Ses çıkarma... Kımıldama... Hepsinden öte... Sakın bir dilekte bulunma! Wishmaster (1997)

Blind Dead II:Return of the Evil Dead

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

09 Ocak 2009

2 Adet Yorum

2

Blind Dead II: Return of the Evil Dead (El Ataque de los muertos sin ojos)
Yönetmen: Amando de Ossorio
Senaryo: Amando de Ossorio
Yapım: 1973, İspanya Süre: 91 Dakika
Oyuncular: Tony Kendall, Fernando Sancho, Esperanza Roy, Frank Braña

!!!Yoğun Spoiler İçerir!!!

Portekiz’de bir Ortaçağ kasabası olan Bouzano’da ayaklanan köylüler, satanist ayinlerden sorumlu olan şövalyeleri ele geçirirler. “Geri döneceğiz, bizi öldüremezsiniz!” diye haykıran bir şövalyeye, ellerinde meşaleler ve tırpanlarla lanetler okuyan köylüler: “Madem döneceksiniz bari gözleriniz hiçbir şey görmesin” diyerek karşılık verirler ve tüm tapınakçıların gözlerini ellerindeki meşalelerle dağlarlar. Daha sonra hepsini yakarlar.

Günümüze döndüğümüzde aynı topraklar üzerinde, aynı adlı bir kasaba vardır ve 14. yy’da (yukarıda bahsedilen) doğu şövalyelerine karşı kazanılan zaferin anısına “Şeytan Yakma Festivali” düzenlenmektedir.

Murdo: Köyün kamburu ve delisi. Köylü çocuklar tarafından taşa tutulur.
Moncha: Sarışın genç bir kız Murdo’yu çocukların elinden kurtarır ama kendisi de çocuklara çantasını kaptırır. Moncha’nın sevgilisi (bıçkın bir delikanlı), çocukları tekme tokat kovalar ve Moncha’nın çantasını geri alır. Anne babası gece festival meydanına geleceğinden yalnız kalacak olan Moncha’ya evinde buluşma teklif eder.
Jack Marlowe: Esas oğlan. Eski kaptan yeni havai fişek teknisyeni. Festival için kiralanmıştır.
Duncan: Kasabanın belediye başkanı. Jack’i o kiralamıştır.
Vivian: Esas kız. Duncan’ın nişanlısı. Jack’i eskiden tanımaktadır. Sonradan öğrendiğimize göre eski sevgilidirler. Ama kızın zenginlik hayalleri ayrılmalarına sebep olmuştur.
Dacosta: Duncan’ın sağ kolu. Vivian ile Jack’in birbirlerine bakışmasından hoşlanmaz. Duncan da öyle.

Etrafı gezdirme bahanesiyle Vivian ve Jack uzaklaşırlar. Eski kalıntıların arasında geçmiş zamanın muhasebesini yaparken aniden yatay pozisyona geçerler (Filmde çıplaklık içeren çoğu sahne kesilmiş. Eğer benim gibi sansürsüz versiyonunu izlerseniz, bu sahnede Vivian’ın dolgun memelerini de göreceksiniz). Murdo tarafından röntgenlendiklerini fark edince işleri yarıda kalır. Felaket tellalı Murdo, gençleri ucuzlukla, basitlikle suçlar. Onların yatak olarak kullandıkları bu toprağın altında binlerce kefensiz yatanı (tapınak şovalyelerini) hatırlatır. Buralarda bir efsane yatmaktadır. Tapınakçılar bu gece dirileceklerdiiiir! Nı-ho-ho-ha-ha-haaa!

Film, Murdo’nun anlatımıyla geçmişe, tapınakçıların kanlı ayin sahnelerine döner. Sahne, serinin ilk filmindeki flashback sahnesiyle neredeyse aynıdır. Fakat burada kızın kalbini (yakın planda) çıkarırlar ve akan kanı bir kâseye akıtarak içerler. Vivian, Murdo’ya “Bırak bu ayakları da kendine bir kız arkadaş bul.” der. Onlar uzaklaşınca, Murdo, otların altına sakladığı elleri, ayakları ve ağzı bağlı bir kızı çıkarır ve “zaten var” der kendi kendine.

