İnsanlar hayaletlere neden inanır? Eğlence için mi? Hayır! Ölümden sonra bir şeyler olduğu ihtimali için.1408 (2007)

Black Sabbath / I Tre Volti Della Paura

Korku Film Arşivi

Korku Sinema

wherearethevelvets

16 Nisan 2009

12 Adet Yorum

12

Yönetmen : Mario Bava, Salvatore Billitteri
Senaryo : Mario Bava, Marcello Fondato, Alberto Bevilacqua
Yapım:1963, ABD / Fransa / İtalya, 82 Dakika
Oyuncular: Boris Karloff, Harriet Medin, Jacqueline Pierreux, Lidia Alfonsi, Mark Damon

Çehov, Tolstoy ve Maupassant’ın öykülerinden serbestçe uyarlanmış bir Mario Bava klasiği. Üç kısa filmde korkunun değişik şekilleri yansıtılıyor.

Telefon:
Akşam evine dönen güzeller güzeli Rosy, eski sevgilisi Frank tarafından telefonla taciz edilir. Frank hapisten kaçmıştır ve kendisini ele veren Rosy’i öç alma amaçlı öldüreceğini söyler. Üstelik evin içindeymiş gibi, kadının her hareketini görmektedir. Evde tek başına korkudan ödü patlayan kızcağız, aslında görüşmeyi kestiği eski arkadaşı Mary’i yanına çağırır. Fakat işler umduğu gibi gitmez. Tek bir mekanda geçen, kusursuz renkler, ayrıntılı mekan ve ışıklandırma oyunlarıyla tam bir Giallo örneği olan bu bölümde lezbiyen göndermeler de var.

Wurdulak:
Atıyla bir kasabaya doğru yolculuğu sırasında Kont Vladimir d’Urfé, yolda kafası kesilmiş ve sırtından bıçaklanmış bir erkek cesedi bulur. Cesedi atının terkisine atarak, yakınlarda ışığını gördüğü tekinsiz eve doğru yönlenir. Duvarda, elindeki bıçağın aynısı vardır ve bir bıçağın yeri boştur! O sırada evde bir genç adamla karşılaşır. Başından geçeni anlatınca, genç adam babasının Alibeg (herhalde Ali bey demek istiyorlar) adlı bir Türk suçlusunun izini sürdüğünü, bu bıçağın da babasına ait olduğunu belirtir. Kont’un bulduğu ceset büyük bir ihtimalle, lanetli Alibeg’e aittir. Peki babalarına ne olmuştur?

İki abi, bir kızkardeş, bir gelin ve küçük bir torundan oluşan bu aileden, Sdenka adlı sarışın dilber kızkardeş Kont’un dikkatini çeker. Geceyi o evde geçirmesinin kendisi için hayırlı olmadığı söylendiği halde, sırf bu hatun yüzünden genç Kont orada kalır. Öyle ya babaları bir canavara dönüşmemiştir herhalde!

Halbuki babaları demiştir ki; beş güne kadar mutlaka döneceğim. Beş günden daha sonra gelirsem beni içeri almayın ya da kalbime bir bıçak saplayın çünkü Wurdulak’a dönüşmüşüm demektir. Wurdulak yörenin efsanesine göre, en sevdiği kişilerin kanını emen ölüler anlamına gelmekteymiş. Bilin bakalım beş günlük süreç hangi gece yarısında bitiyor?

Geri dönen baba Gorca rolünde; filmin başında anons yapan ve izleyicileri uyaran anlatıcı rolünü de üstlenen Boris Karloff var.

Muhtemelen Doğu Avrupa ülkelerinin birinde geçen bu dönem filmi; uğursuz evler, sisli hava, kendiliğinden kapanan kapılar, terkedilmiş manastır ve uluyan köpekler gibi öğelerle süslenmiş tam bir Gotik korku filmi… Tablo gibi işlenmiş dış mekan görüntüleri, neredeyse ekrandan fırlayacak! Özellikle, pencerenin dışında “Anne üşüyorum, beni içeri al” diye inleyen küçük çocuk, dönemine göre fazla ürpertici geldi bana.

Su damlası:
Son öykü okült unsurlar taşıyan bir gerilim.
Hemşire Bayan Chester, daracık dairesinde içki içip, yağışlı hava nedeniyle ağrıyan karnını ısıtmaya çalışırken acı acı çalan telefonla gelen çağrıya, istemeye istemeye riayet eder. Ücretle hemşirelik yaptığı Kontes ölmüştür ve bakıcı kadın ölüyü hazırlamak için Chester’ı çağırmıştır. Bakıcıya göre Kontes, uzun zamandır çektiği kalp rahatsızlığı nedeniyle değil, bir seans sırasında transa geçtiği sırada, bir ruh tarafından öldürülmüştür. Medyumluk yapan Kontesin kocaman malikanesi bir çöp eve dönmüş, miyavlayan kediler etrafa doluşmuştur. Ölüyü güzel giysiler giydirerek hazırlayan hemşirenin gözüne, kontesin parmağındaki yüzük takılır. Hevesine yenik düşen genç kadın, yüzüğü çalar ve sütyenine sıkıştırıverir. Fakat bundan sonra garip olaylar gelişir. Yüzüklü parmağa dadanan sinek ve dairesinin her yerinden gelen rahatsız edici su damlama sesi, kadını paranoyak hale getirir. Yoksa bir bilinmeyen tarafından rahatsız mı edilmektedir?

Tabii ki müthiş görüntüler ve sinir bozucu detaylar filme eşlik ediyor. Neyse ki, anlatıcı rolündeki Boris Karloff’un son sahnesinde yabancılaştırma efekti kullanılıyor da, filmin korkunç havasından biraz olsun sıyrılabiliyoruz.

Wherearethevelvets

Önceki Sonraki

27

Paylaşım

Yazar: wherearethevelvets

Tüm Yazıları
17 Ocak 1978 yılında Edirne’nin Keşan ilçesinde dünyaya gözlerini açan Ali Murat Akçıl, korku ile küçük yaşlarda tanıştı. İzlediği ilk korku filmi (ki ilkokuldaydı) The Evil Dead idi. İlkokuldayken, şimdilerde çokça yararlanacağı korku filmleri ve istismar sineması örnekleri izledi. Hatta Cumartesi geceleri Yunan kanallarında yayınlanan sakıncalı ve dehşetengiz filmlere de göz atma şansı oluyordu. Ortaokul ve liseyi daha çok erotik materyallerle geçiren Wherearethevelvets nihayet üniversitede İstanbul’a yerleşti ve büyük şehrin tüm imkanlarını kullandı. Kendi gibi sinemasever sınıf arkadaşları vardı ve en sevdiği şey bir filmi başından sonuna dek saatlerce anlatmaktı. Bu nedenle beyni düzülen bir arkadaşı “neden izlediğin filmleri yazmıyorsun” dedi ve Wherearethevelvets hiç aşina olmadığı internet diyarında film anlatır oldu. Bu sayede tanıştığı Korkucu.com'da 2008’den beri yazı yazmaktadır.

Yorumlar (12 Yorum)

YORUM YAZ

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.