Annem bana bunu asla yapmamamı söylemişti. The Hitcher (1986)

Cabin Fever

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

OrçunTunalı

14 Eylül 2010

23 Adet Yorum

23

Yönetmen: Eli Roth
Senaryo: Eli Roth, Randy Pearlstein
Imdb Puanı:5.4/10
Yapım: 2002, ABD, 98 dakika
Oyuncular:
Rider Strong, Jordan Ladd, James DeBello, Cerina Vincent, Joey Kern

Korku-gerilim filmlerinin en klişe örnekleri kuşkusuz alt tür teen-slasher’dan çıkmış ve çıkmaya da devam etmektedir. Kızlı erkekli bir grup gencin stres altında yaşadıkları şehir hayatından kaçmak için genelde ıssız ve ormanlık bölgeleri tercih ettikleri bu tür filmlerin başlangıcı da buna benzer sahnelerle gerçekleşir. Şehirden kaçıp ormanlık alandaki ıssız ve tekinsiz mekanlara vardıklarında ise gençlerin planları basittir. Sevişmek, kafayı bulmak ve unutamayacakları bir tatil geçirmek. Ve aynen planladıkları gibi sevişip, kafayı bulduktan kısa süre sonra da unutamayacakları olayların içinde kendilerini bulurlar. Ama hiç ummadıkları bir şekilde…

Eli Roth’un filmi de tam olarak bu formüllerle ilerliyor. Ancak “Cabin Fever” teen slasher formüllerini bir salgın hikayesine dönüştürüyor. Aslında korku sinemasına baktığımızda slasher kadar virüs salgını hikayelerinin de belli kuralları olduğunu söyleyebiliriz. Ters yüz edilmedikçe geçerli olan bu kuralların günümüzdeki yansıması şüphesiz George Romero’nun filmlerinden gelmektedir. Ancak salgın filmleri de Romero’dan bu yana değişiklik göstermiş ve evrimleşmiş. Hatta yakın dönemde bu türü ti’ye alan bir çok korku-komedi filmi çekildiğini de görebiliriz. (Shaun of the Dead, Zombieland, Infestation, Doghouse …) Kaçışın imkansız olduğu, karakterlerin teker teker ve hızla öldürücü virüse yakalandığı bu filmler salgının çok daha büyük alanlara yayılacağını gösteren karamsar sahnelerle sona erer. Bu iki türün karışımıyla ortaya çıkan melez tür Eli Roth’un filminin temelini oluşturuyor.

Filmin konusundan da kısaca bahsedecek olursak. 5 genç arkadaş, (Marcy, Bert, Karen, Paul ve Jeff) sınavlarının bitmesiyle tatili geçirmek için ormanlık alandaki bir kulübeye giderler. Kulübeye yerleştikten sonra keşif gezisine çıkar ve etrafı tanımaya başlarlar. İlk bakışta tehlikesiz görünen çevrede kökeni belli olmayan bir virüs kol gezmektedir. Tam da salgın haline dönüşeceği zaman ilk kurbanları olarak genç kahramanlarımızı seçer. Virüs son derece hızlı etkisini gösteren ve bulaşıcı bir deri hastalığıdır. Ve çevreye yayılması da çok uzun sürmeyecektir.

“Cabin Fever” Türkçe ismiyle “Dehşetin Gözleri” hem ciddi bir gerilim filmi hem de türevlerine yaptığı göndermelerle mizahi yönü fazlasıyla olan bir yapım. Ama bu sulandırılmış bir komedi anlayışı değil. Daha çok, yıllardır çekilmiş olan bu tür filmlere (The Evil Dead, The Texas Chain Saw Massacre, The Last House on the Left…) muzipçe yapılan bir sevgi gösterisi gibi. Aynı zamanda yönetmenin korku sineması hayranlığı dolayısıyla eski klasiklere yaptığı göndermeler filmin seyir zevkini artırır nitelikte. Yeterli oyunculuk, yeteri kadar gerilim, yeteri kadar komedi, yeteri kadar kan ve iç organ! Film, izleyicisine istediği her şeyi yeterli derecede veriyor. Ne eksik, ne fazla… (Dipnot olarak “Cabin Fever”ın , Roth’un ilgisinin olmadığı daha kanlı ama daha kötü bir devam filminin olduğunu söyleyebilirim.)

