Eskiden iyilikle aldığımı, sonsuza dek intikam ile alacağım! Tooth Fairy - Darkness Falls (2003)

Candyman

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

YasinKarakaya

31 Ağustos 2010

6 Adet Yorum

6

Yönetmen: Bernard Rose
Senaryo: Clive Barker (Hikaye), Bernard Rose
Imdb Puanı: 6.5/10
Yapım: 1992, ABD Süre: 99 Dakika
Oyuncular: Virginia Madsen, Tony Todd, Xander Berkeley, Kasi Lemmons

Son sınıfta okuyan ve ölülerin ruhunu çağırmakla ilgili modern folklor üzerine araştırmalar yapan bir öğrenci üzerine, insanın karnını ağrıtan bu gerilim filminde çocuklar için anlatılan bir şehir efsanesi gerçeğe dönüşüyor. Siyahi çetelerin kol gezdiği bir bölgede eli kancalı zalim bir katilin mezarını bulabilmek üzere cesurca ilerleyen Helen Lyle, ukala bir şekilde Şeker Adam’ın gerçekte var olmadığını var sayıyor..

Clive Barker tarafından yazılmış kısa hikaye ‘The Forbidden’i temel alan ve Bernard Rose tarafından yönetilen bu karanlık ve sinir bozucu korku senaryosu, doksanların en iyi korku filmlerinden biri olarak haklı bir ün kazandı.

Hikaye, bir üniversite için araştırmacı olarak çalışan Helen Lyle’ın (Virginia Madsen) modern şehir efsaneleri üzerindeki tezi üzerinde çalışmasıyla başlıyor. Candyman/Şeker Adam (Tony Todd) miti üzerinde hikayeleri dinledikten sonra, Helen ve arkadaşı Bernadette Walsh (Kasi Lemmons) bu miti daha derinlemesine araştırmaya karar verir. Efsaneye göre bir aynaya bakarak beş kere ‘şeker adam’ derseniz, onu çağırmış olursunuz ve o sizin için gelir. Helen’in yapmaya karar verdiği budur, ama işe yaramaz… yoksa işe yaramış olabilir mi?

İlgi çekici ve sinir bozucu konusu itibarıyla ‘Candyman’ en azından 1990’ların en iyi beş filminden biri olarak takdir edilmelidir. Hikaye şehir efsanelerinin zararsız fikirlerini alıyor (‘Bloody Mary/Kanlı Mary’ efsanesine çok benzer biçimde) ve onlara şeytani ve fiziksel bir biçim kazandırıyor. Bazı eleştirmenler, ‘Candyman’i kendi kurallarını hiçe saydığı için şiddetle eleştirdilerse de, ben böyle düşünmüyorum. ‘Candyman’ sonu önceden belli bir korku filmi değil; tamamen anlayabilmek için düşünmek gerektiren grift bir olay örgüsüne sahip. Şeker Adam’ın bir şekilde davranması beklenirken o başka bir şekilde davranmayı seçiyor, oyunlar oynuyor ve bilmecelerle insanların kafasını karıştırıyor. Peki neden? Bu, insanların film hakkında konuşurken yaptıkları şikayetlerden. Bir şey yapması gerekirken başka bir şey yapıyor, bununla birlikte eğer izleyici bir cevap arıyorsa bununla ilgili açıklamalar filmin içinde yapılıyor. ‘Şeker Adam’ın kendisi, çözmek için düşünmeyi gerektiren oldukça ilginç ve karmaşık bir bilmece.

Yönetmen Bernard Rose,  lanetli bir müzikle -aşağıda dinleyebileceğiniz- harika bir şekilde tamamlanan sinir bozucu ve karanlık bir atmosfer yaratıyor. Film, aslında dinsel bir temele dayalı olmadan neredeyse dinsel bir duyguya sahip ve bolca bulunan dehşet duygusu son derece etkileyici bir yönetmenlik çalışmasıyla yaratılmış. Rolünü çok iyi oynayan ve hatta karakteri için sempati bile uyandıran Virginia Madsen’in performansının hakkı da verilmeli.

