Buradan tek bir çıkış yolu var... ve ben o yoldan geliyorum! SIMON SAYS (2006)

Blind Dead III:The Ghost Galleon

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

09 Ocak 2009

5 Adet Yorum

5

Blind Dead III: The Ghost Galleon (El Buque Maldito)
Yönetmen:
Amando de Ossorio
Senaryo: Amando de Ossorio
Yapım: 1975, İspanya Süre: 89 Dakika
Oyuncular: Maria Perschy, Jack Taylor, Bárbara Rey, Carlos Lemos

!!!Yoğun Spoiler İçerir!!!

Lillian: Kadın fotoğrafçı. Barbie stüdyosunun sahibi. Bikini çekimleri yaptığı esnada modellerinden biri olan Noemi stüdyoya gelir.
Noemi: Sarışın güzel bir kız. En iyi arkadaşı olan Kathy için endişelenmektedir.
Kathy: Noemi’nin oda arkadaşı, model. Yaklaşık 1 aydır kayıptır.

Noemi endişelidir çünkü arkadaşı şimdiye kadar o olmadan hiçbir şey yapmamıştır. Birşeyler bildiğini düşünerek Lillian’a gelmiştir. Lillian şüpheli cevaplar verince polisi aramakla tehdit eder. Lillian mecburen yarın sabah limanda buluşma sözü verir. Her şeyi orada açıklayacaktır. Limanda bir binada buluşurlar. Burada iki adamla karşılaşırlar.

Howard Tucker: Tucker spor malzemeleri şirketinin sahibi. Yeni model cankurtaran sandalının reklamı için Lillian’ın ajansından Kathy’i tutmuştur.
Sergio: Tucker’ın adamı.
Lorena Day: Yıldız adayı. Bir filmde gemi kaptanı rolü aldığı için bu projeye katılmıştır. Kathy’e eşlik etmektedir.

Noemi’nin olayları öğrenmesinden önce hoşlanmayan Tucker, sonra tüm planı kıza anlatır. Kayıp zannedilen iki kız (Lorena ve Kathy) gizlice bir sandala konmuş ve okyanusun göbeğine bırakılmışlardır. Daha sonra medyaya haber verilecek ve “Okyanusun ortasında hayatta kalabilen iki kız” başlıklı haberle ortalık çalkalanacaktır. Böylece hem Tucker Şirketi hem de iki kız ünlü olacaktır. Fakat şu kademede hiç kimseye haber vermemek en güvenli iş olacaktır. Eğer olayın planlı olduğu ortaya çıkarsa korkunç bir fiyasko olacaktır.

Sergio, telsizle kızlara ulaşır. Okyanusta işler yolunda gitmemektedir. Nereden çıktığı belli olmayan tropik bir sisin ortasında kalan kızlar endişelidir. Bu sırada uzakta (maket olduğu her halinden belli) eski bir gemi görürler. Yardım fişeği kullanırlar ama gemiden cevap gelmez. Aksi gibi gemi direkt üzerlerine gelir ve bota çarpar. Bot su almaya başlar. Tucker onlara bir helikopter göndereceğini söyler ama Lorena beklemez. Bir ip merdivenle hayalet geminin güvertesine çıkar. Kamaraları araştırmaya koyulur. Kathy ise botta uyuyakalır.

Tucker olayların fiyaskoyla sonuçlanmasından rahatsızdır ve herkesten önce kızlara ulaşmak istemektedir. Noemi, Kathy’e bir şey olursa medyaya haber verip onları rezil edeceğini haykırır. Çenesini kapaması için Sergio, Noemi’yi zorla bir odaya kilitler. Noemi bir fırsattan yararlanarak kaçmaya çalışsa da yakalanır, bir de Sergio’nun tecavüzüne uğrar (bu davranış serinin vazgeçilmezi herhalde).

Saatler geçer, Kathy hala uyumaktadır. Lorena’dan ses gelmemektedir. Sergio bir helikopterle kızları aramaya çıkar. Fakat sis nedeniyle ne botu ne de hayalet gemiyi bulabilir. Tucker ve Lillian bu arada Prof. Grüber’in fikrine danışırlar.

