Kibir benim en gözde günahımdır. John Milton - The Devil’s Advocate

Citizen X

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

26 Ocak 2009

1 Adet Yorum

1

Yönetmen: Chris Gerolmo
Senaryo: Robert Cullen (Kitap), Chris Gerolmo
Yapım: 1995, ABD Süre: 105 Dakika
Oyuncular: Stephen Rea, Donald Sutherland, Max von Sydow, Jeffrey DeMunn

Seri katiller dendiğinde ilk akla gelenler genelde amerikan kökenli olanlardır. Ed Gein, Ted Bundy, Jeffrey Dahmer gibi seri katiller medyanın yoğun ilgisi nedeniyle yargılanma sürecinde ve ilerleyen zamanlarda adeta birer ikona dönüştürülmüş ve belirli bir hayran kitlesine sahip olmuşlardır.

Ed Gein’in işlediği iddia edilen cinayetlerden sadece iki tanesinin ispat edilebilmiş olmasına rağmen, kendisi sinemayı en fazla etkilemiş ve ismi en çok duyulmuş seri katillerin başında gelir. Ted Bundy, Albert Fish, Jeffrey Dahmer gibi seri katiller tüm dünya çapında isim yapmışken işlediği cinayet sayısıyla onları kat kat geçen bir seri katil vardır ki o, genelde kıyıda köşede kalmış ve seri katiller hakkında merakı olanlar dışında pek tanınmamıştır. Andrei Romanovich Chikatilo 1978 yılından 1990’a kadar işlediği cinayetlerin sayısı tam belli olmamakla birlikte mahkemede 53 insanı öldürmek suçundan yargılanmıştır.

Citizen X işte bu pek bilinmeyen seri katil hakkında yapılan tek film olma özelliğini taşıyor. 1995 yılında televizyon filmi olarak çekilen yapım başarısı üzerine daha sonra sinemalarda da gösterime girmiş.

Film bir çiftçinin traktör(üy)le tarla(sın)daki otları temizlerken yüzü toprağın üstünde bir ceset görmesi ve kararan ekranda “bu film gerçek olaylardan esinlenmiştir” yazısıyla başlıyor. Sonraki sahnede ceset, filmdeki esas oğlanımız Teğmen Viktor Burakov’a teslim ediliyor. Burakov göreve yeni atanmış bir adli tıp uzmanıdır. Burada geçen dialog katilimizin neden yıllarca yakalanamadığının kısa bir açıklaması gibi adeta. Ceset otopsi için getirilmiş fakat bulunduğu yerde hiçbir araştırma yapma gereği duyulmamıştır. Burakov dedektifleri araştırma yapmaları için tekrar bölgeye yollar. Otopsi yapılması için görevli doktoru arar. Aldığı cevap olumsuzdur ve otopsiyi de kendisi yapmak zorundadır. Tam bu anda içeriye 6 ceset daha getirilir. Gece boyu süren otopsi sonucu hepsinin acımasızca öldürüldüğü ortadadır. Defalarca bıçaklanmış, gözleri oyulmuş, göğüsleri ve cinsel organları kesilmiş, üzerlerinde sperm olduğu belirlenmiştir. Aldığı görevin ağırlına rağmen duygusal bir yapıya sahip olan Teğmen Burakov otopsiyi gözyaşlarına engel olamayarak tamamlar.

Burakov otopsinin ardından başkanlığını Albay Mikhail Fetisov’un yaptığı KGB şefi, belediye başkanı ve Komünist Partinin yetkilisi Bondarchuk’dan oluşan bir kurula durumu rapor eder. Ağzından “seri katil” ifadesi çıkar çıkmaz sert bir tepkiyle karşılaşır. Çünkü “seri katil” Komünist Parti yetkilisine göre “Batıya özgü yozlaşmış bir fenomendir” ve Komünist Sovyetler’de böyle bir durum söz konusu olamaz. Bu nedenle eğer seri katil varsa bile bu durum rejimin sağlığı için kimseye duyurulmamalıdır. Bu şartlarda Burakov’un FBI’dan yardım talebi istemesi kesin bir dille reddedilir. Burakov yoğun bir iş temposunda yıllarca hem rejimin getirdiği sorunlarla, hem de Komünist Parti yetkilisi Bondarchuk’la mücadele ederek ardı arkası kesilmeyen cinayetler işleyen seri katilin izini bulmaya çalışır.

Film Stephen Rea, Donald Sutherland ve son olarak The Mist’te izlediğimiz, Stephen King uyarlaması filmlerden aşina olduğumuz Jeffrey DeMunn gibi tecrübeli bir oyuncu kadrosuyla karşımıza çıkıyor. Tarihin gördüğü en büyük seri katillerden birinin işlediği cinayetleri ve yakalanma sürecini anlatmasına rağmen bir iki sahne hariç şiddet içermeyen sade ve görülmesi gereken bir yapım. Eğer siz de benim gibi Ed Gein hakkında veya ondan etkilenerek yapılmış, kanın gövdeyi götürdüğü, içi boş seri katil filmlerinden sıkıldıysanız bu film sürükleyiciliği sayesinde tekrar tekrar görmek isteyeceğiniz bir yapım olarak arşivinize katılmayı hak ediyor..

Ömer Temizkan

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yorumlar (1 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.