Tek eleştireceğim nokta filmin karakter gelişiminden yoksun olduğu. Madsen’in Helen karakteri filmdeki diğer karakterlerden daha iyi geliştirilmiş olmakla birlikte, Şeker Adam’ın kendisi dahil, diğer karakterler gelişemeden bırakılıyor. Şeker Adam’a bir miktar gizemli bir hava bırakmanın doğru bir tutum olacağına ve bunun filmle ilgili duygumu geliştirdiğine katılsam da, Bernadette ve Trevor Lyle (Helen’in kocası) neredeyse alakasız karakterler haline gelmiş. Helen ve bu iki karakter arasındaki ilişkiler yeterince incelenmiyor ve bu filmin bir kaç sahnesini olumsuz etkilemiş.

Yine de bütün bunları hesaba katsak bile ‘Candyman’ korku sineması tutkunları ve hatta normal sinema severler için kesinlikle izlenmeye değer bir film. Oldukça ustaca yapılmış bu film, gerilim ve şok duygularını ortaya çıkartmak için kan gölüne ve ucuz efektlere değil, kendisi tarafından yaratılan karanlık atmosfere güveniyor.

FİLMLE İLGİLİ NOTLAR

-Helen’in banyo aynasında bir Guy Fawkes maskesi asılı. Fawkes 5 Kasım 1605 tarihinde İngiliz Parlamentosu’nu havaya uçurmaya kalkan, İngiltere tarihinde çok ünlü bir figürdür. Her yıl İngilizler Guy Fawkes Gününü ateşler yakarak ve Fawkes’ın temsili bebeklerini yakarak kutlar.

-Arılar özel olarak bu film için yetiştirildi. Arıların yalnızca 12 saatlik olmalarına ihtiyaç vardı. Çünkü sadece bu olgunluktaki arılar erişkin arılara benzer ve sokmaları herhangi bir zarara yol açacak denli kuvvetli değildir.

-Virginia Madsen filmin bazı sahneleri için hipnotize edildiğini iddia etmiş.

-“Sweets to the Sweet / Şekerler Şeker gibi olana” Filmin etiket altı sloganı olan bu söz gerçekte Shakespeare’in Hamlet’inden bir satır.

-Film ABD’de yaklaşık 26 milyon dolar hasılat yaptı.

-Film birçok listede tüm zamanların en korkunç 100 filminden biri.

-Şeker Adam hastanedeki psikiyatristin bürosundan kaçmak için camı kırdığı zaman çerçevede cam kırıkları kaldı. Sonraki sahne çekiminde Helen pencereye yaklaştığında bütün cam kırıkları temizlenmiş olarak görülüyor.

-Bir korku filminde çalışmak istemediği için başta Phillip Glass filmin müziklerini yapmak istemedi. Ama Bernard Rose ona filmin kaba bir kopyasını gösterdikten sonra, filmin başta düşündüğünden daha değerli olduğuna kanaat getirdi.

-Virginia Madsen’in arılara alerjisi vardı, bu nedenle arı sahnesini çekerken sette hep bir ambulans bekledi.

-Filmin zirve noktasının çekimleri esnasında Tony Todd’un ağzına arılar gerçekten kondu. Tek koruyucusu arıların boğazından aşağı inmesini önleyen bir ağızlıktı.

-İlaç dolaplarındaki mimari hata ve insanların gizlice içeriye bir şeyler sokabilmesi, Bernard Rose’un film için yaptığı araştırmalar sırasında keşfettiği bir şey ve bu şekilde işlenmiş bir dizi cinayet gerçekten varmış.

-Virginia Madsen, Helen Lyle rolü ile Satürn Ödülü’nü kazandı.

-DVD yorumlarında Alan Poul, Virginia Madsen’ın teklifi kabul etmemesi durumunda Helen rolünün büyük olasılıkla daha o zaman ünlü olmayan Sandra Bullock’a verileceğini söyledi.

Yasin ‘Devilboy’ Karakaya

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…

Yorumlar (6 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.