Kanımdan iç ve sonsuza kadar yaşa... Interview with the Vampire (1994)

Canavarlar / Garip Yaratıklar Kitabı

Korku Genel

Korku Kitap

YasinKarakaya

20 Ocak 2011

6 Adet Yorum

6

Yapı Kredi Yayınları’ndan, canavarları daha yakından tanımamızı sağlayacak muhteşem bir kitap:  Canavarlar / Garip Yaratıklar Kitabı. Christopher Dell tarafından yazılan kitap, on ana başlıkta neredeyse tüm canavar türlerini ele alıyor.

Canavarlar sözcüklerle bile tarif edildiğinde, en çok görünümleri öne çıkar -başların ya da gözlerin sayısı, kuyruğun dikliği, azıdişlerinin keskinliği. Bu kitabın gösterdiği gibi, ressamlar, canavarları tasvir etmekten her zaman hoşlanmışlardır. Nitekim en eski mağara resimlerinde, bunları ilk gören kişileri herhalde epeyce etkilemiş olması gereken hayvan-insan melezleri yer alır:  Acaba mağara resminin ötesinde bir zamanlar gerçekten yaşamış olabilirler mi?

Canavarlar doğa yasalarına aykırı yaratıklardır. Dayandıkları birçok kaynak vardır: Mitoloji, dinsel metinler ve gelenekler, folklor ve hatta edebiyat. Her ne kadar birçoğu –örneğin kartal başlı, aslan gövdeli yaratıklar ve ejderhalar– farklı hayvanların bileşimine dayansa ve insani yönleri sıklıkla entrikacı bir akla sahip olmaya indirgense de, canavarlar genelde insan ve hayvan unsurlarını bir araya getirir. Diğer bazı örnekler, sözgelimi kurt adamlar sürekli değişik biçimlere bürünür. Bu yaratıkların insan gibi davranması kafada ister istemez rahatsız edici sorular doğurur.

CANAVARLAR

Nedir canavar? TDK Sözlüğüne göre, Farsçadan dilimize geçen bu kelime; masallarda sözü geçen yabani, yırtıcı hayvan, demek. Halk arasında ise kurt, domuz gibi zarar veren, hattâ cana kıyan hayvanatın genel adı için kullanılıyor. İsmet Zeki Eyuboğlu’nun hazırladığı Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü’nde ise yıkım getiren, kurt veya domuz gibi yabanî hayvanlara verilen ad olarak açıklanıyor. Ancak bugün canavar dediğimizde herkesin gözünde daha farklı bir “yaratık” canlanacaktır. Çinli olsun, İskandinav olsun, Amerikalı veya Afrikalı olsun herkes kendi canavarını farklı bir şekilde yaratacaktır. Aslında doğa yasalarına aykırı yaratıklardır “canavar”lar. Dayandıkları birçok kaynak vardır; mitoloji, dinsel metinler, gelenekler, folklor ve hattâ edebiyat etkisiyle insanların hayâl dünyasında yer etmişlerdir. Peki ilk canavar nereden çıkmıştı, o günden bugüne insanlar birbirinden tamamen farklı veya neredeyse tıpa tıp aynı biçimde canlıları hayâl dünyalarında nasıl yarattılar? Dahası Avrupalı ve Çinli insanlar birbiriyle bu kadar benzer yaratıkları nasıl hayâl ettiler? Kaça ayrılırlar? Yoksa gerçekten bir zamanlar yaşadılar mı, yaşadılarsa nasıl ortadan kalktılar?

Tüm bu merak ettiğimiz soruları Christopher Dell bütün ayrıntılarıyla cevaplıyor. YKY tarafından yayınlanan kitapta canavarları sanat tarihinden veya dinler tarihinden kaynaklar göstererek anlatıyor. Kitabın içinde yer alan ek okuma kaynakçası ve zengin görselliğine ilave olarak, kitabın yılan derisini andıran özel kapağı bile “canavarlar”ı merak edenleri baştan çıkarmaya yetiyor. Tanrıların canavarları, Şeytanlar ve iblisler, Büyülü canavarlar, Ejderhalar ve Uçan canavarlar, Su canavarları, Dönüşümler ve melezler, Hortlaklar ve gulbayaniler, Folklordaki canavarlar olarak toplam 8 ayrı türe ayırdığı canavarlarla dövüşme yolları ve yaşadıkları uzak bilinmez diyarları da anlatmayı ihmal etmemiş yazar. Şimdi, Christopher Dell rehberliğinde kısa bir canavar turuna çıkalım…

Tanrıların yarattıkları

Dell’in 8 ayrı kategoriye ayırdığı canavarların ilki Tanrısal kaynaklı canavarlara ayrılmış. Kayıtlara geçmiş ilk canavar anlatısı, mitolojideki Kerberos’un doğumudur. Bir gün Ekhidna hamile kalır ve birbiri ardına vahşi yavrular dünyaya gelir. önce Orthros ve ardından çiğ et yiyen Kerberos’u doğurur. Kerberos, yeraltı Tanrısı Hades’in elli başlı, acımasız ve güçlü köpeğidir. Bu olaydan itibaren Tanrılar ve canavarlar zorunlu yol arkadaşıdırlar. Tek gözlü Kyklop’lar, tanır Uranos ve tanrıca Gaia’nın çocuklarıdır örneğin. Dehşet verici bazı yaratıklar ise tanrıların eseridir ve yaratılış sebepleri belli değildir. Sözgelimi Eski Ahit’te sözü edilen kara ve deniz canavarları Livyathan ve Behemot böyledir. Daha sonradan ortaya atılan Livyathan’ın aslında şeytan olabileceği görüşü yaratıcı ile yaratılan arasındaki ilişkinin sıkıntılarını açığa vurur.

