Dilediğin şeylere dikkat et! Djinn - Wishmaster (1997)

Blood: The Last Vampire

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

13 Temmuz 2009

6 Adet Yorum

6

Yönetmen : Chris Nahon
Senaryo : Kenji Kamiyama, Katsuya Terada
Yapım:2009 Japonya / Hong Kong / Fransa / Arjantin Süre: 91 Dakika
Oyuncular: Gianna Jun, Allison Miller, Koyuki, Liam Cunningham, JJ Feild, Constantine Gregory, Larry Lamb

II. Dünya Savaşı sonrası 60’lar Japonya’sında geçen animede; 16 yaşındaki Saya, dünyadaki son orijinal vampirdir. Aslında insan baba ve vampir anneden doğduğu için dampyr sayılır. Hükümetçe onaylanan ama tamamen gizli tutulan, şekil değiştirebilen kan emici (vampir benzeri) yaratıkların itlafından sorumlu bir Amerikan örgütüne dahildir.

Saya’nın son görevi, Tokyo’daki bir Amerikan hava üssü içerisinde bulunan, Amerikalı gençlerin okuduğu Yokota lisesindeki esrarengiz kayıpları araştırmaktır. Cadılar bayramı öncesi, örgüt yardımıyla okula kaydı yapılan Saya, okulda 2, şehirde 1 tane olmak üzere 3 kan emici yaratığın (Chiropteranlar) peşine düşerken; ortada neler olduğunu tam olarak anlamayan okul hemşiresi Makiho Caroline Amano’nun da hayatını kurtaracaktır.

Orijinal hikayesi, etkileyici müziği ve göz kamaştırıcı tekniğiyle hızla kült mertebesine erişen anime sonrası bir çok spekülasyon yapıldı. Sonradan gelecek büyük bir projenin habercisi olarak yorumlanan bu kısa film, bir dizinin mi, filmin mi yoksa videogame’in mi öncüsüydü tam olarak bilinmiyordu. Saya’nın geçmişinin tam olarak belirtilmemesi nedeniyle bir devam projesinin olması gerektiği konusunda herkes hemfikirdi. Nitekim “Blood+ (2005)” adında bir anime dizisi geldi (ki birçok fan tarafından şimdiye dek yapılmış en iyi çizgi dizi olduğu söylenir). Daha sonra animeden yola çıkan bir film yapılacağı haberi çıktı. Nihayet merakla beklediğim bu filmi izleyebildim.

Şimdi size filmin her yerini anlatacak değilim (henüz Türkiye’de gösterime girmedi). Şöyle başlayayım; film Blade ve Buffy karışımı bir şey haline getirilmiş. Yani bu ne demek? Anime’nin içine edilmiş demek. Tabi animeyi uzun metrajlı hale getirebilmek için araya uzun dövüş sahneleri sahneleri, gereksiz karakterler, bu gereksiz karakterlerin aile ilişkileri ve bolca entrika koymuşlar. Vampir sayısını da bayağı artırmışlar ki film süresi boyunca öldürecek materyal olsun! Hatta vampir kraliçe Onigen tarafından bir araya getirilen bir vampir klanıyla karşı karşıyayız. Animedeki II. Dünya Savaşı’ndan yola çıkarak, insanın insanı öldürmesinin anlamsızlığı üzerine yapılan felsefik çıkarımların izine rastlanmıyor. Bu nedenle film içi boş bir eğlencelikten öteye geçemiyor. Saya’nın orjinine yönelik birkaç dokundurma maalesef sallantıda kalıyor. Üstelik animedeki gerçekçiliğe de rastlanmıyor; ne gariptir bir çizgi film, gerçek oyunculu filmden daha realist duruyor. Özellikle uçakların olduğu sahneler karşısında insanın dilinin tutulduğu animenin hangi maksatla “Japonya’da çekilmiş Blade ya da Underworld” haline getirildiğini Chris Nahon’a sormak lazım.

Fransız yönetmen Chris Nahon’u “Kurtlar İmparatorluğu” filmiyle tanıyoruz. Kariyerinin başındaki bir sinemacının bir anime karşısında yenik düşmesi, hanesine bir eksi puan olarak geçecek, ne talihsizlik! Animeden kopyaladığı birkaç sahne dışında filmine hiçbir yaratıcılık ekleyemeyen Nahon, aksiyon sahneleri arasında konu olsun maksadıyla CIA içindeki sürtüşmeye de bulaşarak bir çeşit “ne bulursan koy çorbası” yumurtlamış. Nerede animedeki hangarda ve balodaki kovalamaca sahneleri, nerede revirdeki gerilimli atmosfer… Üstelik bire bir taklit ettiği sahneleri bile o kadar kolay harcamış ki olayın tüm duygusal boyutunun altı boşalmış. İlk filmdeki sevimli şişko hemşire yerine Alice Mckee adında bir asker kızını koymuşlar. Ha bir de “Nikita”daki “Temizleyici”yi hatırlatan siyah takım elbiseli ikizler var ki sormayın…

Saya’yı canlandıran Gianna Jun gerçekten iyi seçim ya da bütün Japon kızlarında acayip bir caka var. Tek başına katana ile yaptığı dövüşlerde oldukça iyi. Gelgelelim damların üstünde uçtuğu ve yer çekimine meydan okuduğu sahnelerde insanın canı sıkılıyor. Hele ki bir reklam filminden çalma duvarları delerek koşma fikrine hiç değinmek istemiyorum. Anime’nin bu kadar Amerikan’laştırılması hiç hoş olmamış (her ne kadar film uluslar arası bir yapım olsa da her şeyiyle bir Amerikan filmi özelliğinde). Son zamanlardaki korku filmlerinin aksiyon türüne evrimleşmesi hoş karşıladığım birşey değil. Bir türlü havaya giremiyorsunuz.

Herhalde çoğunlukla aksiyon sahnelerinin üzerine düşüldüğünden sanat yönetimine zaman kalmamış. Konunun geçtiği döneme hiç uymayan çevre tasarımı ve kostümler izleyende yabancılaşma efekti oluşturuyor. Hele ki ikiz afro vampir yok mu, insan “oha” diyor. Hoş geldin 70’lerin istismar sineması… Yine de filmin chambarayı andıran kavga sahnelerini beğenmiş olmam bir tezat oluşturuyor dii mi? Efektler inandırıcılıktan uzak. Yaratıklar ve kan tamamen bilgisayar destekli. Zaten böyle filmler genelde bilgisayar başında kotarılır. Neticede aksiyon ve eğlence amaçlanmış.

Eğer animeyi izlediyseniz bu filmden zevk almazsınız. Filmi keyif alarak izlemek istiyorsanız, orjin aldığı animeyi sonra (ama mutlaka) izleyin; en azından Saya’nın “Sword!” çığlığı için…

Wherearethevelvets

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (6 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.