Eskiden iyilikle aldığımı, sonsuza dek intikam ile alacağım! Tooth Fairy - Darkness Falls (2003)

Black Sunday / The Mask of Satan

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

Murat Akçıl

Yazarlarımız

YasinKarakaya

21 Nisan 2009

3 Adet Yorum

3

Yönetmen : Mario Bava
Senaryo : Nikolai Gogol, Ennio De Concini
Yapım:1960, İtalya, Siyah/beyaz, 87 dakika
Oyuncular: Barbara Steele, John Richardson, Ivo Garrani, Andrea Checchi

Barbara Steel’i Barbara Steele yapan filmle karşı karşıyayız. Bu kocaman gözlü, küçücük yüzlü esmer hatunun uğursuz güzelliğinin korku filmlerine yatkınlığı, ilk defa bu filmle farkedilmiş; aktrist daha sonra bu prototipten kurtulamamıştır. Dünya dışı bir varlıkmış gibi duran, korkunç mu güzel mi olduğu tam olarak ayrılamayan yüzü, gölgelerin arasından sıyrılarak seyirciyi ürpertiyor. Çığlık kraliçesi olmasına şaşmamak lazım. Son dönem korku filmlerindeki kadın karakterlerde neyin eksik olduğunu anlıyoruz: Karanlık bir karizma.

17.yy’da Moldovya’da cadı olduğu anlaşılan prenses Asa Vajda, aşığı şeytani İgor Javutich ile beraber, şeytana tapmak ve vampirizm nedeniyle, Asa’nın öz abisi tarafından yapılan mahkemece idama mahkum edilir. İç tarafı çivili şeytan maskeleri yüzlerine çakılarak öldürülürlerken Asa, tüm Vajda soyunu lanetler.

2 yy. sonra, tıbbi bir toplantı için yolculuk yapan ve Mirgorod’da konaklamayı planlayan Prof. Thomas Kruvajan ve yakışıklı asistanı Dr. Andreï Gorobek, atlı arabalarının tekerleğinin kırılması sonucu efsanevi cadının tabutunun bulunduğu yıkık dökük şapelin yanında duraklar. Şapeli tetkikleri esnasında profesör yanlışlıkla tabutun koruyucu haçını kırar, parmağından bir miktar kan da mumyalaşmış cesedin üzerine damlar. Dışarı çıktıklarında bahçede büyüleyici bir genç bayana rastlarlar. Prenses Katia, babası prens Vajda ve erkek kardeşi Constantin ile bu şapelin de içinde bulunduğu şatoda yaşamaktadır. Andreï, prensese görür görmez aşık olur. Kader, yollarını tekrar birleştirecektir.

Tabutuna damlayan kan sayesinde hayat bulan Asa, büyü gücüyle sevgilisi Javutich’i mezarında diriltir. Çok güçsüzdür ve genç bir beden bulması gerekmektedir. Javutich, cadıya tıpatıp benzeyen prensesin peşine düşecektir.

Yönetmen filmi atmosferik bir baza oturtmuş. Aniden beliren şok imgelerden çok, filmin geneline yayılmış, her biri özellikle tasarlandığı belli olan tablo gibi görüntülerden istifade etmiş. Filmi bir ressam gibi işlemiş. Gotik sinema kültürüne genel geçer terimlerini kazandıran film; sisli tekinsiz hava; uluyan hayvan sesleri; eski şato; gizli geçitler; aniden sönen mumlar; nereden geldiği belli olmayan hava cereyanıyla devrilen eşyalar ve tek bir tuşunda uğursuz ses veren piyano benzeri temalarla adeta bir şölen sunuyor. Çok acemice ve basit görsel efektler, yerli yerinde kullanıldığı için o kadar göze batmıyor. Üstüste bindirme tekniği ve yavaşça kaybolma efektleriyle geçişler aslında iyi bile olmuş. Bence film, dönemine göre fazla kanlı. Hatta dikenli maske sahnesinde, kan bile fışkırtılıyor. Bu sahnede, tiyatrodaki hassas hanımlar bayılmış olmalı.

Asa ve Katia’yı canlandıran Barbara Steel, makyaja gerek duymaksızın sadece ifadelerini değiştirerek, bir cadı ve bir bakireyi aynı bedenden çıkararak ne kadar usta bir oyuncu olduğunu kanıtlıyor. Aslında mimik ve jestler çok rüküş (döneminin gerekleri öyle çünkü). Korkunca “Aaaay” diye bayılıveriyor falan. Ama ifadeleri… Gerçekten görmeye değer. Tadına doyulmaz bir klasik, her sahnesi ayrı bir lezzetli… Şimdi düşünüyorum da, Tim Burton Sleepy Hollow filminde, Mario Bava ustadan oldukça etkilenmiş.

Wherearethevelvets

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: Yasin Karakaya

Tüm Yazıları
9 Eylül 1977’de İstanbul’da doğdu. İlkokuldan Üniversiteye kadar ki eğitimini burada tamamladı. Korku filmlerine olan ilgisini ilk defa memleketi Aydın’da ki bir kahvehanede videodan izlediği Elm Sokağında Kabus filmi ile keşfetti. O sıralar 8 yaşındaydı. 80’lerin kanlı video kültürü ile yoğrulan beyni ilerde yapacağı bu site için ilk kıvılcımı çakmıştı bile. Bundan sonraki dönemde korku sineması ile ilgili herşeyle ilgilenmeye başladı. Geniş bir film arşivi ve korku figürleri koleksiyonu yapmaya başladı. 2003 yılında tamamen kendi çabasıyla korkucu.com sitesini kurdu. 5 yıl boyunca kendi yağı ile kavrulmaya çalışsa da pek başarılı olamadı ve bu konuda tıpkı kendisi gibi rahatsız ve inatçı olan Murat Özkan ile tanıştı. İkili 2008 yılında Murat Özkan’a ait olan Gerilimhatti.com sitesi ile korkucu.com’u birleştirme kararı aldı…

Yorumlar (3 Yorum)

YORUM YAZ