gereken bir karakteri) canlandırıyor. Korkunç olması gereken rakunlar, otoyolda ezilip kenara çekilmiş ve güneş altında kurumuş hayvan leşlerinden oluşuyor (bu filmde hiç bir hayvana zarar verilmemiş). Rakunları bir insanın seslendirmesi ve ciyaklama seslerinin rüküşlüğünün kulakları tırmalaması bir yana; kaskatı kesilmiş hayvanların elini kolunu sallamadan sopa gibi oradan oraya hareket ettirilmesi insanı güldürüyor ister istemez. Hani bazen çok saçma bir olay olur da sinirleriniz bozulduğu için kahkahanızı engelleyemezsiniz ya, öyle bişey…

Neyse ki film kendini hiç ciddiye almıyor. Amerikan muhafazakarlığını yerin dibine soktuğu gibi (aptalca karar veren görevlilerin arkasında beliren Amerikan bayrağı ve marşlar; Jones’un redneckler gibi kısa pantolon ve önü açık yelek dışında iğrenç bir çıplaklığının olması ve başına Amerikan bayrağından yapılma bir bandana takması), kendi kendisiyle dalga da geçiyor. Mezun olduğu Rakun Üniversitesi’nden aldığı diplomayı gösteren Charlesworth; Ranger Danger’ın “Bu üniversite gerçek mi?” sorusunu “Peki senin bıyığın gerçek mi?” diye yanıtlıyor. Aslında bu, beklentilerini ne düzeyde tutması gerektiğine dair izleyiciye verilen bir mesaj.

Sitede “Sinema Tarihinin En Saçma 25 Korku Filmi” veya “Sinema Tarihinin Çıldırmış 40 hayvanı” listesine kolaylıkla girebilecek bu filmde en sevdiğim bölüm; küçük bir çocuğun önünde kukla rakunların öldürülmesine karşı çıkıp “Küçük çocukları kötü etkiliyorsunuz!” diye bağıran sansür görevlisinin kurşuna dizildiği ve kanlarının küçük çocuğun suratına fışkırdığı sahnedir. En başında “Yaşanmış gerçeklere dayanmaktadır” diye yazan bir filme ne kadar güvenebilirsiniz?

Wherearethevelvets

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Etiketler: , , , , ,

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (5 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.