Şeytanlar ve iblisler

İblisler belki de en kalıcı canavarlardır. Eski çağlardan beri insanlar ister bir hasat felaketi, ister yıkıcı bir afet, ister salgın sözkonusu olsun, ters giden her şeyi cinlere yıkmışlardır. Eski Mısır’ın Bes gibi muzır cinleri varken, Mezopotamya’da Pazuzu gibi ilginç yaratıklar kol gezmektedir. Pazuzu dehşetengiz bir varlıktır; aslan başlı, kartal ayaklı ve akrep kuyrukludur. Buna karşılık Arap ve İslâm dünyasının iblisleri esas itibariyle Kur’an’a göre “dumansız ateş”ten yapılmış cinlerdir. Bu tür İblisler Eski ve Yeni Ahit’te sürekli karşımıza çıkar: Eyüp onların elinden azap çekerken, İsa onları bu alemden kovar. Güruhun en tepesinde Şeytan, yani Tanrı’ya kafa tutmaya cüret eden düşkün melek durur!

Ejderhalar

Köken itibariyle en eski canavarlardan Ejderhalar, Doğu’da imparatorlarla ilişkilendirilirken Batı dünyasında kraliyet armalarında kullanılan bir hayvan veya korkusuz şövalye ve azizlere yaraşır bir hasımdır. Kadim olduğu kadar yaygın bir canavar türüdür Ejderha. Bilhassa Aziz George ile ilişkilendirilen ejderhalar, aynı zamanda başta Batı dünyası olmak üzere canavara karşı kahraman fikrinin de temellerinden biridir. Her ne kadar türlü ejderhalar varsa da, çoğunlukla uçabilen kanatlı dev sürüngen görünümlü canlılardır. Bugün alışık olduğumuz ejderha imajı çoğunlukla Çin ve Asya kökenli olsa da, Vikinglerin de Asya ejderhalarına çok yakın ejderha imajları olduğu biliniyor. Bu kadar uzak noktalardan hayalî canavarların bu kadar ortak noktaya sahip olması ise, canavarların ortak bir arketipten doğduğunun göstergesi çoğu bilim adamına göre. Ejderhalar için çoğunlukla uçan tek canavar gözüyle bakılsa da, tek uçabilen canavarlar ejderhalar değildir. Binbir Gece Masalları’nda veya Firdevsî’nin Şehnâmesinde pek çok uçabilen cavanar vardır ve kimileri Anka kuşunu da bunların başında sayar.

Su canavarları

National Geographic kanalında yayınlanan dev balıkları yakalamaya niyetli bilim adamlarının bile hayal edemeyeceği büyüklükte su canlılarıdır bunlar. Kocaman gemileri bir hamlede parçalayabilecek ve hattâ yutabilecek kadar büyük ve güçlüdürler. Denizlerde korku salan Jaws bile onları görünce korkacaktır. Çünkü deniz canlılarının kökenleri tanrısal kaynaklıdır ve neredeyse mitolojilerde en zengin anlatıma sahip canlılardır. Odysseia destanında, kahramanın çileli yolculuğu birçok deniz canavarının yaşadığı bölgeden geçer, bunların en meşhuru Sirenler’dir. Eski Ahit’in Eyüp’le ilgili kitabı Livyathan’dan bir deniz devi olarak söz eder. Dev beyaz balina Mobydick, Ahab’ı öldürürken, kendisi çoktan deniz canavarlarının ölümsüzleri arasına girmiştir.

Canavarlarla dövüşme yolları

Tarih, daha doğrusu canavarların yer aldığı anlatılar. efsaneler, mitolojiler; canavarlarla beraber onlarla mücadele eden “kahraman”ları da aynı öykülerde buluşturur. Aziz George pagan inançların bir devamı olarak, Hıristiyan inancında ejderhayı yok eden bir kahraman şeklinde tasvir edilirken, sözkonusu kahramanlığın en bilinen sembolüdür. Öyle ki birçok Avrupa şehrinin de koruyucu azizidir. Canavarların doğal düşmanıdır kahramanlar. Yunanistan’dan Japonya’ya, Amerika’dan Afrika’ya, bilimkurgu filminden edebiyat metinlerine kadar canavarın yer aldığı her sahnede kahraman da karşısına dikilecektir. Bunların en eskilerinden biri Mezopotamya’nın yaratılış metni Enûma Eliş’te karşımıza çıkar. Bir cinayetin öcünü almaya kararlı olan canavar-tanrıça Tiamat deniz yılanları, ejderhalar, bataklık canavarları, fırtına iblisleri ve akrep adamlar doğurur. Acil bir toplandı yapan tanrılar telaş içindedir. Derken küçük ilahlardan Enlil (sonraki anlatımlarda Marduk) tanrıların başı olarak tanınması koşuluyla canavarları öldürme gögrevini üstlenir. Daha sonra yakaladığı Tiamat’ı sopasıyla ezerek öldürür.

