Ses çıkarma... Kımıldama... Hepsinden öte... Sakın bir dilekte bulunma! Wishmaster (1997)

Brain Damage

Korku Film Arşivi

GökhanToka

17 Kasım 2008

1 Adet Yorum

1

Yönetmen: Frank Henenlotter
Senaryo: Frank Henenlotter
Yapım: 1988 ABD Süre: 84 Dakika
Oyuncular:Rick Hearst, Jennifer Lowry, Gordon MacDonald, Theo Barnes, Lucille Saint-Peter

Her ne kadar yönetmen Henenlotter, Aylmer’in penisi simgelediğini söylese de, filmin erkeksi bir zevk yıkıcılığından ziyade, uyuşturucunun zeki ve çevik dimağlar üzerine oluşturageldiği yıkım üzerinde durduğunu söylemek yanlış olmaz. Ayrıca bana göre Aylmer penisten ziyade, Dark Wing Duck’a daha fazla benziyor. İlk bakışta Hülya Avşar’ın gençliğini andıran bu mavi gözlü güzeller güzeli, aslında bünye üzerinde daha çok İbrahim Tatlıses etkisi yaratacak olan birkaçbin yıl yaşında saygıdeğer bir parazit. Haçlı seferleri sırasında Aylmer’ın Avrupa’ya getirildiğini biliyoruz ki bu Aylmer’in ortadoğu kökenli olduğuna işaret. Aceba sunumda muazam bir tematik zenginlik arz eden bu dopdolu filmin böylece siyasi bir boyutu da olabilir mi? Yuh daha neler. Bir filmi anlatmaya da ancak bu kadar kötü başlanabilir. Kendimle gurur duyuyorum.

Yönetmen Frank Henenlotter, film koleksiyonumda gururla ağırladığım “Basket Case” serisinin yönetmenidir. Basket Case, biri talihin kötü bir cilvesi sonucu hilkat garibesi olan siyam ikizleri hakkındadır. İkizler vaktiyle bir operasyon neticesinde ayrılmışlardır ancak ayrılışlarının acısını, bundan sorumlu kişilerden çıkarmak üzere organize olmuşlardır. Hilkat garibesi olmayan ikiz Tommy filmindeki Tommy’e benzeyen bonus kafalı (kısaca: KKK – kıvırcık koyun kafalı) saykopatik bir duygusaldır. Oysa ki korku filmlerinde duygusal erkeklerden her zaman uzak durmak gerekir; Basket Case buna güzel bir örnektir. (Bkz Ichi The Killer… Ayrıca bu kural gerçek hayat için de geçerlidir, çünkü korku filmleri hayatı formulüze ederler) Buna karşılık hilkat garibesi olan ikiz çok daha nettir ve önüne gelen herkesi parçalamaktadır. Film, hilkat garibesi olan kardeş, tipinden dolayı muhtardan ikametgah belgesi alamadığı ve diğerinin sürekli yanında taşıdığı bir sepetin içerisinde ikamet ettiği için “Basket Case” ünvanına nail olmuştur.

Brain Damage ise 80′ler korku sinemasının en güzel icatlarından biri olan “beyin emen parazitler” ekseni üzerine kurulmuş müthiş bir kült başyapıtı. (Bu konuyu özellikle Crononberg ilk filmleri ile kafalara güzel kakmıştır) Henenlotter tıpkı Basket Case’de olduğu gibi korku unsurunu yine özdeşleşilen bireyin vücutsal bütünlüğünün sınırlarının hemen dışında konumlandırmış. Basket Case de çok iyi bir kült yapım olmasına rağmen iki kardeş arasındaki ilişki üzerinde içselleştiği için, Brain Damage geniş hareket alanına sahip konusu ile çok daha iyi bir film. Ayrıca, Basket Case’den sadece birkaç yaş daha genç olmasına rağmen, Brain Damage’deki yapım kalitesinin çok daha üst düzeyde olduğuna şahit oluyoruz. Filmdeki renkler gerçekten hayranlık uyandırıcı nitelikte. Işık ve mekan kullanımı da gerçekten çok iyi. Oyunculukların kalitesinin ise kıyası olmaz, çünkü bu filmde son derece iyi oyunculuklar görülüyor. Brain Damage beni şaşkınlıklara garketti çünkü açıkçası 20 yaşındaki bir kült yapımdan bu kadar üst düzey bir yapım kalitesi beklemiyordum. Kahramanın parazit dolayısı ile hayal gördüğü bir su baskını sahnesi vardı ki, bu sahne örneğin Hours filmindeki benzer sahneye göre çok çok daha iyi çekilmişti.

Aylmer insan beyinleri ile beslenen bir parazit. Ancak her parazit gibi Aylmer’in da bir taşıyıcı vücuda ihtiyacı var. Bu amaçla kahramanımızın vücudunu kullanacak ve yiyeceğe böylece ulaşacak. Bu taşımacılık hizmetinizin karşılığında Aylmer’in size önerdiği şey ise “dünyayı güzelleştiren özel bir zevk sıvısı”. Aylmer’ı vücudunuzda taşımayı kabul ederseniz, Aylmer beyninize bir sıvı enjekte ediyor ve güzel bir hayal alemine dalıyorsunuz. Ancak işin kötü tarafı bir süre sonra sıvının bağımlısı oluyorsunuz. Eh o kadar kusur kadı parazitinde de olur.

Bu film tam bir kült klasiği. Gülmek, korkmak, dalga geçmek, iğrenmek, şaşırmak; herşey serbest. Özellikle blow job sahnesinin nadide bir gök olayı niteliğinde olması nedeniyle kesintisiz bir versiyonunun bulunarak izlenmesi tavsiye olunur. Filmdeki metro sahnesinde Basket Case’in KKK’sını ve kucağındaki sepetini görmek de eğlenceli bir detay. Hehangibir kült ya da başyapıt vb yakıştırma yapmaksızın ayrıca diyebilirim ki yapılmış en güzel ve etkili uyuşturucu karşıtı filmlerden biri.

Gökhan Toka

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Gökhan Toka

Tüm Yazıları
4 Mart 1975′de Ayvalık’da doğdu. Korkunç bir evde büyüdü. Gıcırtıyla açılan büyük paslı metal kapılar, binbir çeşit ıvır zıvır ve örümcek ağlarıyla dolu kocaman depolar, dize kadar suyla dolu hiç ışık girmeyen bir bodrum katı, üzeri beyaz çarşaflarla örtülü mobilyalarla dolu kullanılmayan tozlu odalar. Bu ev ortamı her türlü alt korku genresi için gereken arka fonu sağlayan bir set gibiydi. Artık ruh sağlığı adına bu acayip evden uzaklaşmak zorundadır. Bir yatılı okula yazılmaya karar verir. Ne var ki bu kararı verdiği 80′li yıllarda korku sineması altın çağını yaşamakta ve Lambada kokulu sıkıcı yatılı okul atmosferinde tek elle tutulur eğlence modeli “videoda film izlemek” olarak göze çarpmaktadır. Gökhan 80′lerin tüm korku filmlerini o dönemde videoda sıcağı sıcağına izler. Sonrası ise çorap söküğü gibi gelecektir. Gökhan korku filmi izlemeye devam ediyor ve yaşamını adrenalin bağımlılığı ile geçiriyor. Yıllardır hayvan gibi çalıştığından arada vakit bulursa izlediği filmler hakkında birşeyler de yazıyor. Korkufilmi.net sitesinin kurucusu ve sözüm ona yazarıdır.

Yorumlar (1 Yorum)

YORUM YAZ