Ölüm kasabanıza geldi Şerif! Sam Loomis - Halloween (1978)

Cigarette Burns

Korku Diziler

Korku Sinema

KonukYazar

19 Kasım 2009

14 Adet Yorum

14

Masters of Horror – 1. Sezon 8. Bölüm
Yönetmen :
John Carpenter
Senaryo : Drew McWeeny, Scott Swan
Yapım:2005, ABD, 59 Dakika
Oyuncular: Norman Reedus, Udo Kier, Gary Hetherington, Christopher Britton, Zara Taylor

Eski korku filmlerini gösteren bir sinemanın sahibi olan Jimmy Sweetman’a “La Fin Absolue du Monde” filmini bulması için teklif gelir. Bu film sadece 1 kez gösterilmiştir. Çünkü gösterimi sırasında izleyenler çıldırmış ve birbirini öldürmüştür.

Korku tüm şiddetiyle yeniden tanımlanmak üzere. Carpenter bu filmle öyle bir dönüş yapıyor ki hem kariyerinin hem de “Masters of Horror” serisinin en iyi yapıtlarından birine imza atıyor. Konu ve tema sıkıntısı çeken korku endüstrisinde, bir meleğin kameralar önünde kurban edilmesi ve bunun filmleştirilerek başka insanlara izlettirilmesi fikri, kağıt üstünde hayli yeni bir fikir gibi duruyor. Filmdeki repliklerle anlatmaya çalışırsak; Ya bir meleği elinde tutuyorsan?Tanrı’nın kanı, damarlarında akmakta olan ilahı bir varlık.Ya onu kurban edersen?

Tanrıya uzanma ve ona dokunma fikri korku filmlerinde yepyeni bir çığır açacak gibi duruyor. Korku filmlerindeki anarşi yaratma isteği bu noktaya kadar gelmiş durumdadır..

“Tez-tesis” gibi Snuff’ı konu edinen filmler hep çok çarpıcı olmuşlar. Şiddetin gerçek yüzüyle tümden yüzleşme duygusu, dehşet verici bir tecrübedir. İzlenmekte olan şiddet eyleminin gerçekten oluyor olması, kurbanın gerçekten acı çekiyor ve gerçekten bağırıyor olma ihtimali seyircide heyecanlanma, buz kesilme ve kanıksama arası tarifi zor bir duygu uyandırır. Bilinç düzeyinde Snuff’ı kınama, ona tepki gösterme ama bilinçaltında ise ne olduğunu anlamaya çalışan kafası karışık, şaşkın bir izleyicinin sarhoşluğu vari bir tat alma, hem pişman olma hem izlemeye devam etme, merak ve suçluluk duyma arası garip bir noktada durur insan. İster Roma’da Gladyatörleri seyrederken, ister eski çağlarda meydanlarda asılan insanları canlı olarak seyrederken, şiddete tanık olmanın hep tuhaf bir cazibesi vardır. Şiddet ve insan arasındaki bağ, tanımlanması kolay bir bağ değildir. Aşk şarkıları yazan da, nadide çiçekleri yetiştiren de ama en acımasız eylemleri gerçekleştiren de insanoğludur. Şiddetin tarihi gerçektir ama bu tarih henüz kimse tarafından açığa vurulmamıştır.

Şiddetin tüm benliği ele geçirerek en işlenmeyecek günahların dahi işleme korkusu seyir esnasında izleyiciye haz veren bir fantezidir aslında. Bir yaratığa, bir caniye dönüşme fikri, korku izleyicisine büyük bir macera duygusu yaşatır. Zihninde izlediği yaratığa dönüşen seyirci, birden tüm korkularından sıyrılır ve o anda en büyük yasakları işleyerek kaderinin hakimi oluverir. Korku izleyicisinin izlediği filmdeki caninin iktidarına, ahlak anlayışına gizliden gizliye imrenip imrenmediğini, korku filmlerini kendi hayatındaki zincirlerden bir kaçış yeri olarak görüp görmediğini hep sorgulamışımdır esasında.

Filmde esas korktuğunuz şey, ekranda gördüğünüz şey değil de bahsedilen filmdeki (La Fin Absolue du Monde) içeriktir. İzlerken beyninizin tüm hücrelerini uyaran, kendinizi olabildiğince filme kaptırdığınız, kaptırdığınız oranda tedirgin olduğunuz bir film. Filmi izlerken bir nedenden dolayı delirme ve kendinize ve çevrenize zarar verecek olma korkusunu gerçekten yaşıyorsunuz. Bahsedilen filmin gücüne öylesine ikna oluyorsunuz ki, film gerçekten önünüze gelse izlemeye cesaret dahi edemezsiniz.

Apokaliptik kehanetler, korku filmlerinde hep bahsi geçen konulardır.Şiddetin tümden ele geçirdiği bir zaman ve mekan boyutu, korku filmleri için çok ama çok uygun düzlemdir. Umutsuzluk ve kaosun hüküm sürdüğü zamanlarda şiddet daha kolay kanıksanır da ondan. “İnsan nasıl bir sistem kurarsa kursun, onların arasından mutlaka deli ve çılgın insanlar çıkacak, başlatmış oldukları şiddet dalgası diğer insanlara da bulaşacak, her düzen yıkımla ve kaosla yüzleşecektir” alt metni filmden rahatlıkla çıkarılabilir.

Bahsetmenin bile hayli sapkınca bir olayın gerçekleşmesini anlatan bir filmin, dopdolu içeriğiyle hiç ummadığınız anda karşınıza çıkan gore sahneleriyle insana izlerken bile suçluluk duygusunu tattırıyor. Benden söylemesi Carpenter niyeti iyice bozmuş izlerken açığa çıkacak gerçek bir kaosun peşine düşmüş. Neyse takdir korku izleyicisinin..

Korkusitesi için yazan Ali Ceylan

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Konuk Yazar

Tüm Yazıları
Yazılarıyla sitemize katkıda bulunan konuk yazarlarımız.

Yorumlar (14 Yorum)

YORUM YAZ