Eski Yunan mitolojisinde ise Herakles adeta bir canavar öldürme uzmanı gibidir. Kendisinin laneti / görevi olarak belirlenen yerine getirmesi gereken 12 görevin yanı sıra Minotauros’u yok etmede Theseus’e de yardım etme payesi ona verilir. Bunun dışında Viking tanrısı Thor yine canavar yok etmede en bilinen isimlerdendir. Şayet Vampir’in de bir canavar olarak addedileceğini düşünürsek, Van Helsing veya diğer vampir avcıları da bu maceradaki kahramanlarımız olacaktır.

ASLA ÖLMEYECEKLER!

Çin, Japonya, Hindistan, Eski Yunan, Kuzey Avrupa… dünyanın her bölgesinde insanlık tarihiyle beraber var olmuştur canavarlar. Kimi zaman bir ejderha olarak, kimi zaman iblisin bir tasviri olarak, kimi kabilede bir totemde, kimi dinî anlatıda ders vermek amacıyla, kimi masalda aşılması gereken görev olarak… hep karşımıza çıktı canavarlar. Halk öykülerinde muzip cüceler ve devler, denizkızları ve deniz adamları, periler ve cüce cinler, kurt adamlar ve vampirler anlatılır. Bu anlatıları da Amerikan yerli mitolojisinin yanı sıra Çin, Japonya, Afrika ve bütün Avrupa’da görürüz. Anadolu’da da çeşityi şekillerde, anlatılarda ve masallarda karşımıza çıkarlar.

Ortaçağ’a varıldığında Avrupa hâlâ hurafelerle ve korkularla doluydu. Canavarların evlerde veya uzak diyarlarda yaşadığına inanıyorlardı. Sütun oymalarında, yazma kenarlarında, halı motiflerinde… sürekli görülüyordu. Canavarlara karı haşranlık Rönesans dönemine kadar sürdü. Ama 17. yüzyıla doğru bilim insanları canavarlarla ilgili ciddi kuşkular duymaya başladılar. Haritaların kenarlarında yer alan pullu deniz canavarları da artık tasvirlerden çıkarılmaya başlanmıştı. Zira canavar inancı artık belli bir kültürel seviyeye ulaşmış insanlar için utanç duyulacak bir şeydi.

18. yüzyıl Avrupa’sında romantizmin dürtüklemesiyle canavarlara dönük yeni bir ilgi ortaya çıktı. Bunun ilk başyapıtı ise Mary Shelley’in Frankenstein romanı oldu. Shelley canavar olmanın anlamını çözmeye yönelik bir psikolojik kavrayışı dile getiriyordu. Yüzyılın ilerlemesiyle Drakula gibi kişilikler artık gerçek / hayal ayrımını ortadan kaldırmıştı bile. Grimm Kardeşler’in ürkütücü yaratıklarıyla dolu masalları sayesinde çocuklar da etki alanı içine girmişlerdi. Tarih boyunca karşımıza çıkan canavarlar yeniden eski ihtişamına kavuşmuştu. Teknoloji çok geçmeden kendi canavarlarını doğurdu. H.G. Wells’in Dr. Moreau tiplemesi tanrılığa soyunarak, mutasyona uğramış insan/hayvan karışımı melezleri yaratmaya kalkıştı. Jung, canavarların kişisel gelişimimiz için zorunlu olduğunu dile getirirken, film sektörü sınırsız bir yaratıcılığın gösterilebileceği bu figürü bolca kullandı. Çizgi roman dünyasının hiç çekinmeden yeni biçimler ekleyeceği bir canlıydı canavarlar.

Uzun lafın kısası canavarlara karşı koymak boşuna. 7’den 70’e herkesin en kolay resmini çizebileceği varlıktır neredeyse canavar. Artık evimizde yaşayıp yaşamadığı, gemimizi batırmaya gücünün yetip yetmeyeceği gibi endişelere gerek kalmasa da bu yaratıklara karşı hayranlık ve korku artarak devam edecek. Dell’in de kitabında dediği gibi Tanrıların ya da Ekhidna’nın değil, insanın eseridir canavarlar. Dell, insanoğlunun hayalgücünün sınırsızlığını ortaya koyduğu kitabında olağanüstü bir işe imza atıyor.

Kaynak: Çağlayan Çevik – Oynakbeyi / http://www.frpnet.net

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…

Yorumlar (6 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.