Bu noktada yönetmen Eli Roth için ayrı bir paragraf açmak yerinde olur. Bu filmle Quentin Tarantino, Takashi Miike ve Peter Jackson gibi önemli yönetmenlerden destek alması da kuşkusuz filmin ve yönetmenin ününü perçinlemiş. Roth’un kamera arkası kadar kamera önünü de sevdiğini ilk olarak bu filmde görüyoruz. İlerleyen yıllarda kendi çektiği filmlerin dışında bir kaç filmde de küçük rollerde görünmeye devam ediyor. Eli Roth, “Cabin Fever” filmiyle büyük bir üne kavuşmasının yanı sıra korku sinemasındaki gidişata da farklı bir yön kazandırmış. Roth’un bir çok ünlü yönetmen ve yapımcı şirketin desteğiyle küçük bütçeli korku filmlerinin önünün açılmasını sağlayan isimlerden biri olduğunu söylemek yanlış olmaz. Zira, bir sonraki filmi “Hostel“le tüm sertliğine ve istismar sahnelerine rağmen dünya çapında büyük kazanç sağlamış ve filmin devamının da çekilmesine ön ayak olmuş. Yönetmenin bir özelliği de yeni nesil korku yönetmenlerine atfedilen “Splat Pack” grubunun içinde yer alması. Aslında baktığımızda Eli Roth’un yönetmen olarak çok da yaratıcı olduğunu söylemek güç. Geçen 10 yıla yakın sürede “Hostel” serisi tek bir fikir olarak görüldüğünde “Cabin Fever”la iki kayda değer filmi olduğu söylenebilir. Tabii, Tarantino’dan aldığı destekle iki kısa film tadında çektiği “Nation’s Pride” ve “Thanksgiving” filmlerini de sayabiliriz. Roth’un film hikayelerinin gerçek yaşam deneyimlerinden ortaya çıkması da ilginç bir ayrıntı. “Cabin Fever”ın İzlanda’ya yaptığı bir yolculukta yaşadığı deri hastalığından, “Hostel”in ise internetten ulaştığı gerçek bir organizasyondan doğması bu durumun en önemli göstergelerinden biri. Roth, günümüz korku piyasasında önemli bir yerde görülüyor ve yeni projesi “Endangered Species” için şöyle bir tüyo veriyor. ””Transformers” ve “Cloverfield” filmlerini izledim ve düşündüm ki ‘Toplu yıkım filmi konusunda bir fikrim var’. Ama kesinlikle bu izlediklerimden çok farklı olacak. Bir bilim-kurgu filmi olacak ve bunlardan biraz daha kapalı bir mekanda geçecek…”

Sonuç olarak Eli Roth, bir çok yerde tartışma yaratan bir sinemacı. Korku sitesinde de bu tartışma iki yazar tarafından (Murat Akçıl – Melisa Aydın) ayrıntılı bir şekilde masaya yatırılmış. Roth, yeni projeleriyle korku severler tarafından ilgiyle takip edilen popüler bir yönetmen. Ancak, oyunculuk denemeleri ve iki önemli yapımı dışında bir sonraki projesini bekleyip görmek yönetmen hakkında fikir edinmek için daha iyi bir fırsat olacaktır. Sanırım “Hostel 3” ise bu arada çerez niteliğinde bir film olacak. “Cabin Fever” seviyesinin üzerinde bir filmle karşılaşmak ise yönetmenin aldığı övgü ve desteğin boşa olmadığını gösterir. Bekleyelim ve görelim…

Korkusitesi için yazan Orçun Tunalı / Gorcun

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Orçun Tunalı

Tüm Yazıları
25 Haziran 1986 tarihinde Tekirdağ, Çorlu ilçesinde doğdu. Çocukluğundan beri korku filmleri, hikayeleri ve oyunlarına ilgi duyduğundan olsa gerek bu siteyi keşfetmesi kaçınılmaz olarak gerçekleşecekti. Daha sonra yazdıklarıyla ekip içerisinde kendisine yer buldu. Mesai dışında ve off günlerinde Jigsaw’ın asistanı olarak stajını sürdürüyor. Amatör ruh ve tutkuyla korku türündeki her türlü görsel, işitsel ve yazınsal eserlere ilgi duymakta. Aynı hissiyatı ve heyecanı paylaşan bu topluluk içerisinde yer almaktan son derece memnun.

Yorumlar (23 Yorum)

YORUM YAZ