Prof Grüber: Astronomi uzmanı. Son zamanlarda, kızların kaybolduğu bölgede esrarengiz bir sisin olduğundan bahseder. Ayrıca birçok kez rapor edilen ama tam anlamıyla şahit olunamayan, efsane hayalet gemi üzerine de çeşitli araştırmalar yapmış fakat bir sonuç elde edememiştir. Kızların aranmasına gidileceğini duyunca o da gemiyi araştırma hevesiyle onlara katılır.

Kathy nihayet uyanır. Arkadaşının ayrılmasının üzerinden saatler geçmiştir ama ses seda yoktur. O da gemiye çıkar ve arkadaşını arar. Bu esnada bir yatla, Lillian, Tucker, Noemi, Sergio ve Prof. Grüber kızların kaybolduğu bölgeye doğru yaklaşmaktadırlar. Lillian gizlice, işlerin kötü sonuçlanabilmesi riskine karşı medyaya söyleyebilecekleri düzmece bir hikaye anlatır Tucker’a. Suçu üzerlerinden atacaklar ve yattaki diğer üçünden de kurtulacaklardır.

Gemide ise Kathy zombilerin tabutlarına ulaşır. Dirilen zombiler kızın üzerine çullanırlar. Nihayet beş kişi sise ulaşırlar. Sis o kadar yoğundur ki güneş ışınları bile nüfuz edememektedir. Gemiye çıkarlar ve Kathy’nin çantasını bulurlar. Hasarlı bot ise geminin öteki tarafındadır. Prof. Grüber, geminin seyir defterini araştırırken Sergio ve Tucker arasındaki patron-işçi ilişkisi çatırdama emareleri gösterir.

Akşam herkes uyurken Noemi, Kathy ile yaşadıkları “özel anları” hatırlar ve arkadaşını aramaya çıkar. Belasını da bulur. Merdivenlere ulaşmaya çalışırken zombiler tarafından ayaklarından çekilen kızın oyunculuğu, eski Türk filmlerinde tecavüze uğrayan Emel Sayın’ın performansı kadar ayrıntılıdır!

Ertesi gün Prof. Grüber’in herkese sürprizi vardır. Araştırmaları sonucunda bu geminin lanetli olduğunu, sebebinin ise mürettebatı Tapınak Şövalyeleri olduğunu öğrenmiştir. Hikayeye göre tabutlar içindeki mumyalanmış ölüler dirilerek şeytana taze kanlar sunmaktadır. Gündüz saatlerinde de uyumaktadırlar. Araştırma yapmak için iki gruba ayrılırlar (?). Lillian ve Prof. Grüber tabutları bulur fakat kuvvetleri yetmediğinden kapaklarını açamazlar. Bu arada Lillian bir duvarın arkasının boş olduğunu fark eder. Gizli bir kapının ardında küçük bir odada hazine bulurlar. Sergio her tarafına altınlar inciler doldururken, (mutfaktan gelen tıkırtılardan) rahatsız olan zombiler uyanırlar. Eline geçirdiği iki çubukla uyduruk bir haç yapan Profesör, haçı ateşe verir ve zombileri tabutlarına geri girmeye zorlar. Yeniden uykuya dalan zombilerin tabutlarını birer birer taşıyarak güverteden denize atarlar. Birden etraflarındaki sis kaybolur.

Bu gemiden kurtulmak için bir yol ararlar ve yüzerek karaya ulaşmaya karar verirler. Fakat Prof. Grüber yüzme bilmediğinden gemide kalır ve getirecekleri yardımı bekler. Bir kütüğe tutunan üçlü, Sergio’nun mücevher dolu çantası nedeniyle dibe batma tehlikesi yaşarlar. Lillian ve Tucker boğuşarak Sergio’yu gebertir ve karaya sağ salim çıkarlar. Aynı esnada garip birşey olur ve üzerinden laneti kalkan gemi kendiliğinden yanmaya başlar. Profesör, gemiyle beraber eşekler cennetine yol alır.

Nihayet ulaştıkları sahilde yorgunluktan sızan Lillian ve Tucker, canlanarak denizin dibinden çıkan zombileri fark etmezler. Gözlerini açtıklarında başlarının üzerinde karanlık yüzleri görürler ama artık çok geçtir…

Yazan : Wherearethevelvets

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (5 Yorum)

YORUM YAZ