İnsanlar hayaletlere neden inanır? Eğlence için mi? Hayır! Ölümden sonra bir şeyler olduğu ihtimali için.1408 (2007)

Citadel

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

21 Aralık 2012

3 Adet Yorum

3

Yönetmen: Ciaran Foy
Senaryo: Ciaran Foy
Imdb Puanı: 5.4/10
Yapım: 2012, İrlanda/ İngiltere, 84 Dakika
Oyuncular: Aneurin Barnard, James Cosmo, Wunmi Mosaku, Jake Wilson

15. Randevu İstanbul Film festivalinde gösterilmesi dolayısıyla izlediğim “Citadel” yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi. Korkuyu (özellikle İstanbul’da yaşayanlara aşina gelecek) yeni bir nesne olarak sokak çocukları üzerine kuran bu “hoodie horror”un sloganı “Onlar korkunuzu görüyor”.

Filmde verilen en temel renklerden biri paranoya, diğerleri izolasyon ve kıstırılmışlık duygusu. Hızlı bir introya sahip olan film karlar ortasında hani şu içinde yüzlerce daire barındıran eski, yıkık dökük bir banliyö apartmanıyla açılıyor. Tommy, doğuma yakın aylarda gebe olan karısını geride bırakıp bir yere gidecek ama son anda geri dönüyor ve bozuk olduğu için kapısı açılmayan asansörün penceresinden üç çocuğun karısına saldırdığını görüyor. Hastanede bebek doğurtuluyor ama anne o kadar şanslı değil; komaya giriyor ve yoğun bakıma alınıyor, aylar sonra bilinmeyen bir enfeksiyon dolayısıyla ölüyor. Yaşadığı travmayı bir türlü üzerinden atamayan yalnız baba hem küçük kızına bakmaya çalışıyor, hem de zaten sefil olan hayatından saldırı sonrası edindiği agorafobiyi çıkarmaya çalışıyor. Fakat karısına saldıran kapşonlu sokak çocuklarının aslında bebeğinin peşinde olduğunu farkedince bunu engellemek için elinden geleni yapmaya çalışıyor.

Öykü sizin de farkettiğiniz gibi “Ils (2006)” olarak başlıyor, “The Children (2008)” ve “Wicked Little Things (2006)” şeklinde devam ediyor. Yeni dönem Kuzey Avrupa korku sinemasında gördüğümüz aşırı gerçekçiliğin izlerini süren ilk bölüm izleyiciye umut vaad etse de ilerleyen dakikalarda filmin klişelerde boğulması; baştaki gizemin ”herşeyin teker teker açıklandığı” vasat bir kurguya sürüklenmesi ve yetmezmiş gibi her orta karar korku filminde olduğu gibi mağdur karakterlerin savaşçıya dönüşmesi ağızda ekşi bir tad bırakıyor. Yani yaşadığı travmadan bu kadar derin etkilenen bir kişinin “Baltalar elimizde/ Uzun ip belimizde” şeklinde bir organizasyona kısa sürede uyum göstermesi filmin bütün büyüsünü bozuyor. Halbuki karakterin agorafobisinin üzerine gidilerek daha ters köşe bir senaryo yazılabilir, Tommy filmin sonuna dek daha edilgen bir karakter olarak sunulabilirdi; ondan herhangi bir kahramanlık beklentimiz yoktu. Ben agorafobi mevzusunun filmi ilerledikçe unutulduğunu düşünüyorum. Aynen, her yerde rastladığımız kayıp çocuk ilanlarının üzerine yeterince gidilememesi gibi. Tüm bu eksiklikler ve hedef ıskalamanın sebebi olarak filmin kısa süresi ve düşük bütçesi gösterilebilir. Fakat bütün korku filmlerinin birbirine benzediği bu dönemde çıtayı aşmak için yeni fikirlerle gelinmesi gerektiğini artık beş yaşındaki çocuk bile biliyor. Tamam belki paranız yoktur o yüzden elinizde sadece dört oyuncu vardır ve onların etrafında dönen bir senaryonuz vardır ama (ne bileyim) baştaki saldırı sonrası doğum bölümünün en azından bir tıbbi konsültana danışılması gerekirdi diye düşünüyorum. Travma sonrası erken doğumu gerçekleştirilen bir bebek hızla babasının kucağına verilmez. Bir fobi edinmiş karakter sıkıntı veren objeye yaklaştıkça o şekilde tepki vermez. Eğer aşırı gerçekçi bir bağımsız film çekiyorsanız bunu küçük ayrıntılarla beslemeniz gerekir. Bu kadar şüpheli ölüm ve kaybın olduğu bir olayda işin içine polisi katmazsanız video döneminden bir korku filmi çekmiş olursunuz, ne yaparsanız yapın. Gerçekçi bir film iyi kalpli hemşire veya esrarengiz kör çocuk klişesine düşmemelidir. En kötüsü de herşeyden haberdar olduğunu felaket tellalı edasıyla ağzı bozuk bir biçimde etrafa saçan rahibin varlığıdır; bunca zamandır harekete geçmemiş olması onun fonksiyonsuz ve yapay bir karakter olduğunu gözümüze sokmaktadır.

Oyuncuların kısıtlı imkana göre orta karar bir performans sergilediklerini düşünüyorum. Tommy’i canlandıran Aneurin Barnard, Rufus Sewell ve Elijah Wood benzeri büyük ve dokunaklı gözlere sahip; nörotik bir kişiliğe çok şey katacak bir özellik bu. Ben bu yeni aktörün hızla Tim Burton tarafından keşfedilmesini bekliyorum; onun melankolik erkek karakterlerine şıpadanak uyacaktır. Rahip rolünde “Ayı Mormont” James Cosmo çırpınıyor ama bu klişe karaktere birşey katılabilir miydi? Zannetmiyorum. Aynı şey iyi kalpli hemşire Wunmi Mosaku ve kör çocuk Jake Wilson için de geçerli. Jake Wilson ayrıca kötü oynuyor o ayrı.

Sokak çocuklarının korkutuculuğu, görsellik, mavi-gri tonların hakim olduğu atmosfer ve şaşırtıcıdır müzik yönünden harika olan Citadel, bilinen formüllerle uygulanan senaryosu ve karton kalınlığındaki karakter işleyişi nedeniyle maalesef sınıfta kalınıyor. Her ne kadar ödüllü olsa da IMDb notu doğrudur, vasat bir filmdir. Yıllar sonra “keşke izleseydim” denmeyecek bir film.

Korkusitesi için yazan Murat ‘Wherearethevelvets’ Akçıl

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (3 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.