Gecenin çökmesiyle beraber köyde şenlik başlar. Bu esnada Murdo, sakladığı kızı, şövalyeleri diriltmek için kurban eder. Dirilen zombiler Murdo’yu sallamayıp, seslerin geldiği kasabaya doğru yönelirler. Murdo, atların altında ezilmekten zor kurtulur.

Anne ve babası festivalde olduğundan evde yalnız olan Moncha’nın kapısı çalınır. Gelen yavuklusudur ve niyeti kötüdür. Kız önce nazlanır: “Babam yakalarsa kötü olur.” der ama sonra kefenin cebi olmadığını ve olsa bile bekaretin bu cebe sığmayacağını hatırlayarak kendini koyverir. Zombiler bu eve doğru yönelir, kapı ve camlara vururlar. Adamı öldürürler ama kız ellerinden kaçar, zombilerin bir atına binerek ağır çekimde dıbıdık dıbıdık uzaklaşır.

(Benzer sahne ilk filmde de vardı. Dördüncü filmde de olacak. Yönetmenin, seriyi yaratırken bu kadar tutarlı olması gözümüzden kaçmadı). Zombiler atlarıyla kızın peşine düşer.

Mr. Prades: Tren istasyonu bekçisi. Ayyaştır. Moncha bir at üzerinde, kulübesine geldiğinde ona inanmaz. Atın dehşetengiz yüzünü görünce olayı çakar, hemen belediye başkanına telefon eder.
Kasaba merkezinde, aşklarının küllerinden yeni bir ateş yakan Jack ve Vivian, Duncan’dan kaçma planları yapmaktadır. Tabii ki yakalanırlar. Duncan ve Dacosta, adamlarını da yanına alarak Jack’i benzetir.
Beirao: Duncan’ın adamı ve emir kulu. Jack’i dövenler arasında o da vardır. Festival zamanı karısıyla bi dans edememekten şikayetçidir.
Amalia: Beirao’nun eşi. İstasyon şefi Prades’den gelen telefonu Duncan’a iletir. Haber esefle karşılanır. Bu boşluktan yararlanan Jack, Vivian’ı da yanına alarak ciple merkezden ayrılır.

Duncan telefona geldiğinde Prades çoktan öldürülmüştür. Olayları araştırması için Dacosta ve Beirao’yu istasyona yollar.

Moncha birden Jack ve Vivian’ın yoluna çıkar. Paniktedir ve bayılır. Siyaseten doğrucu Jack, bu kızı doktora götürmenin, kaçmaktan daha öncelikli olduğunu söyler ve hep beraber kasaba merkezine dönerler.

Duncan zombilerin dirildiğini adamlarından öğrenmiştir fakat hala inanmamaktadır. Sonunda ikna olunca valiyi arar, ama vali sarhoş zannettiği Duncan’a inanmaz. Dacosta kasabayı boşaltmayı teklif eder.

Bu arada Beirao, Amalia ve küçük kızını alarak kaçar ve meydanın dışında bir kiliseye kendilerini zor atarlar. Zombiler atlarıyla festival alanına ulaşmışlardır. Eğlenmekte olan insanları tek tek kılıçtan geçirirler. Jack’in yardımıyla ellerine tırpanları alan ahali, kendilerine bir kaçış yolu açar. Geride kalan Jack, Dacosta, Vivian ve Moncha cipe binerler. Kasasından değerli eşyalarını bir çanta içine koyan Duncan da son anda arabaya atlar. Zombileri yararak uzaklaşırlar ama fazla da ilerleyemezler. Bu esnada Beirao saklandığı yerden onları çağırır ve herkes kiliseye sığınır. Bu arada yaya olarak kaçan kasabalılar zombiler tarafından kılıçtan geçirilir. Kilise içinde kapılara ve pencerelere barikat kurmaya çalışan bizimkiler, bir nişe gizlenmiş olan kambur Murdo’yu yakalarlar.
Pencerelere yaklaşan zombileri ateşle bertaraf ederek pencereleri çivilerler. Arka tarafta yalnız kalan Murdo, gizlice Moncha’ya, bir kaçış tünelini keşfettiğini söyler. Zamanında kendisine yardım ettiğinden, Moncha’yı da yanına alacaktır. Moncha önce geride kalacakları düşünür ama hayatta kalma arzusu ağır basar. Ellerine mumları alarak tünele girerler.

Bu arada elinde hiç bırakmadığı değerli çantasıyla Duncan da kaçış planları yapmaktadır. Dacosta’ya kilise kapısının önünde bekleyen cipi gösterir ve kimseye haber vermeden kaçmayı teklif eder. Dacosta, Vivian’ı geride bırakamayacaktır çünkü meğer yıllardır kıza gizlice sevdalıdır! Duncan, Dacosta’yı aşağılar. Dacosta da Duncan’ı bir güzel hırpalar. Duncan, planını uygulamak için başka bir enayi arar ve Beirao’ya yaklaşır. Beirao, karısı ve kızını kurtarmak için her yola hazır bir zavallıdır. Eline bir meşale alarak dışarı çıkar. Zombileri uzaklaştırarak cipe ulaşır, ama başarılı olamayarak paramparça edilir. Duncan bu sefer de, uyuyan annesinin kucağındaki küçük kızı gözüne kestirir. Onu yem olarak kullanacaktır. “Baban dışarıda seni bekliyo.” diyerek kızı zombilerin arasına salar. Kör zombiler babasına seslenen zavallı küçük kıza yönelirken fırsattan istifade cipe binen Duncan kontağı bir türlü çalıştıramaz (klasik). Çıkardığı seslere yönelen zombiler kaçmaya çalışan Duncan’ı kılıçlarının ucunda şiş kebap yaparlar.

Vivian, Amalia’yı uyandırır. Kızı nerededir?. Kapının dışından kızının çığlığı gelince Amalia çılgına döner. Yardımsever Jack, hiç ses çıkarmadan yolun karşısında bekleyen kıza ulaşır. Fakat kiliseye geri dönerken yanlışlıkla ses çıkarır ve zombiler duydukları sese yönelirler. İşlerin poka sardığını gören anne Amalia, çığlıklar atarak zombileri kendi tarafına çeker. Jack, küçük kızla beraber kilise kapısından içeri atlarken, zavallı anne dışarıda delik deşik edilir.

Bu esnada tünelin sonuna ulaşan Murdo kafasını dışarı çıkarır. Ama gele gele zombilerin mezarlığına gelmişlerdir. Mezarlıkta bekleyen bir zombi tarafından çıkardığı kafası kesilen Murdo’nun başsız cesedini gören Moncha çığlığı basar. Bu da onun son hatası olur (Ne yapmayacaktık? Ses çıkarmayacaktık)…

Hayatta kalanlardan biri olan Dacosta, Vivian’la yalnız kaldığı bir anı kollar. Nasılsa kurtulamayacaktır, o halde neden en büyük arzusunu tatmin etmesindir? Tecavüzü gerçekleştiremeden kahraman Jack yetişir. Dövüş sırasında Dacosta yanlışlıkla ölür. Sabah olmuştur. Zombiler sokaklarda hiç kıpırdamadan durmaktadır. Jack ve Vivian küçük kızı da alarak ses çıkarmadan dışarı çıkarlar. Şans eseri, zombilerin güneş doğduktan sonra zararsız cesetlere dönüştüğünü fark ederler. Özgürlüğün tadını çıkararak doğan güneşe doğru uzaklaşırlar…

Yazan : Wherearethevelvets

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (2 Yorum)

YORUM YAZ